"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Musîbete uğrayanlar suçunun cezasını mı çekiyor?

Ali FERŞADOĞLU
28 Ocak 2021, Perşembe
Bir kardeşimiz biribiriyle bağlantılı şu sualleri sordu:

“Üstad Risale-i Nur’a rakibane çığır açanları şiddetle ikaz ediyor ve yol açacağı zararlara dikkat çekiyor. Bugün cezalandırılanlar (hapse atılanlar vs.) ‘Zarara rızasıyla girenler...’ kapsamına girer mi? Bu gibi kişilere merhamet etmek gerekir mi?” 

Kimin “Zarara kendi rızasıyla girdiğini, kimin girmediğini” uzaktan tesbit edip kestiremeyiz. Tıpkı, bizim başımıza gelen musîbetlere başkalarının böyle bakmasını istemememiz gibi… Kader defterini açıp, inceleyip bilemeyeceğimize göre Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’nin ölçülerini esas almalı değerlendirmeli. 

Bediüzzaman’a göre, kendimiz veya başkalarının başlarına gelen bela ve musîbetlerin birkaç sebebi ve hikmeti vardır: Bir kısmı ihtar-ı Rahmânîdir…Bir kısmı keffâretü’z-zünubdur. Buna göre şöyle düşünebiliriz: Şahsen, bizim başımıza bir musîbet gelince “Hak ettim, keffaret-i zünübdür, kader adalet etti, cezamı verdi!” diyebiliriz. Başkaları için, “Allah onları imtihan ediyor, makamlarını yükseltiyor!” demeliyiz.

Hapse atılan veya başka türlü cezalandırılanlar cezalandırıldıkları mevzuda masum iseler, “zarara kendi rızasıyla girenler” kapsamına girmezler; zaten mazlumdurlar.  

Peki, ajitasyon ve algı operasyonları yapanlara ne ceza vermeli? Bunlar iddia, fikir, düşünce ise, cezaları fiilî olamaz; suçun cinsinden olmalı...  

Ayrıca, birisinin işlediği suçtan dolayı, başkalarını cezalandırmak Kur’ân’ın şu cihanşumül prensibine aykırıdır: “Velateziru vaziretun vizre uhra/Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez.” (En’âm Sûresi, 6:164; vd.)  

Elbette “Merhamete lâyık olmayanlara merhamet etmek” caiz değil. Ancak, toptancılık yapmadan, kimin lâyık olup olmadığını bir bir tesbit etmek şarttır. Aksi halde su-i zan ve adaletsizlik olur. 

Nur Talebelerinin en önemli vazifesi, Hz. Ali’nin (ra) ortaya koyduğu adalet-i mahzayı takiptir: “Küllün selâmeti için, cüz feda edilmez; cemaat için ferdin hakkı selbedilemez...” değil mi? (Bediüzzaman, Mektubat, s. 89)

Okunma Sayısı: 2506
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    28.1.2021 11:35:14

    BarekAllah ve bravo bu cevaba....., "ilim uluma tabidir", madem insaf da, kiyas ilmine (mantik), muariz gitmez.

  • Seyit Ali

    28.1.2021 10:23:16

    Bütün müminler kardeştir. Iman ile küfür ise zıttır. Üstadı yıllar yılı köse bucak hapishane hapishane dolastiranlar kufrunden imansizligindan yapıyordu. Ayni sekilde bu gün çinde minyonlarca doğu turkistanlıları hapishanelerde tutanlar veya dünyanın başka yerinde müslümanlara zulmedenler imanlarından değil inançsızlıklarından yapıyor. İşte bunların başına neler geldi yanlız biz istikametteyiz gibi bak ama bizim gibi değiller gibi düşünmekte yanlış olur. Uhuvvet ve ihlas risalesini taa ruhumuzun derinliklerine işleterek okumak gerek.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı