"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Muhalife itikâf neden yasak

Ahmet BATTAL
05 Mayıs 2021, Çarşamba
Ramazan’ın ikinci yarısını veya son günlerini insanlardan uzak ve Allah’a yakın olmak amacıyla camide ve uzlette geçirmek mühim bir sünnet. Kıymetli bir nafile ibadet.

Pandemi zaten neredeyse bütün dünyayı evine kilitledi. Mecburî itikâf hali sürüyor.

Ama birileri bununla yetinmiyor. İlla camide olacaklar. 

“Kendi tercihleridir” der geçerdik, ama öyle olmuyor. 

Gaziantep’te bir camide itikâfa girmek isteyen bazı dindarlar, görünüşte pandemi yasakları gerekçe gösterilerek yaka paça dışarı atılıyorlar. 

Hem de postallı bekçilerce ve biber gazı yardımıyla…

Olay cep telefonuyla kayda alınıyor ve sosyal medyada yayınlanıyor. 

Kamuoyu dalgalanıyor ve dalgalar yankılanıyor. 

Birileri diyor ki “işte AKP’nin gerçek yüzü, lebaleb kongreler ve bakandan torpilli lebaleb stad gösterileri serbest, ama camilerde ferdî ibadet bile yasak.”

Saçma bir yorum. Yapar mı bizim iktidarımız öyle şey!

Birileri diyor ki “Toplumsal olaylarda cep telefonu ile ses ve görüntü alma yasağının iktidar için ne kadar kıymetli bir yasak olduğu böylece anlaşılmış oluyor.”

Saçma bir yorum. İktidarımızın hiç mi özel hayatı olmayacak kardeşim! 

Birileri diyor ki “Yahu arkadaş, itikâfa girmek demek zaten bir süre için de olsa başkalarıyla bağı koparmak demek, başkalarıyla bağı koparacak adamın pandemide mikrobun bulaşma riskini arttırmayıp azaltacağı açık değil mi, hangi akıllı bu saçma uygulamaları yapıyor, yaptırıyor.”

Bu da saçma bir yorum. Bu muhaliflerin kendisi virüs. Bir araya gelince yayılıp çoğalmaları kaçınılmaz. Engellenmeli!

Zaten AKTROLL birileri çıkıp diyor ki “camiden kovalananlar dinî bir ibadet yapmak için değil, ibadet kılıfı altında muhalefet yapmak için oradaydılar. Çünkü onlar muhalif Furkan Vakfı’nın adamları. Yapılanlar da doğru ve gerekli.”

Bu meselede en önemli tesbit bizce bu. Yüreğimize su serpiyor. Zira doğru. 

Devletimiz onlara kural ihlâl ettikleri için değil müzmin muhalif oldukları için kapıyı göstermiştir. Camiler muhalefet yapılacak yerler değildir!

Ama bu tesbitin ardında bizce önemli başka bir şey daha var. 

Muhaliflerin itikâfa girmesini sadece iktidar yasaklıyor değil. Kader de böyle hükmetmiş. 

Zira bu dönem, dindarların şahsî nafile ibadetini ve ahiretini düşünüp itikâfa çekilip dünyadan el etek çekme ve kardeşlik hukukunu yerle bir eden güncel olayları görmezden gelme zamanı değil. 

Kader diyor ki; bu dönem, iktidardaki dindarları ikaz etme, uyarma, uyandırma, zulümden vazgeçirme zamanı. 

Kader dindarlara diyor ki içtimaî vazifenizi yapın, vazifeniz ikazdır. 

Zira bu zamanın en mühim farz ibadeti dargın mü’min kardeşlerin arasını düzeltmektir. 

Dargınların bir arada bulunması gerçek bir birlik değildir. Önce farzı yapıp fitnecileri aradan çekmek gerekir ki sonra nafile ibadetler hakkıyla ve ihlâsla yapılabilsin. 

Zaman uyuma değil uyandırma zamanı.

Okunma Sayısı: 1975
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • zeyd

    6.5.2021 06:26:44

    ahmet hocam furkan vakfı konusunda haksızlık yaptınız çünkü yeterince araştırmadınız.onlar yıllardır itikaf ibadeti yapıyor ki önemli bir sünnet ve camide yasak ta değil ,ve tamda zamanı. sizi kişilik/duruş olarak sever saygılarımı sunarım.öğrenciniz.

  • mehmet terzi

    5.5.2021 14:11:06

    Ahmet beyin tespitleri ve yazıları gerçekten müthiş, ufkumuzu ve dünyaya bakış açımızı değiştiriyor.

  • Toygar

    5.5.2021 10:26:06

    Asıl hadise, kendini ayık ve uyanık zannedenlerin "uyanması" hadisesidir. Bunun da sözle veya telkinle giderilmesi, hele şu asırda pek de mümkün görünmüyor. Elbette bunu telkin ve sözle ikaz etmek vazifedir amma, nasip olmayınca olmuyor işte. "Ben demiştim" diyor herkes, sanki aynı şeye nazar eder gibi. Halbuki herkes ayrı bir taraf bakıyor, ayrı tellerden sesler geliyor. Kimse kimseyi dinlemiyor, duymak istemiyor. Herkes kendi kuyusunda uyumak ve huzur bulmak telaşında. "Bana dokunma, dokunanın da ta Allah.." diye başlayan cümleler uçuşuyor. Hadi anlarız, ehl-i siyaset olunca beşerin böyle kelamı anormal değil fakat, ehl-i dinin böyle kelamına yürek katlanamıyor. Neticeten elde kalan tek adrese yalvarmak kalıyor: Allah'a! Bu da itikafla mı, yoksa göz yaşlarıyla yakarışların sadece kendince duyulduğu gece vakitlerindeki dualarla mı olur, bilinmez. Bu arada, ben bilmem, Rabbim bilir!

  • Oğuz Yiğiter

    5.5.2021 05:05:50

    Final cümlesine bayıldım. Tebrikler, dualar...

  • Özgür

    5.5.2021 01:15:51

    Asıl hastalık bizdensin bizden değilsin ayrımcılığıdır.Kimsenin kalbinin içini açıp bakma imkanı yok kural konuyorsa da herkese işlemeli çifte standart yadırganan bir halken bu gün kaç tane standart var sayamaz olduk

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı