"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

KRAVAT (BÖLÜM-1)

Ali Serdar Beykoz
09 Şubat 2020, Pazar
Evin annesi mutfakta sabah kahvaltısı hazırlarken küçük kız içeriye girdi önce annesine sonra ablalarına baktı, annesi domates ve salatalık doğramakta kızlarına talimatlar vermekteydi;

”Yumurtalara dakika tuttunuz mu? Su kaynadıktan sonra üç dakika on saniye kaynayacak… Peyniri daha kalın doğrayın. Reçeli üst raftaki reçelliğe koyun kapaklı olan, ekmekleri daha ince kes, alt gözdeki tavayı çıkartıp onda kızartın, çayı demlediniz mi? Hah demliğe 5 kaşık atın, bir tane kesme şeker de attınız mı?” Annesinin nefes almak için durduğu an ortaya sordu;

-Babam gene ödül mü aldı?

Anne döndü kızına baktı… Evde o kadar çok ödül vardı ki ödülleri koyacak yer kalmamış bazı eski ödülleri kolileyip yüklüğe kaldırmaya başlamışlardı.

-Nereden anladın?…

-Anlamayacak ne var… Ne zaman ödül alsa fazla sevinçli olur ve hep o türküyü söyler. Ortanca kız sordu:

- Hangi türkü?

-Biberim kara kara biberim /Dibinde keklik güderim...“

-Anne farkında değilim gerçekten babam türkümü söyler?“

- Çankırı türküsü o, çok sever. Aman çocuklar bu gün babanızın ödül alma töreni var hepiniz orda olun. Tamam mı?

***

Evin babası aynada kendisine bakıyordu. Bu aldığı kaçıncı ödüldü acaba… Saymaya çalıştı işin içinden çıkamadı. Kulaklarında gazetede beraber çalıştığı bir arkadaşının sözü yankılandı, “Ben ödüle ödül demem, Ödül para olmayınca.” Gülümsedi.  Ev plaketle dolmuştu. Otuz yıllık gazeteciliğin sonucu plaketler, hatıralar, geziler, tanımış olduğu insanlar, gözünün önünde resmi geçit yaptı. İlk seyahati Süleyman Demirel’le yapmıştı. Arkasından Bülent Ecevit, Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Necmettin Erbakan... Sonra… Artık gezilere gitmiyordu... Sırasını gençlere vermişti.

Kahvaltı için seslendiklerinde mutfağa doğru yürüdü. Görünüşü mükemmel bir sofra hazırlamışlardı. Neşe ile gülerek masaya oturdu. Tabağındaki yumurtayı eline alıp soymaya başladı. Baş tarafını soyup yumurtalığa oturttu sonra kaşık ile üst tarafını aldı. Şaşırdı. Kaşıkla daha derinlerini yokladı. Yumurta katı olmuştu. Tekrar eline alıp iyice soydu tabağına koydu. Katı yumurtayı da hiç sevmezdi. 

-Kızım ben sana dakika tut demedim mi. Yumurta katı olmuş baksana…

-Tuttum anne…

-Tutsan bu yumurta bu kadar katı olmazdı..

-Yumurta dakika ile mi pişer, göz ayarı olmaz mı?..

-Benim yaşıma gelince göz ayarı olur, şimdilik dakika tutun... 

-Tecrübe konuşuyor... Sonra yumurtaya saygı duyun. O en önemli gıdadır… Bir arkadaş vardı üniversitede okurdu sabah haşlanmış yumurta, öğlen yağda yumurta, akşam domatesli yumurta yerdi.

- Baba yaa... Domatesli yumurta da ne... Menemen değil mi o?

(Haftaya devam eder)

Okunma Sayısı: 791
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı