"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Rüyanın zeyli’ne bir şerh çalışması: Haccın hikmetleri ve İttihad-ı İslâm (1)

Atilla YILMAZ
05 Aralık 2019, Perşembe
Farklı coğrafyalardan, farklı kültürlerden Hacca gelen, farklı diller kullanan İslâm kavimleri, hac ortamında birbirleriyle tanışacak, konuşacak, fikir alış verişinde bulunacaklar, kardeşlik bağları kuvvetlenecek ve birbirlerini daha yakından tanıyacaklardır. Böylece; “siyaset-i âliye-i İslâmiye ve maslahat-ı vasia-i içtimaîye” tahakkuk edecektir.

Klâsik usûlün ekseriyetle yaygın olduğu İslâm uleması içerisinde, Bediüzzaman Said Nursî, ekol itibariyle farklı bir misyon üstlenmiştir. Bunun delili ise yirminci yüzyılın ilk çeyreğinden sonra ortaya koyduğu Kur’ân tefsiri Risale-i Nur Külliyatı’nda İslâm ulemasından farklı olarak ortaya koyduğu ve uyguladığı metottur. 

Bu yönüyle de onun en önemli özelliği: Esma (Allah’ın isimleri) üzerinden yol alan, bu isimler üzerinden Kur’ân tefsiri vücuda getiren ve bu isimler üzerinden yürüyen bir âlim olmasıdır. 

Buna bağlı olarak da ikinci bir ayırıcı özelliği: Eşyanın ve olayların hikmetlerini açan ve bu kez de “kader” üzerinden yürüyen bir âlim kimliği ortaya koymasıdır. Bütün bu özellikleriyle de onda adeta kaderi açan, hikmet perdelerini aralayan bir ilmî kişilik görmekteyiz.

Onun bu yaklaşımı imanî meseleler üzerinde olduğu kadar sosyal ve siyasî meselelerde de bariz olarak görülür. Bizler de bu yazımızda Bediüzzaman Hazretleri’nin haccın önemine ve haccın terk edilmesi neticesinde ortaya çıkan tabloya ilişkin yapmış olduğu tesbitleri şerh etmeye çalışacağız. Böylece günümüzde de âlem-i İslâm içerisinde ittihadın sağlanamamasındaki problemlerin tesbit edilip çözüm bulunmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

GENEL HATLARIYLA BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDA OSMANLI DEVLETİ 

1914’te başlayıp, 11 Kasım 1918’de sona eren I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu sekiz cephede, hem kendi topraklarını hem de bütün Müslümanların halifeliği cihetiyle sair İslâm memleketlerini korumak emeliyle savaştı.

Halk arasında Seferberlik veya Harb-i Umumî adını taşıyan bu savaş, beş yıl sürdü. Beş yıl boyunca bütün cephelerde evlâtları vefat eden Osmanlı, tarihin en acı, en kanlı hatıralarını koynunda sakladı.

Beş yıl boyunca: Kafkasya, Çanakkale, Sina, Hicaz, Yemen, Irak, İran, Galiçya, Makedonya mülklerinde, cepheden cepheye koşturan vatan evlâtları yüz binlerce şehit verdiği bu savaştan yenilgi ile ayrıldı ve büyük oranda topraklarını ne yazık ki kaybetti.

Osmanlı İmparatorluğu, 30 Ekim 1918 tarihinde, Sultan Vahdeddin’in padişahlığı döneminde imzaladığı ve Trablustan Yemen’e kadar savaştığı bütün cephelerde yenilgi anlamı taşıyan Mondros Mütarekesi ile tarihe veda etti.

Mütarekenin imzalanmasından birkaç gün sonra, başta İngilizler olmak üzere Batılı devletler, Osmanlı topraklarını ve Anadolu’yu işgale başladılar. Buna karşılık, Anadolu coğrafyasının kahraman evlâtları da işgal devletlerine karşı, ayaklanmaya ve silâhlı mücadeleye başvurdular. Memleketin her bucağında işgale karşı savaş başladı.

HACCIN ÖNEM

Said Nursî’ye göre Hac: Farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde, farklı kavimlerde, farklı diller kullanan Müslüman topluluklar için bir nevi “kongre” 1 anlamı taşımaktadır.

Farklı coğrafyalardan, farklı kültürlerden Hacca gelen, farklı diller kullanan İslâm kavimleri, hac ortamında birbirleriyle tanışacak, konuşacak, fikir alış verişinde bulunacaklar, kardeşlik bağları kuvvetlenecek ve birbirlerini daha yakından tanıyacaklardır. Böylece; “siyaset-i âliye-i İslâmiye ve maslahat-ı vasia-i içtimaîye” 2 tahakkuk edecektir.

Böylesi bir araya gelme ve birliktelik İslâm’ın şartları içerisinde sadece Hac farizasında oluşabilecek bir durumdur. Şayet Hac olmasaydı veya ihmal edilirse Müslüman kavimler ve toplulukların böylesine birbirlerini tanıma fırsatı olmayacaktır. 

Hacda özellikle farklı kavimlerden Müslümanların, birbirlerini tanımalarıyla fikir birliği oluşur. Aralarındaki yardımlaşmayla yapacakları ortak girişimler gündeme gelir. İslâm’ın içtimaî, sosyal, yüce, âli siyaseti vücut bulur.

Geniş dairelerde dünya ölçeğinde dünya Müslümanlığı adına sosyal sahalarda faydalı yararlı işler ortaya çıkar. 3

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NA KADERÎ BAKIŞ  

Bediüzzaman Hazretleri I. Dünya Savaşı’na ilişkin olarak ‘Rü’yada Bir Hitabe’ adını taşıyan eserinde meseleye kaderî bir izah getirmiştir. 

Bediüzzaman Said Nursî 1335 senesinde, yakaza tabir ettiği mana âleminde, bütün asırların manevî temsilcilerinin hazır bulunduğu meclise dâvet olunduğunu ifade ettiği bir toplantıda, I. Dünya Savaşı ile ilgili kendisine sorulan: ‘Hangi fiilinizle kadere fetva verdirdiniz ki şu musîbet başınıza geldi?’ mealindeki soruya, salat (namaz), savm (oruç), zekât konularında Müslümanların gösterdiği ihmal cihetiyle bu musîbeti yaşadıklarının altını çizerek kader açısından verdiği cevapta şunları söyler:

“Yirmi dört saatten yalnız bir saati, beş namaz için Hâlık Teâlâ bizden istedi. Tembellik ettik; beş sene yirmi dört saat talim, meşakkat, tahrikle bir nevi namaz kıldırdı. Hem senede bir ay oruç için nefsimizden istedi. Nefsimize acıdık; kefareten beş sene oruç tutturdu. Ondan, kırktan yalnız biri, ihsan ettiği maldan zekât istedi. Buhl ettik (cimrilik), zulmettik, O da bizden müterakim (birikmiş) zekâtı aldı.” 4 

Görüldüğü gibi Bediüzzaman; Kaderin fetvasını yorumlarken; Müslüman toplumun, dini yaşamaktaki isteksizliğinin ve dinî ihmal etmesinin sonucunda Allah’ın, bu musîbeti topluma yaşattığının işaretlerini vermektedir.

Dipnotlar:

1- Bkz. Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, YAN, s. 336.

2- Bediüzzaman Said Nursî, Sünûhat, YAN, s. 71.

3- age, s. 71.

4- age, s. 69.

Okunma Sayısı: 755
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı