"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sevgi ve şefkat çarkları

Ece İrem Toros
30 Aralık 2018, Pazar 00:52
Sevgi ve şefkat doğduğumuz andan itibaren hatta anne karnından itibaren hayatımızda, kalbimizde hissettiğimiz iki duygu.

Sevgi ve şefkati birbirine bağlı çarklar olarak da düşünebiliriz. Birbirini tamamlayan ve aynı amaca hizmet eden iki çark. Her ikisi de imandan inkişaf eden iki yüksek duygudur. Bu çarkları birbirine bağlayan, onları anlamlandıran, olmazsa olmazları ise imandır. Bu denklem tersten okunduğunda da doğru sonuca ulaştıracaktır. 

Sevgi ve şefkatin bizi götürdüğü nokta elbette iman olacaktır. İnsan yaratılış itibariyle sevgi ve şefkati kalbinde iman ile birlikte yaşatır.

Kâinatta nereye bakarsak bakalım sonsuz bir sevginin hâkim olduğunu görebiliriz. Dev kütleleri birbirine bağlayan, atomları bir arada tutan, ağaçların toprağa tutunmasını sağlayan o kuvveti sevgidir. Hatta o sevgi ki, kâinatın yaratılış amaçlarından biridir. Peki bu bitmek tükenmek bilmeyen sevginin kaynağı nedir? O sevgiyi nasıl anlamlandırabiliriz? Elbette içimizdeki sevginin, kâinatta zuhur etmiş olan sevginin asıl sahibi Cenâb-ı Hak’tır. Ve o ancak iman ile anlam kazanabilir. Yunus’un dediği gibi “Yaratılanı severim yaratandan ötürü” sırrınca iman ile hakikî sevgi anlaşılabilir.

İnsan yaratılış itibariyle, fıtratı gereği sevmeye meyillidir. İnsan, insan olma özelliğini de sevgi ile taçlandırmaktadır. Öyle ki, Kur’ân-ı Kerîm’de sevgiden yoksun imansız kalpler için “taş” benzetmesi yapılmıştır. 

Cenâb-ı Hak âyette şöyle buyurmaktadır: “Ne var ki, bütün bu mu’cizelerden sonra kalpleriniz yine katılaştı. Bu inanmayan kalpleriniz katılıkta taş gibi, hatta daha da ileridedir. Çünkü taşlardan öylesi vardır ki çatlar da içinden ırmaklar fışkırır. Öylesi de vardır ki çatlar da ondan su kaynamaya başlar. Taşlardan bir kısmı da Allah korkusundan yukarıdan aşağı düşer.” (Bakara 2/74)

Kalplerimizde bir damla, bir numune olarak bulunan şefkatin de kaynağı hiç şüphesiz Cenâb-ı Allah’ın şefkatidir. Rahman, Rahim, Rauf isimleri ile sonsuz şefkat sahibi olan Cenâb-ı Hak insana da bu esmalarının bir cilvesi olarak kalplerine şefkati bahşetmiştir.

Şefkat tanımı gereği, anlam itibariyle karşılık beklemeden sadece Allah rızası için hareket etmeyi gerektirmektedir. Karşılık beklemek, çıkar için bir şeyler yapmak günümüzde yaygın olan toplum ideolojisi haline gelmiştir. Kalplerimizden yavaş yavaş çıkarılmaya çalışılan şefkat yerine ben merkezli bakış açısı oturtulmaya çalışılmaktadır. Oysa ki İslâmiyet temelli hayatlarla, iman nuruyla nurlanmış kalplerde sevgi ve şefkat çarkları hâkimiyeti vardır.

İmansız bir kalpte yeşermeye çalışan sevgi kurak çöllerde büyütülmeye çalışan bir ağaç gibi sonuçsuz kalacaktır. Kalplerde bulunan şefkat insanı Allah’ın Rahim ismine ulaştırmadıktan sonra kötü yöne kullanılmış, mahiyeti anlaşılmamış olarak kalacaktır.

Kalplerimizden sevgi ve şefkat hiç eksik olmasın inşallah, amin.

Okunma Sayısı: 1102
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı