"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Doğu Akdeniz’deki haklarımız

Cevher İLHAN
17 Temmuz 2019, Çarşamba
23 Haziran seçimleri, “15 Temmuz kutlamaları” ve ABD ile “S-400 yaptırımları” muammasında gürültüye gelen konulardan biri de, Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen Kıbrıs Rum Kesimi’nin Yunanistan’ın yanısıra İsrail ve Mısır işbirliğiyle, Amerikan enerji şirketiyle beraber doğalgaz ve petrol sondaj çalışmaları yapmasının yol açtığı kriz oldu.

Ve Ankara yine “kınamalar”la kalan yetersiz tavrıyla Türkiye’ye kaybettiriyor. Öncelikle Mayıs ayı başında Fatih sondaj gemisini adanın batısına göndermesinden ve Yavuz sondaj gemisinin Kuzey Kıbrıs’ın doğusuna ulaşmasından sonra, Cumhurbaşkanı’nın daha bir hafta önce Japonya’da “S-400 yaptırımlarının kalktığı” vaadini aldığı, “Biz beraber dostça oturduğumuz zaman o sözlerinde açık ve net, ben de açık ve netim. Kendisi de onu söylüyor; ‘Ben bundan dolayı seni seviyorum.’ diyor. Ben de ‘Sizi bundan dolayı seviyorum’ diyorum” dediği Trump’ın ABD’sinden de “Türk yetkililere bu operasyonları durdurması çağrısında bulunuyoruz” çarpıcı açıklaması geliyor. 

Keza AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Mogherini “Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeydoğusunda illegal şekilde yeni bir sondaj çalışması yapma niyetini ilan etmesi, büyük bir endişe kaynağıdır” açıklamasında bulunuyor. 

Ve en garibi, “stratejik müttefik” ABD’nin itirazına rağmen Erdoğan’ın S-400 füzelerini aldığı “dünyadaki en yakın dostu” Putin Rusya’sının Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde “Bir başka Türk araştırma gemisinin de Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesine girdiği haberlerinin ardından, bölgedeki gelişmeleri kaygıyla izliyoruz, Kıbrıs Rum egemenliğine saygı duyulması gerekir” cümleleri yer alıyor. 

Bütün bunlar, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki haklarını korumada ne denli yalnız kaldığını açığa çıkarıyor. 

REST ÇEKMEKLE VE SÖYLEMLE KALMAMALI

Düşülen vartada, ABD’den Rusya’ya dile getirilen uluslararası tepkileri eleştiren Dışişleri Bakanı, “Garantör ülkeler dışındaki ülkelerin açıklamalarını tamamen yersiz buluyoruz” diyor; AB’nin bu konuda “Rum yanlısı tutum sergilediğini” belirtip, “AB’nin bize yönelik attığı adımın faydası olmaz, ters teper” yakınmasıyla kalıyor.  (AA, 10.7.19)

Dikkat çekici olan, Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “AB yetkilileri tarafından yapılan ve ülkemizin bu faaliyetlerini yasadışı olarak niteleyen açıklamaları da reddediyoruz” sert tepkisi gösterilirken, ABD’ye itirazın cılızlığı.

Ve Cumhurbaşkanı’nın, “Bu konuda sağdan soldan bazı rahatsız edici sesler çıkabilir, ama bu seslerin hiçbirinin bizi bu yolumuzdan alıkoymayacağını daha önce de zaten açıkladık. Bugün de aynı noktadayım, aynı şeyleri söylüyorum” diye yine rest çekmekle kalması.  (gazeteler, 10.7.19)

Aslında uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Doğu Akdeniz’i istikrarsızlığa sürükleyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve arkasındaki Yunanistan’ın yeni Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın Euronews’a “Türkiye Doğu Akdeniz’in haylaz çocuğu olmayı bırakıp ciddi bir oyuncu olmalı” sözlerini sarf etmesi “Avrupa’nın şımarık çocuğu”nun ne denli pervâsızlık içinde olduğunu ortaya koyuyor. 

Gerçek şu ki, Ankara, AB nezdinde Türkiye’nin haklılığını ortaya koyamıyor. Bundandır ki, AKP iktidarında Ankara hep müstenkif kalıp “müzâkere süreci”nde hiçbir ilerleme sağlayamadığı AB üyeliğini kullanan Rum Kesimi’nin KKTC üzerindeki izolasyonlardan istifadeyle Doğu Akdeniz’i tek taraflı parselleyip “münhasır ekonomik bölgeler” oluşturarak doğalgaz ve petrol sondajı oldubittisine karşı hiçbir müessir politika ortaya koyamıyor.

TÜRKİYE’NİN HAKKINI VE HUKUKUNU KORUMALI

Bu açıdan, Türkiye’nin sondaj gemilerinin Kıbrıs açıklarında Kuzey Kıbrıs’ın ruhsat verdiği bölgelerde doğalgaz aramalarla kalmaması, “İsrail - Rum talanı”na karşı Kıbrıs ‘münhasır ekonomi bölgesi’nde ilân ettiği alanda sondaj çalışmalarını başlatması büyük önem taşıyor.

Türkiye’nin de diğer ülkeler gibi doğalgaz kaynaklarını bulmak için, arama, sondaj ve kuyu açma çalışmalarının Akdeniz sahillerimizin yakınında, Türkiye’nin burnunun dibinde değil, Akdeniz’in daha açıklarında da yapılması gerekiyor. 

Günübirlik politik polemiklerle bu fevkalâde önemli meseleyi geçiştirilmemeli; “rest çekme ve meydan okumalar”ın ötesine geçmeyen başarısız söylemler bırakılmalı. 

Bölgeye sürekli emperyalist devletleri ve şirketleri dâvet eden Rum yönetiminin “serbest ticaret bölgesi anlaşması”yla Yunanistan ve İsrail’le birlikte ABD destekli entrikalarla Türkiye karşıtı ortak askerî tatbikatlar yaptığı Mısır’ı, Lübnan’ı ve hatta Libya’yı da kumpasa katarak Türkiye’nin 572 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak üç trilyon dolarlık doğalgaz rezervleri üzerinde küresel şebekelerin emperyal projelerine karşı uluslararası merciler nezdinde ciddi çalışmalarda bulunmalı. 

Rum Kesimi’nin Doğu Akdeniz’i tek taraflı parselleyip “münhasır ekonomik bölgeler” oluşturarak doğalgaz ve petrol arama ihâleleri oldubittisine karşı, Ankara artık neticesiz söylemlere son verip; güçlü diplomasiyle, uluslararası hukukla, karasuları ve münhasır ekonomik alanlarında barışçı ve âdil paylaşım eksenindeTürkiye’nin haklarını, KKTC’nin egemenliğini ve hukukunu korumalı. 

Okunma Sayısı: 993
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı