"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Derelerden adalet aksın!

Faruk ÇAKIR
02 Haziran 2026, Salı
Tekraren ifade etmek gerekir ki ülkemizin esas meselesi petrol ya da zengin maden kaynaklarının olup olması değildir.

Esas mesele, hak, hukuk ve adaletin tam olarak tecelli etmemiş olması ve belki de adaletin tecelli etmesi yönünde ciddi bir talebin olmamasıdır. Ne zaman ki milyonlarca insan, siz, biz, hepimiz; “ekmekten önce adalet isteriz” diyecek anlayışa sahip oluruz o zaman düzlüğe çıkabiliriz.

Son siyasî tartışmalar üzerine eski bir sosyal medya mesajı yeniden paylaşılınca bunlar hatıra geldi. Merkez Bankası eski Başkanlarından Durmuş Yılmaz, 2020’de paylaştığı bir mesajda şöyle demiş: “Derelerinizden petrol aksa, dağlarınızdan altın fışkırsa, eğer adalet kavramı yok ise ve kurala göre değil duruma göre adaleti benimsemişseniz, ülkede ekonomik gelişmeden ve kalkınmadan bahsedemezsiniz.” (@DurmusYillmaz, 25 Kasım 2020)

İçlerinde siyasetçilerin de olduğu büyük bir çoğunluk bu değerlendirmeye itiraz edebilir. Onlara göre “hak, hukuk ve adalet”in ekonomi ile doğrudan ilgisi olmaz. Ancak ülkemizdeki hal ve gidişe bakıldığında ekonominin hukukla çok yakından alakalı olduğu görülür. Çünkü adalet ve hukuk sahasında yaşanan bir kriz, ekonomiyi derinden etkiliyor. Zaten petrol ya da maden kaynakları tek başına yeterli olsaydı Ortadoğu ya da Venezuela dünyanın en huzurlu bölgeleri ve ülkeleri olabilirdi. Bunun yanında petrolü olmayan ama dünya şartlarında nisbeten de olsa doğru işleyen hukuk sitemi kurabilen bazı ülkeler daha huzurlu, daha zengin. 

Tabiî ki esas mesele millet ekseriyetinin “hak, hukuk ve adalet”i talep edip etmediğinde düğümleniyor. Büyük çoğunluk “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” dediği müddetçe huzura ve sükûna kavuşmamız mümkün değil. Siyasette yaşanan hadiseler biraz da “Sarı öküzü haksız yere gözden çıkarma”ya benziyor. Ülkede yaşanan her hangi bir haksızlık karşısında “Bana dokunmadı” diye seyirci kalanlar olduğu müddetçe “sıra”nın böyle düşünenlere gelmemesi mümkün değildir. Oysa yapılması gereken iş bellidir: Kimden ve kime karşı olursa olsun her türlü haksızlığa, adaletsizliğe, keyfi işlere istisnasız itiraz etmek gerekir. Türkiye umumî anlamda bu anlayışa sahip olmadığından haksızlıklar ve keyfilikler sıra ile herkesi mağdur ediyor.

Millet ekseriyetinin “ekmekten önce hürriyet isterim” diyebilmesi için de ilk adımların ailelerde ve okullarda atılması icap ediyor. Aynı şekilde sivil toplum kuruluşları da her fırsatta hadiseye bu pencereden baktıklarını ilan etmek durumundadırlar. Aksi halde sayıları az da olsa haksızlar, sayıları çok da olsa ‘haklı’ları mağlup etmeye devam eder. Böyle bir tablodan da bir bütün olarak ülkemiz, hepimiz zarar görürüz.

Derelerimizde petrol akmasını istemek ve beklemek yerine “hak, hukuk ve adalet” çağrılarını ısrarla sürdürmeye devam edelim deriz.

Okunma Sayısı: 156
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı