"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ankara çelişkiye düşmemeli

Cevher İLHAN
29 Ekim 2019, Salı

İKRAR

Son “Soçi mutâbakatı”nda YPG militanlarının çekilmesi için verilen -150 saat, beş günlük- sürenin bugün akşam dolması beklenirken, Ankara ile Washington arasında Trump’ı “hakaret mektubu”nda Cumhurbaşkanı’na “iyi bir anlaşma yapabilirsiniz” dediği PYD/YPG’nin hâkim unsur olduğu Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) başıyla müzâkereyi Cumhurbaşkanı’na salık vermesi üzerine başlayan tartışma devam ediyor. 

İçişleri Bakanlığı’nın “en çok arananlar” listesinde bulunan, “kırmızı bülten”le aranan, başta Aktütün ve bazı karakol baskınları olmak üzere yirmi yedi terör olayının sorumlusu ve Öcalan’ın “manevi evlâdım” dediği “Mazlum Kobani” kod adlı kişiyi “general Mazlum” olarak Beyaz Saray’a dâvet edip görüşeceğini söyleyen Trump’ın teşekkürü aslında ABD’nin maksadını ele veriyor. 

Bu arada bir diğer teröristin Kongre’ye götürülerek Senato’da ve ardından Pentagon’da Amerikalı senatörlerle görüştürülüp Amerikan bayrağı önünde Türkiye’ye yönelik açıklamalar yap(tırıl)ması, Trump’ın ve ABD’nin neyin peşinde olduğunu deşifre ediyor. 

Ankara, sınırda “terör koridoru” meydana gelmesine asla müsaade etmeyeceğini açıklıyor; ama Trump’ıun “Güzel sözlerin ve cesaretin için teşekkürler General Mazlum, yakında görüşmeyi dört gözle bekliyorum” övgüsü, ABD’nin Suriye’nin “güvenli bölge” koridoru üzerinden Suriye’yi bölüp parçalama projesinin devam ettiğini gösteriyor. 

Nitekim Ortadoğu iç savaşlarında sekiz trilyon dolar harcadıklarını söyleyen Trump’ın, hâlen 40 binden fazlası YPG’li olmak üzere 70 bini aşkın muhtelif silâhlı militanın cirit attığı İsrail ve Lübnan sınırındaki petrolü Suriye devletine bırakmamak için burada asker konuşlandırdıklarını yüksünmeden söylemesi bunun ifadesi.

Keza Suriye’de asker bıraktıklarını, petrolü kontrol altına aldıklarını belirtip, Irak sınırındaki askerî üslerden birkaç dakika içinde başta Suriye topraklarının yüzde 30’unu, enerji rezervlerinin yüzde 75’ini ve su kaynaklarının yüzde 90’ını barındıran Fırat’ın doğusu olmak üzere Suriye’nin her bölgesine müdahale edebilecekleri açıklaması bir diğer açık ikrar. 

Özetle ABD ve savaş ortaklarının başta YPG olmak taşeron örgütleri kullanmaya devam edeceğini âdeta ilân ediyor. Bunun içindir ki Ankara’nın Suriye’de çözümü Washington’la görüşmek yerine öncelikle Adana, Astana ve Soçi mutâbakatı çerçevesinde Şam yönetimi ve komşu bölge ülkeleriyle görüşmesi artık vecibe haline gelmiş. Ankara’nın yeniden çelişkili politikalara düşmesi Türkiye’yi ve bölgeyi daha da vahim sıkıntılara duçar eder.

VAZİYET

“Mutabakatlar”a uyulmalı...

Suriye’de barış ve “siyasi çözüm”ün önünü tıkayan ve Türkiye’yi uluslararası alanda zora sokan bir diğer konu, baştan beri Türkiye’nin Suriye iç savaşında El Nusra gibi El Kaide’den kopma örgütlerden gelenlerin de katıldığı Suriye ordusundan ayrılanlarla teşkil edilen ve “Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)” denilen toplama gruba Ankara’nın “Suriye Milli Ordusu” ismini takıp birlikte hareket etmesi.

Hatırlanacağı üzere 50 bin kişi olduğu belirtilen ÖSO “paralı askerleri” Türkiye’deki ekonomik kriz üzerine maaşlarının TL üzerinden değil, dolar üzerinden yapılmasını için gösteri yapmışlar ve bu durum Ankara’dan tepki görmüştü.

Ancak, son “Soçi mutabakatı”yla Ankara’nın bir yandan Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini esas aldığını, Şam’la -örtülü de olsa- istihbarat kanalları ve bazı bakanlıkların görüştüğünü deklâre edip, diğer yandan meşru Suriye devletinin mevcut Suriye ordusuna karşı ÖSO’ya “Suriye Milli Ordusu” diye operasyonlarda birlikte hareketi peşinen Suriye ile işbirliğini çıkmaza sokuyor. 

Zira bu vaziyet, AKP hükûmeti tarafında güncellenen 20 Ekim 1998 tarihli “Adana mutabakatı”nda Türkiye ve Suriye’nin topraklarında birbirlerine yönelik terör örgütlerine müsaade etmemeleri, birlikte “terör örgütleri”ni belirlemeleri, “terör örgütü” olarak belirledikleri gruplarla ortak mücadele ve karşılıklı taahhüdünü berhava ediyor. Oysa “siyasi çözüm” sürecinde sağlıklı bir diyalog ve işbirliği için evvela Şam’ın “terörist örgüt” olarak gördüğü ÖSO’nun Suriye ordusunun alternatifi olarak kullanılmayıp Suriye ordusuna entegrasyonunun temini gerekiyor. 

Okunma Sayısı: 1097
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    29.10.2019 08:02:46

    Ülkemizin ve milletimiz ile İslam kardeşliğinin gereği TC.İDARECİLERİNİN MUTLAKA KOMŞU VE DİNKARDEŞİMİZ OLAN DEVLETİN İDARECİLERİ İLE GÖRÜŞMELERİDİR. Aracısız yapılması gereken bu diyaloğun sair din mensubu veya ateist idareciler eliyle yapılması hem dine,hem insanlığa hem de siyasi ahlaka sığmaz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı