Üzülerek belirtelim ki, bu çağın insanları olarak her şeyi eğlenceye çevirdiğimiz gibi Ramazan’ı da eğlenceye çeviriyoruz. İbadetin heyecanı ve neşesini, magazinleştirerek farklı ve menfî noktalara çekiyoruz. İnsanları ibadete, camiye, cemaate alıştıracağımız yerde, sokağa, caddeye, etkinlik alanlarına alıştırıyoruz. İçini boşaltarak bir Ramazan takdimi yapıyoruz. 30 gün, 30 gece boyunca, konserlerle, eğlencelerle ve anlamsız şeylerle zamanı geçiriyoruz.
Her yönüyle mübarek olan Ramazan-ı Şerif'in manevî havasını özellikle yemek merasimlerine çevirerek işi çığırından çıkarıcı hal ve davranışlara dönüştürerek yanlışlıklara giriyoruz. Burada şu ayrımı kesin olarak yapmak lâzım: "Ramazan heyecanına evet, ama Ramazan eğlencesine hayır".
Allah aşkına nereye oturtacağız, Ramazan’da caz konserlerini… Bizimle, uzaktan yakından alâkası olmayan caz, opera bilmem ne konserlerini bu millete Ramazan etkinliği diye sunmak, bu milletin değer yargılarını ifsat etmekten başka bir şey değildir. Bu tarz şeylere dikkat etmek gerekir.
Halbuki hayatımızın her konusunda bizlere örnek olan Peygamber Efendimizin (asm) diğer konularda olduğu gibi yemek konusunda da bizleri ikazları açıktır: "Midelerinizi yemekle doldurmayın. Üçte biri hava, üçte biri su, üçte biri ise yemek olsun!” 1 . Efendimiz (asm) bu prensibi Ramazan’da da korudu, Sahabe’ye de korumaları konusunda teşviklerde bulunurdu.
Dipnot:
1- Tirmizî, Zühd, 47.