"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Birinci Avrupa’nın ruhunu çağırma masası

Ahmet ŞAMİL
17 Haziran 2022, Cuma
Ekonomik kriz dönemleri şüphesiz insanların normalden çok daha gergin oldukları zamanlar.

Tarihte yaşanmış birçok acı olayın, karışıklığın ve haksız gerekçelerle açılan savaşların arkasında ekonomik krizler olmuştur. Bu tür dönemlerde suçlu arayışına giren topluluklarca azınlıklara karşı şiddet olayları artabilmekte ve toplumların gerginliğini silah haline dönüştüren liderler/siyasetçiler bu süreçler sonrası despotik yönetimler kurabilmektedir. Dünya tarihine göz attığımızda, Birinci Dünya Savaşı sonrası ezilen Almanya ve Nazi rejiminin yükselişi, Rus Çarlığının son dönemindeki ekonomik kriz ve kıtlık sonrası Bolşevik ihtilali, Fransız İhtilalini takip eden kargaşa, kıyım ve ekonomik kriz sonrası Napolyon’un güçlenişi ve çok eskilere gidersek Jül Sezar’ın gerileyen Roma ekonomisine kaynak bulmak için Galya topraklarına saldırısı gibi birçok örnek karşımıza çıkmakta.

Ancak İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupa’nın savaş sonrasındaki ekonomik krize verdiği tepki böyle olmamıştı. Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kuran Paris Antlaşması 18 Nisan 1951 tarihinde Fransa, Batı Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg arasında imzalandı. Böylece uluslarüstü ilkelere göre oluşturulmuş ilk uluslararası topluluk kurulmuş oldu. İngiltere bu toplulukta yer almamış ama kurulma sürecine bizzat katılmış ve bu projeye destek olmuştu (Yıllar sonra, katılmayarak “hata” yaptıklarını örtülü bir şekilde kabul edeceklerdi). Bu topluluğun amaçları arasında İkinci Dünya Savaşının getirdiği ekonomik yıkım sonrası, kömürü ve çeliği medeniyet yıkmak için değil köprü yapmak için kullanmak amacıyla bir kömür ve çelik ortak pazarı kurmak, işsizlik oranını düşürmek ve üye ülkeler arasında siyasi ve ekonomik bağları kuvvetlendirmek yer alıyordu. Kısa bir sürede bu birliğin ekonomik faydalarını gören komşu devletler üyelik için kapıya dayanmıştı. O kadar ki savaş sonrası kıtlık krizi yaşayan Avrupa kısa bir süre içinde neredeyse “gıda israfı krizi” yaşamaya başlamıştı.

Hâlbuki başta saydığımız altı üye, birliği sağlamalarından altı yıl önce insanlık tarihinde görülmemiş bir kıyım ve felakete sebep olmuş bir savaştan çıkmışlardı. Hikâyenin devamını biliyoruz. Günümüzde Avrupa Birliği adını verdiğimiz bu yapı yirmi altı üye devletten oluşuyor ve Dünya’nın en büyük üçüncü ekonomisine sahip.

Böyle bir örnek karşımızdayken elbette akıllıca olan bundan ders almak olacaktır. Nasıl oluyor da bu önce altı ve sonra yirmi altı devlet kendilerinin ayrı ayrı toplamından daha güçlü bir yapı olarak, kendi parlamentosuyla, kendi yargısıyla kendi yasalarıyla bu gemiyi yürütüyor? Bu sorunun tam cevabı elbette daha uzun bir çalışma gerektirecektir ancak bu yazıda bir önemli gördüğümüz hususa dikkat çekmek istedik. O da bu yapının kuruluşunda; kin, hınç, kızgınlık ve dargınlığın sürükleyici faktörler olmaması.1 Kendi kazdıkları çukurun içinde hapsolmuş devletlerin bu çukurlardan çıkıp bir araya gelerek kendilerini “birlikte” daha iyi hale getirme çabası. Başkalarına veya birbirlerine karşı bir misilleme veya tuzak kurarak değil, birlik olarak daha iyi duruma gelme amacı.

Bu dediklerimiz kulağınıza çok basit veya naif geliyorsa, bunun sebebi, yaşadığımız siyasi atmosferin, yıllardır; kin gütme, nefret, istibdat, samimiyetsizlik ve rövanşçılık zehirleriyle kirlenmiş olmasıdır. Önümüzde bir seçim var. Bu seçim ekonomik krizin içerisinde olacak. Bizim naçizane fikrimiz; kin, hınç, nefret ve rövanşçılık gibi hislerden arınmalıyız ve yine bu hislerden arınmış olarak Altılı Masa etrafında toplananlardan yana net bir tercih kullanmalıyız. Altı üye ile başlamış olan AB projesinin başarısı bizim için bir emsaldir.

Dipnot:

1- Sözünü ettiğimiz bu hislerin İngilizcede karşılığı tek kelime olarak “resentment”.

Okunma Sayısı: 773
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı