"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Uzayda hayat var mı?

Abdurrahman AYDIN
05 Ocak 2020, Pazar
On sekiz bin âlemi biraz daha açabilmek için önce Kur’ân-ı Kerîm’de çok zikredilen“seb’a semâvât=yedi gökler” nedir, buna bakmalıyız.

Semâyı tek uzaydan ibaret gören ve yedi ayrı sema olduğunu inkâr eden anlayışlara karşı “Yedi Sema”nın varlığını doğrulayan pek çok tevcihat yapılabilir. Çünkü Kur’ân’ın, her bir âyetiyle açtığı sofradan, muhataplarının her birinin, seviyesi nispetinde hisse alması murat edilmiştir. O yüzden “Âyât-ı Kur’âniye, her tabakanın fehmini tatmin edecek surette, ayrı ayrı ve müteaddit manaları zımnen ve işareten bulunduracaktır.” Hatta bazen de mümaşat edecektir. 1 Ancak Üstad-ı ilm-i Kur’ân Hz. Peygamberdir. (asm) Kur’ân’ın manalarına hissedarlıkta kimsenin onu geçmesi mümkün değildir. Sünnete müstağnî, mealci müctehidlerin (!) kulakları çınlasın! Bilsinler ki “Rasûlü Ekrem’in  (asm) bir âyette mazhar olduğu feyz-i İlâhî, belki bir peygamberin umum feyzi kadar olabilir.” 2

İlmin edebi olan “haddini bilmeye” bu şekilde işaret ettikten sonra şimdi yedi göklerden neler anlaşılabilir, görelim:

Birincisi: Göklere ve ecram-ı ulviyeye çıplak gözle bakıldığında, yıldız tabakaları arasında açıkça görülen farklılık, semanın taaddüdünü göstermeye kâfidir. Bu mana, bilhassa görmediğine inanmayanlara göstermek içindir.

İkincisi: Kısa nazarlı ve dar fikirli olanlar atmosferin yedi katmanını anlamışlardır.

Üçüncüsü: Kur’ân’dan ziyade kozmoğrafyaya güvenenler, o dönem için halk dilinde gezegen sayısı yedi olarak bilindiğinden yediyi tutuyor diye, yedi gezegenin yörüngelerini yedi sema kabul etmişlerdir. Sonrakiler ise dünyadan itibaren dış uzaya doğru her bir gezegenin yörüngesini bir sema sayarak Plüton’dan ötesine yedinci sema demişlerdir.

Dördüncüsü:  Bir kısım âlimler, küremize benzeyen, dâbbe türünden “zîhayata makar ve mesken” olmuş 3 yedi gezegenin daha var olduğuna, bunların hepsinde de sema mahiyetinde birer atmosfer bulunduğuna kanaat getirmişlerdir. Yani “Arzımızla arkadaşları olan hayattar (canlılığın var olduğu) küreleri ihata eden nesîmî (atmosferli) küreleri fehmetmişlerdir.” 4 (Her bir kürede bulunan bir atmosfer seması, yedi kürede yedi sema ediyor.)

Delilleri, Allah’ın gökleri yedi yaratması gibi yeri de öyle yarattığına dair âyet 5 ile yeryüzünde olduğu gibi göklerde de dâbbeyi yaymış olmasından bahseden âyettir. 6 

Buradaki “dâbbe” nedir? Bu da bir başka âyette, karnı üzere sürünen veya iki ya da dört ayakla yürüyen canlılar şeklinde örneklendirilmiş ve Allah’ın dilediğini yaratabileceği bildirilmiştir. 7 Göklerde yayılmış olan dabbelerle yeryüzündeki insanların buluşması mümkün olacak mıdır? Âyetin devamındaki cevap şudur: “O (Allah) dilediğinde onları bir araya getirmeye muktedirdir.” O yüzden eskiden beri müfessirler bu üçüncü yorumu benimsemişlerdir. Meselâ İmam Nesefî (ö. 1310): “Göklerde de insanın yerde yürüdüğü gibi yürüyen hayvanların yaratılmış olması ihtimalden uzak değildir” demiştir. 8 Üstad ise daha açık ifadeler kullanarak atmosferli, hayattar ve canlılarla iskân edilmiş yedi kürenin daha var olduğunu fehmetmiş ve bu mananın “başka nokta-ı nazarda ehemmiyetli” olduğundan söz etmiştir. Ama bu tevcihte, sema tabakalarından ziyade yedi arzın atmosferleri bahis konusu olduğu için zikredip geçmiştir.

Beşincisi: Güneş sistemi gibi yedi güneş sisteminin daha var olduğunu anlamak da yukarıdaki gibi mümkündür.

Buraya kadarki izahlarda görüldüğü üzere semâvâtın taaddüdüyle ilgili birçok çıkarım mümkün ve doğrudur. 

Peki, bu tevcihatlardan bazısında şâyet sema adedi yediden fazla bir sayı olarak karşımıza çıkarsa bu durumda çıkardığımız mananın yanlışlığına ve âyette böyle bir mananın murat edilmediğine mi hükmederiz? Hayır. Zira “Yedi, yetmiş, yedi yüz gibi tabirat, üslûb-u Arabîde kesreti ifade eder” biliriz. Ancak yediden fazla çıkan sonuçlarda, özellikle kastedilen manayı değil, yan bir manayı bulduğumuzu fark etmeliyiz. Çünkü semâvât ile kastedilen asıl sema sayısı yedidir. “Muhbir-i Sâdık, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan lisanıyla yedidir, der. Elbette yedidir.” 9

Altıncısı: Görüldüğü üzere konu, sema tabakaları gibi gittikçe genişlediğinden “daha geniş fikirli bir tabaka-i beşeriye” yedi semadan ne anlamış, meraklılarla ona da gelecek yazımızda bakalım inşallah.

Dipnotlar:

1- 12. Lem’a, 2. Mesele.

2- 24. Söz, 3. Dal, 10. Asıl.

3- 12. Lem’a, 1. Mesele.

4- İ. İ’caz, Bakara, 29, 3. Mesele.

5- Talak 65/12.

6- Şûrâ 42/29.

7- Nûr 24/45.

8- Nesefî, Medarikü’t-Tenzîl, Şûrâ 42/29 Tefsiri.

9- 12. Lem’a, 2. Mesele.

Okunma Sayısı: 1758
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Tam

    5.1.2020 15:20:24

    Arapca'da yedi, yetmis, yediyüz , Türkce'de onlarca, yüzlerce, binlerce milyonlarca cokluk icin kullanilir. Bu artik her Risale okuyan, dinleyenin bildigi basit bir hususdur lakin hergün yeni katilan nesillerin ilk kez duyup okuduklari bir husus oldugunu düsünerek hem takrir icin hem ilan icin tekrar elzemdir. 17000 Alem konusu da hem türlerin cokluguna, Esmaül Hüsnanin muhtelif kombinasyonlarla tecelli ettigi birbirinden farkli 17000 Alem olabildigi gibi daha hadsiz hazinere isaret dahi olabilir.

  • Abdülbaki Çimiç

    5.1.2020 08:36:41

    Meraka mucip konular akıl, kalb ve ruha inşirah veriyor. Rabbim feyzinizi artırsın. Merakla mütebaki yazıları bekliyoruz inşallah.

  • Cenk çalık

    5.1.2020 08:27:03

    Beri tarafından müfessirler de konuyu bazen yanlış bazende eksik anladığını görüyoruz. Üstad hazretleri de bu eksik ve yanlış anlamaların izahını net bir şekilde yaparak konuyu vuzuha kavuşturuyor. Maddeler halinde konu ile ilgili görüşleri yer vermeniz hem tarihsel sürecin anlaşılması ve hem de bu konuda fikir beyan edenlerin eksik kaldığı yerlerin teşhisi anlamında çok yerinde olmuş. Ayrıca yedi rakamından ne anlamamız gerektiğiyla alakalı izahınız da kafadaki soru işaretlerinin kalkmasına vesile olmuş. Doğru ve geniş izahatı da haftaya bırakmınız merakı da daha da celp etmeye vesile olmuştur diye düşünüyorum :) Emeğinize sağlık. Allah razı olsun sayın hocam. Baki selamlar...

  • Cenk çalık

    5.1.2020 08:26:56

    Kendimi bildim bileli hemen herkesin üzerinde konuştuğu mevzu. Uzayda hayat var mı? Varsa bizim gibi mi yoksa farklı canlılar var? Uğruna hayalgücüyle orantılı filmlerin çekildiği, kitapların yazıldığı, televizyon programlarının yapıldığı, araştırma merkezlerinin kurulmasına neden olacak kadar insanlığın merakını celp esen bir konu. Tabi kuran merkezli bakılmayınca çok vartalara düşüyor ehli dünya. Çok kere aldanıyor ve aldatıyor.

  • Ali Tam

    5.1.2020 02:20:29

    HAYAT Kainatin her tarafinda var. Hayattar olmak sadece insanlara mahsus degil, RUHLAR da hayattardir. Bizim Semamiz SAF SAF MELEKLERLE DOLUDUR. Günahkar ins ve cinningitmesine izin olmayan yerlerde NEZIHLERI PAKLARIN COKCA BULUNDUGU ve HAYATTAR olduklari gercektir ama agacin üst dallarina eli erismeyen insan Semaya bakip cehaletinden ve bunu ispatlayamayacagini bile bile hayat YOKTUR diyebiliyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı