"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokratlar ve Ayasofya

Davut ŞAHİN
12 Temmuz 2020, Pazar
Fethin en önemli sembollerinden biri sayılan Ayasofya, nihayet cami olarak açıldı.

İsmi “kutsal bilgelik” anlamına gelen Ayasofya’nın başına gelmedik kalmadı.

 Bugün Bulgaristan’da Sofya olarak bildiğimiz şehrin ismi, İstanbul’daki Ayasofya’yı inşa ettiren İmparatorun bu şehirde inşa ettirdiği aynı isimli kiliseden gelmekte olduğu notunu da düşelim.

Ayasofya inşa edildiğinde dünyadaki en büyük yapılardan biriydi. 1500 yıllık tarihinde hem imparatorlara hem de birçok depreme şahitlik etti. 

Tarihi o kadar eskiye dayanıyor ki, İstanbul 1453 yılında fethedildiğinde, Ayasofya hesaplamalara göre, yaklaşık bin yıldır varlığını sürdürüyormuş. 

DÜNYANIN EN BÜYÜK KİLİSESİYDİ

Ayasofya’nın o dönemin imkânlarıyla inşa edilmesi de aslında Bizanslıların bu görkemli yapıya ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir.

 Milâttan sonra 300’lü yıllarda Roma İmparatorluğu ikiye bölünür. Doğu Roma İmparatoru yahut bilinen ismiyle Bizans İmparatorluğu böylelikle kurulur. Aslında Bizans İmparatorluğu bir anlamda Roma İmparatorluğunun devamıydı. 

Bu yüzden ülkemizin Avrupa yakasında kalan bölümüne Romalı anlamına gelen “Rumeli” dendiğini biliyoruz. 

1. Konstantin bu şehre “Konstantinopolis” ismini verdiğinde iki kıt’anın birleştiği bu beldede gücünü dünyaya göstermek istiyordu. Bu yüzden Konstantin büyük bir kilise yapımının emrini verdi. İç karışıklıklar sebebiyle inşa edilen kilise iki kez yıkıldı. İmparator Jüstinyen bu karışıklıktan güçlü çıkarak, daha büyük bir kilise yapımına izin verdi. Ayasofya beş yılda tamamlanabildi.

 Ortaya çıkan yapı, o dönemdeki en büyük yapı olarak nam saldı. Ayasoyfa inşa edildiğinde dünyanın en büyük kilisesiydi. 1520’deki İspanya’nın Sevilla Katedrali inşa edilene kadar bin yıl daha en büyük kilise olmaya devam etti. Ayasofya’yı inşa etmek, o dönem teknolojisine göre büyük bir meydan okumaydı. 

DÜNYANIN SEKİZİNCİ HARİKASI, AMA ZİNCİRE VURULMUŞ 

Neyse, gel gelelim bugüne... 

Tarihçiler tarafından “Dünyanın 8. Harikası” olarak kabul edilen bu yapı, 1453’te Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul’un fethiyle camiye çevrildi. 482 yıl cami olarak hizmet verdi. 

Özellikle Osmanlı döneminde yapılan çalışmalarla ve Mimar Sinan’ın eklediği minarelerle depreme karşı güçlendirilen Ayasofya, günümüze kadar varlığını sürdürebildi. Bununla birlikte mahzun Ayasofya dönemin idarecileri tarafından üstelik Fatih’in vasiyetnamesine rağmen, zincirlendi. Cumhuriyetin ilânından sonra cami olarak kullanılmaya devam ettiyse de, Ayasofya 1931’de zincire vuruldu.

 Malûm, 24 Kasım 1934’te Bakanlar Kurulu kararıyla yeniden açılmasına karar verildi. Ama cami olarak değil, “müze” olarak. Zincirler kısmen gevşetildiyse de, mahzun Ayasofya prangalardan kurtulmak için bugünleri bekleyecekti. 

Ha, bu vesileyle bir hatırlatma yapmak isterim: Ayasofya ibadete kapatılan tek cami değildir. Cumhuriyeti ilân edenler, yüzlercesini kapatmış, başka maksatlarla kullanılmış, yıktırmış veya arsası kelepir fiyatıyla satılmıştır. Meselâ Konya’daki Mevlânâ Camii hâlâ müze olma özelliğini taşıyor, biliyor muydunuz?

DEMOKRATLAR VE AYASOFYA

Konumuza devam edelim: Demokrat Parti hükümeti iktidara geldiğinde Ayasofya’yı ibadete açmayı düşündü. Nur’un müdafii Avukat Bekir Berk, hükümete açık bir mektup yazarak, Ayasofya’nın bu haline sadece Yunanlıların sevineceğini söyledi. Laikliğe aykırı davranmaktan hakkında dâvâ açıldı.

Tam bu zamanda bir provokasyona imza atıldı. “Ayasofya’nın cami olmasını isteyenlerin kafası ezilmelidir” diyen bir gazetenin yazarı, Ahmet Emin Yalman, bir genç tarafından (Hüseyin Üzmez) vuruldu. NATO sebebiyle Yunanistan’ı gücendirmemek adına hükümet, bu olay üzerine geri adım atmak zorunda kaldı. 

Demokratlar boş durmadı. Sultan Mecid’in yaptırdığı Hünkâr Mahfili, 8 Ağustos 1980’de Başbakan Süleyman Demirel tarafından ibadete açıldı. Bu, Ayasofya’da ezanların tekrar okunmaya başlandığını gösteriyordu. Ancaaak; 12 Eylül darbesi gelince, pişmiş aşa su kattı ve Ayasofya’da tekrar eskiye dönüldü.

Tartışmalar hiç bitmedi ve bugünlere gelindi. 

*

Dememiz o ki, Ayasofya’nın açılışında, bugünkü şartları oluşturmasında “Demokrat”ların büykü bir payı ve katkısı olduğunu görmezden gelmeyelim.

Okunma Sayısı: 3200
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    12.7.2020 19:02:29

    Demokrat misyonun;birçok hayırlı şeyde imzası olduğu gibi,Ayasofya meselesinde de ciddi anlamda çabaları vardır.Tarih sayfaları buna şahittir.34 yılında şer kararnamesiyle müzeye çevrilen mahzun mâbed,şükür ki;tam 86 yıl sonra aslına döndü ve ibadete açıldı.Gerçi daha 2 hafta var ama bu haber bile,İslâm alemi için bir bayram haberi ve 10 Temmuz günü bir Milad günüdür.Rabbimizin izni ve inayeti ile;Fatih Sultan Mehmed Han Hazretlerinin emaneti,tekrar eski mübarek günlerine dönecek.Zalimlerin hoşuna gitmeyecek bu durum elbette.Ama hiçbir şey;zalimin yanına kâr kalmadı,kalmıyor ve kalmayacak.Eskimez ve sarsılmaz bir çınar olan,mübarek mâbed Ayasofya da;müslümanların kalesi ve ibadet mekânıdır.Buna hiç kimse karşı çıkamaz ve itiraz edemez.Sonuç itibariyle;başta Efendimiz(asm),sonra Fatih Sultan Hazretleri ve sonra da müslümanların memnun olacağı harika haber,hepimizi mesrûr eyledi.Şükür sana Ya Rabbi,müslümanları sevindirdin;sana ne kadar şükür etsek az,Elhamdûlillah...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı