Hayat böyle işte. Kimileri şehirlerarası yolculuk yapma imkânı bulamaz, kimileri de vize alıp yurt dışına gidemediği için dertlenir.
Kimse kızmasın ama biz de “vize alamayanlar listesi”nde bulunuyoruz. Daha doğrusu aylar önce müracaat etmemize rağmen Alman Başkonsolosluğu’ndan (İstanbul) “vize randevusu” alamıyoruz ve Avrupa seyahati niyetimizi de ertelemek durumunda kalıyoruz. Vize için randevu alabilsek muhtemeldir ki vize alabileceğiz, çünkü daha önce birkaç defa Almanya’ya gidip gelmişliğimiz var.
Tahmin edildiği üzere vize ya da vize randevuları işine “birileri” karışmaya başlamış. İddiaya göre bazı aracılar “bot hesap”larla otomatik olarak açılan vize randevularını topluyor ve belli paralar karşılığında “vize randevu sıraları”nı satıyorlarmış.
Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez’in konuyla ilgili mesajının bir kısmı şöyle: “Son 10 yılda AB ülkeleri tam 1,5 milyon vatandaşımızın vize başvurusunu reddetmiş. Bunun için vatandaşlarımızın ödediği ve geri alamadığı para tam 27 milyar TL. Bu paraya kocaman bir şehir hastanesi yapılırdı. İtibardan tasarruf olmazmış, Türkiye Yüzyılıymış... Masal anlatmaya devam…” (@ComezTurhan, 5 Haziran 2026)
Konuyla ilgili bir başka haber şöyle: “Schengen vizesi randevu süreçlerindeki usulsüzlük iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşındı. Vatandaşların aylarca randevu bulamadığı, buna karşın bazı aracı firmaların dijital sistemleri manipüle ederek ‘vize borsası’ oluşturduğu yönündeki şikâyetler üzerine Ticaret Bakanlığı inceleme başlattı. (Bir gazetecinin hazırladığı) ‘Vize İmparatorluğu’ başlıklı araştırma dosyasında gündeme getirilen iddialar da tartışmaları yeniden büyüttü. Uluslararası araştırmanın Türkiye ayağını oluşturan dosyada, vize başvuru süreçlerinin özel şirketlere devredilmesiyle oluşan sistem, ek ücret politikaları ve aracılık ağları incelenmişti.” (https://www.gazetepencere.com, 3 Haziran 2026)
İddia ve tartışmalar mutlaka bir neticeye varacaktır. Ancak esas mesele, Türkiye’yi idare edenlerin “vize meselesi”ni kendilerine dert etmedikleridir. “Büyük Türkiye”nin bu kadar sıkı bir vize politikasına maruz kalması, vatandaşların vize almak için bin dereden su getirmeye zorlanması acaba Türkiye’yi idare edenlerin gündeminde mi?
Kim ne derse desin, Türkiye’yi idare edenler, iktidar mensupları bu işten rahatsız değillerdir. Eğer ciddi anlamda rahatsız olmuş olsalar Avrupa ülkeleri ile yapılan her görüşmede bu mesele birinci gündem maddesi olurdu. Böyle bir gündemleri olmadığına göre Türkiye’de yaşayanların yurt dışına gitmesini, oraları görmesini istemiyorlar kanaati hasıl olur. Ne de olsa “idare edenler”in yeşil ya da kırmızı pasaportları var ve bunlar vize kuyruklarından muaf tutuluyor. Vatandaş sıkıntı çekmiş, akrabasını ziyarete gidememiş onlar için dert değil.
Temennimiz bu tartışmanın hayırlara vesile olması ve tıkanan vizelerin en kısa zamanda açılması. Verin vizelerimizi de kış gelmeden bir Avrupa seyahati yapalım...