"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Her şeye bir kişinin karar vermesi yetenekleri törpüler

Caner KUTLU
20 Aralık 2018, Perşembe
Öğretmeni yenen “talebe!”: -34-

Bediüzzaman’ın “olsa olsa bir üstadlık ortaya girer” veya “dersi takdim vazifesi” diye tanımladığı eğitimdeki eşitler arasında liderlik kavramı sosyal hayatın mobilitesini sağlayan da bir unsurdur.

Sistemin gücü kişilerin problem çözme yeteneği ile ölçülür; bu yetenek de uygulama tarihi içerisinden çıkarılır. Problem çözmenin probleme müdahale biçimi ve zaman yönetimi ile çok yakın ilgisi vardır. Liderlikler problem çözme sürecini yönetmekte farklı zaman ve zeminlerde farklı kişiliklerde ortaya çıkar. 

Genelde iki usûl vardır. Biri probleme doğrudan müdahale eder ve bastırır. Aslında çözmez; bastırır ve sistemi sürekli vurgulayarak problemi ezer. Diğeri problemi müdahale ile daha da açmaktan kaçınır; zamanı kullanır, görece az müdahaleler ile önemsiz hale getirmeye çalışır. 

Problem olmaktan çıkınca sistem içine alınmış olur. Çünkü problem sisteme zaten dahildir. Kâinatta zor diye bir şey yoktur; kolaylaştırmak vardır. Zorluklar problemler biçiminde ortaya çıkarılıp çözümler vasıtasıyla kolaylığa ulaştırılmaya çalışılır.

Liderlikler ayrıca programların işleyişi ile ilgili çözümlerin sonuç aşamasını takdimde sorumludur. 

Bediüzzaman, insan fertlerinin liderlik özelliklerini “ibadet” üzerinde belirliyor:

“Cem’ sîgasıyla zikredilen (na’budu)deki zamir, üç taifeye işarettir. Birincisi: İnsanın vücudundaki bütün a’zâ ve zerrata raci’dir ki, bu itibarla şükr-ü örfîyi eda etmiş olur. 

İkincisi: Bütün ehl-i tevhidin cemaatlerine aittir. Bu cihetle şeriata itaat etmiş olur. 

Üçüncüsü: Kâinatın ihtiva ettiği mevcudata işarettir. Bu itibarla, şeriat-ı fıtriye-i kübraya tâbi’ olarak hayret ve muhabbetle kudret ve azametin arşı altında sâcid ve âbid olmuş olur.” (İşarat-ül İ’caz) Bunun insanın şahsî hayatından eğitim vasıtasıyla ahlâkî, sosyal ve siyasî liderlikleri kapsayan sonuçlarını görmek mümkündür.

Amerikalı Yazar John. C. Maxwell, liderliğin beş aşamasını tarif ederken, “Lider olmak için öncelikle pozisyon, izin, üretim, insanların gelişimi ve zirve kademelerini geçmeleri gerekir” diyor. Birinci aşamada sizi yokluktan veya mecburen takip ederler, ikinci aşamada ise istedikleri için sizi izlerler. Birinci ile ikinci aşama arasındaki en önemli fark enerjidir. Üçüncü aşamaya erişen liderlerin pozisyonlarını engel olarak kullanmadığını görürsünüz. Adeta hizmetkâr liderlik anlayışı sunarlar. Bu aşama üretimdir. 

Maxwell’e göre, dördüncü ve beşinci aşamalarda liderlik sadece umut sağlamakla kalmaz sözden daha fazlasını gösterir. Son aşamada ise eğitir ve donatır. Liderliğin ideal noktası - Bediüzzaman’ın “ben de bir ders arkadaşıyım” şeklinde ifade ettiği, Maxwell şöyle bitiriyor: “Eğer zirveye sizinle beraber başkalarının da tırmanmasına izin vermiyorsanız büyük hata ediyorsunuz.

Taylor Gatto’nun modern eğitim sistemine yaptığı eleştirileri bu bağlamda değerlendirilmelidir. 

Buna göre: Teori düzeyinde bakıldığında aslında düzen istenen yerde rekabet istenilmez. Çünkü rekabetin düzeni bozan bir yönü vardır. Ama modern eğitimde hem düzene uymaları, hem de rekabet etmeleri istenir. Numaralanmış sınıflardan alacakları ders, kendileri için o sınıf dışında başka bir yer olmadığıdır. Eğer ait olduğun sınıfın dışına çıkarsan, bir güçlü el gelir seni alır ve tekrar sınıfına yerleştirir. Ziller geçmiş ve gelecek algısını yok eder; her ders süresini bir aynılığa dönüştürür. Zil sesi, her işe kayıtsızlık ve önemsizlik bulaştırır. İşin gerçeği şu ki, bireysellik sınıflamaya dayalı bütün sistemlerin baş belâsıdır. Sınıf teorisi içine bir türlü oturmaz bireysellik.

Bediüzzaman; “Evet bahtiyar odur ki; kevser-i Kur’ânîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için, bir buz parçası nev’indeki şahsiyetini ve enaniyetini o havuz içine atıp eritendir” (Lem’alar)  diyerek sistemi işaret ederken: “Evet üç elif ittihad etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz onbir kıymet alır. Dört kerre dört ayrı ayrı olsa, onaltı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksad ve ittifak-ı vazife ile tevafuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dörtbin dörtyüz kırkdört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi.. hakikî sırr-ı ihlâs ile, onaltı fedakâr kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i maneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuat-ı tarihiye şehadet ediyor” (Lem’alar) diyerek de ittihadın “birey”lerden müteşekkil değişen liderliklerle mümkün olduğunu tarih içinde not ediyor. Modern anlayışta, her şeye bir kişinin karar vermesi, “bağımlılığı” öğretmenin yollarından biridir. Ne yapacaklarını kendilerine söylemesini beklerler. 

Böylece herhangi bir işe girişme yetenekleri törpülenir. Her şeyi “başkasından bekler” hale gelirler. Dünyadaki bütün büyük sistemler, kişinin kendisini değerlendirmesine, nefis muhasebesine büyük önem verir. Bunun yolu da kendi liderliğine ait olmaktan geçer. 

Modern eğitimdeki sürekli gözetim ise, aslında “hiç kimseye güvenilemeyeceği” dersidir. Kişi kendisine bile güvenmemelidir. O yüzden özel alan, mahremiyet ve kendisi için özel vakit planlamamalıdır. Bir toplumu merkezî kontrol altında tutmak istiyorsanız, diyor Gatto, çocukları çok yakından izlemelisiniz.

“Toplum hayatı içinde bütünüyle aktif bir rol almadan bütün bir insan olmayı başaramazsın” diyordu Aristo. Bediüzzaman da buna vurgu yapıyor. Elbette ümit vardır. Bu Anadolu toprağı “agos”lardan (Agos, Ermenice’de sabanın tohum ekilmesi için toprakta açtığı yol anlamına geliyor) beyin gücünü akıtacak, yetenekler harekete geçecek ve çözümcü liderlikler yetişecektir.

Bediüzzaman’ın söylediği de budur: “Ey evliya-i umûr! Tevfik isterseniz, kavanin-i âdetullaha tevfik-i hareket ediniz. Yoksa tevfiksizlik ile cevab-ı red alacaksınız. Zira maruf umum enbiyanın memalik-i İslâmiye ve Osmaniyeden zuhuru, kader-i İlâhînin bir işaret ve remzidir ki; bu memleket insanlarının makine-i tekemmülatının buharı diyanettir. 

Ve bu Asya ve Afrika tarlasının ve Rumeli bostanının çiçekleri, ziya-yı İslâmiyet ile neşv ü nema bulacaktır.” (Hutbe-i Şamiye)

Okunma Sayısı: 1556
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı