"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yalanın açtığı yara derindir

Ali FERŞADOĞLU
26 Ekim 2020, Pazartesi
Ecnebilerin akıllarının almadığı şeylerden birisi de Müslüman çocuklarının bile -istisnalar var tabiî- yalan söylemeleridir. Bir ara ortaokul-lise seviyesindeki öğrenciler uyum programları çerçevesinde okuma programlarına gelmişlerdir. “Seneye de gidelim!” teklifine, “Asla, onlar çok yalan söylüyor!” diye itiraz etmişti.

Bugün, kimi çevrelerde, “Pembe yalan, beyaz yalan” diye de ona cevaz verilmektedir. Halbuki, yalanın tek rengi vardır: Kara, kapkara, siyah, simsiyah!  

Doğruluk için hayatını ortaya koyan Müslümanları perişan, İslâm âlemini batıran ve bitiren yalanlardır. “Bizi maddî cihette Kurun-u Vustada durduran ve tevkif eden altı tane hastalıktır, ikincisi: Sıdkın hayat-ı içtimaiye-i siyasiyede ölmesi…” (Eski Said Dönemi Eserleri, H. Şamiye, s. 237) 

Yalanın en büyük sebeplerinden birisi “istibdat ve havf (korku) damarıdır. Halbuki İslâmiyette en büyük günahlardan birisi yalan ve yalan şahitliktir. Yalanın psikolojisini ortaya koyup bu hastalığın tedavisini yapan Bediüzzaman şöyle bir değerlendirmede bulunur: 

“Hülâsa, yol ikidir: Ya sükût etmektir; çünkü söylenilen her sözün doğru olması lâzımdır. Veya sıdktır (doğrusunu söylemektir); çünkü İslâmiyetin esası, sıdktır (doğruluktur). İmanın hassası, sıdktır. Bütün kemalata isal edici, sıdktır. Ahlâk-ı âliyenin hayatı, sıdktır. Terakkiyatın mihveri sıdktır.” (Bediüzzaman, İşaratü’l-İ’caz, s. 93) 

Sual: Bir maslahata binaen kizbin caiz olduğu söylenilmektedir. Öyle midir?  

Cevap: Evet, kat’î ve zarurî bir maslahat için mesağ-ı şer’i vardır. Fakat hakikate bakılırsa, maslahat dedikleri şey batıl bir özürdür. Zira usûl-i şeriatta takarrur ettiği veçhile, mazbut ve miktarı muayyen olmayan birşey, hükümlere illet ve medar olamaz; çünkü, miktarı bir had altına alınmadığından suistimale uğrar. Maahaza, birşeyin zararı menfaatine galebe ederse, o şey mensuh ve gayr-ı muteber olur. Maslahat, o şeyi terk etmekte olur. Evet, âlemde görünen bu kadar inkılâplar ve karışıklıklar, zararın, özür telâkki edilen maslahata galebe etmesine bir şahittir. Fakat kinaye veya tariz suretiyle, yani gayr-ı sarih bir kelimeyle söylenilen yalan, kizbden sayılmaz. (Bediüzzaman, İşaratü’l-İ’caz, s. 93)

Okunma Sayısı: 1364
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    26.10.2020 05:50:30

    Merhum Özal'ın "transformasyon" sihirli kelimesinin üzerine oturttuğu iktidarının parlak dönemlerinde kullandığı bir başka etkili sloganı ; "vatandaşın beyanı esastır." sözü idi.Yıllarca bürokratik kıskaçtan bunalan halka bu söz çok cazip geldi ve birçok dönüşüm bu temelde yapıldı. Bu sihirli söz de batıya aitti ve orası için çok doğruydu. Çünki insanları, kendini istibdat sebebiyle riyaya ve yalana mecbur hissetmeyen demokratik bir ülkede, muhatabın ağzından çıkan söz doğru kabul ediliyordu. 6 yıl bir Alman firmasıyla birlikte çalışmış birisi olarak kendi müşâhedemi söylüyorum. Ama maalesef Türk işçisinin yalan söylediğini, onlar da yaşayarak gördüler. Hazin ama gerçek....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı