Yazı serimize Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretlerinin (ks) Hazretlerinin manevî keşiflerinin izlerini takip ederek devam ediyoruz.
Hazretin gayba dair Allah’ın izni ile bildirdiği diğer bir mevzu da Mehdî’nin talebeleri ile istişare ederek hüküm vereceğini ifade etmesidir. İfade tam olarak şu şekilde: “Böylece onlarla istişare ederek Mehdî hüküm verir. Onlar ne olduğunu bilen ariflerdir!” ( Fütûhât-ı Mekkiyye, 366. Bab)
Asrımızın felaket ve helaket asrı olmasından dolayı hep kötü cümlelerle anıyoruz. Fakat bu asırdaki gibi hiçbir asırda istişare ve istişarî mekanizmalar önemli hale gelmemişti. Üstad Hazretleri de bu asrı varlığıyla değerli kılan bir Bediüzzaman olarak daha önceki İslam âlimlerinin tahşidatta bulunmadığı bir konuyu; istişare etmeyi ümmetin nazarına sunmuştur. Hatta istişareyi ilmî olarak değerlendirmiş, özünün İslamiyetten geldiğini ispat etmiş, en küçük bir hizmet meselesinden en büyük devlet meselelerine kadar her şeyin istişare ile çözülmesi gerektiğini ifade etmiştir. O kadar ki “Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslamiyedeki saadetlerinin anahtarı meşveret-i şeriyyedir.” diyebilecek kadar istişareyi önemli görmüştür.
Son olarak Üstad Hazretlerinin İbnü’l-Arabî Hazretlerini doğrulayacak tarzda müteaddit ifadeleri Risale-i Nurlar’da bulunmaktadır. Şöyle ki:
• “İş hususunda onlarla istişare et.” (Ali-İmran Suresi, 159) emriyle kardeşlerimle bir meşverete muhtacım. (Emirdağ Lahikası, 8. Mektup)
• “Bundan sonra her meselemizde emir, Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsini temsil eden has şakirtlerin ve sizlerindir. Benim de şimdi bir reyim var.” (Emirdağ Lahikası, 167. Mektup)
• “Fihristeyi taksimü’l-a’mâl tarzında mütesanit heyetinizin şahs-ı manevîsine tevdiiniz çok güzeldir. Tam ve daimî bir Üstad buldunuz. O manevî üstad, bu âciz kardeşinizden çok yüksektir; daha bana ihtiyaç bırakmıyor.” (Kastamonu Lahikası, 11. Mektup)
• “Bütün ruh u canımla hizmet-i Kur’âniye ve imaniyenizi tebrik ediyorum. Bu mektupta bir ince meseleyi meşveret suretiyle reyinizi almak için gönderdik. Münasip midir? Değilse ıslah edersiniz…” (Emirdağ Lahikası, 298. Mektup)
• “Şimdi siz, mabeyninizde münakaşasız bir meşveret ediniz. Kararınızı kabul ederim.” (13. Şua)
• “Sen nasıl dünya işlerinde hâsları tevkîl ettin, erkânların meşveretlerine bıraktın ve isabet ettin. Aynen öyle de; uhrevî ve Kur’ânî ve îmânî ve ilmî işlerinde dahi Risale i Nuru ve şâkirtlerinin şahs ı manevîlerini tevkîl eyle; o hâlis, muhlis hâsların şahs ı manevîlerisenden çok mükemmel o vazifeni kendi vazifeleriyle beraber yaparlar. Hem dâimada şimdiye kadar yapıyorlar.” (14. Şua)
Son olarak, Üstad Hazretleri istişareyi hem Allah’ın emri, hem bir şahsî ihtiyaç olarak görmüştür. Zira kendisi Fatînü’l-Asr (Asrın Dehası) mahlasına rağmen akıl akıldan üstündür prensibini uygulayarak talebeleri ile meşveret etmeyi tercih etmiştir. Hatta ve hatta talebelerini bazı işlerine vekil bırakmıştır.
Arifâne müdafaa devam edecektir.