"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Adalet ve zulüm

AHMET ZORLU
01 Şubat 2026, Pazar
Adaletin Tevziinde Adalet: Zulmün ince çizgisi üzerine bir değerlendirme

“Adaletin tevziinde adalet olmazsa zulüm görünür. Bir hatır için bin hatır kırılmaz. Şiddet ayrı, hamiyet ayrıdır. Bir hodpesend hakkı iltizam etse, çokları haksızlığa sevk eder.”

Münazarat

Bu vecize, adalet kavramının yalnızca sonuçla değil, uygulanış biçimiyle de ilgili olduğunu çarpıcı biçimde ortaya koyar. Adaletin kendisi kadar, dağıtımında gözetilen ölçü, niyet ve yöntem de hayatî önemdedir. Aksi hâlde adalet adına yapılan uygulamalar, görünüşte haklı olsa bile özünde zulme dönüşebilir.

Adaletin Tevziinde Adalet Olmazsa

Adaletin “tevzii”, yani dağıtımı; hakların kimlere, neye göre ve nasıl verildiğini ifade eder. Eğer bu süreçte tarafgirlik, keyfîlik ya da şahsi menfaatler etkili olursa, sonuç adalet değil zulüm olur. Çünkü adalet, yalnızca doğru kararı vermek değil, doğru yöntemle vermektir. Yanlı bir terazide tartılan hak, hak olmaktan çıkar.

Bir Hatır İçin Bin Hatır Kırılmaz

Bu cümle, adaletin duygusal yakınlıklara feda edilemeyeceğini vurgular. Tek bir kişinin gönlünü hoş etmek adına birçok insanın hakkının çiğnenmesi, toplum vicdanında derin yaralar açar. Adalet, şahıslara göre eğilip büküldüğünde güvenilirliğini kaybeder. Toplum düzeni ise ancak adaletin kişilerden bağımsız işlemesiyle ayakta kalabilir.

Şiddet Ayrı, Hamiyet Ayrıdır

Vecizedeki bu ayrım, özellikle güç kullanımının meşruiyetine dair önemli bir ölçü sunar. Şiddet; ölçüsüz, öfkeye dayalı ve yıkıcıdır. Hamiyet ise; hakkı koruma, adaleti savunma ve sorumluluk bilinciyle hareket etmektir. Gücü elinde bulunduranların hamiyetle değil de şiddetle hareket etmesi, adaletin ruhunu zedeler ve baskıyı meşrulaştırır.

Hodpesendlik ve Toplumsal Haksızlık

“Hodpesend” yani bencil bir kişinin hakkı kendi çıkarına göre yorumlaması, sadece bireysel bir sorun değildir; toplumsal bir adaletsizlik kaynağıdır. Böyle biri, kendi hakkını savunurken başkalarının haklarını yok sayar ve bu tutum, çok sayıda insanı haksızlığa sürükler. Adalet, ego merkezli değil, hak merkezli olmalıdır.

Sonuç

Bu vecize, adaletin yalnızca bir kavram değil, aynı zamanda bir ahlâk meselesi olduğunu hatırlatır. Adalet; niyet, yöntem ve ölçüyle birlikte anlam kazanır. Tarafsızlık bozulduğunda, hatır öne geçtiğinde, şiddet hamiyetin yerine geçtiğinde ve bencillik rehber olduğunda; adalet susar, zulüm konuşur. Sağlam bir toplum ise ancak adaletin hem özde hem usulde adil olmasıyla mümkündür.

Okunma Sayısı: 926
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HASAN DOĞAN

    2.02.2026 10:37:28

    Allah razı olsun ahmet abi Adalet ve zulüm terazisi için ben de naçizane Üstadımızın İktisad Risalesindeki:'' Aklın Mideye,Kalbin Nefse ve Ruhun da Cesede hakim olması'' durumunda anvcak bu dengenin sağlanacağını düşünmekteyim.

  • Nihat

    1.02.2026 14:13:43

    Kaleminize sağlık. Önemli bir konuyu işlemişsiniz

  • İhvan Yolcu

    1.02.2026 00:18:27

    Adaletin sadece sonuçla değil, niyet ve usulle anlam kazandığını net biçimde ortaya koyan yerinde bir değerlendirme...şahsi hatırların ve bencilliğin adaleti nasıl zulme dönüştürebileceğini güzel yazmış ahmet abi. Az sözle derin bir vicdan muhasebesi yaptırıyor. Allah razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı

En Çok Okunanlar