"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hekimlik yönü bilinmeyen: Celâleddin-i Süyutî (1)

Feyzullah ERGÜN
15 Aralık 2019, Pazar
İslâm âlimlerinin zirve isimlerinden olan Celâleddin-i Süyutî’nin, kısa bir hayat süresinde insanlık ve İslâm ilim dünyasına, insan gücünü aşan sayıdaki 600’e yakın eser hediye etmesi, İslâmiyetin ilme verdiği değerin bir göstergesi sayılabilir.

1445 yılında Mısır’ın Esyut şehrinde dünyaya gelen Celâleddin-i Süyutî 1505 yılında Kahire’de rahmet-i Rahmana kavuşmuştur. Altı yaşında iken babası vefat etti. Babasının sadık dostu kadı İzzeddin el Kinanî’nin himayesinde yetişti. Üstün zekâ ve hafızasıyla, birçok ilim dalında harika eserler tanzim etti. İlk eserini ise, on yedi yaşında vermiştir. Öyle zaman olmuş ki, ders verdiği çok sayıdaki talebelerinin arasında bazı müderrisler ve hocalar da bulunmuştur. 

Risale-i Nur’da yüksek derecesi anlatılan Süyutî Hazretleri’nden şöyle bahsedilmiştir: “Celâleddin-i Süyutî gibi uyanık iken, çok defa sohbet-i Nebeviyeye mazhar olan veliler, Resul-i Ekrem (asm) ile yakazaten görüşseler ve şu âlemde sohbetine müşerref olsalar, yine de sahabeye yetişemiyorlar.” 1 Ayrıca “Ehl-i keşfin tasdikiyle, yetmiş defa Resul-i Ekrem Aleyhissalâtu vesselâma temessül edip, yakaza halinde onun sohbetiyle müşerref olan Celâleddin-i Süyutî gibi allâmeler ve muhakkikler, ehadis-i sahihanın elmaslarını sair sözlerden ve mevzuattan tefrik ettiler” 2 ifadelerine yer verilmektedir.

Celâleddin-i Süyutî’nin hayatı ile hâl ve davranışlarının, Üstâd Bediüzzaman Said Nursî ile de çok yakın benzerlikleri görülmektedir. Örneklendirilecek olursa “Kuvvetli hafızaya sahip olması, eserleri çok kısa sürede okuyup muhtevasına hakim olması, sorulan her soruya cevap vermesine imkân sağladı. Hatta bir eserle ilgili olarak sorulan soruya, kaçıncı sayfa ve satırda olduğunu bilecek ve gösterecek şekilde bir nimete mazhar olmuştur. 200 bin hadis ezberledi. Eserlerine kaydedeceği hadis-i şerifleri, manâ âleminde Peygamber Efendimizin (asm) tasdikine sunduktan sonra yazdı. Süyutî, ilmî kariyerinin yanında, örnek ahlâkı ile de herkesin sevgisini kazandı. Kimseden İHSAN ve HEDİYE talep gibi, kabul de etmedi. 

Çok büyük geçim sıkıntısı çektiği zaman, çok zengin olan kütüphanesinden bazı kitapları satma pahasına da olsa, hediye kabul etmemeyi tercih etti. Tefsir, hadis, tarih, ahlâk ve dil konularında unutulmaz eserler verdi.” 3

Celâleddin-i Süyutî’nin bilinen eserlerinin yanında; tıp dalında bilinmeyen bir eseri de bulunmaktadır. Ki, Türkiye’de tıp tarihi araştırmacılarının gözünden kaçmış, böylece insanlarımız bu değerli İslâmî tıp kaynağından habersiz ve yoksun kalmıştır. Tıp ilminin birçok konusunu ihtiva eden ve en son telif edilen Tıbbu’n Nebi olarak kabul edilen bu değerli eserin adı “ERRAHME FİT’TIB VEL HİKME” dir. İlmî araştırmalar adına üzülerek belirtelim ki, Türkiye’de bilinmediği halde bu eser “19. Yüzyılda ‘LA MEDİCİNE DE PROPHETE’ adıyla Fransızcaya, A. PERRON tarafından 1860 yılında tercüme edilmiş ve Paris’te yayınlanmıştır. Ayrıca Süyutî’nin söz konusu eseri, Muhammed b. Ömer eş Şağminî’nin ‘Tıbbu’n Nebi’ adlı eseri ile birlikte 1962 yılında C. ELGOOD tarafında ‘MEDİCİNE OF THE PROPHET’ adıyla İngilizceye tercüme edilmiştir.” 4 

Bilmediğimiz bu eseri, Fransa 160 yıl önce yayınladığı halde, Türkiye’de bu gün hâlâ bilinmemekte ve kültür kaynaklarımıza verdiğimiz değerin acı gerçekleri de ortaya çıkmaktadır. Biz bu değerli eseri yurtdışından temin edebildik. Bu eserin hikmet ve feyzinden yoksun kalmamak için, ancak bir tadımlık olabilecek miktarda, hikmetli hakikatlerinden faydalanmaya çalışacağız. Celâleddin-i Süyutî’nin nurlu, yüksek ruhaniyetinden ilim ve hikmetlerinin aydınlığının bir lem’asına, ayna olabilme niyet ve duâlarıyla ‘Er- Rahme Fi’t- Tıb ve’l- Hikme’ kitabını gözden geçirmeye ve bir damla bile olsa, değerlendirmeye çalışacağız.

“İ’lem, gıda vücudu ayakta tutan kuvvet, ruhun cesette sebat ve yerleşmesi için gereklidir. Gıda bedenin salâh (iyilik, düzenli sağlık hali) veya fesadına (yıkım ve hastalık hali) kaynak teşkil eder. Kaliteli ve sağlıklı gıda, vücuda fayda sağlar. Akıllı ve bilinçli insan, sağlıklı beslenmenin faydalarını öğrenmeli ve uygulamayı ihmal etmemelidir. Açlık duygusunun artması ve yemeklerin çekiciliği ile insanlar yemek yemeye yönelir. Vücut dışardan yeterli gıdayı almazsa, bünyesinde birikenleri harcayacağından, iç dengeleri bozulur. Gıdalar sindirildikten sonra, vücuda dağılır. Vücuda gıdalarla sağlanan enerji gönderilemezse, bünyenin ileri noktaları güç kaynaklarından yoksun kalacağı için, huy ve davranışlar da olumsuz etkilenecektir. Allah-u Teâlâ (cc) dili, yemekleri karıştıracak bir kepçe-i taam ve tercüman-ı kelâm ve gıdaları dişlerin iyice öğütebilmesi için sağlı, sollu çeviren harika bir cihaz olarak, ağıza yerleştirmiştir. Gıda kuru olduğu zaman, Allah-u Teâlâ’nın (cc) yarattığı ve dilin altına yerleştirdiği iki tatlı nehiri, yemek devam ettiği sürece akıtarak sular ve yumuşatır. Yutmaya uygun hale gelen lokmayı dil, yutak ve yemek borusuna doğru yönlendirir.”

Kitabın ilerleyen sahifelerinde, sindirim fizyolojisi bugünün bilgileriyle örtüşerek, kana karışıncaya kadar olan devreler, sırasıyla anlatılmaktadır.

SAĞLICAKLA KALIN

Okunma Sayısı: 1853
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı