"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân, kâinat ve insan sırları

Ali FERŞADOĞLU
10 Ağustos 2019, Cumartesi
İnsan, “kâinat” denen fıtrî, şeriat, tabiat ve büyük şeriat olan İslâmiyet’le örtüşür.

Yani, insan ruhu/kalbi, duyguları, organları buna göre dizayn edilmiştir. Kâinatı kim yaratmış ise, insanı da ondan süzerek onun küçük bir minyatürü olarak O yaratmıştır. 

İnsan kâinatın fihristesi, özeti, minyatürüdür. Kâinat büyük bir insandır. Yaratıcı’nın isim ve sıfatları kâinatta tecelli ettiği gibi, insanda da toplu olarak tecelli etmiş, yazılı olarak da Kur’ân’da yer almıştır. 

Kâinat ve insan, Kur’ân’ın açılımı ve tecessüm etmiş, yani şekil almış halidir. Esma-i Hüsna (Allah’ın isim ve sıfatları) ise, hem kâinata hem de insana tecelli etmiştir. Esmanın tecellisi tam yansıma değil; binler perdelerden geçtikten sonra gölgelerinin yansımaları diye düşünebiliriz. Cenab-ı Hakk’ın 70 bin perde arkasında olması bu tecelliler hakikatini ifade eder.

İnsan, Esma’ya göre dizayn edilmiştir. Esma zikrini Kur’ân’dan, duâ ve namazında esas yaparsa, o taktirde düğümler, şifreler açılır. Tıpkı, hareket, ses ve ısı sensör sistemi gibi. Merdiven başlarına konan lamba ve kapılar hareket veya sesle açılıyorsa, ruh ve bedenimizde tecelli eden Esma sırları, kâinattaki Esma sırları da açılır. 

Yani, eğer insan maddî ve manevî her bir organını Kur’ân’ın gösterdiği, yani Allah’ın emrettiği yerde kullanmakla hem Allah’a teşekkürün şubelerinden olan şükr-ü örfîyi ifa eder, yani duygu ve organların yapması gereken işleri yerine getirerir. İnsan o pencereden o âleme bakar ve o âleme tecelli eden sıfatla o âlemden tezahür eden (görünen) isme bir ayna olur. O vakit insan, ruhuyla, cismiyle görünen âlem ve gayba/metafizik âlemlere) bir özet olur ve her iki âleme tecelli eden, yansıyan insana da tecelli eder. 1

Meselâ Allah Habîr, yani her şeyden haberdardır. Bu isim insanda da akıl, kalp, göz, kulak gibi her bir duyu ve duyguda çeşitli oranlarda tecelli etmektedir. Bu isim, aynı zamanda kâinatın bütün varlıklarında çeşitli oranlarda direkt veya dolaylı olarak da tecelli etmiştir. İşte, insan ibadetiyle, “büyük insan” kâinattaki bu tecellileriyle bağlantı kurar ve gayb/metafizik âlemin birçok sırrından haberdar olabilir. 

Her duygunun kerameti (olağanüstü, harika hali) olduğu gibi, halis, (safi, kesin, kararlı, doğru, samimî, içten olan) bir niyetin dahi kerameti vardır. 2 

Dünyada var olan her nesnenin, her canlının, hareket eden her şeyin titreşimleri, neşrettiği dalgalar vardır. Titreşimler de, ses ve görüntü gibi kaybolmuyor. Bu, Cenab-ı Hakk’ın “Hafîz” (her şeyi koruyan, arşivleyen, kaydeden, muhafaza eden) sıfatının tecellisinin bir gereğidir. Meselâ bir hava zerresi, bütün sesleri, görüntüleri, dilleri, şiveleri bilecek, muhafaza edecek ve nakledecek bir kabiliyette yaratılmıştır. 3

Dipnotlar: 

1- İşârâtü’l-İcâz, s. 23. 

2- Sözler, s. 147. 

3- Mesnevî-i Nuriye, s. 114.

Okunma Sayısı: 1619
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı