Geçen hafta sonu günlerinde Ankara’da yapılan 19. Risâle-i Nur Kongresi, uzun yılların ardından birçok ilklere sahne oldu.
Öncelikle, ülkenin dört bir yanından gelenlerin iştirakiyle, Mamak’ta gayet büyük bir salonun esaslı bir şekilde doldurulduğunu gördük.
Kezâ, Üstad Bediüzzaman’ın temsil ettiği kudsî davanın ve Risale-i Nur’un cihanşümûl mesajlarının ülke ve insanlık âlemine duyurulması, yıllar sonra ilk defa bu derece canlı, heyecanlı, tatminkâr ve içi dolu dolu bir şekilde gerçekleştirildiğine şahit olduk.
Programa iştirak edemeyenler, Yeni Asya Tv’nin Youtube kanalından takip ettikleri gibi, bundan sonrası için de aynı adreste kalıcı hale getirilen video arşivinden takip edebilirler. Yani, teknik ekip ve ekipmanlar tarafından söz konusu program hem büyük takdir gördü, hem de gelecek nesiller için kalıcı hale getirilmiş oldu.
«
Kongrenin ana konusu, çoğunuzun bildiği gibi “Küresel Vicdan, İnsanlık ve Demokrasi” idi. Gerek masa çalışması gruplarında ve gerekse sonuç bildirgelerinde Hz. Bediüzzaman’ın şu cihanşümûl mesajı defalarca yankılandı: “Risale-i Nur, yalnız bir cüz’î tahribatı, bir küçük haneyi tamir etmiyor, belki küllî bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhit kal’ayı tamir ediyor. Ve yalnız hususî bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor; belki, bin seneden beri müfsid aletlerle dehşetli rahnelenen kalb-i umumî ve efkâr-ı ammeyi ve vicdan-ı umumîyi, Kur’ân’ın ve imanın ilâçları ile tedâvi etmeye çalışıyor.”
«
Kongrenin ilmî ve akademik seviyesi hakikaten gayet yüksekti. Bunu gören, fark eden herkes, programı pür dikkat ve yüksek takdir hisleriyle takip etti.
Cumartesi günü yapılan masa çalışmalarına da şahit olduk. Türkiye’nin birçok üniversitesinden gelen itibarlı akademisyenlerin titiz ve adeta kılı kırk yaran bir hassasiyetle konuya eğildiklerini gördük.
Ve Hanımlar Masası… Erkeklerin etrafında toplanmış olduğu dört masaya ilâveten, ayrıca mânen ve müstakilen bir “Şefkat Masası” kurulmuştu ki, oradan da Nur’un şefkat yüklü mesajları gürül gürül nebeân etti. Okunduğunda da büyük alkış topladı. Yani, Nur’un insanî-vicdanî mesajları, kelimenin tam anlamıyla “zülcenâheyn” bir şekilde Ankara’nın ufkunda bir güzel parıldamış oldu.
«
Gün boyu yapılan masa çalışmalarından hasıl olan ufuk açıcı bilgiler, yine heyet halinde imbikten geçirilerek, bunlar özet bilgiler ve veciz ifadeler haline getirildi. Ertesi gün ise, adeta “süt gibi” berrak, zararsız, mugaddî ve fakat hazmı kolay olacak bir şekilde umumun istifadesine sunuldu.
Hiç abartmadan ifade edelim: Takdim ve sunum kısmı da gayet itidalli ve profesyonel bir şekilde gerçekleştirildi. Dolayısıyla, hem takdimci kardeşlerimizin, hem tebliğ sunucularının, hem de konuşmacı arkadaşlarımızın sahnede vücut bulan o üstün meziyetleriyle bizler de “şâkirâne iftihar” ettik.
«
Yapılan profesyonelce organizasyon ve umumî iştirak hâli, yıllardır hasret kaldığımız heyecanlı tabloları gözler önüne sergilemiş oldu.
Ülkenin uzak-yakın hemen her bölgesinden (yer yer otobüsler dolusu) gelen sâdık dâva arkadaşlarımızla de bilvesile hasret gidermiş olduk.
Hz. Bediüzzaman’ın memleketi Bitlis-Hizan-Nurs köyünün sâkinleri, Barla sıddıkları, Isparta ve İnebolu kahramanlarının da bilfiil iştirak ettiği bu programda feyiz, coşku, heyecan gayet yüksek derecede hissedildiği gibi, Nur Talebelerinin ülke çapında ciddi bir toparlanmanın içine girmiş olduğu hususu da gayet net bir şekilde görülmüş oldu.
Ankara'daki hamiyetli, cömert, fedakâr arkadaşların, cidden takdire-tebrike şâyân bir hazırlıkla muhtelif şehirlerden gelen misafirlere sunduğu hizmetlerin de âdeta kusursuz bir şekilde gerçekleştirildiğini yakînen müşahade ettik.
Programda emeği geçen herkesten Allah ebeden razı olsun ve tekrarını nasip etsin.