Teknoloji çağı dediğimiz günümüzde, bilgiye ulaşmak artık çok kolaylaştı. Bu durum insanların biraz da hantallaşmasına ve hazırcılığa alışmasına sebep oldu.
Bir tıkla bilgiye ulaşabilen insan okumaktan, düşünerek iş yapmaktan ve bedenen yorulmaktan kurtuldu. Fakat tıpkı bir çocuk gibi eline aldığı cep telefonunu, tabletini bırakamaz bir alışkanlık haline getirdi ve zihnen yoruldu. Güzel bir iletişim ve haberleşme aleti olan cep telefonları, tabletler ve bilgisayarlar amacından saparak tıpkı bir oyuncağa dönüştü.
Çocuklarımızı bu aletlerin zararından (radyasyon, duruş bozukluğu ve göz yorgunluğu gibi) korumak isterken maalesef anne baba ve yetişkinler olarak bizler teknolojinin esiri olduk. Anne, çocuğunu okşayıp koklamak ve onunla şefkatle ilgilenmek yerine telefon ya da tabletini bilgisayarını tıpkı bir oyuncak gibi elinden bırakamaz hale geldi. Baba, “Oğlum, kızım dersinize çalışın!“ derken kendisi cep telefonu ile meşgul oldu. Rol model olması gereken ebeveynini böyle gören çocuk ders çalışma yerine telefon oyunlarına merak sardı ve fırsat buldukça açık ya da gizli olarak sanal oyuncağına sarıldı.
Böylece evler sessizliğe büründü, insanlar yalnızlaştı. Yemek sofrasında sohbetler unutuldu, aile bağları zayıfladı. Hatta zaman zaman aile içi münakaşalar ve sürtüşmeler dahi başladı. En acısı ise, kimse kimseyi dinlemez oldu ve ailelerde iç huzursuzluklar baş gösterdi. Gelin kaynana, baba oğul tartışmaları başladı. Herkes kendi bildiğini okuyarak sonunda kendini haklı bulup biraz daralınca hemen, isyan edercesine kalkıp oturmalar, çekip gitmeler söz konusu oldu.
İşte, yerinde kullanılınca faydalı bir alet, yerinde kullanılmayınca ömür sermayesini tüketen zararlı hale geldi. İnsanlar çocuklaştı, emziği elinden alınınca ağlayan çocuk gibi oldu. Telefonuna müdahale edileceği düşüncesinde olan fertler bir bahane ile sıcak yuvalarındaki muhabbeti terk ederek sokağı ya da tek başına yaşamayı tercih etti. Yalnızlaşan bu insanlar ev köşelerinde teknolojinin esiri olarak âdeta sanal bir hapishanede hayatlarına devam ediyorlar.
Evliler evlilikten sıkılarak, kendileri hayatta oldukları hâlde ilgisizlikleriyle yavrularını yapayalnız ve adeta öksüz durumunda bıraktılar; böylece sıcak yuvalarını dağıttılar. Saçma sapan bahanelerle ayrılığı tercih edip boşanma yolunu seçtiler.
Ne diyelim, demek ki, Z kuşağı adı verilen gençlerin imtihanı da, belki bu oyuncak teknolojidir. İçinde yaşadığımız bu durumu görünce, “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur” gerçeğini hatırlamaktan başka bir şey söyleyemiyorum. Allah sonumuzu hayreylesin!