"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Sırat-ı müstakim” üzerinde olmak

Ali FERŞADOĞLU
17 Mayıs 2019, Cuma
Ahlâkı meleke haline gelmemiş birisinin; kendiliğinden değil; zorlanma veya herhangi bir çıkar hesabıyla cömertliği ahlâkî değil; riyâ ve çıkar eseridir.

Ahlâk, “Nefiste iyice yerleşen bir melekedir ki, fiil ve davranışlar, fikrî bir zorlamaya ihtiyaç olmadan bu meleke sayesinde kolaylıkla ortaya çıkar.” 

Okula başlayan çocuk, ancak altı ayda harfleri öğrenir, okumayı söker. Fakat, heceleyerek, ekleyerek, tekleyerek, kekeleyerek…

Zira, okuma meleke haline gelmemiştir. Okumayı meleke haline getiren, kelimenin başına bakar ve akıcı bir üslûpla okur. 

Acemi bir şoförü düşünün, ne sıkıntılar çeker, ne hatalar yapar. Sürücülüğü meleke haline getirenin eli vites koluna, ayağı frene ve debriyaja düşünmeden sür’atle gider. 

İşte ahlâk, güzel huyların, alışkanlıkların meleke haline geldiği hasletler, davranışlar bütünüdür.

Kur’ân ve Sünnet’in asrımıza bakan yorumu Risâle-i Nur; Fâtiha Sûresi’nde geçen “sırat-ı müstakîm” ahlâkının açılımını yapar. Şöyle ki: Bedenimize yerleştirilen rûhumuzun yaşayabilmesi için ona “akıl-gadap/savunma ve şehvet” denen üç temel kuvvet, yetenek, mekanizma yerleştirilmiş. Bunların, “ifrat ve tefrit” (aşırı uçlar) ve “vasat” (orta) olmak üzere üç derecesi vardır. 1

Bu duygulara yaratılışça herhangi bir sınır konmamıştır. Olumlu veya olumsuz açıdan sonsuz aşırı uçlara çıkma ve inme kabiliyetindedirler. Ancak, bunlar imân/inanç ile ahlâkî rotaya, yâni vasat/orta/dengeli çizgiye çekilebilirler “Sırat-ı müstakim” ahlâkı, Allah’ın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından sakınmaktır. 

“Sırat-ı müstakim” ahlâkı Kur’ân’a tabi olmaktır.

“Sırat-ı müstakim” ahlâkı Sünnet-i Seniyyeye ittiba etmektir.

“Sırat-ı müstakim” ahlâkı amel-i salih dairesinde hareket etmektir.

“Sırat-ı müstakim” ahlâkı bütün canlıların hak ve hürriyetlerine saygı duymaktır. 

“Sırat-ı müstakim” ahlâkı, “akıl, gadap, şehvet” gibi temel duygu ve yeteneklerin Fatiha Sûresi’nde belirtilen, hayatının bütün katmalarında “ifrat, tefritten” azade olup “vasat/dengede” tutulduğu “sırat el-müstakim” üzere harekettir. 

“Sırat-ı müstakim ahlâkı” hulk, yani yaratılışın çoğulu olarak, fıtrat kanunlarına uyum sağlamaktır.

Dipnot:

1- Bediüzzaman Said Nursî, İşaratü’l-İ’caz, s. 29.

Okunma Sayısı: 780
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı