Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 18 Nisan 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Halil USLU

Mehdi Halıcı Ağabeyin vasiyeti vardı



81 yaşında aramızdan ayrılan ve Hakka vuslat eden Avukat Dr. Mehdi Halıcı Ağabeyle tanışmamız küçük yaşlarıma dayanır. Aynı şehir, aynı mahalle ve aynı çarşıda bulunmamız ve inanç mefkûresinde mazide bir olmamız, bizi birbirimize çok yakın eylemişti. Takdir-i İlâhî böyle tecellî etmişti. Hayatı sırlarla dolu ve maceralarla yüklü nezih ve kibar bir şahsiyetti. Kitaplara sığmayacak kadar hatıralar, hadiseler hep onun mazisindeydi. Fakat bütün zor tablolara rağmen o tebessümünden hiçbir şey kaybetmezdi, sevgi dolu idi.

Düşünün! 1950 öncesi üç üniversitesi bulunan bir Türkiye’de, bir Hukuk Fakültesi öğrencisi olarak babasına yazdığı “sadakat ve sabır” mektubundan dolayı İstanbul’da tutuklanıp, Nurculuktan tutuklu babası muhterem Sabri Halıcının bulunduğu Afyon Cezaevine 1948 yıllarında gönderilir.

Bütün bunlara rağmen o, tebessümünden ve iyi niyetliliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Yalnız okulunda sekiz dersten kalıyor. Çok sevdiği Hz. Bediüzzaman’a, tahliye olacağı 48. günde bu durumu söyler ve elini öper. Koca sultan da “Evlâdım, imtihana girdiğinde bizi hatırla, duâmdasın, sınıfı geçeceksin” der ve imtihan günü, suâllerin cevabı karşısına gelir…

Kendileri ile çok hukukumuz vardı. 1966 yıllarında 163’ncü maddeden yargılandığımızda vekâlet verdiğimiz dört avukatımızdan biri o idi. Özellikle ve defalarca şahsıma hitaben “Cenazemi mutlaka sen ve arkadaşların kaldırsın” derdi.

Vaktâ ki son dönemlerde ikamet ettiği İzmir’de ağır hasta idi, bazı dönemlerde yazı ile konuşuyordu, son 20 gün ve hele son 5 gün tam sekerâtta idi. Ben düşünüyor ve vefatı olursa nasıl ulaşacağım diyordum. Sırlar âlemi!..

Tam bu arada Ege’den Kutlu Doğum ve emsâli seminer ve konferanslar için davetler aldım. Denizli, Muğla, Nazilli, Ödemiş bitti sırada İzmir-Tire vardı. Salı günü boş idi. Ödemiş’te ikamet eden, beni hiç yalnız bırakmayan İzmir eski milletvekili Mehmet Özkan Beye Pazartesi akşamı dedim ki:

“Av. Mehdi Halıcı Ağabey hasta, her an Hakka göçebilir, yarın mümkünse İzmir’e gidip ziyaret edelim, Konya’dan da bu niyet ve bu sözle çıkmıştım, can dostları biliyorlar”

“Tamam, sabah olsun bir çare düşünelim” dediler. Salı sabahı saat 8’de vakıf binasında “Ege’de Kutlu Doğum” makalemi yazarken, cep telefonum çaldı. Arayan Av. Mehdi Halıcı’nın son eşi Ayla Halıcı yengemiz idi ve Ayla hanımın ilk sözleri:

“Ağabeyinizi, Mehdi Beyi kaybettik. Cenaze namazı Beşikçioğlu Camii’nde kılınacak.”

Yaşlı gözlerle, başta İzmir’deki Hz. Bediüzzaman’ın yaşayan talebelerinden Selahaddin Akyıl Ağabeyleri, Hüseyin kardeşleri aradım. Ardından eski milletvekilimizi aradım, hayrette kaldı ve yollara düştük.

Mezkûr camiye intikal ettik. Bütün can dostu kardeşlerimiz ve oğlu doktor Hakan Halıcı, Ayla yengemiz ve aile dostları ile hep beraber namaz kılarak, onu bir saatlik mesafedeki Karşıyaka - Doğançay Mezarlığı’na, ellerimizle indirdik ve Fatihalarla, Yasinlerle defnettik.

“Cenazemi mutlaka sen ve arkadaşların kaldırsın” vasiyeti bir sırr-ı azîm ve bir müthiş tevafuklar zinciri ile tahakkuk etmişti. Sonradan duyan, Bediüzzaman’ın talebeleri hep bir ağızdan “Neden bize haber vermedin ve keşke biz de o namazda bulunsaydık” dediler. 7 gün o bölgede nasıl kaldım, beni orada kim durdurdu? Salı günü neden herkese “Gidelim” dedim? Hepsi sırlar âlemi... Yaşlı gözlerle, bu muhteşem hadisâtın tesiri altındayım. O kadar acîp ki; sordum Ayla Halıcı yengemize: “Nasıl arayıp buldun beni?” Cevap çok manidar: “Bir anda aklıma, kalbime sen geldin. Mehdi Beyin telefon defterini karıştırdım, senin cebini buldum ve seni aradım, çünkü sana daima ‘Halilullah’ derdi ve sizi çok severdi..”

Merhum Mehdi Halıcı Ağabey, hayatı çok renkli ve merakâver. Fakat benim ve yakın arkadaşlarımın unutamadığı ve inkâr etmediği bir hakikat şudur: O, her zaman ve her zeminde, çağın Mevlânâ’sı Hz. Bediüzzaman’ı ve Risâle-i Nurları övmüş, sahip çıkmış ve toz kondurmamıştı. Nitekim son günlerinde bir nev'î sekaratta iken başında duran yeğeni Prof. Çelebi’ye gözünü açıp demiş ki: “Bediüzzaman Said Nursî çok büyük bir insan.”

Demek, Hz. Üstad’ın himmeti nâil olmuş ki; bizler ihtiyarımızın dışında oralara sevk olunmuşuz, görev yapılmıştır inşallah.

Ruhu şâd olsun, Halıcı ailesinin başı sağ olsun.

18.04.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (11.04.2008) - Ege’de Kutlu Doğum

  (04.04.2008) - Hizmetin Körfez hızı

  (28.03.2008) - Denizli’den Konya’ya

  (21.03.2008) - Nerede “Medresetü’z-Zehra” projesi!

  (14.03.2008) - İttihad-ı İslâmı anlamak

  (07.03.2008) - Alkışlar çarşı grubuna ve Yeşilay

  (29.02.2008) - Balkan devletlerinin çıkış yolu

  (22.02.2008) - Kosova ve mazimiz

  (15.02.2008) - Tûtî kuşları

  (08.02.2008) - Deve güreşleri ve Kumluca

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri