"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Aziz, sıddık” hitaplarına düşülen not

Dr. Dolunay Coşkun
06 Nisan 2019, Cumartesi
“Aziz, sıddık, sebatkâr, fedakâr, muhlis kardeşlerim” diye başlayan, cümleler ne kadar da manalar saklıyorlar içlerinde.

Her kelimeyi özenle seçerek, imanın sıfatlarını talebelerine ilmek ilmek öğreten, şuurlarına farkında bile olmadan ve hiç zorlanmadan yerleştirmeye çalışan asrın mürebbisi Bediüzzaman’ın bir gayesi var elbet.

“Beşerin akıllarına ve fehimlerine göre konuşmak, bir tenezzül-ü İlâhîdir. Evet, bütün zîruh mahlûkatını konuşturan ve konuşmalarını bilen, elbette kendisi dahi o konuşmalara, konuşmasıyla müdahale etmesi, rububiyetin muktezasıdır” şeklinde geçen nurun ifadelerinden anlıyoruz ki; her şeyi terbiye eden Rabbimiz, mahlûkat içinde insanı seçmiş ve bir tenezzülü ilâhî ile konuşmuştur. Elbette, insanlar içinde de konuşmaya en lâyık olan Efendimiz Hz. Muhammed (asm) seçilmiştir. Ve o inen manalar onda bir ahlâka bürünmüş ve Kur’ân ahlâkı haline dönüşerek yaşama şekli olmuştur.

Ve her asırda, seçilmiş olan Muhammed’in (asm) bir varisi gelir. Ta ki ne yapacağını, nereye gideceğini bilemeyen insanlara bir rehber olsun. O Rabbin ezelden inen konuşması, Resulün (asm) gönlüne düşer önce, sonra da onun ayinesine gönlünü açıp, yaklaşabilenlere düşer.

Aciz ve zayıf, her an şaşırabilen insan, sürekli bir rehber ve eğitimciye muhtaçtır. Gönderilen rehberler, o kadar ışıltılıdır ki sadece sarılmak, intisap etmek, güvenmek ve sesini duymak gerekir. Gönlünün akışını ona bırakmak gerekir. İşte o zaman ezelden inen nur aynalardan aynalara yansır, akar ve iner.

Evet, artık asrın mürebbisi, en hakikî mürebbi olan Nebi’nin (asm) gönlünden akanı, bütün kulağıyla bütün yangınıyla kalbini açmış ve kendini dinlemekte olanlara “Aziz ve sıddık kardeşlerim’’ diye seslenmeye başlamıştır bu sefer. Öyle değilsen bile, öyle der sana, seni öyle görmek ister, öyle olacağına inandırır. İmanın hassasıdır bu sıfatlar. Kur’ân ahlâkının bu asra yansımasıdır. “Aziz kardeşim” der. İzzetli durmamızı söyler. Çünkü iman “başkasına tezellül ile tenezzül etmeye müsaade etmediği gibi ve başkasının hürriyet ve hukukuna tecavüz etmeyi dahi istemez.” İman, tam bir izzet halidir. Rabbani bir dik duruştur, asla kibir ve gurur değildir.

“Sıddık kardeşim” der. İmanın en önemli esaslarından birinde olmaya çağırır. İçi dışı bir, her hali doğru olmalıdır. Yalan asla bulunmaz. Helâk olacağını bilse, kendine zarar geleceğinden emin olsa bile, doğru olmaktan vazgeçmemek halidir sıdk. “Sebatkâr kardeşim” der, her zorluğa dayanman için demir gibi dayanıklı güçlü olmaya, sarsılmamaya, sabra çağırır seni. 

“Aziz, sıddık, sebatkâr, fedakâr, vefadar, kahraman, bahtiyar, mübarek, muhlis, sarsılmaz, usanmaz, çekilmez kardeşlerim” diye sıralar da sıralar bu ifadeleri.

Bütün bu sıfatlara sahip olabilmek, ahir zamanda Resulün (asm) yolunun, hayatının, ahlâkının takipçileri olabilmenin sırrını taşıdığını da anlayabilmektir. Bu güzel sıfatlara ayine olup, yaşayabilmek duâ ve ümitleriyle.

Okunma Sayısı: 1201
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı