Karar yazarı Mehmet Ocaktan, adaletsizlikler karşısında sessiz kalan dindar-muhafazakâr kesimleri eleştirerek, “Adaletsizliklere, vurgunculara ses yükseltenleri hiç sevmiyorlar” dedi.
Karar yazarı Mehmet Ocaktan, “Adaletsizliklere susanlar sanıyorlar ki…” başlıklı yazısında, Türkiye’de adaletin siyasî ve ideolojik aidiyetlere göre uygulanmasını eleştirdi. “Haksızlıklar, hukuksuzluklar, soygunlar ve yolsuzluklar karşısına adeta dilleri tutulmuş gibi sessizliğe gömülenler, adaletsizliklere, vurgunculara ses yükseltenleri hiç sevmiyorlar” diyen Ocaktan, “Çünkü onlar, adaletsizlikler karşısında sustuklarında mahallenin namusunu koruyacaklarına inanıyorlar” ifadelerini kullandı.
Adalet ve merhamet herkes içindir
Adaletin yalnızca belirli bir kesimin hakkı olarak görülmesinin dinin temel ilkeleriyle bağdaşmadığını vurgulayan Ocaktan, “Çünkü onlara göre, adalet en çok ait oldukları mahallenin hakkıdır. Öteki mahallede yer alanlar, Allah’a karşı kulluk görevlerini yeterince yerine getirmedikleri için adaleti ve merhameti hak etmemektedirler” dedi. İslâm’ın sevgi ve merhamet anlayışının bütün insanlığı kuşattığını hatırlatan Ocaktan, dinin belirli grupların çıkarlarına göre yorumlanmasının yanlışlığına dikkat çekti.
Dinin ahlâkî değerleri siyasete alet ediliyor
Türkiye’de dinin siyasî ve ideolojik anlayışlarla özdeşleştirilmesinin toplumsal ayrışmayı derinleştirdiğini belirten Ocaktan, “Barış ve huzuru temin etmesi gereken dinin insani ve ahlaki değerleri, çatışma ve ayrışmanın argümanı haline getirilmiş bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu. İktidardaki dindar-muhafazakâr anlayışın muhalif kesimlere adil davranmamayı kendisi için bir hak olarak gördüğünü savunan Ocaktan, insan hakları ve özgürlüklerin yalnızca gücü elinde bulunduranlara tanınmasının gelecekte daha büyük çatışmalara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Hukuksuzluklara sessiz kalıyorlar
Dindar-muhafazakâr kesimlerin adaletsizlikler karşısındaki tutumunu eleştiren Ocaktan, “İşte bu zihniyetin mensupları, Allah’ı, Peygamberi, Hz. Ömer adaletini dillerinden düşürmedikleri halde, memlekette işlenen hukuk cinayetlerini, adaletsizlikleri ya görmezden geliyorlar ya da bu garabeti alkışlamaya devam ediyorlar” dedi. Ocaktan, asıl vahim olanın ise bu kesimlerin kendi çevreleri dışındaki insanlara yönelik hukuksuzluklar karşısında sessiz kalması olduğunu ifade etti.
Fon soygununda çifte standart
Fon skandalıyla muhalif belediye başkanlarına yönelik uygulamaları karşılaştıran Ocaktan, adaletin siyasî kimliklere göre farklı işletildiğini savundu. Ocaktan, “Mesela asrın fon soygununa karışan dindar-muhafazakâr mahalle mensuplarının hiçbirine kelepçe takılmadı, çünkü onların ‘lekelenmeme hakkı’ var… Ama muhalif belediye başkanları ters kelepçe takılarak hapse atıldılar” ifadelerini kullandı. Yaşanan tablonun kendisini derinden üzdüğünü belirten Ocaktan, “Daha da vahim olanı, adalete kurulan bu tuzağın dindar-muhafazakâr bir iktidar döneminde yapılıyor olması” dedi.
Haber Merkezi