"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnna lillahi ve inna ileyhiraciun

Dr. Dolunay Coşkun
31 Ocak 2020, Cuma
Peygamber Efendimiz (asm) “Mü’mini üzen, ona eziyet veren her şey musîbettir” buyuruyor.

Musîbet kelimesi, insana isabet eden şeyler olarak bilinir. Bunlar hastalık, belâ, sıkıntı, elem ve keder verici hâdiseler için genelde kullanılır ve kullanıyoruz. İnsanın başına, bazen kendi fiillerinin neticesi olarak bazen de isteği dışında umuma bakan dış faktörlerin etkisiyle de musîbetler gelebilir.

“O (sabırlı) kimseler ki; kendilerine bir musîbet ulaştığında: “Şüphesiz biz Allâh’a aitiz ve kesinlikle biz ancak O’na dönücü kimseleriz!” derler. “İnnalillahi ve innaileyhiraciun“ (Bakara Sûresi; Âyet: 156)

Gelen musîbetin ardından okunan bu âyetten sonra, belâ ve musîbeti hayra döndüren bir başka duâyı da ekliyor Peygamberimiz (asm):

 “Ey Allah! Sen başıma gelen bu musîbetimde beni mükâfatlandır ve onun yerine bana o (elimden çıka)ndan daha hayırlısını nasib et.” (Müslim, Cenâiz: 2, no: 918, 2/632) 

Genelde sosyal hayatımızda, “İnnalillahi ve innaileyhiraciun” âyetini birini kaybettiğimizde, vefat durumlarında, hemen vefat edenin arkasından okumaya alışmışızdır. Sanki bu âyeti kerime bu olayla iç içe olmuştur. Oysa sahip olunan nimetlerin kaybı, güzel bir halin (sıhhat, mutluluk, rahat olma gibi)  sonlanması ile yerine üzüntünün gelmesi durumunda da bir duruş, bir tavır ve bir hal olarak, kendimizde ve çevremize karşı bir davranış geliştirmek zorundayız. Hastalar Risalesi de bu âyetin, yirmi beş deva ile çaresini ihtiva eden bir tefsirini yapıyor bizlere. İlk olarak merak etme diyor, sabret, şükret diyor.

Her şeyin O’ndan gelişinin farkında olmayı öğretiyor bizlere. O’ndan geldi, dilediğinde geri alabilir hatırlatmasını yapıyor bizlere. Ve bizi bu halden razı olmaya çağırıyor. Ve “Ey Rabbimiz, evet aldın, ama dilersen yine ve yeniden daha güzel bir hali verebilirsin”, diye istemeye de dâvet ediyor. Sen neyi uygun görüyorsan bizim için, razıyız ona dedirtiyor.

Bu âyetin çeşitli durumlarda söylenişi tavsiye edilmiş. Hatta basit gibi görünen şeylerde bile yaşanıyor bu ki duyduğumda gerçekten etkilendim. Bir gün Peygamber Efendimizin (asm) lambası sönüyor. “İnnâlillâhi ve innâileyhirâci‘ûn” diyor. (Orada bulunanlar) Kendisine:

“Bu da bir musîbet midir ki, musîbete düşmüşlerin söylemesi gereken sözü söylediniz, diye sorması üzerine. 

Peygamberimiz (asm):  “Evet, Mümin’e eziyet veren her şey musîbettir.” (Sabrettiği ve kaderin hükmüne teslim olduğu takdirde) onun için mükâfat vardır” buyurdu. (Süyûtî, ed-Dürru’l-mensûr: 2/79)

Mü’mini üzen, eziyet veren, en küçük görülen şeyi dahi, O (asm) küçük görmüyor ve basit demiyor. 

Yine bir başka örnekte:  “Sizden birinin ayakkabı bağı koptuğu vakitte istircâ etsin (innalillahi ve innaileyhiraciun desin). Zira bu, bir musîbettir.” (Suyûtî, Durrü’l-Mensur: 2/78) Acaba böyle basit gibi görünen kayıp ve üzüntülerde dahi bu âyete sığınış ve ardından elbette Sen daha iyi hali verirsin demeye sevk etmek, bize bir talim olabilir mi? 

Çünkü büyüktekine rıza çok zor, ama adım adım, yakın dairede talimler yaptırarak, sabra alıştırmak gibi; daha zor, daha kederli haller yaşandığı zamanı, biraz daha kolaylaştırmak için olabilir mi? Çünkü en basit üzüntü dahi, aynı zamanda insana aczi yaşattıran bir hal. 

Her sıkıntı ve acz kapısından, Rabbe bir bağlantı kurma yolunu açmak. Büyük küçük her şeyin O’ndan oluşunu unutturmamak ve öğretmek talimi bu. Vazifemiz talim ve mücahede değil mi? Elbette ki Cenab-ı Hak, yaptığı her işi hikmet üzere yapmaktadır. Bu hikmete teslim olmak tabi olmak, hükmüne itiraz etmeden razı olduğunu, O’nun iradesine boyun eğmiş ve kul olduğunu unutmamak talimi bu.   

Ey Rabbimiz! ”İman-ı tahkiki derslerinin nuruyla ve gözüyle, her şeyde rahmet-i İlâhiye’nin izini, yüzünü görüp her şeyde kemâl-i hikmetini, cemâl-i adaletini müşahede ederek, rububiyet-i İlâhiyenin icraatından olan musîbetlere teslimiyetle“ ve rızan ile baktır. Amin. Selâm ve muhabbetlerimle.   

Okunma Sayısı: 1909
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan ÇALIŞAN

    31.1.2020 02:53:45

    Yazınız“İnnalillahi ve innaileyhiraciun“ ayetinin manevi bir tefsiri olmuş. Genelde sosyal hayatımızda, bu ayet-i birini kaybettiğimizde, vefat durumlarında, hemen vefat edenin arkasından okumaya alışmışızdır. Dedikten sonra, bir gün Peygamber Efendimizin (asm) lambası sönüyor. “İnnâlillâhi ve innâileyhirâci‘ûn” diyor.Örneğini vererek bu âyetin çeşitli durumlarda söylenişi tavsiye edilmiş.Acaba böyle basit gibi görünen kayıp ve üzüntülerde dahi bu âyete sığınış...Tesbitleri ile bakış açımızı ve ufkumuzu genişlettiğiniz için teşekkür ediyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı