"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yazar ve okur üzerine...

Davut ŞAHİN
29 Aralık 2019, Pazar
Malûm, bu haftalar köşe bucak kitap fuarlarında, imzadayız. Kâh il içinde, kâh il dışında…

Çok sapa gibi gördüğünüz yerde okurların kitaba olan ilgisi şaşırtırken, kalburüstü dediğimiz yerde kitaba aynı ilgi görünmüyor.

Ancak gençlerin fuarlara ilgisi hayli fazla. Fantastik türden tutun, klâsik denen romanları tercih edenler var. Kimi okul öğretmenlerin tavsiyesi üzerine, kimi de internetten merak ettiği türde kitapları tercih ederek satın alıyor.

Artık alışkın olduğumuz için fuarlarda gözüme “batan” üç tür insan fark ettim.

Birincisi: 

Tüccar yayıncılar; bu tür yayıncılar doymak bilmez bir iştaha sahip…  Eli kalem tutan yazarlardan dosya alıp, yüksek ücretle telif ödemektense amatör yazarların dosyalarını alıp, üstelik parasını onlara ödettirip kitabını basıyor.

“Yazar” ünvanı almak isteyen ve parasına kıyıp, kendi kitabını bastıran amatörler ise çıkış yapmak için kendi kitabını her türlü yoldan “pazarlamak” için kolları sıvıyor. Yayıncılar bu tür yazarlara (!) hem imza günü düzenliyor hem de okul okul dolaştırıyorlar.  İmza günlerinde stanttaki görevliden çok daha fazla gayret gösterip, adeta tıpkı otobüs işletmelerinin önündeki biletçiler gibi müşteri avına çıkan yazarları görünce, “Yeni bir kurban daha” demekten kendimi alamıyorum. 

İkincisi:

Tezgâhtar yazarlar: Hayatında hiç kitap yazmamış, biraz ufku olan ve internetten indirdikleri bilgi kırıntılarıyla kitap yazan amatörler, müthiş bir “tezgâhtar” ruhuna sahip oluyor. Sahası olmadığı halde o sahada kalem oynatanlar, özellikle sosyal medyayı iyi kullanıyorsa, istediği ünvanı da ekliyor. “Aktivist,”, “kişisel gelişimci,” “Yaşam koçu” gibi ünvanlarla okur avına çıkıyorlar. Bu etiketler onlara kim tarafından verilmiş, neden verilmiş bunu bilmeniz asla mümkün değil. Kimse araştırmıyor da…

Üçüncüsü:

Popüler yazarlar; eğer ekranların gediklisi ise, yani ünlü biri ise fuar organizatörleri tarafından özel bir önem gösteriliyor. Diğer yazarlardan ayrı, çiçeklerle karşılanıyor, en lüks otellerde barındırılıyor. Lüks araçlar emrine tahsis ediliyor. Diğer yazarlardan ayrı bir stant açılarak okullardan özel öğrenci getirtiliyor. Özel karşılanıp, uğurlanıyor. Kişiye özel organizasyon yaptıkları için, bir de plaketle ödüllendiriliyor. Oh ne âlâ memleket.

*

Ya yazarın itibarı?

Eskiden “yazar” denince, insanlar ciddî bir tavır takınırdı. Kalem erbabına gündemle ilgili bir konuyu mutlaka sorar ve düşüncelerini öğrenmek isterlerdi. 

İtibar sahibiydi yazar. Sözü dinlenir bir bilgeydi… Onlar konuşunca, herkes susardı. 

Bir gizemi vardı. Gazete köşe yazarları bile fotoğrafını koymaya “ar” ederdi. Puslu veya kontraslı bir foto ile geçiştirir, “resme değil, yazıya bakın” derdi adeta.

Bu gizem, gazetelerin “renk”lenmesiyle bozuldu. Renkli fotoğraflar, köşe yazılarının üstünde damga pulu gibi boy gösterdi. 

Dahası, sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte bu “mahremiyet” iyice kayboldu. Siz buna “değişim” diyebilirsiniz veya “dönüşüm”… Hiç aklınıza; magazin programlarında muhafazakâr yazarların bile “kaçamak”ları veya evlilikleri konuşulacak diye gelir miydi? Ama oldu işte. İnanılır gibi değil.

Artık içine kapanık, insanlardan kaçan yazar profili görmek mümkün görünmüyor. Ne kadar tanınıyor, biliniyorsa o en makbul yazar olarak adlandırılıyor. Ne yazık ki, “ene”ye binip dalâlet vadilerinde koşturuyorlar. 

*

Gelelim Yeni Asya Neşriyat’a; fuarlarda en göze çarpan stant görüntüsüyle göz dolduruyor. Yazarları vakur ve bir o kadar mütevazi haliyle dikkat çekiyor. Zaten okuyucu yazar ilişkisi bambaşka. İnanın Yeni Asya standında birbirinden çok daha can alıcı dosyalar ve kaynak kitap bulmak mümkün. Tabiî ki, gören ve bilene.

Rabbim bizi gören ve bilen eylesin.

Okunma Sayısı: 796
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Turan

    29.12.2019 18:01:09

    'Edipler edepli olmalı'buyuran Üstadımız;bu konuya da ciddi şekilde temas etmiş.Yazar-okur ilişkisi fazlasıyla önemli.Okur;yazarı yakışıklı ya da güzel bulduğu için değil,bilgili ve mütevazı bulduğu için sevmeli,kitaplarını okumalı.Yazar da;okurunu menfaat amaçlı değil,sevgi kavramı pekişsin diye sevip bağrına basmalı.Bu minvalde,en vakur duruşu ve müsbet görünüşü ise,tabiki Yeni Asya Neşriyat sergilemektedir.Allah muvaffak eylesin İnşaallah.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı