"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Bize bir nesl-i cedid lâzım”

Ali ATAÇ
30 Kasım 2019, Cumartesi
Kasım ayında (Kasım 2019’un ortası), Avusturya İslâm Cemaati’nin (İGGÖ) tertiplediği bir faaliyette, Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van Der Bellen’in yaptığı konuşmada, “İslâm Yasası’nın kabulünden 107 yıl sonra İslâm ve Müslümanlar, Avusturya’da ebedî yabancılar olarak görülmemelidir” ifadesini kullanmıştır. Aynı faaliyette Viyana Belediye Başkanı Michale Ludwig ise, Toplumumuzda ırkçılık, antisemitizm ve İslâm düşmanlığı gibi akımları açık bir şekilde reddediyorum.” değerlendirmesinde bulunmuştur.

24 Kasım 2019 tarihinde ise, Almanya’nın 10. Cumhurbaşkanı Christian Wullf, Almanya’nın Brühl Türk Kültür Ocağı’ında düzenlenen toplantı da Cumhurbaşkanlığı döneminde, iki Almanya’nın birleşme bayramında yaptığı tarihi konuşmayı hatırlatarak,  “Hıristiyanlık ve Yahudiliğin belirlediği değerlerimizin yanında, ‘Artık İslâm da bize aittir, parçamızdır” demiştir.  

“Kimse inancından dolayı dışlanamaz, ötekileştirilemez” diyerek Avrupa’da yaşanan 30 yıllık savaşlardan ders çıkarılması gerektiğini vurguluyor. 

Evet Almanya gibi japonya da İkinci Dünya Savaşı’nda yerle bir olan bu iki ülkeden birisidir. Ama şu anda her iki ülkede bilim ve teknolojisi, ekonomik gücüyle ve demokratik rejimleriyle dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alıyorlar ve onlarla başa baş yarışıyorlar. Halbuki ülkemiz ne Almanya ve ne de Japonya gibi İkinci Dünya Savaşı’na girmiş ve ne de onlar gibi maruz oldukları bir savaşa giripte bir felâketi yaşamamıştır. Buna rağmen hep onları geriden takip ediyoruz. Acaba nerede ve neye takılıp kalıyoruz?

Bunun muhasebesini yapmak ve sebebini araştırıp sorgulamak ve bizim de bundan kendimize göre dersler çıkarmamıza değmez mi? Bu gerçekler bize göstermektedir ki; Avrupa demokrasisiyle sağduyusu ve kamuoyu birikimiyle birleştirmiş ve marifete dönüştürmesini başarmıştır. İşte bu başarıları da onlar için zirveye çıkmaları için hep bir motive ve bir itici güç görevini yapmaktadır. Otoriter, baskıcı ve kapalı rejimlerde ise, serbest kamuoyu oluşmasının imkânı olmadığından, despot ve ideolojik cehaleti rejimlerine egemen kılmıştır. 

İşte İslâm Âlemi’nin içinde bugün kıvrandığı çıkmazlar, çelişkiler ve keşmekeşlerin pratikte hiçbir değeri ve karşılığı bulunmayan baskıcı ve otoriter ideoloji ile itikadı biribirine karıştırılmaları bunun göstergesidir. Halbuki itikad dinidir ve ideoloji felsefî yani siyasîdir. İbadet alanları siyasî telkinat yeri değil, belki dinî nasihat yerleridir. Bunun için diyanet ile siyaset alanlarının biribirinden ayrılması her zaman işin tabiatına uygundur.

Bediüzzaman Said Nursî, bütün keşmekeş ve karışıklıkları ve çelişkileri sebebi ve çaresiyle Münâzarât’ta bir paragrafla çok güzel açıklık getirmiştir.   Kendisine sorulan tarihî ve sosyolojik gerçeği şu suâl ve cevap ile şöyle işaret etmiştir:

‘Suâl: “Neden makine-i ahvâl güzelce işlemiyor?” (Yani toplumun veya kamuoyunun niçin gidişatı pek iyiye gitmiyor.)

‘Cevap: Zîrâ tecrübe, hamiyet, nûr-u kalb ve nûr-u fikri cem’ edenler, vezâife kifâyet etmezler. Bâzı ehl-i gayret ve hamiyette, meyl-i tahrip meleke olmuş; tâmire pek alışık değildir. Bâzı ehl-i tecrübe ve tâmir ise, eskisine bir derece meyil ile, istidatları pek müsâit değildir. Demek, bize bir nesl-i cedîd lâzımdır’’ 1 diyor.

Fakat paragrafın sonundaki ‘’Demek, bize bir nesl-i cedîd lâzımdır’’ cümlesi çok can alıcı bir gerçeği bünyesinde barındırmaktadır. Bu cümle de geçen ’’nesl-i cedîd,’’ yani “yeni nesil” gerçeğidir. Yeni nesilden kastedilen olsa olsa Risale-i Nur’dur ve bundan başkası olamaz.

Dipnot:

1- Münâzarât s. 88-89.

Okunma Sayısı: 643
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    30.11.2019 11:02:06

    Risale-i Nur, bin bir türlü zorluklarla, meşakatlarla zuhur etmiştir.Başta Üstadımız olarak,saff-ı evvel Nur talebeleri hayatlarını ortaya koyarak bu nur külliyatını bize kadar ulaştırmışlardır. Bu uğurda ağır bedeller ödemişlerdir. Bize düşen, bu iki cihan saadetini kazandıran, bu nurani hakikatlare,sahip çıkmak,ve kendimizde tahakkuk etmektir. Üstamızın müjdesi de bu isti kamette...Bu hakikatlar sizde tahak kuk edecektir diye istikbala dair bize bilgi veriyor. Demek en önemli vazife miz ,bu hakikatları doğru anlayıp,fiilen hayatımızda tatbik etmektir.Bu haki katlarda fani olup, bir cazibe merkezi haline gelmektir. Ve muhtaç olan in sanlara yetiştirmektir.Bu gün insanla rın yüzde doğsanı nefsine mağlup ol muş vaziyette...Bu hal de ebedi haya tımızı tehdit ediyor, mahvına çalışıyor .Bizim vazifemiz;kendinizi ve bu deh şetli musibete maruz kalan insanları korumak,bu korkunç girdaptan kurtar maya çalışmaktır...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı