"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Duygularımızı terbiye edemezsek yandık

Ali FERŞADOĞLU
02 Haziran 2020, Salı
Bu dünyaya imtihan olmaya geldik.

İmtihan sorularının bazıları “ruh / duygu, nefis terbiyesi”, eğitimi ile ilgilidir. Bir taraftan soruların cevaplarını verirken, bir taraftan laboratuvara, sahaya inip ruhumuza iman ve ibadet formasyon kazandırmalıyız.

Bunun için de bize, “cüz’î irade” denen hür irade­, yani, mesul olduğumuz hususlarda istediğimiz gibi hareket edebilme serbestisi verilmiştir.

Evet, bu dünyaya ilim ve duâ (istemek) vasıtasıyla tekemmül etmeye, mükemmelleşmeye, olgunlaşmaya, gelişmeye geldik. Mahiyet itibariyle de her şey ilme bağlıdır.

Bu, düşünce ve faaliyetlerimizde tamamen serbestiz anlamı taşır. Hangi özelliğimizi dilersek ve işletirsek, o cephemizi geliştiririz: İnsanî, melekî, hayvanî, nebatî (bitkisel) veya unsurî... 1

Gerçek insan vasfını kazanabilmemiz için insanî, ulvî ve melekî duygularımızı terbiye edip geliştirmeli, olgunlaştırmalıyız. Ruhumuzun yaşayabilmesi için bedenimize “akıl, şehvet ve gadap / savunma mekanizması” adı altında üç temel duygunun yerleştirilmiş olduğunu ve bunların da “ifrat, tefrit ve vasat” olmak üzere üç mertebesinin bulunduğunu daha önce belirtmiştik.  

An­cak, Fa­tiha Sû­re­si’n­de be­yan edi­len “sı­rat-ı müs­ta­kim” (dos­doğ­ru yol) çiz­gi­sin­de ya­ra­tı­lış ga­ye­mi­ze gö­re ru­hu­mu­zu ter­bi­ye ede­bi­li­riz. Sı­rat-ı müs­ta­kim, dü­şün­ce ve inanç­ta “iman esas­la­rı­nı,” fi­il ve uy­gu­la­ma­da “İs­lâm’ın şart­la­rı­nı,” du­y­gu ba­zın­da “yü­ce, ul­vî du­y­gu­la­rı,” ah­lâ­kî çiz­gi­yi, or­ta yo­lu ve den­ge­yi ifa­de eder.

İş­te İs­lâm li­te­ra­tü­rün­de bu eği­tim ve ter­bi­ye­nin adı, “mari­fe­tü’n-nef­s/nefis terbiyesidir. Po­tan­si­yel ha­lin­de­ki bu ka­bi­li­yet­le­ri­mi­zi eğit­mek, ter­bi­ye et­mek ve “va­sat” (or­ta, denge) çiz­gi­ye çek­mek bi­zim ira­de­mi­ze bı­ra­kıl­mış­tır. Sı­nır­sız olan bu güç­le­ri­mi­zi meş­rû çer­çe­ve­ye yer­leş­ti­rir­sek, me­lek­ler­den üs­tün bir ma­ka­ma ula­şa­bi­li­riz. Aşı­rı­lık­la­ra dü­şü­rür­sek hay­van­lar­dan da aşa­ğı dü­şe­riz. O za­man da, ya ne­ba­tî (bit­ki­sel) ve­ya be­hi­mî (hay­va­nî) özel­lik­ler ge­li­şe­ce­ğin­den in­san de­ğil, in­san su­re­tin­de, an­cak bit­ki­sel bir ha­yat sü­rer ve­ya ca­na­var hay­va­na dö­nü­şü­rüz!

İşte o zaman yandık! Koronavirüsten kurtulmaya çalışırken, nefsî, şeytanî virüslerden de korunmamız gerekir. Hem de daha fazla. Birisi kısa dünyevî hayatımızı mahveder, öbürü ebedî hayatımızı!

Ne­fis ter­bi­ye­si­nin ve du­y­gu­ eği­ti­minin me­tot­la­rın­dan bi­ri­si ri­ya­zet­tir. Ri­ya­zet; mad­dî, nef­sî ar­zu­la­rı­nı meş­rû dai­re­de kar­şı­la­ya­rak, en as­ga­rî se­vi­ye­ye in­di­rip, ge­ri pla­na itip; ru­hî, manevî, ul­vî yü­ce du­y­gu­la­rı öne çı­ka­ra­rak nef­si ter­bi­ye et­mek, per­hiz ve manevî id­man yap­mak­tır.

Bu­nu şöy­le aça­bi­li­riz: Mo­ral gü­cü­nü yük­sek tut­mak. Az ye­mek/iç­mek. Dü­zen­li ve öl­çü­lü uyu­mak. Za­manı is­raf et­me­den te­fek­kürle de­ğer­len­dir­mek. Ha­re­ket ile for­mu ko­ru­mak: Du­y­gu­la­rı­mı­zın ya­nın­da be­de­ni­mi­zi ça­lış­tır­mak da önem arz eder. Ha­re­ket­siz­lik, tem­bel­lik ise sı­kın­tı ve üzün­tü kay­na­ğı­dır. 2  

Bu da se­fa­hat ve se­fa­le­tin...

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman Said Nursî, Mektubat, s. 318. 2- Bediüzzaman, Mü­nâ­zâ­rât, s. 139.

Okunma Sayısı: 1399
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı