Gençlik, aile, çocuk ve tabiî ki eğitim meselesini her gün konuşsak yine de az sayılır. Çünkü bu meseleler hem birbirini tamamlayan hem de biri birinden ayrı düşünülemeyecek konulardır.
Uzmanlar sanal kumar ve bahis konusunda hem aileleri hem de idarecileri uyarıp, “kazandıran tuzak”lara dikkat çekmişler. “Sanal âlem”de gençlere kurulan tuzak basitçe şöyle işliyor: İlk defa kumar oynayanlara planlı şekilde azar azar kazandırıyorlar. Daha fazla kazanmak için kumara devam ediyor ve böylece bağımlı hale geliyor. Sonra da esas kaybetme dönemi başlıyor. Hem maddî hem de manevî olarak maalesef çok şey kaybediliyor.
Konudan belki bağımsız, ama geçen gün bir veli okuldaki öğretmenden çocuğu ile ilgili şikayet aldığından bahsetti. Hemen çocuğu ve öğretmeniyle konuşup, olumsuz hareketin sebebini araştırmışlar. Bakmışlar ki çocuk güya çocuklar için hazırlanan bir ‘dizi video’ya merak salmış ve onu izliyormuş. Sonra da o videolarda gördüğü güya komiklikleri okulda arkadaşlarına karşı uygulamaya başlamış. Veli diyor ki, “O videolara baktım ve gördüm ki ‘kötü’ olmak için başka bir şeye ihtiyaç yok. O derece yanlış, o derece kötü videolar. Güya da çocuklar için hazırlanmış komik videolar diye sunuluyor. En önce ‘komik’lik altında sunular bu kötü videolara mani olunmalı.”
Evet, komiklik ve eğlence adı altında çocuklarımız ve gençlerimiz maalesef ifsad ediliyor.
Nitekim, Kent Üniversitesi Taksim Kampüsü’nde düzenlenen “2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu”nda konuşan Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, sanal kumarın Türkiye’de en hızlı yayılan bağımlılık türlerinden biri haline geldiğini hatırlatmış. Kumarın artık yalnızca fiziksel mekânlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Ögel, cep telefonları aracılığıyla günün her saatinde erişilebilen dijital platformların riski ve tehlikeyi katladığını ifade etmiş.
“Sanal kumar yeni neslin karşı karşıya olduğu en önemli bağımlılık alanlarından biri haline geldi” diyen Prof. Dr. Ögel, özellikle gençlerin hızlı para kazanma arzusu sebebiyle bu sistemlerin hedef kitlesi haline geldiğine dikkat çekmiş. Ögel ayrıca, “Gençler bir kez (sanal kumara) başladığında kendilerini durdurmakta ciddi güçlük yaşıyor” tespitinde bulunmuş.
Gençlere büyük bir tuzak kurulduğu belli. Peki bu tuzağı kuran kim? Ya da bu tuzakları bozmakla mükellef olan “idareci”ler ne yapıyor? Madem ‘sanal âlem’de kurulan “sanal tuzak’ gençleri tehdit ediyor, istense bir günde bu ‘tuzak’lar bozulamaz mı? İstendiğinde her hangi bin site, bir paylaşım hemen devre dışı bırakılabildiğine göre niçin bu ‘kumar siteleri’ engellenmiyor? Elbette mesele tek başına ‘yasak’larla izah edilemez. Ancak zararlı olduğu uzmanlarca da ifade edilen ve ailelerin de şikayetçi olduğu ‘sanal kumar’ sitelerine mutlaka engel olunmalıdır. ‘Sanal kumar’ı engelleme imkanı olduğu halde bunu yapmayanlar da bir anlamda gençlere tuzak kuranlar arasında yer almış olmaz mı?