"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Manevî Mi’racımız

Abdullah ŞAHİN
10 Mart 2021, Çarşamba
Peygamberimizin (asm) Kur’ân’dan sonra en büyük mu’cizelerinden birisi de, şüphesiz ki, Mi’rac mu’cizesidir.

Yüce Kur’ân bütün varlık âlemine haber verir: “Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haramdan alıp, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.” (İsrâ Sûresi: 17/1)

Peygamberimiz (asm) kendisine Kur’ân’ın gönderilmesi ve peygamberliği açısından bütün asırları ihata edip kucaklamıştır. Hz. Muhammed (asm), Mi’rac dahil, Allah’ın emriyle gösterdiği bütün mu’cizeleriyle, diğer nebi ve rasullerin (as) mu’cizelerinin birer timsalini içine alıp onları temsil eder. 

Mi’rac hadisesi Mescid-i Haram’dan başlamakla, Allah’ın (cc), kulu ve elçisi Muhammed’i (asm) Mekke’den alıp, çevresini mübarek kıldığı Mescid-i Aksa’ya ve oradan da ta Sidre-i Müntehaya ve Kab-ı Kavseyn’e uruç ettiği bir seyrü seyahatidir.

Kur’ân’ın işaret ettiği peygamber mu’cizeleriyle beşere ihsan ve teşviki yapılan fen ve hikmetlerin açılım ve tefsirini yaptığı Yirminci Söz’den hareketle, peygamber mu’cizelerindeki muhteşem sırlardan birçoğu, insanlığın maddeten ve manen çalışma ve gayreti ve ihtiyaçları ölçüsünde, zamanla ortaya çıkacaktır.

Burada hatırlanması gereken, Hz. Peygamberin (asm) şahs-ı manevisi ve mu’cizeleri açısından ve her cihetten, peygamberler dahil, bütün varlık âleminin zirvesinde yer aldığı hakikatidir.

Alman devlet adamı Prens Bismarck’ın tarihlere geçen şu sözü bunu ne güzel ifade eder:

“Ben şunu iddia ediyorum ki, Muhammed (asm) mümtaz bir kuvvettir. Destgâh-ı kudretin böyle ikinci bir vücudu imkân sahasına getirmesi ihtimalden uzaktır. Sana muasır bir vücut olamadığımdan dolayı müteessirim, ey Muhammed (asm)! Muallimi ve nâşiri olduğun bu kitap senin değildir; o Lâhutîdir. Bu kitabın Lahutî olduğunu inkâr etmek, mevzu ilimlerin butlanını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için, beşeriyet senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben, huzur-u mehabetinde kemal-i hürmetle eğilirim.”

Akılların almayacağı bir mesafe ile ifade edilebilecek bu ulvî yolculuğun bu kadar kısa bir an-ı vakitde gerçekleşmesini nasıl anlayacağız?   Bunun cevabını Bediüzzaman’ın “Mi’rac Risalesi”nden alalım: “Sâni-i Zülcelâlin san’atında, harekât nihayet derecede muhteliftir. Meselâ, savtın sür’atiyle ziya, elektrik, ruh, hayal sür’atleri ne kadar mütefavit olduğu malûm. Seyyârâtın dahi, fennen harekâtı o kadar muhteliftir ki, akıl hayrettedir. Acaba lâtif cismi, uruçta sür’atli olan ulvî ruhuna tâbi olmuş, ruh sür’atinde hareketi nasıl akla muhalif görünür?”

İnşallah, Cenneti kazanan her mü’min, imanı nispetinde, cesetleri ruhlarına tabi olarak seyahat eden halleriyle, beş yüz sene genişliğindeki Cennet ülkesini ve bunun ötesinde olan Rü’yet-i Cemaliyeyi seyr-ü seyahat ederek Mi’racın numunelerini bihakkın yaşayacaklardır...

Ne mutlu o adama ki, maddî ve manevî mi’racları kazanma ve yaşamada hissesi ziyade ola... Leyle-i Mi’racımız İslâm ve insanlık âleminde yaşadığımız sıkıntılardan kurtulmamıza ve maddî ve manevî mi’rac ve terakkimize vesile olsun inşallah...

Okunma Sayısı: 2519
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı