"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman Divan-ı Harb-i Örfi Mahkemesi’nde

Abdülbakî ÇİMİÇ
31 Mayıs 2021, Pazartesi
Bediüzzaman’ın Hayatı’ndan Tesbitler (101)

Bediüzzaman, Bekir Ağa Bölüğü’nde 24 gün hapishanede tutulur. Çünkü tevkif ve tahliye haberlerini veren gazetelerin târihleri dikkate alınırsa; 31 Mart Hâdisesi dolayısıyla Üstâd’ın nezâret/hapishâne ve muhâkeme süresinin tamâmı 24 gün olduğu açıkça tesbit edilebilir. Bediüzzaman Hazretleri 30 Nisan 1909’da tutuklanır, 23 Mayıs 1909’da İkinci Divan-ı Harb Mahkemesi’nden tahliye edilir. Mahkeme safahatı şöyle cereyan eder. Bediüzzaman tutuklandıktan bir süre sonra idam talebiyle Divan-ı Harbi Örfi’ye (Askerî Sıkıyönetim Mahkemesi’ne) sevk edilir. Silâhlı muhafızlar tarafından mahkemeye getirilir. Bugünkü İstanbul Üniversitesi’nin rektörlük binası, mahkeme binası olarak kullanılır. 23 Mayıs 1909’da İkinci Divan-ı Harb Mahkemesi’nden tahliye edildikten sonra 24 Mayıs 1909’da Birinci Divan-ı Harb Mahkemesi’ne sevk edilir. Bu mahkemenin başkanı Hurşit Paşa, yardımcısı da Rauf Orbay’dır. Mahkemede sorgulaması yapılırken, mahkemenin penceresinden, darağacına asılmış on beş din adamının cesedi görülüyordur. Bunun anlamı, psikolojik baskı yapmak ve gözdağı vermektir. Böyle bir psikolojik baskı ve tahakküme Bediüzzaman zerrece itibar etmez. Kahramancasına müdafaasını yapar.

Mahkemede Hurşit Paşa ile yaşananlar

Mahkeme Reisi Hurşit Paşa, “Sen de şeriat istedin mi? İşte şeriatı isteyenler böyle asılırlar!” diyerek darağaçlarında idam edilenleri işaret eder. Bediüzzaman, hiçbir korku eseri göstermeden, heybetli bir şekilde, “Şeriatın bir hakîkatine, bin ruhum olsa feda etmeye hazırım! Zira şeriat, sebeb-i saadet ve adalet-i mahz ve fazilettir. Fakat ihtilâlcilerin isteyişi gibi değil.” 1 diye cevap verir. Mahkeme başkanının, “İttihad-ı Muhammediye’ye dâhil misin?” sorusuna, “Maaliftihâr! En küçük efradındanım. Fakat benim tarif ettiğim veçhile. Ve o ittihattan olmayan dinsizlerden başka kimdir? Bana gösteriniz?” 2 der. Bediüzzaman devamında: “İşte o nutku şimdi neşrediyorum. Tâ ki, meşrûtiyeti lekeden ve ehl-i şeriatı me’yusiyetten ve ehl-i asrı târih nazarında cehil ve cünundan ve hakikati evham ve şüpheden kurtarayım. İşte başlıyorum.” 3 diyerek savunmasını pervasızca yapar. İlgili bahis Divan-ı Harb-i Örfî eserinde mevcuttur. (Bakınız “Eski Said Dönemi Eserleri (Divan-ı Harb-i Örfî), 2020, s. 119, 120 ve devam eden sayfalar.)

Bediüzzaman mahkemede neler anlatır?

Bediüzzaman, duruşmada tutuklanmasına sebep olarak gördüğü hususların savunmasını, “On bir buçuk cinayet” adıyla, maddeler hâlinde müthiş bir şekilde yapar. 4 Savunmasında, millet ve memleketin birlik ve beraberliğinin sağlanması, hürriyet ve özgürlüklerin yaygınlaştırılması için yaptığı hizmetleri ifade eder. İstanbul’da kaldığı süre zarfında din, iman ve eğitim konularındaki çalışmalarından bahseder. Toplumun maddî ve mânevî anlamda kalkınmasına yönelik gayretlerini tek tek sıralar. İsyan öncesi, toplumda huzursuzluk ve kargaşa çıkarmak isteyenleri nasıl itidal ve sükûna çağırdığını hatırlatır. İsyan sırasındaki tutum ve tavrını geniş bir şekilde anlatır. Çeşitli gazetelerde yayınladığı makalelerle toplumun yanlış düşüncelerini hakka ve adalete yönlendirme çalışmalarından bahseder. 31 Mart olayının sebeplerini de inandığı şekilde maddeler hâlinde anlatır. Genel hatları ile hürriyetin yanlış anlaşılmasından doğan hataları hatırlatır. Ordu içindeki bazı askerlerin üstlerine karşı disiplinsiz davranışları ve yapılan haksız uygulamaları dile getirir. Doğru İslâmiyet’i anlatmayan gazeteler ile bazı grupların, dini kendi emellerine alet ettiklerine işaret eder. Gazetelerde yayınladığı makalelerin muhtevasına inancının devam ettiğini ve söylediklerinin arkasında olduğunu bildirir. Savunmasındaki hususları her zaman ve her yerde dile getireceğini söyledi.5

Bediüzzaman Beraat alıyor

Bediüzzaman Hazretleri 23 Mayıs 1909’da İkinci Divan-ı Harb Mahkemesi’nden tahliye edildikten sonra 24 Mayıs 1909’da Birinci Divan-ı Harb Mahkemesi’ne sevk edilir ve 25 Mayıs 1909 tarihinde bu mahkemede oy birliği ile beraatına karar verilir. Mahkeme heyetine teşekkür etmeden salondan dışarı çıkan Bediüzzaman Beyazıt’tan, Sultanahmet Meydanı’na kadar büyük bir kalabalığın önünde yürür. “Zalimler için yaşasın Cehennem! Zalimler için yaşasın Cehennem!” 6 nidâlarıyla ilerler.

Bediüzzaman’ın, 23 Mayıs 1909’da İkinci Divan-ı Harb Mahkemesi’nden tahliye kararını, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin naşir-i efkârı olan Tanin Gazetesi 24 Mayıs 1909 Pazartesi günkü sayısında: “Bediüzzaman Said-i Kürdi mukaddemen (başlangıçta) vaki olan ihbaratın zania’dan (uydurmadan) ibaret olduğu ve bilâkis mümaileyhin (kendisinin) tesis-i meşrûtiyette hidemat-ı bergüzidesi sebk eylediği (üstün ve seçkin hizmetleri geçtiği) tahakkuk eylemekle, tahliye edilmiştir.” 7 şeklinde tahliye ve beraat haberini birlikte vermektedir.

O günlerde yaşananları Bediüzzaman’ın talebeleri anlatıyor:

Muhsin Alev Anlatıyor: “Bu eski günlerin geçtiği yerleri zaman zaman gezmeyi de çok severdi. Hassaten hatırası geçen yerleri bazen birlikte gezerdik. “Yine böyle bir gezinti sırasında, eski Harbiye Nezareti olan İstanbul Üniversitesi merkez binasını gezerken, 31 Mart Olayı’nda asılanların yerlerini göstererek, anlatıyordu. Kendisini de asılanların, pencereden gözüktüğü yerde muhakeme etmişlerdi. “Yaptığı çok şahane ve celâlli müdafaadan sonra, beraat etmişti. Kendisi beraat etmekle kalmamış, birçok suçsuz insanların da tahliye edilmelerini sağlamıştı. “Bu şiddetli mahkemelerde suçsuzluğu tebeyyün etmişti. Temyizi, müdafaası ve avukatı olmayan mahkemede kararlar derhal infaz ediliyordu. Mahkemede beraat etmekle kalmamış, vuku bulan yanlışlıktan dolayı Hurşid Paşa Divan-ı Harb’de kendisinden özür dilemişti.” 8

Ali Demirel anlatıyor: “Üstadın sesi o gün çok kuvvetli çıkıyordu. Yatağın üstünde ayağa kalkarak bize 31 Mart Hâdisesi’ndeki Divan-ı Harb-i Örfi’deki mahkeme safahatından anlattı: “Mahkeme Reisi Hurşid Paşa bana, ‘Said sen de mürteciymişsin?’ diye sordu. Ben de ona, ‘Meşrûtiyet bir zümrenin istibdadı ise, bütün cin ve ins şahid olsun ki ben mürteciyim’ dedim.” 9

Dipnotlar:

1- Eski Said Dönemi Eserleri (Divan-ı Harb-i Örfî), 2013, s. 118. 

2- Eski Said Dönemi Eserleri (Divan-ı Harb-i Örfî), 2013, s. 118. 

3- Eski Said Dönemi Eserleri (Divan-ı Harb-i Örfî), 2013, s. 118. 

4- Eski Said Dönemi Eserleri (Divan-ı Harb-i Örfî), 2020, s. 119, 120… 

5- Bediüzzaman Said Nursî Seyahatnamesi, 2019, s. 106. 

6- Tarihçe-i Hayat, 2013, s. 96. 

7- Tanin Gazetesi, 24 Mayıs 1909 İstanbul; Badıllı, Mufassal Tarihçe-i Hayat, 2. Baskı, İst. 1998, 1/304-307. 

8- Son Şahitler, 4. Cild s. 307. 

9- Son Şahitler, 3. Cild s. 257.

Okunma Sayısı: 961
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Halil İbrahin KARAHAN

    31.5.2021 11:48:35

    Allah razı olsun.Tebrikler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı