"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Baklava yemenin şartı var mı?

Cenk ÇALIK
16 Mayıs 2022, Pazartesi
İktisat Risalesi’nin ikinci nüktesini okuyan kişinin aklına gayri ihtiyari bazı sorular gelir. Dili, sadece kapıcı konumunda mı tutmalıyız? Baklava gibi leziz gıdaları yemenin şartları var mıdır? şeklinde uzayan soruların üçüncü nüktede cevaplarını bulmak mümkündür.

Bir ayrımla başlar üstadımız. Dili kapıcı olan insanların kimler olduğunu söyler: “Ehl-i gaflet ve ruhen terakki etmeyen ve şükür mesleğinde ileri gitmeyen insanlar…”1 Dikkat edilirse bu üç grubun nimetlerin dünyevî ve maddî yönüne odaklanan, mana cihetini ihmal eden ya da ikinci plana alan kesim olduğu anlaşılır.

Oysaki o nimetler manaya geçiş için verilmiş vesilelerdir. Bunu da ancak dili, kapıcılıktan müfettişliğe terfi ettirerek yaptırabiliriz. Bu bahtiyarlar, “ehl-i şükrün ve ehl-i hakikatin ve ehl-i kalbin…”2 olarak anlaşılır. 

Bu mukayesede dilin başka bir özelliği de nazara verilir: “Ve o kuvve-i zaikada taamlar adedince mizancıklarla nimet-i İlahiyenin envaını tartmak ve tanımak; bir şükr-ü manevî suretinde cesede, mideye haber vermektir.”3Tat tomurcuğu adı verilen ve taamların tadını alan yapılardan dilde yaklaşık 10.000 adet bulunur. Mizancıkları, tat tomurcuğu şeklinde anlayabiliriz.

Bu ilmi hakikat dilin neden müfettiş olması gerektiğini de açıklar. Kapıcı sorgulamaz. Ne derse yapar. Aksi takdirde vazifesine zıt hareket etmiş olur. Oysaki müfettiş sorgular, denetler. Biz de müfettiş gibi sorgulamalı ve bu kadar çeşitli taamların tefekkürünü, şükrünü eda etmeliyiz.

Bu izahattan sonra leziz gıda tüketiminin hangi şartlara bağlı olduğuna sıra gelir: “İsraf etmemek şartıyla ve sırf vazife-i şükraniyeyi yerine getirmek ve enva-ı niam-ı İlahiyeyi hissedip tanımak kaydı ile ve meşru olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartıyla, lezzetini takip edebilir.”4 Bu beş şartı yerine getirip dilini müfettişliğe çıkaranın leziz taamları tüketmesi caizdir.

Üstad, bunu tevatür haline gelmiş bir kıssayla izah eder. Hazret-i Gavs-ı A’zam’ın kızarmış tavuğa “Allah’ın izniyle kalk, diril!” demesiyle tavuğun dirilerek yemek kabından dışarı çıkması kerameti hatırlatılır.

Bu dersi herkes hakkıyla anlayamaz. Onun için de “İşte Hazret-i Gavs’ın bu emrinin manası şudur ki” diyerek zihinlerimiz hazırlanır: “Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese o vakit leziz şeyleri yiyebilir…”5

Hayvani ihtiyaçlarımızı azalttığımızda meleki yönümüz inkişaf eder. Bunu en iyi Ramazan ayında yaparız. Yeme-içmeyi belli bir süreliğine kesen insan, Rabbimizin Samed esmasına ayinedarlık ederek meleklere benzer.

Kalbimiz bütün hissiyatın merkezidir. Bu merkezi, her bir günah siyah noktalarla kirletir. Onun için merkezi temiz tutmalı, bilhassa yanlışlarda hemen tövbe silgisini kullanarak gerekli adımı atmalıyız.

Akılda mantık ve sorgulama vardır. Çok ve karışık yemenin sağlığa zarar vereceği, bütçeyi sarsacağı, israfa yol açacağı gibi bütün durumlarından haber verir. Midede sorgulama yoktur. Hangi gıda mideye yollanırsa yollasın sindirir. Sağlıksız, zararlı, haram olması da durumu değiştirmez. Onun için insan akıl nimetini kullanmalı, cüz-i iradesini Rabbimizin razı olmadığı tercihlerde kullanmamalı vesselâm…

Dipnotlar: 

1-2-Lem’alar,s.251; 

3-age,s.251-252; 

4-5-age,s.252

Okunma Sayısı: 2350
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ahmet

    16.5.2022 10:43:29

    Güzel bir yazı olmuş ağabey Allah razı olsun. Aklımızı midemize hakim eyleme noktasına kısa bir katkı yapmak istiyorum. Midemize aklımızı hakim eylememiz gerekiyor çünkü sindirim süreci göz önünde bulundurulduğunda ortalama 8 saatten önceki acıkmalarda ve canımız bir şey çektiğinde bu çok büyük bir ihtimalle daha önceki yeme içme alışkanlığımızla bağırsaklarımızda gelişmesine sebep olduğumuz bakteri florasından gelen açlık sinyalleridir. Ve bu bakteriler beyne açlık sinyali gönderirken duyusal değil DUYGUSAL sinir sistemini kullanır. Yani ihtiyaçtan doğan hakiki açlık hariç ,ki bu da 8 saatten önce şüphelidir, acıktığımız zaman duygularımızla hareket ederiz. Yemekle ilgili cümleler kurarken hiç sevmem, çok güzel, bayılıyorum gibi soyut kavramlar kullanmamızın altında yatan nedenlerden biri de budur.

  • Said Yüksekdağ

    16.5.2022 08:42:52

    Allah razı olsun Cenk abim. Rabbim bizleri ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olan ve lezzeti şükür için isteyen kullarından eylesin. Âmin 🤲

  • Rasim

    16.5.2022 08:19:26

    Allah razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı