"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bazı kurtların ve kuzuların sessizliği

Ahmet BATTAL
09 Ocak 2026, Cuma
Trump’ın Maduro operasyonu ilk değil. Son da olmayacak. ABD bu konularda hep sabıkalı, hep sabıkalı.

ABD bu konularda yalnız da değil. Operasyon çeken başka hasımları ya da rakipleri de var. Elbette Rusya ve Çin de bunların başında geliyor.  

Bu konuda tek istisna kanaatimizce Avrupa Birliği ve üyeleri. 

AB üyesi ülkeler de kendi iç dengeleri ve dış siyasetleri gereği bir yerlerde bazı “gizli” operasyonlar çekiyor olabilir.

Ama bunu açıktan yapamadıkları ortada.

AB’nin kurumsal yapısının AB’nin böyle bir operasyona alet edilmesine izin vermediği de açık. 

Bunları şuradan anlıyoruz: 

Bu türden “devrim” operasyonlarında devrilenlerin hiçbiri için onları devirenlerce gösterilen adres AB üyesi bir ülke değil. Eskiden belki öyleydi, ama yıllardır artık değil. 

Peki, Türkiye bu türden işlerin neresinde? 

Maduro Operasyonu sonrasında Türkiye Cumhuriyeti devletinin olaya sessiz kalması yadırgandı ve eleştirildi. 

İktidar yanlısı medya da ses çıkarma hususunda tam ortadan ikiye yarıldı. 

Türkiye’nin yeni tip teröristlerine yurt dışında çekmeye çalıştığı operasyonların yeri ve biçimi meselesi de bu işin bir parçası elbette.

Ama durumu bilenler devletin bu sessizliğinin sebebini de az çok biliyordu. 

ABD derin devletinin ABD medyasına servis ettiği habere göre Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham “Maduro bugün Türkiye’de olabilirdi, ama New York’ta. Kendisinden başka kimseyi suçlamasın. Trump ona bir çıkış sunmuştu. O Trump’a meydan okumayı tercih etti. Şimdi hapiste…” demiş.

Trump bu “çıkış”ı, “çıkılacak yer”e onaylatmadan sunmuş olamayacağına göre Türkiye de bir yerlerden ve bir ucundan işin içinde demektir. 

“Doğru değildir inşallah” ön kaydı ile soralım: 

Neden NATO üyesi bir başka AB ülkesi bu işin içinde değil de neden NATO üyesi bir Türkiye bu işin içinde? 

Kendisine bir çıkış sunulan ve Suriye’den Rusya’ya “çıkarılan” Esad ile ilgili operasyonu ve Esad sonrası Suriye’yi savunan bir Türkiye’nin, şimdi “Erdoğan’ın dostu Maduro”ya ve ülkesine yapılan “madara etme” işlemine karşı çıkabilmesi mümkün müdür? 

Kimin eli kimin cebinde? 

NATO bu işlerin neresinde?

Kim operasyon kuruyor ve kimler operasyon aparatı oluveriyor?

Okunma Sayısı: 972
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yusuf

    9.01.2026 13:14:07

    Avrupadan da ses çıkmadı.

  • Enes

    9.01.2026 09:44:29

    AB 2030 da fosil yakıtları kaldıracağını açıklamıştı. Şimdi bu kararlarından dolayı pişmanlar. Yani AB 10 sene sonrasını bile planlayamıyor. Şu an için atıl bir yapı olma yolunda ilerliyor.

  • S. Pelin Kurukahveci

    9.01.2026 07:16:27

    AB'nin savunduğu insan hakları ilkeleri vb zaten Gazze ile beraber ölmedi mi? Gazze'ye sesini çıkarmayan hatta destek veren bir AB ABD'nin Venezuela da yaptığı işe ses edebilir mi? Eder mi? Etse bir anlamı olur mu?

  • S. Pelin Kurukahveci

    9.01.2026 07:14:38

    AB ülkeleri olaya müdahale edecek potansiyellerini çoktan kaybetti. Hatırlayın Afrikanın ülkemsi yerlerinden dahi Fransayı kovmadılar mı? En son İngiltere Irak'ta Nuri Said Paşa hükumetini düşürmek için darbe yapmaya kalktığında eline yüzüne bulaştırmıştı. ABD devreye girdi de Buri Said Paşa devrildi. AB artık ekonomik bir potansiyelin ötesinde bir anlam ifade ediyor mu?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı