"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayatımızdaki denge

Fatma Gürçay
16 Haziran 2020, Salı 00:03
Küre-i arz kendi etrafından dönerken günleri aynı zamanda güneş etrafında dönerken mevsimleri oluşturur. Derken yıllar, asırlar oluşur…

Asırların geçmesi için öncelikle günlerin oluşması gerekmektedir. Ve günlerin oluşması için dünyanın muazzam dönüşlerini gerçekleştirmesi lazım. Bir güne gün diyebilmemiz için gece ve gündüzün birleşmesi gerekmektedir. BingBang (Büyük Patlama) olduğundan bu yana dünya deveranını sahip çıkmakta ve o muazzam dönüşlerini itina ile gerçekleştirmektedir. Her dönüşünün meyvesini görmekte gece ve gündüz anlarını birleştirerek bir günü oluşturmaktadır. Günün gün olabilmesi için gece ve gündüzün oluşma şartı şaşırtıcı gelmektedir. Aksi halde tek başına geceye ya da gündüze gün dememizin imkânı yoktur. Bu ise kâinattaki denge unsurunun yegâne kuralıdır. Dünyanın bulunduğu koordinatların bir milimetre güneşe yaklaşması halinde her şeyin yanıp kül olacağı, bir milimetre uzaklaşması halinde ise her şeyin donması bu dengeyi anlamamıza yardımcı olur.  

Hayatımızda yaşanılanlar da denge unsuruna tabidir. “Her karanlığın bir aydınlığı vardır” sözü de buradan türemiş olsa gerek. Zira henüz hiçbir gece sabaha gülümsememiş değildir. 

Bazen hayatımızda kendimizi ciddi bir cendereden geçiyor gibi hissederiz. Çıkmaz sokaklarda, büyük labirentlerin içerisinde dönüp dururken buluruz kendimizi. Bir türlü çıkış yolunu bulamayız. Sanki hep gece olacak ve hiç aydınlıklar bizi bulmayacak gibi hissederiz. Allah’a inancımız sarsılmasın diye düşünürken isyan eşiğinden de kendimizi korumaya çalışırız. 

Evet, hepimizin hayatında böyle zamanlar gelmiş geçmiştir. Ya da bazılarımız böyle zamanların içindedir hâlâ. “Çok şeyler var, vücudu bizce bedihî olduğu halde, mahiyeti bizce meçhul... İşte, şu cüz-ü ihtiyarî, öyleler sırasına girebilir. Her şey malûmatımıza münhasır değildir. Adem-i ilmimiz, onun ademine delâlet etmez.” Bu sebep ile bazı şeylerin ilmimiz dâhilinde olmaması o şeyin yok olduğunu göstermez. Labirentin içinde çıkışı bulamıyoruz diye çıkış kapısının olmadığını düşünmek imanımızı zedeler mi acaba diye düşünürken “İşte gece vakti, şu garibâne dağlarda, sessiz, sadasız, yalnız, ağaçların hazinâne hemhemeleri içinde, kendimi birbiri içinde beş muhtelif renkli gurbetlerde gördüm” Satırları çıkar karşımıza. Belki de tam da böyle görüyoruz kendimizi. Üstümüze gelen sıkıntılar ağır gelir omuzlarımız. Bize lazım olan teslimiyeti arıyor gözlerimiz. Bize yeter diyeceğimiz ayetleri arıyor kulaklarımız. 

Dikkatimiz neredeyse biz oradaydık aslında. Zira ayetler satır satır yazıyordu kainatta. Bakmasını bilemedik belki, görmesini dinlemesini okumasını bilemedik belki...

Yazıyordu büyük harflerle “Allah bize yeter; O ne güzel vekildir”  (Âl-i İmrân Sûresi, 3:173) diye.

Sığınmıştı bu ayete Üstad Hazretleri de değil mi? Tutunmuştu en güzel vekilin ayetlerine… Rahatlamış ve gözlerini açabilmişti olması gereken yere bakmak için. Gönlü ferahlamıştı. Bizim aradığımız o ferahlığa erişmişti. 

Labirentin çıkış kapısının olduğunu bilmek bile büyük bir rahatlık sunar iken o kapıya erişeceğimizi bilmek ne güzeldir değil mi? 

Okudukça anladık belki hayatımızın bir dengeden gelip geçtiğini. Anne karnında karanlıklar içinde geçen 9 ayımızın arkasında açtık dünyaya gözlerimizi. Karanlıklar aydınlık oldu. Yokluk aleminden varlık alemine geldik. Uyuduk uyandık zorluklar yaşadık büyüdük. Bir gece oldu bir gündüz. Ama her gecenin ardından güneş selam verdi bizlere tüm ihtişamıyla… 

Ve belki de şükrettik karanlıklara bize aydınlığı öğrettiği için. “Musibete şükür ise, musibetteki sevap ve uhrevî ve dünyevî faideleri içindir”. Satırlarında bulduk teselliyi. Her gelen musibetin karanlığın bizler için tekamül yolculuğumuzda birer basamak olduğunu öğrenmek ruhumuza bir ferahlık verdi. Sabır içinde şükür kavramını oturttuk benliğimize. Ve gelen her karanlığın ardından aydınlığı beklerken basamaklar inşa ettik ahiretimize…

Kaynak: www.bizimaile.com

Okunma Sayısı: 1675
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı