"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aşı işi de algıyla yürütülüyor

Cevher İLHAN
16 Şubat 2021, Salı
Türkiye’de bütün ağırlığıyla süren salgında vatandaşlara yeterli mali desteğin yapılamamasının yanısıra yetersiz aşı tedârikiyle eksik aşılama başarısızlığı da karambola getiriliyor.

Aralık başında tumturaklı söylemlerle “50 milyon doz aşı gelecek ve ay sonunda on milyon kişi aşılanacak” denildi. Türkiye’nin on yedi aşı üretim projesinin olduğu ileri sürüldü. 

Ne var ki “iktidara ilişik medya”da “dünyada üçüncüyüz” propagandası yapılırken birçok ülkede nüfusun iki katı aşıyı teminle on milyonlarca vatandaş aşılanırken Türkiye’ye ancak beş milyona yetecek aşı gelmiş. Ve bir tek yüzde 50.6 etkisi olduğu kaydedilen “Çin aşısı”na kalınmış.

Sağlık Bakanı’nın açıklamalarına bakılırsa şimdiye kadar nüfusun yüzde 90’ı aşılanmış olacaktı.

Ancak on üç milyon aşının geldiği söylenirken, şeffaflığın olmadığı ortamda kaç paraya kaç doz aşının getirildiği, ne kadar ödendiği, Türkiye’nin ihtiyacını karşılayacak aşı miktarının ne kadarının bağlantısının ve sözleşmenin yapıldığı bilinmiyor. 

En son 100 milyondan fazla aşı için anlaşmaların tamamlandığını ifade eden Bakan’ın, “başka ülke ve firmalar nezdinde sakınca doğurduğu” gerekçesiyle “bundan sonra gelen aşı miktarı açıklanmayacak” sözleriyle ne kadar aşı geleceği bilgilerini vermekten kaçınması, aşı temini ve fiyatlarının gizlenmesi vatandaşları daha da işkillendiriyor; “neler oluyor?” diye sorduruyor. 

Belli ki talan edilen ekonomide hükûmet, çok iddialı olduğu aşıya da para ayırabilmiş değil. 

“BU GİDİŞLE AŞILAMA İKİ YIL SÜRER”

Diğer yandan “yandaş medya”da “sıra yaşlılarda”, “evde aşı başladı” manşetleriyle 83 milyonluk ülkede “aşıda bir milyonu geçtik!” garabeti sergileniyor. 

“Günde 1.5 milyon kişi aşılanacak” vaadine karşılık Bakan günlük 500 bin aşıdan bahsediyor; ancak günde 115 bin aşılama ile şimdiye kadar en az 9-10 milyon vatandaşın aşılanması gerekirken, 10 binlere düşen yavaşlamayla birinci doz aşılanların 3 milyon 834 binde kalması, gerekli aşının getirilemediği vakıasını ortaya koyarken, bu hızla aşılamanın en az iki yıl süreceği bildiriliyor.

Bu arada Avrupa’da esnafın, işletmelerinin gelirinin, işini kaybeden işçinin maaşının en az yüzde 80’inin devletçe ödenmesine karşılık Türkiye’de ciro kaybı yüzde 50’den fazla artan esnafa cirosunun yüzde 3’üyle -100 bin lira kayba üç milyon lirayla- kalınıyor. 

Bu haliyle Türkiye’de devlet salgınla mücadelede dünyada halkına en az destek veren ülke. Birçok ülke vatandaşlarına gayr-ı safi milli hasılalarının yüzde 13’ünden yüzde 19’a varan ve on milyarlarca doları bulan desteği sürdürürken, Türkiye yüzde 1.1’de kalmış. Doğrudan destek 8.5 milyarda kalmış; bunun 2.5 milyar lirası IBAN’la halktan toplanan paralardan. Ekonomistler, binlerce lira kira ödeyen esnaf ve işletmelere 500-750 lira “kira desteği”nde olduğu gibi, “yüzde üç ciro desteği”nin de yetersiz ve göz boyamadan ibâret kaldığını kaydediyorlar. 

AŞI TEDÂRİKİNDE DE YANILTMA…

Keza ilki Mart-Kasım arasında, ardından iki buçuk aydır yılın yarısı kapalı kalan lokanta, pastane, kahvehane, işletme ve küçük esnafın bütün salgın tedbirlerini almasına karşı ne zaman açılacağı bilinmiyor. Zira sadece bu yasaklar yüzünden üç-üç buçuk milyon vatandaşın işsiz kaldığı belirtiliyor.

Dolar garantili, araç, yolcu, hasta teminatlı yüzlerce milyar liralık ihaleler siyasi iktidara yakın şirketlere peşkeş çekilir ve geçen sene bir tek dış borç faizlerine 150 milyar lira ödenirken, siyasi iktidar esnafa 20 milyar dolar ver(e)miyor.

Baştan beri iki-üç haftalık “tam kapanma” uyarılarını reddeden siyasi iktidar, tıpkı Haziran’da Avrupa ile birlikte “normalleşiyoruz” diye turizm için plâjları, eğlence mekânlarını doldurup taşırarak salgına pik yaptırmıştı; en son sömestre tatilinde tatilcileri kayak merkezlerine, otellere yığdı, şimdi de yaz turizmi için otellerin, sahilleri açma hazırlıkları yapıyor. 

Neticede, “tek kişilik yönetim” muammalı aşı işinde de başarısız. Salgınla mücadeledeki bu tutarsız, çelişkili, öngörüsüz politikaların bedelini on binlerin hastalanmasıyla, ayda dört bin - dört bin beş yüz insanımızın vefatıyla ödüyoruz. Ve bütün dünyada vaka sayısının yüzde üçündeki vefata mukabil, Türkiye’de hâlâ vefatları yüzde 1.1, 90 bini bulan salgında ölümleri 27 binlerde gösterme yanıltması devam ediyor.

Bundandır ki aşıda da uyduruk “başarı hikâyesi” propagandası uğruna bir oyalama taktiği güdülüyor. Suni - sahte gündemlerle ülkenin temel sorunları halının altına süpürüldüğü gibi, aşı işi de algılarla, politik polemik ve çarpıtmalarla “yürütülüyor.” 

Okunma Sayısı: 1412
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı