"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meclisin “yasama dokunulmazlığı”nı kaldırma komplosu

Cevher İLHAN
03 Mart 2021, Çarşamba
Gerçek şu ki millet irâdesine saygının gereği olarak bütün anayasalarda “temel ilkeler” ekseninde Meclis’in ve seçilmiş üyelerinin hukuku kapsamında “teşri mâsuniyeti” denilen “yasama dokunulmazlığı esası yer alır.

“Osmanlıda ilk anayasa” olarak bilinen 1876 Kanun-u Esâsî’deki “Meclis-i Umumi âzası rey ve mütalâa beyânında muhtar olarak bunlardan hiçbiri bir gûna (her tür) vaadü vâid (cezâ) ve tâlimat kaydı altında bulunamaz ve gerek verdiği reylerden ve gerek Meclisin müzâkerâtı esnasında beyân ettiği mütalâalardan dolayı bir veçhile itham olunamaz” hükmü, 1921-24 anayasalarıyla 1961 ve 1982  darbe dönemi anayasalarında dahi muhâfaza edilir.  

Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’ndaki “milletin yegâne ve hakîkî mümessili olup millet nâmına hakk-ı hâkimiyeti istimâl eden hiç bir meb’us Meclis dâhilindeki rey ve mütalâasından ve beyânatının Meclis hâricinde irâd ve izhârından dolayı mes’ul değildir” ibâresi bütün anayasalarda korunur.

Özetle, anayasa hukukçularının tesbitiyle, parlamentoların olmazsa olmazı olan “yasama dokunulmazlığı” imtiyazı milletvekillerine değil, Meclis’e aittir. Millet irâdesine saygının gereğidir. Milletin Meclisi’nin itibarının, hakkının ve hukukunun teminatıdır.  

SİYASETİ VE MECLİS’İ TASFİYE TEZGÂHI

Ne var ki Osmanlıdan günümüze Meclislerin “teşri selâhiyeti”nin -yasama yetkisinin- gereği olarak bütün anayasalarda derc edilen “teşri mâsuniyeti”ne AKP iktidarında kastedildi. 

Hakkındaki davalardan ve “siyasi yasaklılık cezası”ndan muhalefetin desteğiyle milletvekili seçilerek “dokunulmazlık zırhı”yla kurtulan Erdoğan’ın verdiği vaadlerin aksine “milletvekili dokunulmazlıkları” kırılganlaştırıldı.

AKP Genel Başkanı olarak 16 Kasım 2002’de kamuoyuna deklâre ettiği “âcil eylem plânı”nda “siyasetin antidemokratik kayıtlardan kurtarılıp demokratikleşmesi” hususunda tek adım atmayan siyasi iktidar, millet irâdesinin temsilcisi Meclis’in yasama yetkisini ve yürütmeyi denetim işlevini ıskartaya çıkarmakla kalınmıyor. 

“İktidar cephesi” mevzubahis fezlekeleri “cumhur ittifakı”nın oylarının gittikçe düşmesi karşısında “millet ittifakı”nı ve muhalefeti yıpratmak amacıyla dayatıyor. 

Bundandır ki seçilmiş vekilleri peşinen “terörist” olarak yaftalıyor; topyekûn muhalefeti “teröre destek”le, iktidarı eleştiren herkesi “terör örgütüyle bağlantılı” olarak karalama kampanyası yürütüyor.

Bağımsızlığı ve tarafsızlığı yok edilen “tepeden tâlimatlı” yargıyı “siyasetin sopası” olarak kullanıp bütün muhalefeti “terörle iltisak” isnadıyla kriminalize edip itibarsızlaştırmaya yelteniyor. 

MUHALEFET KUMPASI BOŞA ÇIKARMALI

Özetle “tek adam yönetimi”nin iflâsına karşı, “millet ittifakı”yla bütün muhalefet partilerinin “güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistem”e ve “hukuk devleti”ne toplumda yüzde altmışlara varan ve gittikçe yükselen desteğe karşı siyaseti ve Meclis’i tasfiye plânıyla milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılarak muhalefet sindirilmek isteniyor.

Anayasanın “milletvekili seçilme yeterliliği”ne engel teşkil eden “zimmet, ihtilâs, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmi ihale, alım ve satımlarda fesat karıştırma” dosyalarına, özellikle AKP ve MHP’lilerin fezlekelerine dokunulmazken, bir tek muhalefet milletvekillerinin iktidarı eleştiren fezlekeleri cımbızlanıyor. 

Vakıa şu ki, İmralı ve Kandil’den savrulan “halk savaşı”-“orta ölçekli isyan” şantajlarına ses çıkarmayan, terörist başının “mesajı”nı meydanlarda milyonlara okutturan, İmralı, Kandil ve Batılı merkezlerdeki PKK yöneticileri arasında aracılık eden, “devlet görevlileri”ni örgüt elebaşlarıyla “pazarlık masası”na oturtan, Kandil’de terörist elebaşı Karayılan’a basın toplantısı düzenleten siyasi iktidar, “çözüm süreci”nin akamete uğratılmasını hesâbını vermek yerine muhalefeti suçluyor.  

Keza terör örgütünün şehirleri patlayıcılarla doldurmasını, bölgeyi kontrolüne almasını, “yol kontrolü” yapıp yol kesmesini, kimlik sormasını, haraç toplamasını, adam kaçırmasını, “halk mahkemesi” kurmasını, bayrak indirip şantiye ateşe vermesini, gençleri-çocukları dağa çıkarmasını seyreden; valilere “İlişmeyin!” emriyle müdahaleye izin vermeyen; ve terörist başının seçimlerde “iktidara destek mektubu”nu, Cumhurbaşkanı danışmanıyla görüşen terörist elebaşının “röportajı”nı devlet televizyonuyla ajansında yayınlatan siyasi iktidar, yüksünmeden muhalefeti suçluyor.

Hulâsa “terörle mücadele” paravanında demokrasilerin olmazsa olmazı “teşri mâsuniyeti”nin kaldırılmasıyla siyasete ve Meclis’e komplo kuruluyor. 

Muhalefet, bu yıldırma komplosuna teslim olmamalı, komployu kararlılıkla boşa çıkarmalı.

Okunma Sayısı: 1082
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı