"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ben hürriyete gidiyorum

AHMET ZORLU
16 Şubat 2026, Pazartesi
“Ben hürriyete gidiyorum.” Bu bir kaçış değil; hakikate yöneliştir.

Bu, nefsin keyfî serbestliği değil; kulun Rabbine karşı şuurlu bir ubudiyetle ayağa kalkışıdır. Çünkü hakikî hürriyet, insanın başıboş kalması değil; Hâlık’ına kul olduğunu idrak etmesiyle başlar.

İnsan, dünyaya geldiği andan itibaren pek çok bağ ile kuşatılır. Aile, çevre, gelenek, korkular, beklentiler… Bunların bir kısmı hayatı tanzim eden hikmetli çerçevelerdir. Fakat insanın asıl imtihanı, bu çerçeveler içinde kendi iradesini nerede konumlandırdığıdır. Bir gün gelir, vicdanında bir sual yankılanır: “Ben kime kulum? Neye hizmet ediyorum?” İşte hürriyete giden yol, bu sualin ciddiyetle ele alınmasıyla başlar.

Risale-i Nur’un nazarında hürriyet, nefsin her arzusunu serbest bırakmak değildir. Bilakis, nefsin esaretinden kurtulmaktır. Çünkü insan bazen zincirlerini kırdığını zannederken, heva ve hevesine esir olur. Hakikî hürriyet; yalnız Allah’a kul olup, mahlûkata kul olmamaktır. İnsan Rabbine kul oldukça, başkalarının tahakkümünden kurtulur.

Hürriyet sorumluluk ister. İrade, bir nimettir; fakat mesuliyeti de beraberinde getirir. Seçebilmek, neticelerine katlanmayı da göze almaktır. Kul, yaptığı tercihlerden hesaba çekileceğini bildiği ölçüde hürriyetini istikamet üzere kullanır. Hesapsız bir serbestlik, hürriyet değil; gaflettir.

“Ben hürriyete gidiyorum” diyen insan, aslında nefsinin despotluğundan kurtulmaya gidiyordur. Alışkanlıkların rehavetini bırakıp, hakikatin mesuliyetine yönelmektir bu. Çünkü insanın en ağır zinciri dış baskılar değil; içindeki enaniyettir. Enaniyet kırıldıkça, kul hakikî hürriyet nefesini almaya başlar.

Hürriyet aynı zamanda kalbî bir tasfiyedir. Kin, haset, öfke ve dünya hırsı; insanı görünmez bağlarla bağlar. Affetmek, tevekkül etmek, rızaya yönelmek; kalbi hafifletir. Kul, başkalarını affederken aslında kendi kalbini serbest bırakır. Zira en ağır esaret, kalpte taşınan yüktür.

Toplumsal planda ise hürriyet, adalet ile mana bulur. Adaletin olmadığı yerde kuvvet tahakküme dönüşür. Risale-i Nur’un ifade ettiği gibi; hürriyet, şeriat dairesinde adaletle yaşanan bir serbestliktir. Başkasının hukukunu çiğnemeden yaşayabilmek; kendi hakkını savunurken başkasının hakkını muhafaza etmektir. Hakikî hürriyet, hukuk-u umumiye ile dengededir.

Bugün çoğu zaman hürriyet, sınırsızlık olarak telakki edilir. Hâlbuki sınırsızlık, insanı hevasının kölesi yapar. Hürriyet; her istediğini yapmak değil, doğru olanı tercih edebilmektir. Nefsine “hayır” diyebilmek, en büyük hürriyet tezahürüdür. Küçük bir günaha karşı direniş, büyük bir esaretten kurtuluştur.

“Ben hürriyete gidiyorum” diyen kişi, aslında kendine değil; fıtratına dönüyordur. Fıtrat ise ubudiyetle kemale erer. İnsan, kendisini yaratanı tanıdıkça; kâinatla barışır, kaderle barışır, kendisiyle barışır. Hakikî hürriyet, bu barış hâlinde başlar.

Bu yol kolay değildir. Çünkü insanın en büyük hapishanesi bazen kendi zihnidir. Vesveseler, korkular, “yapamazsın” diyen iç sesler… Fakat iman kuvvetlendikçe, bu duvarlar incelir. İman, kalbe bir cesaret verir; kul, Rabbine dayanarak yürür.

Hürriyet bir varış noktası değil; daimî bir tercihtir. Her gün yeniden yapılan bir niyettir. Kul bazen düşer, bazen gaflete kapılır; fakat tevbe ile yeniden ayağa kalkar. Çünkü hakikî hürriyet, Rabbine yönelmekten vazgeçmeyenlerin yoludur.

Ben hürriyete gidiyorum. Nefsimin zincirlerini çözmeye, enaniyetimi kırmaya, irademi istikamet üzere kullanmaya gidiyorum. Başkalarına değil; yalnız Allah’a kul olmaya gidiyorum.

Ve biliyorum ki hakikî hürriyet, insanın Rabbini tanıdığı ve kendini O’na teslim ettiği yerde başlar.

Hürriyet bir slogan değil; şuurlu bir ubudiyettir.

Ve ben o şuura talibim.

Okunma Sayısı: 1086
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Rauf Hakan

    18.02.2026 16:40:49

    Hürriyetin güzel yüzü. Kul olma bilincine ulaştıran, her mü'minin yaşamak isteyeceği durumu dile getiren, fevkalade güzel bir anlatım.

  • Mehmet Türeli

    16.02.2026 22:36:53

    Peygamberler şehrine maneviyatta zirve yapan bu memlekete hürriyetin de zirve yapmasını ve bütün ülkeye yayılmasını temenni ediyoruz. Çünki insanlar esir olmak istemediği gibi esir de olmak istemez. Rabbim ekmekten önce hürriyeti nasip etsin bize.

  • Raşit Örenel

    16.02.2026 15:42:55

    Allah razı olsun abi. "Hürriyetten kaçanların" makbul (?) görüldüğü bir devirde, hürriyete gidenlere selam olsun. Üstad vefatı için boşuna Urfayı seçememiş. Urfalı hürriyet kahramanlarına binler tebrikler.

  • Murat Cansız

    16.02.2026 15:14:48

    Kalemine sağlık abi. Bende o şuura talibim

  • Sebahattin Yaşar

    16.02.2026 14:22:20

    Tebrikler, tebrikler... Yeni Asya'nın her bir okuyucusu, aynı zamanda, hürriyet sevdalısı güçlü bir yazardır. Yazarımızın düzenli yazılarını okumak isteriz.

  • Mustafa Yaprak

    16.02.2026 14:20:35

    Tebrikler Ahmet Abim. Yazılarınızın devamını diliyor ve bekliyoruz .

  • Ömer Faruk Özaydın

    16.02.2026 14:12:34

    Tebrikler sayın Ahmet Zorlu ağabey. Hakiki hürriyeti tarif eden bu yazınız ve genel olarak yazabildiğiniz için. Daim olmak temennisiyle.

  • Hasan Güneş

    16.02.2026 12:15:44

    Allah razı olsun! Tebrikler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı