İslâm dünyasının huzura kavuşmaya hasret ülkelerinden biri de Sudan Cumhuriyeti’dir.
Başkenti Hartum olan bu ülke kuzeyden Mısır, kuzey doğudan Kızıldeniz, doğudan Etiyopya ve Eritre, güneyden Güney Sudan, batıdan Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad, kuzey batıdan da Libya’yla çevrili. Sudan, ayrıca yüz ölçümü bakımından Afrika’nın en büyük üçüncü ülkesi. 2022 itibarıyla nüfusu 45,7 milyon.
Çok daha yakından tanımamız ve dertlerine deva olmamız gereken bu beldelerde gerçekte neler yaşandığını tam olarak bilemiyoruz. Siyasî ve sosyal hadiselerde bakımından başka İslâm ülkelerinde neler yaşandığını ayrıntılı olarak bilemediğimiz gibi, nüfusun yüzde 90’ından fazlasının Müslüman olduğu bu ülkeyi de tam anlamıyla tanımıyoruz.
Türkiye’yi idare edenler “Tanıyoruz, yardım da ediyoruz” diyebilirler. Fakat millet ekseriyetinin Sudan’da neler yaşandığını bildiğini söylemek mümkün mü? Tabiî ki bu umumî bir problem ve biz millet olarak İslâm dünyasını “bilmiyoruz” demekten uzağız. Şundan belli: Sudan’daki sıkıntıları “yabancı” sivil toplum kuruluşları ya da uluslararası kuruluşların açıklamalarından öğrenebiliyoruz.
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC), ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan 2023’ten bu yana çatışmaların yaşandığı Sudan’daki insanî ihtiyaçların arttığı konusundaki açıklaması buna bir misal olmuş. Sudan’daki çatışmaların neredeyse 3 yılı geride bıraktığı hatırlatılan Uluslararası Kızılhaç açıklamasında, ülkedeki yerinden edilme ve geri dönüş modellerindeki değişimlerin ülke genelinde hızla artan insani ihtiyaçlara sebep olduğu belirtilmiş.
Açıklamada, “Sudan’da milyonlarca insan hem şiddetten kaçıyor, hem de birçoğu harap olmuş topluluklarına geri dönüyor. Buna karşılık diğerleri yerinden edilmeye devam ediyor, bu da insanî ihtiyaçları yeniden şekillendiriyor ve yardım kuruluşlarını gerçek zamanlı olarak uyum sağlamaya zorluyor. Sudan, milyonlarca insanın evlerinden zorla çıkarıldığı ve 2026’da tahmini 33 milyon insanın insanî yardıma ihtiyaç duyduğu dünyanın en büyük yerinden edilme krizi olmaya devam ediyor” ifadeleri kullanılmış.
Açıklamada görüşlerine yer verilen IFRC’nin Sudan Delegasyon Başkanı Thierry Balloy, Sudan’da ihtiyaçların çok büyük olduğunu ifade edip “Uluslararası toplumu dayanışma göstermeye ve insanî yardım çalışmalarına destek vermeye çağırıyoruz. Sudan’daki etkilenen toplulukları bu krizle yalnız bırakamayız” değerlendirmesinde bulunmuş. (aa.com.tr, 13 Nisan 2026)
Tahminî olarak 33 milyon insanın insanî yardıma ihtiyaç duyduğu bir ükenin iyi halde olduğunu kim söyleyebilir? Bir İslâm beldesi bu haldeyse “İslâm dünyası” bundan sorumlu olmaz mı?
“Yabancı”lardan önce İslâm âlemi Sudan’a el uzatmalı değil mi?