"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İman gücü ve iktisat

Ali FERŞADOĞLU
03 Ağustos 2019, Cumartesi
Aslında her sistem, her düşünce, her doktrinin temeli inanca dayanır. Evet, imanın ibadetle pratik hayata yansıması, dünya ve ahiret mutluluğuna vesile olduğu gibi, dünya ve ahiret işlerini tanzime de sebeptir. Yani, ferdin ve toplumun olgunlaşması, iman ve ibadetlerini düzenli olarak ifa etmesine bağlı. 1

Zira, iman, hem nur, hem kuvvettir. 2 Kuvvet güç; nur ise, feraseti gösteren projektördür. Nasıl ki, elektrik fırına nüfuz ettiğinde yemekleri pişirir; ampul de aydınlatır, herhangi bir makine veya cihaza girdiğinde onu çalıştırır. İman da manevî elektrik gibi, insan hayatının bütün safhalarına nüfuz ederek icraatını yapar. Zira, ruhumuzu, duygularımızı çalıştıran iman bizatihi ilme yönelmeyi, çalışmayı, ilerlemeyi netice veren ibadetleri ifa etmemizi sağlayan bir güç kaynağıdır. 

Elbette hakikî iman, yalnızca “İnandım, kabul ettim!” sözcüğüyle gerçekleşmez. Dudakta değil, kalbe inen iman, zihnin bütün merhalelerinden geçerek istidatlarımızı yüksek hasletlerimizi inkişaf ettirir; kabiliyetlerimizi geliştirir. 

İbadetlerimizi ifa etmemizi sağlayan, yani, namaz kıldıran, oruç tutturan, zekât verdiren de imanımızdır. Dolayısıyla, İslâm’daki iman düşüncesini kavramadan, onun ekonomik, ya da sosyal yapısını anlayabilmek mümkün değildir. 

Yüksek maddî hayat standardı, refah ve üretim ile tüketim dengesi, başta tevhîd, Kur’ân ile sair iman esaslarını anlama, özümseme, benimseme ve ihlâsla uygulanmasıyla mümkün. İman ne derece güçlüyse, ilim, teknoloji ve ekonominin gelişmişlik düzeyi de o nispettedir. 

Her türlü sosyal veya ekonomik hareketin Allah hakkındaki düşüncelerle doğrudan ilişkisi vardır. 

Zîrâ, İslâm’daki “ulûhiyet” düşüncesi, Müslüman adamın kendisine bakışına, eşyaya bakışına, kendine ve eşyaya vereceği konuma; kazanmasına, hattâ çalışma sahasına ve biçimine sınır getirecek, insanı her şey, ya da hiçbir şey olmaktan çıkaracaktır. 3

Özetle, “üretim ve tüketim” içine giren her şeyin ölçüsünü yine iman, yani, tevekkül ile ihlâsımız, ibadetlerimiz tayin eder. 

Tahkikî iman elde edildiğinde hayatın her katmanında her safhasında, her söz, fiil ve davranışta tezahür eden ve maddî manevî her noktada yükselten bir sır olur. Tevekkül, çalışmayı yaptıktan sonra sonucu Allah’tan beklemektir. Kanaat ise, yetinmek değil, çalışmanın sonucuna razı, memnun olmak ve çalışmaya devam etmektir. 

Çalışmak, Kur’ân’ın emridir. Kadere razı olmak, olaylara teenni ile, itidalle yaklaşmaktır. 

Dipnotlar:

1- İşaratü’l-İ’caz, s. 140. 

2- Sözler, s. 284. 

3- Dr. Faruk Beşer, İslâm’da Sosyal Güvenlik, s. 15. 

Okunma Sayısı: 823
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet Salih

    14.8.2019 12:33:05

    Allah razı olsun Ali hocam çok istifâdeli yazılar kaleme alıyorsunuz. Bu yazıların kitap hâli var mı? Varsa nasıl temin edebiliriz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı