Bediüzzaman Said Nursî’nin fikirleri ışığında düzenlenen 19. Risale-i Nur Kongresi, Ankara’da geniş katılımla gerçekleşti. Akademisyenler ve siyasetçiler, küresel adalet krizine karşı “vicdan, meşveret ve hukuk” çağrısı yaptı.
Risale-i Nur Kongresi ümit ve şevk verdi
19. Risale-i Nur Kongresi Deklarasyonları - Fıtratın harekete geçirdiği vicdan insanlığı kurtaracak
Vicdanın sesi yankılandı
19. Risale-i Nur Kongresi yoğun katılımla gerçekleşti
YENİ ASYA - MEHTAP YILDIRIM YÜKSELTEN
FOTOĞRAFLAR: ERHAN AKKAYA - YENİ ASYA
19. Risale-i Nur Kongresi, Bediüzzaman Said Nursî'nin görüşleri ışığında "Küresel vicdan, insaniyet ve demokrasi" paneli büyük bir katılım ve coşku ile gerçekleşti.

Risale-i Nur Kongresi'nin on dokuzuncusu 25-26 Nisan 2026 tarihlerinde Ankara’da yapıldı. Yeni Asya Vakfı ve Risale-i Nur Enstitüsü organizasyonu ile tertip edilen kongreye Prof. Dr. Süleyman Yılmaz, Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Prof. Dr. Ahmet Battal, Doç. Dr. Vahap Coşkun’un yanı sıra Dr. İ. Seyda Durgun, Dr. Mehmet Akif Koç, Mustafa Özcan ve Müfid Yüksel konuşmacı olarak yer aldı.

Dr. Mehmet Emin Ekmen, Prof. Dr. Saul Takahashi ve Prof. Dr. Agus Triyanta ise kongreye video tebliğleriyle katıldı.

Sunuculuğunu Bilal Said Parlakoğlu'nun yaptığı program, İbrahim Meletlioğlu'nun Kur'ân-ı Kerîm tilavetiyle başladı.

Ardından "İnsanlığın saadeti için doğru İslâmiyet" isimli sinevizyon gösterimi izletildi.
Masa çalışmalarının sonuç bildirgeleri paylaşıldı
50’den fazla akademisyen ve araştırmacının katılımıyla 5 ayrı masa etrafında yürütülen çalışmalarının sonuç bildirilerini her masanın temsilcisi kamuoyuyla paylaştı.

"Küresel Vicdan" masasının sonuç bildirisini Doç. Dr. Veysel Kasar, "İnsaniyet" masasının sonuç bildirisini Prof. Dr. Fikret Yükselen, "Demokrasi ve hürriyetler" masasının sonuç bildirisini Dr. Ömer Ergün, Uluslararası İlişkiler ve Adalet" masasının sonuç bildirisini Ahmet Said Aydil, hanımlar masasının sonuç bildirisini ise Ali Serdar Beykoz okudu.

Kongreye takdir ve tebrik
Risale-i Nur Kongresi, siyaset ve sivil toplum temsilcilerini Ankara’da bir araya getirdi. Kongreye katılan isimler arasında Demokrat Parti yöneticileri ve farklı çevrelerden önemli isimler yer aldı. Programa, Demokrat Parti Genel Sekreteri Ertan Küçükay, DP Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Mustafa Kumkaya, DP Mali İşler Başkan Yardımcısı Şemsettin Toprak ile birlikte, Cumhurbaşkanı Demirel’in danışmanı ve Sincan Müftüsü Mehmet Yüce de iştirak etti.

Kongreye katılamayan bazı milletvekilleri ve siyasetçiler ise mesaj göndererek programa destek verdi.
Mesaj gönderen isimler arasında Ankara milletvekili İdris Şahin, İstanbul milletvekili İsmail Erdem, Kocaeli milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Konya milletvekili Ali Yüksel ve İstanbul milletvekili Doğan Bekin yer aldı.

Yeni Asya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Atik: “Zalimlerin tahakkümünü kıralım”
Programda açılış konuşmasını Yeni Asya AŞ. Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Atik gerçekleştirdi. Konuşmasına, Risale-i Nur Külliyatının müellifi Bediüzzaman Said Nursî'yi 66. vefat yıldönümünde bir defa daha yâd ederek ve misafirleri selâmlayarak başlayan Atik, "Üstadımızın arzusu ile, rahmetli Zübeyir Gündüzalp ve Mehmet Kutlular Ağabeylerin omuzlarına konulan Yeni Asya gazetesi hizmeti ile 57 yıldır Kur'ân hakikatlerini kamuoyuna iletmeye çalışıyoruz" dedi.

Dünya üzerinde yaşanan zulümlere değinerek İslâm âlemine seslenen Atik, "Gelin bugünü milat yapıp vicdanımızın sesini yükseltelim ve zalimlerin tahakkümünü kıralım." diye konuştu.
İslâm âleminin zulümler karşısında sessiz kaldığını ifade eden Atik, "Bediüzzaman Hazretleri bizi, Allah için meşverete, şûrâya, Allah için ittihada davet ediyor." dedi.
Risale-i Nur Enstitüsü sekreteri Ahmet Dursun: “Dünyayı yeniden inşa etmeye ihtiyaç var”
Risale-i Nur Enstitüsü sekreteri Ahmet Dursun da son yıllarda ülkemizde ve dünyada olan sosyal, siyasî, ekonomik çalkantılara değinerek dünyanın büyük ve köklü bir değişimin eşiğinde olduğunu ifade etti.

Uluslararası hukukun çiğnendiği, BM gibi kurumların gayesinden uzaklaştığı, güçlünün haklılaştırdığı, insanın cebren ifsad edildiği bu zamanda dünyayı ve insanlığı yeniden inşa edecek değerlere ihtiyaç olduğunu söyledi.
Risale-i Nur Enstitüsü Akademik kurul üyesi Sedat Koçak: “Zaman Kur'ân zamanıdır”
Programın açış konuşmasını yapan Risalei Nur Enstitüsü Akademik kurul üyesi Sedat Koçak, "Bediüzzaman'ın ifadesiyle insan, insaniyet itibarıyla gayrın elemi ile müteellim olduğu için her gün nazarımıza çarpan vahşetler, dehşetler, tahribatlar her birimizi derin bir teessüre sevk etmektedir.

Zaman, menfaat üzerine dayalı canavar siyasetlerin insanlığa saadet getirmediğini göstermiştir. Artık zaman, Kur'ân ve Nebevî hakikatlerle bu asrın ihtiyaçlarına cevap verecek Risale-i Nur'un zamanıdır." dedi.
Prof. Dr. Süleyman Yılmaz: “Gençliğe sahip çıkalım”
Konuşmasında son zamanlarda yaşanan okul saldırıları ve çocukların içinde bulunduğu vaziyeti değerlendiren Prof. Dr. Süleyman Yılmaz, "Biliyoruz ki, kâinat boşluk bırakmıyor. Bizim çocuklarımız üzerinde bıraktığımız en küçük boşluk, menfî onlarca olumsuzlukla çabuk bir şekilde doluyor.

Aile etkin bir rol üstlenerek çocuğunu yakînen takip etmek zorunda. Öğretmenlerin de şefkat ve merhametle yaklaşarak rol-model olması gerekiyor" dedi.
Dr. İntizam Seyda Durgun: “Yalnızlaşan insan anlam arayışında”
Dijitalleşen çağda cemaatleri değerlendiren Dr. İntizam Seyda Durgun, "Dünya çok hızlı bir değişim ve dönüşüm geçiriyor" dedi. Her beş yılda bir yeni bir nesil anlayışı çıktığını ifade eden Durgun, "Yapılan araştırmalara göre her altı gençten üçü kendini yalnız hissediyor.

Diğer yandan yalnızlaşan insan bir anlam arayışı içinde. Hayatına bir yön vermek, rehber bulmak istiyor. Cemaatler bunu doğru yönetebilirse, bir fırsat olarak onlara yardımcı olabilirler" dedi.
Sosyolog-Yazar Müfid Yüksel: “Medeniyet yeniden inşa edilebilir”
İslâm medeniyetinin, dünyaya verebileceği çok önemli şeyler olduğunu ifade eden yazar Müfid Yüksel, "Bir çöküş var, Bediüzzaman 'kışta geldim' diyor. Bediüzzaman, medeniyeti yeniden inşa etmenin düsturlarını verdi" dedi.

Prof. Dr. Ahmet Battal: “Asr-ı Saadet yaşanabilir”
Demokrasinin ve insan haklarının gelişmediği ülkelerden kaçıldığını, demokrasinin yaşandığı ülkelerin ise kaçılan ülkeler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ahmet Battal, "Asr-ı Saadet yaşanabilir, asr-ı saadet yaşandığı zaman, kendisinden kaçılan değil, kendisine kaçılan ülke oluruz" dedi.

Prof. Dr. Ahmet Yıldız: “Sahte dengeler çöküyor”
"Bir medeniyet krizi ile karşı karşıya mıyız?" sorusu üzerine, uluslararası hukuk sisteminden bahsederek, dünya üzerindeki savaşlara, açlık, barınma ve insanî krizlere değinen Prof. Dr. Ahmet Yıldız, "Güçlü devletler kendileri için güvenlik istediğinde bunu meşru müdafaa olarak adlandırıyor, zayıf halklar güvenlik istediğinde bunu tehdit diye sunuyor.

Hukuk, seçici bir şekilde uygulanıyor, Gazze'de yaşananlar en çarpıcı örneklerden" diye konuştu. "Adalet seçici olursa adalet olmaktan çıkar" diyen Yılmaz, "Uluslararası hukuk devreye girmek zorunda, aksi takdirde korku ve güç dengesi dünyayı yönetir." dedi.
Yazar Mustafa Özcan: “İslâm hâkim olacak”
"Dünyayı deliler mi yönetiyor?" sorusunu değerlendiren Mustafa Özcan, "Dünyayı diktatörler, deliler, yalancılar yönetiyor. Değişim için delilerin olması gerekir. Trump'ın yaptıkları Batı medeniyetinin sonunu getiriyor.

Diktatör rejimler domino etkisine girerek birer birer yıkılacak, bundan kurtuluş yok. İslâm'ın dünyaya hâkim olduğunu göreceğiz. İnşallah o günlerin arefesindeyiz" dedi.
Prof. Dr. Saul Takahashi: “Harekete geçme vakti”
Prof. Dr. Saul Takahashi, dünyada “canavarlar zamanı” olarak nitelendirilebilecek bir dönem yaşandığını belirterek, uluslararası hukuk sisteminin derin bir kriz içinde olduğunu söyledi.

İtalyan filozof Antonio Gramsci’nin “eski dünyanın öldüğü, yenisinin ise henüz doğmadığı dönemler” için kullandığı bu ifadeyi hatırlatan Tashashi, bugün güçlü olanın istediğini yaptığı, zayıfın ise buna katlanmak zorunda bırakıldığı bir düzenin yeniden hâkim olduğunu ifade etti. "Eski düzen çöküyor. Asıl soru şu: Yerine daha adil bir şey inşa edebilecek miyiz; yoksa yalnızca kaba kuvvetin egemen olduğu bir dünyaya mı sürükleneceğiz? Harekete geçme vakti şimdi." diye konuştu.
Dr. Mehmet Emin Ekmen: “Kuvvet hakta olmalı”
Dr. Mehmet Emin Ekmen, gönderdiği video mesajda, insanlığın hukuk, adalet ve demokrasi temelli uluslararası düzen arayışının çöktüğü bir dönemden geçtiğini söyledi. Güç, haydutluk ve korsanlığın öne çıktığını belirten Ekmen, insanlığın zulüm ile adalet, baskı ile hürriyet ve vicdan ile menfaat arasında zorlu bir sınav verdiğini ifade etti.

Bediüzzaman Said Nursî’nin meşveret, hukuk, insan hakları ve adalet esaslarının bugün de geçerliliğini koruduğunu vurgulayan Ekmen, “Kuvvet hakta olmalı, hak kuvvette değil” anlayışının küresel krizlere karşı temel bir reçete olduğunu dile getirdi.
Doç. Dr. Vahap Coşkun: “Ümitvar olmalıyız”
Demokrasinin önemli özelliklerinden birinin krizleri aşabilme kapasitesi olduğuna değinen Vahap Coşkun, dünyanın uluslararası norm üretmekte zorlandığını söyledi.

Demokrasinin sadece bir katılım değil bilgi, denge ve kurumsallaşma olduğunu ifade etti. Bediüzzaman'ın ortaya koyduğu hürriyetçi bir demokrasiyi hayata geçirmenin mümkün olduğunu ifade eden Coşkun, "Türkiye'yi değerlendirdiğimizde bir taraftan ümitvar olmalıyız" dedi.
Dr. Mehmet Akif Koç: “Çare, müsbet hareket”
Ortadoğu'nun içinde bulunduğu vaziyeti değerlendiren Dr. Mehmet Akif Koç, "Ortadoğu'da soğuk savaştan beri bir dizayn var, Amerika ve İsrail'in aleyhine olan tüm yapılar ortadan kaldırılıyor. Bunun içinde, ortadan kalkmayan tek yapı İran'dı. Bu çerçeveden baktığımızda habis bir şebeke var.

Bunun karşısında yapılması gerekenler, alternatif bir hukuk dilinin oluşturulması, sivil ittifaklar teşkil edilmesi, içerideki cepheyi güçlü tutmak, yani müsbet hareket" diye konuştu.
Doç. Dr. Agus Triyanta: “Bediüzzaman adil bir yol gösteriyor“
Endonezya İslâm Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Agus Triyanta, kapitalizm ve sosyalizmin insanlığın ekonomik problemlerine kalıcı çözüm üretemediğini belirterek, Bediüzzaman Said Nursî’nin sunduğu manevî temelli ekonomi anlayışının daha adil bir yol gösterdiğini söyledi.

Triyanta,"Kapitalizm açgözlülük ve sömürüyü, sosyalizm ise rekabetin yok olması ve manevî boşluğu beraberinde getiriyor" dedi.