"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan çok çok zalim, çok çok nankör

Zekeriyya Kocalan
08 Şubat 2020, Cumartesi
Deprem, sel, tsunami, hastalıklar Allah’ın işidir. Kâinatı ve dünyayı ve içindeki sayısız varlıkları yaratması Allah’ın işi olduğu gibi. Her şey Allah’ın işidir. Allah’ın işi olmayan bir şey yoktur.

“Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. Hayy’dır, dâimâ diridir, hayatları verendir; Kayyum’dur, kâinâtın nizamını elinde bulunduran, bütün varlıkları koruyup gözeten, yöneten ve yönlendiren O’dur. Her şey, O’nun kudret ve irâdesiyle varlık ve intizâmını sürdürmektedir. O’nun kudret ve iradesi kesintisizdir; ne bir uyuklama tutar O’nu, ne de bir uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur.” 1

Dünyamız bir uçak gibi. Milyarlarca insanı taşıyor. Dünya yaratıldı ve dönmeye başladı. Yörüngesinde ve güneşin etrafında milyar yıldır dönüyor. Yoldan çıkmadı. Kaza olmadı. Çünkü onu idare eden, Müdebbiri Allah.

Dünya uçağının içinde milyarlarca yolcuların ihtiyaçları karşılanıyor. Rızıkları havada, karada, denizde. Hepsi, ama hepsi dünya yolcusu insan için yaratılıyor. Her sene, her mevsimde erzaklar yenileniyor, yeniden yaratılıyor.

Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Bütün bunları Allah yaratıyor ve idare ediyor.

“Göklerde ve yerdeki bütün canlılar ihtiyaçları için O’na yalvarır. O, kâinatın her zerresine her saniye hükmetmektedir ve her an yeni tecellîlerle yeni bir iştedir. Bu yüzden âlem dâimâ değişmekte, her an hayret ve hayranlık verici farklı yaratılışlara sahne olmaktadır. Peki, Rabb’inizin bunca nîmetlerinden hangisini inkâr edebilirsiniz?“ (Rahman Sûresi; 29-30)

Her şeyi yapan, yaratan Allah. Her şeyi de konuşturmaktadır. Dünyamızı bin bir dille konuşturuyor, dilini anlayanlar için. Her mevsim ayrı bir dille konuşturuyor. Her mevsimde her bir varlığın türünü ayrı, her bir varlığı ayrı konuşturuyor. Denizi, gökyüzünü, yer yüzünü dinle. Yağmuru, çiçeği, sineği, ineği dinle. Bunlar Allah’ın rahmet yönünü gösteren, rahmet yönünü haber, mesajını ileten konuşmalar yapıyorlar.

Yeryüzü depremle, selle ve başka şekillerde de konuşmaktadır. Bununla da Allah celâlini göstermektedir.

Zilzal Sûresi’nde şöyle buyurulur: “O gün dünya insanların neler yaptıklarını, neler yaşadıklarını hepsini, ama hepsini anlatır.” 2

Mülk Sûresi’nde de Cehennemin kendisine atılan kâfirlere öfkelendiğini ve öfkesinden çatlayacak hale geldiği anlatılmaktadır. 3

Dünya, Rabbimizi dinliyor ve buyurduğunu yerine getiriyor, konuşmasını istediklerini bize konuşuyor…Hz. Nuh’un (as) toplumunu suyla helâk ettikten sonra Allah; “Ey gökyüzü suyunu tut, ey yeryüzü suyunu kes..” buyurmasıyla hemen sular durulur. Yani yer ve gök emr-i İlâhiyi dinlemektedir… Şuuru yok, ilmi yok, iradesi yok, ama emr-i İlâhî kendisine ulaştığı zaman şuurlu gibi, ilmi var gibi, iradesi mükemmel gibi emri en güzel bir şekilde getirdiği görülmektedir…

Yine Hz. Nuh tufanıyla yeryüzü sulara gömüldüğünde, Hz. Nuh (as) gemisi azgın sularda güven içinde gidiyordu. Çünkü gemi Allah adıyla gidiyor ve Allah adıyla duruyordu.

“Onun (geminin) hareket etmesi de, durması da Allah’ın adıyladır. Bu gemi, O’nun emriyle hareket edecek ve O’nun lütuf ve yardımı sayesinde kurtulacaktır. Yoksa Allah’ın yardımı olmadan, hangi gemi bu azgın dalgalara dayanabilir? Doğrusu Rabb’im, çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” 4

Rabbimiz bal arısına: “Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü” diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır. 5 ve arı vahy edilen (ilham edilen) emri yerine getiriyor.

Hz. İbrahim (as) yakılmak üzere ateşe atılır. Yakan ateş, yakmaz hale gelir. Çünkü göklerden kendisine emir gelmiştir. Allah; “Ey ateş!” dedik, “İbrahim’e serinlik ve selâmet ol!” 6 Ateş verilen emri derhal yerine getirdi, yakmadı Hz. İbrahim’i (as). Peygamber sanki ateşten değil gül bahçesinden çıkıp geldi.

Kur’ân bize böyle ders verir. Hiçbir şey başıboş değil. Verilen emri yerine getirir… 

Depremle sadece Elazığ’lılar uyarılmadı. Elazığ’dan Türkiye’ye; Türkiye’den bütün dünyaya uyarıdır. Rabbim bir maksat, bir gaye için gönderdiği insanı uyarıyor…

Dünyayı gökyüzünde durduran, hem kendi ve hem güneşin etrafında döndüren ve bunları yaparken de bizlere hissettirmeyen, sarsmayan Allah bizden bir şey istiyor…

İnsan buna kulak vermeli, isteğini yerine getirmeli.

Ama insan çok nankör, çok zalim. İlâhî mesaja, mesajlara kulak tıkıyor… Hayvanî bir hayatı, nankörlüğü tercih ediyor… Allah da (cc) bir yerlerden uyarıyor, insanın kulağını çekiyor.

Allah (cc) uyarıyor ve diyor: “Ey insan her gün, her saat, her yeri böyle sallarsam ne olur hayatınız… Kim yeri sabit, yaşanacak, rahat edilen yer haline getirebilir. Bütün okyanusları taşacak kadar sarsıntılar yaparsam, kim durdurabilir? Gökten yağmur yağdırmasam nasıl yaşarsınız? Kim yağdırabilir.”

De ki: “Söyleyin bana: Eğer suyunuz yerin dibine çekiliverse, size kaynağından akıp duran yeni ve tatlı bir suyu kim getirebilir?” diye uyarıyor Allah. 7

Peygamber Efendimiz (asm) gelen Yahudilerin sordukları soruya, “Yarın cevap veririm” buyurdu. On gün vahiy gelmedi. Sonra gelen vahiyle [ilgili âyetten bir bölüm] uyarıldı: “Hiçbir şey hakkında, ‘Ben bu işi yarın mutlaka yapacağım!’ deme; ‘Ancak Allah izin verirse!’ yapacağım de. Çünkü Allah dilemedikçe sen hiçbir şey yapamazsın.” 8 

Peygamber Efendimiz’e (asm) İlâhî ikaz geldi. Yani Allah uyardı. Yani ”her şey benim elimde olduğu gibi, Ey Habibim sen de, ben izin vermezsem konuşamazsın, cevap veremezsin” diye uyarıldı.

Bizim için en basit görünen bir işte bile Efendimiz (asm) uyarıldı.

Dünyanın çivisi çıktığı bir zamanda, süper devletler Suriye’de, Yemen’de binlerce masum insanları katlettirdikleri bir zamanda, Çin’de Müslüman kardeşlerimiz sadece Müslüman oldukları için zulmedildiği bir zamanda, Müslümanların Müslümanlığı dillerinde kaldığı bir zamanda, Peygamberimizi (asm) bir konuşmasında inşallah demediği için uyaran Allah, aynı şekilde Peygamberimizin (asm) yanına gelen bir a’maya “dur hele“ der gibi yüzünü ekşittiği için uyaran Allah, bu kadar kötülüklere karşı uyarmaması mümkün mü?

Zelzele uyarıdır. Çin’den çıkan hastalık daha büyük ve daha dehşetli bir uyarıdır. Koskoca Çin milyonluk şehirlerini karantinaya aldı. Mikrop bütün dünyaya yayılsa ne olur. Dünyayı yaşanmaz hâle getiren zalimlere ve isyankârlara, insanlıktan çıkan insanlara, insan olun, Yaratanınızın mesajlarına kulak verin uyarısıdır.

Bunu görmek ve bilmek için doğru bakmak ve doğru okumak gerekir. Yanlış okuyanlar, okumasını bilmeyenler göremezler, bilemezler veya inkâr ederler.

Ehl-i dünyayı, yani ahireti bilmeyen veya inkâr eden insanları anlarım. Ehl-i imanın ise görmemesi ve bilmemesi anlaşılır gibi değil. Çünkü Rabbimiz Kur’ân‘la bakmayı ve okumayı öğretiyor.

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi; 255.

2- Zilzal; 3,4

3- Mülk Sûresi; 7-9.

4- Hud Sûresi; 41.

5- Nahl Sûresi; 68-69.

6- Enbiya Sûresi; 69.

7- Mülk Sûresi; 30.

8- Kehf Sûresi; 23-24.

Okunma Sayısı: 1513
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ayse ŞİMŞEK

    9.2.2020 05:00:33

    Rabbim kaleminizin gucunu ziyadesi ile artirsin. Cok dokunakli ve bereketli bir yazi. Rabbim, bizleri sirati mustekim üzere sebatla yol alanlardan kilsin. Amin

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı