“Adaletin tevziinde adalet olmazsa zulüm görünür. Bir hatır için bin hatır kırılmaz. Şiddet ayrı, hamiyet ayrıdır. Bir hodpesend hakkı iltizam etse, çokları haksızlığa sevk eder.”
Münazarat
Bu vecize, adalet kavramının yalnızca sonuçla değil, uygulanış biçimiyle de ilgili olduğunu çarpıcı biçimde ortaya koyar. Adaletin kendisi kadar, dağıtımında gözetilen ölçü, niyet ve yöntem de hayatî önemdedir. Aksi hâlde adalet adına yapılan uygulamalar, görünüşte haklı olsa bile özünde zulme dönüşebilir.
Adaletin Tevziinde Adalet Olmazsa
Adaletin “tevzii”, yani dağıtımı; hakların kimlere, neye göre ve nasıl verildiğini ifade eder. Eğer bu süreçte tarafgirlik, keyfîlik ya da şahsi menfaatler etkili olursa, sonuç adalet değil zulüm olur. Çünkü adalet, yalnızca doğru kararı vermek değil, doğru yöntemle vermektir. Yanlı bir terazide tartılan hak, hak olmaktan çıkar.
Bir Hatır İçin Bin Hatır Kırılmaz
Bu cümle, adaletin duygusal yakınlıklara feda edilemeyeceğini vurgular. Tek bir kişinin gönlünü hoş etmek adına birçok insanın hakkının çiğnenmesi, toplum vicdanında derin yaralar açar. Adalet, şahıslara göre eğilip büküldüğünde güvenilirliğini kaybeder. Toplum düzeni ise ancak adaletin kişilerden bağımsız işlemesiyle ayakta kalabilir.
Şiddet Ayrı, Hamiyet Ayrıdır
Vecizedeki bu ayrım, özellikle güç kullanımının meşruiyetine dair önemli bir ölçü sunar. Şiddet; ölçüsüz, öfkeye dayalı ve yıkıcıdır. Hamiyet ise; hakkı koruma, adaleti savunma ve sorumluluk bilinciyle hareket etmektir. Gücü elinde bulunduranların hamiyetle değil de şiddetle hareket etmesi, adaletin ruhunu zedeler ve baskıyı meşrulaştırır.
Hodpesendlik ve Toplumsal Haksızlık
“Hodpesend” yani bencil bir kişinin hakkı kendi çıkarına göre yorumlaması, sadece bireysel bir sorun değildir; toplumsal bir adaletsizlik kaynağıdır. Böyle biri, kendi hakkını savunurken başkalarının haklarını yok sayar ve bu tutum, çok sayıda insanı haksızlığa sürükler. Adalet, ego merkezli değil, hak merkezli olmalıdır.
Sonuç
Bu vecize, adaletin yalnızca bir kavram değil, aynı zamanda bir ahlâk meselesi olduğunu hatırlatır. Adalet; niyet, yöntem ve ölçüyle birlikte anlam kazanır. Tarafsızlık bozulduğunda, hatır öne geçtiğinde, şiddet hamiyetin yerine geçtiğinde ve bencillik rehber olduğunda; adalet susar, zulüm konuşur. Sağlam bir toplum ise ancak adaletin hem özde hem usulde adil olmasıyla mümkündür.