Yetişkinler ve talebe gruplarıyla yapılan okuma programlarından önce ve sonra yapılması gereken değerlendirmeler:
* Farklı kültür, ortam ve ailelerden gelen gençlerin eğitim ve terbiyesinin daha dikkatli planlanması.
* Gençlere ev ve okullarda yeterince ilgi gösterilmemesi ve rehberlik konularının dikkate alınması.
* Her alanda şefkat ve merhametin yerinde kullanılıp su-i istimal edilmemesine dikkat edilmesi.
* Dava adamı yetiştirmek konusunda her alanda meslek ve meşreb için bir “aidiyet” duygusunun mutlaka verilmesi.
* Ailede, toplumda, özel yerlerde nasıl hareket edileceğinin öğretilmesi.
* Hem programın başında, hem de sonunda mutlaka bir değerlendirmenin yapılması.
* Günlük faaliyetlerin yazılı olarak not alınması ve kaleme dökülmesi, neşriyat açısından hem bir yazı konusu yapılması, hem de yeni potansiyel yazarlık konusuna atıfta bulunulması.
Bütün bu hizmet sahasının, konunun özüne uygun olarak, kaynağından, işin başında, tecrübelerin ışığında güzelce planlanması önemlidir. Neticede bütün bu çok değerli manevî faaliyetlerin ciddi şekilde değerlendirilip kayda geçmesi önemlidir.
Manevî hizmetlerin planlı, sistemli ve tatlı bir disiplin içinde, sürekli ve istikrarlı biçimde yürütülmesi gerektiğinin de altını çizmek istiyorum. Görülen bütün eksiklikler, boşluklar, eğitim noksanlıkları ve tecrübesizlikten doğan sebepler ile sonuçlar, sorumlu kişiler tarafından ayrıntılı biçimde değerlendirilerek gelecekteki programlara yol gösterici olmalıdır.
Bu tür programlarda yetişkinlerdeki ülfet ve doyumluluk hâli ile gençlerdeki bilgi ve eğitim noksanlığı, tecrübesizlik ve gençlikteki heyecanlı kan akışı gibi şartları dikkate alarak plan ve değerlendirmeler yapmak gerekir.
Hangi grupta olursa olsun, mevcut olumsuzluk ve menfiliğin hepsini onlara yükleyip “şahıs” bazlı bir yanlışa adapte olmamalıyız. Bunun ana sebebinin ve olumsuzluğunun, ülkenin büyük sancısı olan Süfyanizm eğitiminden gelen boşluğun ruhlardaki tahribatının acı sonuçları olduğunu tespit etmemiz önemlidir. Bunu evlerimizde ve hizmet merkezlerimizde telâfi etmeliyiz.
Her şeye rağmen özellikle çocuklarımıza, torunlarımıza, dost ve akraba olan bütün gençlere hizmet eden sorumlular olarak, gençlerin ailelerine ulaşıp irtibatı sağlamalı; bütün olumsuzlukları Kur’ân, Sünnet ve Risale-i Nur’daki ulvî hakikatlerle giderecek yollara yönelip çare ve çözüm üretmek zorundayız.
Harcanan bunca zaman, enerji ve maddî giderler kumistana gidip heba olmamalı. Şahs-ı manevînin dua ve desteğiyle müsbeti bulmak zorunda ve mecburiyetindeyiz.
Elli altı senelik eğitim hayatım, elli iki seneden beri katıldığım “Risale-i Nur okuma programları,” emekli olduktan sonraki otuz iki senelik yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim ile elde ettiğim tecrübeler ve katıldığım programlarda yaşayarak aldığım notlar bulunmaktadır.
Bütün bu tecrübe ve olaylar her mahal, bölge ve heyet tarafından istişare edilip değerlendirilmelidir. Notlardaki bilgilerden ileriye dönük plan ve programlarda istifade edilmelidir. Bu bilgiler istikbale ümitle bakmamıza vesile olmalıdır.