"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Atatürk milliyetçiliği anayasadan çıkarılsın

12 Ocak 2012, Perşembe
Hürriyet gazetesinin, internet sitesinde yaptığı yeni anayasa anketine görüş bildirenlerin büyük çoğunluğu, 1982 Anayasasının en çok tartışılan kısımlarından olan “Başlangıç metni” ile Atatürk milliyetçiliği ibaresinin tamamen kaldırılmasını istedi. Yaklaşık 2 milyon kez ziyaret edilen ve 20 binden fazla önerinin bildirildiği ankette en çok değişmesi istenen şey Atatürk milliyetçiliği oldu.
ANAYASADA “DEĞİŞTİRİLEMEZ MADDE” OLMAMALI
Anket kapsamında gelen tekliflerin çoğunda “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddelere ilişkin düzenlemeyi içeren 4. maddenin kaldırılması ve değiştirilemez hiçbir hükmün yeni anayasada olmaması gerektiği belirtilirken, devletin dilinin Türkçe olduğu ifadesinin de “Resmî dili Türkçedir” şeklinde değiştirilmesi teklif edildi.
 
Atatürk milliyetçiliği anayasadan çıkarılsın
 
Hürrİyet gazetesinin, internet sitesinde yaptığı yeni anayasa anketinde, 1982 Anayasası’nın en çok tartışılan kısımlarından olan “Atatürk milliyetçiliğine bağlığı” da içeren “Anayasa Başlangıç Metni”nin tamamen kaldırılması istendi.
Hurriyet.com.tr’de 2 hafta boyunca “Türkiye’ye açık davet” başlığı ile yayınlanan “Hürriyet Yeni Anayasa Sayfası”na 20 binden fazla teklif geldi. Yaklaşık 2 milyon kez ziyaret edilen sayfada, vatandaşlar yeni anayasa ile ilgili tekliflerini sundu. Vatandaşların gönderdiği on binlerce öneri, yeni anayasa süreciyle ilgili vatandaşların düşüncelerine ve genel eğilimlerine ilişkin ilginç sonuçlar ortaya koydu.
Çok eleştirilen anayasanın ilk 3 maddesine ilişkin gelen binlerce yorumda, düzeltme ve değişiklik talepleri dile getirildi. Değiştirilmesi en çok istenen kısımlar ise 2. Madde’de yer alan “Atatürk Milliyetçiliği” ile 3. maddedeki “Dili Türkçedir” ifadesi oldu. Vatandaşlar, büyük çoğunlukla, “Atatürk Milliyetçiliği” ibaresinin maddeden çıkartılmasını isterken, “Dili Türkçedir” ifadesinin “Resmi Dili Türkçedir” şeklinde değiştirilmesini teklif eti.
Sayfaya çok sayıda gelen en ilginç tekliflerden biri ise devletin şeklini tanımlayan 1. Madde başlığı altında oldu. Vatandaşlar bir yandan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” maddesinin kalmasını isterken, diğer yandan bu maddeye, “Türkiye Devleti demokratik bir Cumhuriyettir” örneğinde olduğu gibi bazı eklemelerin yapılabileceğini belirtti. Maddeye eklenebileceği teklif edilen ve dikkat çeken diğer kelimeler ise “Laik, sosyal, hukuk ve sosyal” oldu.
 
YENİ ANAYASADA HİÇBİR DEĞİŞTİRİLEMEZ HÜKÜM OLMASIN
Çok tartışılan bir başka madde başlığı ise “değiştirilemez maddeler”le ilgili oldu. Gelen tekliflerin çoğunda “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” maddelere ilişkin düzenlemeyi içeren 4. Madde’nin kaldırılması, değiştirilemez hiçbir hükmün yeni anayasada olmaması gerektiği belirtilirken, mevcut maddenin kalması gerektiğini savunan öneri sahipleri ise 4. Madde’nin de değiştirilemez kapsamı içine alınmasını istedi. 
 
‘BAŞLANGIÇ METNİ’ KALDIRILSIN
Hürriyet Yeni Anayasa Sayfası’na, 1982 Anayasası’nın en çok tartışılan kısımlarından olan “Anayasa Başlangıç Metni”ne ilişkin çok sayıda görüş ve teklif geldi. Tekliflerde metnin tamamen kaldırılması istenirken, 2. Madde’de yer alan “başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan” şeklindeki gibi ifadelerin muğlak ve anlaşılmaz olduğu, böyle atıfların olmaması gerektiğine yönelik çok sayıda tavsiye dikkat çekti.
UYGULAMADA ENGELLER KALKMALI
Yeni Anayasa Sayfası’nda vatandaşların bilincinde oldukları ve önerilerinde dile getirdikleri bir başka konu ise sivil ve özgürlükçü yeni bir anayasanın tek başına yeterli olmayacağı. Okurlara göre yeni anayasanın özgürlükleri genişletebilmesi için uygulanmasının önündeki engellerin kaldırılması gerekiyor.
1982 ANAYASASININ TARTIŞILAN 4 MADDESİ ŞÖYLE:
MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Millî marşı “İstiklâl Marşı”dır.
Başkenti Ankara’dır.
MADDE 4- Anayasanın 1’inci maddesindeki devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2’nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesindeki hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
Okunma Sayısı: 3603
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mustafa Bahadır FİDAN

    20.03.2012 00:00:00









    Sayın Ömer DİNÇER
    Milli Eğitim Bakanı
    4+4+4 YILLIK ÖGRETİM TEKLİFİNİN İÇİ NEDEN BOŞALTILDI ?
    4+4+4 yıllık ögretimin ZORUNLU ,SORUNLU, APOLETLİ ,TEL ÖRGÜLÜ, DAYATMACI, MECBURİ ,İŞKENCECİ, FİLTRE ÇALIŞIYOR YALNIZCA ;
    TEK TİP 6 OK STANDARDINDA artık ÜRETİM YAPMAMASI için HAYKIRIYORUM , sayın: BAKANIM ; malumuz üzere mevcut kesintisiz 8 yıllık kesintisiz egitim 28 şubat zorbalarının ; Tek tipleştirici mantalitelerinin ürünü olan bir kışla düzeninedir bu düzene ivedilikle son vermek gerek bu mevzuda sagduyu hakim ançak ;
    “İlkökğretim birinci kademe sonrasında hangi programların açık öğretimle ilişkilendirileceği ve zorunlu eğitim kapsamına alınacağı Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir” ifadesi teklif metninden çıkarılması demek akp nin acziyetinin ve verdiği teklifin içini boşaltılması demektir aynı zamanda her alanda oldugu gibi eğitimdede hala CHP nin altı okunun percinleşerek egitimde devam etmesi anlamını taşır, bunun manası 28 şubat öncesine bile dönülemiyor .
    Bu mevzu ile ilğili ;İmam Hatip Liseleri Mezunlar Mensuplar Derneği (ÖNDER) Genel Başkanı Hüseyin Korkut, “4+4+4” şeklindeki 12 yıllık zorunlu eğitim modeli için şöyle diyor;
    ’4+4+4′te 28 Şubat zihniyeti var. Yasanın ilk hali taleplerinize çok daha uygundu .
    Yasanın ilk şeklinde ilk 4 yıllık eğitimin ardından açık öğretim imkânı da sağlanıyordu ama bu daha sonra o cephenin de etkisiyle kaldırıldı.
    açık öğretim olanağı ikinci 4 yıldan sonraya atıldı. Bu tabii özellikle hafızlık eğitimi için hayli sıkıntılı bir durum
    İmam Hatiplerin ve Meslek Liselerinin orta kısımları geri geliyor. O açıdan bir düzeltme söz konusu,ama tasarının son hali 28 Şubatçı kesimlerin hala etkin olduğunu gösteriyor.
    “Karma Eğitim” konusunda da şikâyetler devam ediyor?
    Karma eğitim konusundaki sıkıntıları giderecek bir düzenleme de yok. Sıkıntıları belirli noktaya kadar gideren kız ve erkek liseleri mevcuttu ama 28 Şubat zihniyeti ile onlar da rafa kaldırıldı tabii… Eğer ilk haliyle yasalaşabilseydi ilk 4 yıldan sonra açık öğretim olanağı olacaktı diyor Hüseyin Korkut.
    Bu durumda hem açık öğretime, hem de Kur’an Kurslarına aynı anda devam etme imkânı ile başlarını örtmek isteyenlere yeni alternatiflerin rafa konması ve karma egitimin şidettinin arması demektir, sanata ,ziraate , ticarete, sanayiye ,hizmet sektörüne kalfa ,çırak şeklinde ,meslege gitmenin önü kesilmeye devam edecekdir.Egitimde çokdan seçmeli ,hürriyetci demokratik ögretim seceneklerinin kaldırılması, zulmün devam etmesi demektir.
    MGK ya MEB Bakanı niçin cagrılmıştı? Sorusu daha da zihinlerde perçinleşmekde ve Orduya selam zorunlu ögretimi artırarak devam, yaşasın 28 şubat tel örgülü , 6 ok programlı örgün -gardiyan- kontrolünde- örgün- kapalı koğuş -sistemi –CHP düşünce-statikosunun 8 yıl kesintisiz degil de 1997 öncesi gibi 5 yıl mecburi ilkokulu arar olduk oda yetmiyormuş gibi 8 yılda yetmedi alsana ana ,alsana vatandaş üstüne üstük birde 12yıl mecburi zarugri; hani DEV in DEVLET oldugu ;oy verenlere inat seveseve olmasa ….da zoraki.. Misali nasrettin hocanın timurdan dişi file birde ERKEK fil istemsi gibi 8 yıldan kacarken,12 yıl hani var ya deli dumrulun köprüsü ğibi geçersen beş akçe geçmezsen döverim zorla geçirim köprüden 15 akçe alırım…
    AK , AK , AK parinin adaleti AK, 8 yıl kesintisizi istemiyorsan vatandaş alsana batlıcan gibi 12 yıl yamurdan kacarken toluya tutulmak misali arkasından da hiç sınıfda kalmasan 6 yaşında okula başlıyor ya ;6+12=18 dogru asker e bakalım yetmedi bir 2 yılda yaklaşık askerde egitim , ettimi sana vatandaş 18+2=20 yıl egitim . Kenan evren dahi 5 yıl mecburi ilkokula başka zorunluluklar ile zam yapmamıştı , cuntacı olduğu halde dayatma yapmamıştı ,ya şimdi öylemi?…
    Ne güzel 20 yaşına kadar ehilleştirdiğimiz ;1923 ve 1950 modeli köy enstitüsü muadili , gözünü açamamış ,eline altı okun programından başka EL DEGMEMİŞ,BAKİRE,CHP egitim ögretim programlı cumhuriyetin ,mecburi zorunlu, sorunlu cendereli ögretimine AKP ELİYLE İTİLMİŞ ülkemin okumuş zavallı aydınları e hayırlı olsun…Ormanda kesilen agaç demiş ya baltaya ,sapında benden ya.. ona yanarım… Eh ! bazen söz gerçekden bitiyor…..
    Sayın Bakanım uygun oldugunuz bir zaman”4+4+4” şeklindeki ; 12 yıllık zorunlu eğitim modeline katkıda bulunmak amacıyla randevu talebimi ,takdir ve tensiplerinize arz ederim.
    Mustafa Bahadır FİDAN CEP: 05052404948
    —————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————————–








    ’5+3+3′ olarak ögretimde uygulanmasının faydalı olacagını düşünüyorum
    ————————————————-





    AMAÇ:
                 

                  
    Ögretimin her aşamsındaki okullardan ,   mezun olmak isteyenlere    uzakdan ögretim - Açık ögretim fırsatıda verilmelidir.

    Bu şekilde zorunlu tek tip   ögretim sistemi dayatması yerine , alternatif, seçenekler, sunarak , tercihi, insiyatifi, örgenciye bırakmalıdır.

    MEB nın yükünün azalması ve özel sektör ile payaşılması esastır.

    Finans,personel,kaynak ,maliyet, bina, donanım,techizat, kırtasiye,ve benzeri giderlerin bir kısmından, kamunun yükünün azaltılmasının saglanması amaçdır.

    Özel sektördede daha çok ögretmenin istihdamının saglanarak ögretmenlerin işsizliğine çözümünde özel sektör vasıtasıyla giderilmesidir.


    Burada gaye ; egitimde çokdan seçmeli ,hürriyetci, alternatifleri olan ,demokratik ögretim seceneklerinin uygulanmasının amacının gercekleştirilmesidir.

    Bu projede maksat   yalnızca tek tip seri imalat şeklinde filtrenin çalışarak standart üretim yapmasının A poletli zorbalıgın ;
    Tek tipleştirici mantalitelerinin ürünü olan bir kışla düzenindeki ögretime , ivedilikle son vererek bu mevzuda sagduyu hakim kılmaktır.





    -------------------------------------------------------------------------------------

    KAPSAM:
                      
                          İlkokulda , ortaokulda ve liselerde örgenim gören örgenciler arzu ederlerse ; örgün ögretim veya , uzakdan ögretim -Açık ögretim seçeneginide tercih edebilmelidirler.
    Hertürlü hizmet sektörü için ,ihtiyacımız olan   ,
            Kalifiye ara elaman ihtiyacı ile tarım işçisi olarak çalışmak zorunda kalanlar veya hayvancılık, çobanlık, yapmak zorunda kalanlar, mevsimlik işçilerin çocukları , Yörüklerin, göçebelerin çocukları , türlü hizmet sektöründe çalışanlar ,hasta ve yatalak olanlar bedensel özürlü olanlar, ekonomik olarak zor durumda olduğu için hem çalışıp hem de okumak zorunda olanlar bu projenin kapsamındadırlar.










    DAYANAK:
    Açık İlköğretim, Açık Lise, Açık Öğretim Fakültesi üçünü de tamamlayan bir kişinin aldığı diplomalarla, örgün eğitimden alınan diplomalar arasında akreditasyon olarak ne fark var?


                        

    Özel sektörün bu vesiyleyle destegi ;
    kurslar ,yurtlar ,rehberlik sınıfları etüd salaonları , gönüllü kuruluşlar ,vakıflar dernekler , çeşitli sivil toplum kuruluşları, dershaneler mahallin çeşitli imkanları ve belediyelerin katkıları ile
    ögretimde her şeyi MEB dan beklemek yerine halkında insiyatifini alarak halkında iradesinin yansıması sonucu sürece katkısı saglanmalıdır .

    Bu şekilde egitim sözde degilde özde   milli ve yerel olup ğercekden halka ragmen halkcı degilde ; ögretim sistemi halkın kendisi ile aynılaşacaktır.
    Avrupa’da ‘home-school’ uygulaması var. Amerika’da yüzde birlik bir kesim çocuğunun eğitimini dışarıdan tamamlıyor.

    Devlet dayatmalar yapmamalı fırsatlar oluşturmalı. Demokratik devletin görevi bu…

    Nasıl olsa ölçme değerlendirmeyi yine Millî Eğitim yapacak.

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı merkezî sınavlarda öğrenci geçer not alıyor ise, buna sen yüz yüze eğitim almalıydın denmesinin bir anlamı var mı?
    Buna göre; açık ve sertifikasyona göre ögretim gerçekleştirilmelidir.




    HEDEF KİTLE:
    Ögretimin her aşamasındaki okullardan ,   mezun olmak isteyen öğrenciler.   
                          İlkokulda , ortaokulda ve liselerde örgenim görecek örgenciler.
    çocuklarını devlet zorladığı için değil, daha iyi bir gelecek için uzakdan ögretim -Açık ögretim okulana gönderecek Veliler.

    Okuldaki eğitimi yetersiz bulan ve daha kaliteli eğitim verebileceğini düşünen velilere de fırsat tanınmış olmalı.

    Karma eğitim konusundaki sıkıntıları ğiderecek ; aynı zamanda ; Karma egitime mukabil alternatif modellerin önünün açılması demektir.
    Bu şekilde beklentileri olan ; hedef kitleyi de içine alan bir düzenlemedir.
    Bu tabii özellikle hafızlık eğitimi almak isteyen kitlenin: zaman yıl kaybı olmadan, aynı zamanda , İlkokulu , ortaokulu ve liseyide okurken birlikde hafızlık ögretimi almak isteyenlerin tercihi olacaktır.

    Sanata ,ziraate , ticarete, sanayiye ,hizmet sektörüne kalfa ,çırak şeklinde ,meslege gitmenin önün uzakdan ögretim - Açık ögretim fırsatıyla ,hem çalışan hem okumak isteyenlerin hedefinin temin edilmesidir.



    KAPSAM:
    İlkokulda , ortaokulda ve liselerde örgenim gören örgenciler tercih edelerse ; örgün ögretim veya , uzakdan ögretim -Açık ögretim seçeneginide tercih edebilmelidirler.
    ———————————————————————————–
    Burada en büyük yeniliğin, tercih hakkı tamamen vatandaşda olmalıdır yani ; İlk birinci 5 yıllık ögretim zorunlu olmalıdır, aynızamanda zorunlu 5 yıllık ögretim dede ;örgün ögretimle birlikde uzakdan ,Açık ögretim seçenegide vatandaşa tercih olarak sunulmalıdır .
    2 nci ve 3 üncü 3 er yıllık ögretimler kesinlikle mecburi, zorunlu, olmamalı , zorunlu, mecburi olmayan 2 nci ve 3 üncü 3 er yıllık ögretimleride okumak isteyenlere örgün ögretimle birlikde , uzakdan egitim Açık ögretim seçenegide sunulmalıdır.
    ————————————————————————————————-
    AMAÇ:
    Ögretimin her aşamsındaki okullardan , mezun olamak isteyenlere uzakdan ögretim fırsatıda verilmelidir.
    Bu şekilde zorunlu tek tip ögretim sistemi dayatması yerine , alternatif, seçenekler, sunarak , tercihi, insiyatifi, örgenciye bırakmalı.
    ————————————————————————————-
    Aynı zamanda; çalışkan örgenciler cezalandırılmamalı bu uzakdan ögerim metoduyla; sınırsız şekilde ; sınıf geçme degil ; ders geçme imkanı verilmelidir, bu şekilde ; fazladan ders talep edip imtihanda Başarlı olanlar derslerini geçebilirlerse sınıfda atlamış olama imkanları temin edilmelidir.
    Sınıf geçme degil ders geçme sisteminede hiç bir sınırlama olmadan şu kadar yılda bitireceksin gibi şart ve kayıt konmadan dersini verbilen örgenciye mezun olma imkanıda verilmelidir, uygulanmalıdır .
    Belirlenen yıldan daha da önce mezun olma fırsatıda çalışkan örgencilere tanınmalı , çalışkan örgenciler kesinlikle çezalandırılmamalıdır .
    .Çok istisna dahi anlamında zeki örgencilerin önleri sınıf geçme kavramıyla sınırlandırılmamalı bu nedenle ögretimin her aşamasındada dersini verebilen örgenci tüm okulunu bir yılda dahi olsa mezun olma imkanı temin edilmelidir .
    Sistem dahi insan dan faydalanmasını bilmelidir , dahi zekalar ; sistem ugruna feda edilmemelidir ,çünkü sistemler insanlara hizmet için vardır .
    uzakdan ,Açık ögretim seçenegininde : Örgün eğitime devamı azaltacağı gibi bir görüş var. Buna katılmıyorum. Okula devam etmek istemeyen öğrenciye devlet şu an bir yaptırım uygulayabiliyor mu?
    Yasal metinlerde yaptırıma kapı aralanmış, ama uygulamada bu ne kadar amacına ulaşıyor? Devamsızlık gösteren öğrenci ilköğretim yaşının dışına çıktığında ihtiyaç hissederse açık ilköğretimden tamamlama yoluna gidiyor.
    14 yaşını doldurana kadar arada geçen devamsızlık süresi kayıp yıl oluyor. Veliler çocuklarını devlet zorladığı için değil, daha iyi bir gelecek için okula göndermeli.
    Okuldaki eğitimi yetersiz bulan ve daha kaliteli eğitim verebileceğini düşünen varsa, buna da fırsat tanınmış olmalı.
    Avrupa’da ‘home-school’ uygulaması var. Amerika’da yüzde birlik bir kesim zorunlu kısım hariç çocuğunun eğitimini dışarıdan tamamlıyor. Devlet dayatmalar yapmamalı fırsatlar oluşturmalı. Demokratik devletin görevi bu…
    Nasıl olsa ölçme değerlendirmeyi yine Millî Eğitim yapacak.
    Millî Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı merkezî sınavlarda öğrenci geçer not alıyor ise, buna sen yüz yüze eğitim almalıydın denmesinin bir anlamı var mı?
    Açık İlköğretim, Açık Lise, Açık Öğretim Fakültesi üçünü de tamamlayan bir kişinin aldığı diplomalarla, örgün eğitimden alınan diplomalar arasında akreditasyon olarak ne fark var?
    Burada yapılan tartışmalar zihni bir altyapının dışavurumundan başka bir şey değil.
    . Kız öğrencilerin okula devamını azaltır, çocuk gelinler sayısı artar gibi kulağa sempatik gelen eleştiriyi yapanlarla üniversite kapılarından kızları kampüse sokmayanlar ile JOPLATANLAR aynı insanlar. Bunların derdi kızlar falan değil. ‘Haydi, kızlar okula!’ deyip okula gelen kızları kapıdan kovanların aynı insanlar olduğunu görmek şaşırtıcı değil.
    İlkögretim birinci sınıf dahil örgün ögretimle birlikde “açık öğretim” olarak da devam etmesi imkanı isteyen vatandaşa saglandıgı zaman , Buna göre; açık ve sertifikasyona göre eğitim gerçekleştirilmelidir.
    Bu durumda hem açık öğretime, hem de Kur’an Kurslarına aynı anda devam etme imkânı saglanmalıdır, bu şekilde vatandaş aynı zamandada, isterse çocuguna hafızlıkda yaptırarak zorunlu 5 yıllık ilkokulunu açıkögretimle bitirebilmelidir.
    Tek tipleştirici mantalitelerinin ürünü olan bir kışla düzeninedir bu düzene ivedİlikle son vermek lâzım.
    Konuya din ve vicdan özgürlüğü açısındanda bakmak milletimizin tabi bir ihtiyacıdır. Bırakın insanlarımız ; sünnü Müslüman alevi Müslüman , azınlıklar ,Süryaniler , Ermeniler Rumlar , ateistlerde ve dahada niceleri kendi inançları doğrultusunda eğitim alabilsinler. BU çogulcu , katılımcı gercek demokratik bir devletin en büğyük bir görevidir BÜYÜK DEVLET OLMAK ÇOK çok uluslu ve çok dinli çok kültürlü bir medeniyet mozaiğini adalet ölçüleri içerisinde bünyesinde hazm etmeyi şart kılar, çogulculugumuz zenginliğimizinde bir yansımasıdır.
    Eğer esas olan din ve vicdan özgürlüğü ise vatandaş inançları dogrultusunda istegini devletden degilde kendisi temin edebileceğie inanıyorsa , Şayet bunu kısa zaman da devlet veremiyorsa , vatandaş kendisi temin edecegine inanıyorsa bedelinide kendisi ödeyecekse dah biz buvatandaşdan ne istiyoruz , burada yapılacak şudur devlet , millete gölge etmesin milletin önünü açsın yeter 70 yıl Sümerbank ayakkabı yaptı , millet yapamıyormuydu ayakkabısını gömlegini , denebilirmi örnek konfeksiyonu devlet , yapsın, böyle bir iddia atmak çok komikse konfeksiyonun içerisindeki insanı ögretimini şartmıdır devletin vermesi şartmıdır , hastaneler kısmen özel degilmi , güvenlik şirketleri özel degilmi her şeyi devletin polisimi yapıyor devletimiz ideolojık,jekoben devlet aygıtı degıse elbetdeki ögretimin bir kısmınıda peki ala; örnegin TOKİ nin işlerini yaptırmak için işlerini ; ihaleye cıkardıgı gbi verdiği gibi MEB da ehliyet kurslarını, üniversite hazırlık kurslarını, AOF murat ,Karacan kuslarını özele yaptırmıyormu, özel anaokularımız yokmu peki al gayet tabi olarak , Açık İlköğretim, Açık ortaokul ile Açık Liseyide miletimiz kendisi dışardan kuslar ıle yurtlar ile yapabılır kamunun yükün , MEB nın yükün azalması ve özel sektör ile payaşılması adı aydın okumuş , çahilin en kötüsüde okumuş olan aydınlarımızı,bu insanları ne kadarda rahatsız ediyor, buna muarız olanları hali şu insanlara benziyor , aşagıdaki metni ne kadarda çagrışım yaptırıyor.
    Her aydınlıgı yangın sanıp söndürmeye koşan ülkemin zavalı aydınları
    Karanlıga o kadar alışmışsınızki
    Yıldızlar bile rahatsı ediyor sizi
    Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandıgı bir ülkede düşünce adamı nasıl cıkar
    Bunların mayasında İslamiyet batıdan gelse iman etme saplantıları vardır milletimize ve mili ihtiyaç ,alternatif modellerimize ve çözümlerimizede elbetdeki o derce muarızdırlar çünkü cuntacı cemiyet müesselerinden aldıgı klişeleşmiş dar düşünce kalıplarının ayakda gezen ölüleridirler ölüden yenilik beklenirmi…
    .
    uzakdan ,Açık ögretim seçenegininde : Örgün eğitime devamı azaltacağı gibi bir görüş var. Buna katılmıyorum. Okula devam etmek istemeyen öğrenciye devlet şu an bir yaptırım uygulayabiliyor mu? Yasal metinlerde yaptırıma kapı aralanmış, ama uygulamada bu ne kadar amacına ulaşıyor? Devamsızlık gösteren öğrenci ilköğretim yaşının dışına çıktığında ihtiyaç hissederse açık ilköğretimden tamamlama yoluna gidiyor.
    14 yaşını doldurana kadar arada geçen devamsızlık süresi kayıp yıl oluyor. Veliler çocuklarını devlet zorladığı için değil, daha iyi bir gelecek için okula göndermeli. Okuldaki eğitimi yetersiz bulan ve daha kaliteli eğitim verebileceğini düşünen varsa, buna da fırsat tanınmış olmalı. Avrupa’da ‘home-school’ uygulaması var. Amerika’da yüzde birlik bir kesim zorunlu kısım hariç çocuğunun eğitimini dışarıdan tamamlıyor. Devlet dayatmalar yapmamalı fırsatlar oluşturmalı. Demokratik devletin görevi bu…
    Nasıl olsa ölçme değerlendirmeyi yine Millî Eğitim yapacak. Millî Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı merkezî sınavlarda öğrenci geçer not alıyor ise, buna sen yüz yüze eğitim almalıydın denmesinin bir anlamı var mı? Açık İlköğretim, Açık Lise, Açık Öğretim Fakültesi üçünü de tamamlayan bir kişinin aldığı diplomalarla, örgün eğitimden alınan diplomalar arasında akreditasyon olarak ne fark var? Burada yapılan tartışmalar zihni bir altyapının dışavurumundan başka bir şey değil. Yani dün 8 yıl zorunlu eğitime bütün anlamsızlıklarına rağmen ses çıkarmayanların HİÇ TARTIŞMADAN 28 şubatda parlementoda zamanın başbakanın türkiyenin etrafını kesintisiz egitime karşı imza ile dolandırsanız dahi siyasi, hayatıma mal olsa dahi çıkaracagım 8 yıllık kesintisiz egitimi diyerek cumhuriyet rejmini , MECBURİYET REJİMİ olarak tatbik eden zorbaların ;onbeşgünde 8 yıllık kesintisiz egitimi zorunlu bu millete mahkum edenlerin , MGK kararlarına sesini yükseltmeyenlerin ve bunu meşrû görenlerin gerekçesi ne ise şimdiki çokdan seçmeli ögretim metodlarından rahatsız olanlar; taslak ile ilgili tepki gösterenlerin gerekçesi aynı. Kız öğrencilerin okula devamını azaltır, çocuk gelinler sayısı artar gibi kulağa sempatik gelen eleştiriyi yapanlarla üniversite kapılarından kızları kampüse sokmayanlar ile JOPLATANLAR aynı insanlar. Bunların derdi kızlar falan değil. ‘Haydi, kızlar okula!’ deyip okula gelen kızları kapıdan kovanların aynı insanlar olduğunu görmek şaşırtıcı değil.
    Aynı zamanda Açık İlköğretim, Açık ortaokul ile Açık Liseyide , Açıkögretim yolu ile devam etme imkanı bulan örgenciler Açık İlköğretim ile hafızlıgı birlike yaparak okuma imkanınada kavuşmuş olacaklardır .
    “Demokratik, ekonomik ve sosyal yönden gelişmiş bir ülke olmak yolunda, eğitim reformunda önceliğimiz yaratıcılık, yenilikçilik, eleştirel düşünme, araştırma, analitik ve yabancı dil becerileri yüksek gençler yetiştirmek olmalıdır. Çocuklarımızın iyi birer dünya vatandaşı olmaları için çevre bilinci, cinsiyet eşitliği, insan hakları, çok kültürlülük gibi konularda da erken yaşlardan itibaren eğitilmeleri önem taşımaktadır. Demokratikleşme süreciyle iyi eğitimli, çoğulcu, özgürlükçü niteliklere sahip bir topluma ulaşmak ana hedef olmalıdır.
    Açık ortaokul ile Açık Lisenin önenemli bel kemiği projenin özeliklrinde biriside vatandaşa , Açık ögretim olarakda devam edilebilme seçeneginin sunulmasıdır zira mevzu vatandaşı zaptı rapt altına alma değil köle muamelesi degil vatandaşa tercih ve insiyatif sunulmasıdır şayet ülkemiz hür bir ülke ise ve bizler bagımsız oldugumuza göre bundan daha dogal ne olabilir bu Uygulamanın reel sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli ara eleman yetiştirilmesi konusunda da birçok olumlu yanı olacaktır. Vatandaşa bir dayatma olmamalı”
    uygulama millet menfatıne ve memleketın ihtiyacına dönük bir kara olmakla kalmayıp aynı zamanda bu uygulama tarımın ,sanayının , hizmet sektörünün sanatın ve tiçaretin gelişmesine ve vasıflı elaman ihtiyacınında temini için verimli bir yöntem uygulama olacaktır , nedeni ise Açık ortaokul ve Açık Lise ile birlikde dileyen vatandaşlar sanayi için tarım için, hertürlü hizmet sektörü için ,ihtiyacımız olan , çırak ,kalfa,
    kalifiye ara elaman ihtiyacı ile tarım işcisi olarak calışmak zorunda kalanlar veya hayvancılık yapmak zorunda kalanlar veya sanayide çırak , kalfa olarak çalışmak zorunda kalanlar mevsimlik işcilerin cocukları , yörüklerin göçebelerin cocukları , türlü hizmet sektöründe calışanlar, karma ögretimden yana tercih koymayan vatandaşlar ile ve benzerleri ve diğer nedenlerden dolayı çocuguna hem hafızlık yaptırmak hemde uzakdan egitim metodu ile ikinci ögretimini tamamlamak isteyen ögrenciler ile ve benzerleri ile her türden vatandaş isterse ögrencisini herhangibir uzakdan ögretim yoluyla sözel bilimler agırlıkle bir program uygulanarak ( programın içinde labratuvar , atelye gibi uygulama imkanı olmayan mesleki bıranşlar dışında)
    sözel dersler agırlıklı ve genel kültür ve hayatın pratiğine gerekli bilgileri ihtiva eden ; örnegin saglık bilgisi dersi ,trafik dersi gibi hayatda pratikde lazım olacak temel hukuk dersi , idare hukuku dersi ile ticaretde lazım olabılecek ,cince , Japonca, İngilizce , Arapça , Osmanlıca, kürtce, farsca ,güzel konuşma hitabet diksiyon özgüven ve kişisel gelişim saglayan , hitabet ve edebiyat dersleri gibi ve benzeri dersleri hayatda yaşamda kendisine lazım olacak hayat bilgisi muhteviyatında gerekli donanımları kazandıracak uygulama ve b u uygulama sonunda kazanım saglayabılecegi hayata dair olabilme vasfını ifade edebilecek bir program ile donatılmıiş sözel muhteviyatın agırlıklı oldugu bir müfredat hazırlayarak Açık ortaokul ile Açık Lise ile
    sözel içerikli bir donanımla isteyen uzakdan ögertimle devam eder; her şey teoride okumala mümkün olmuyor, çin gibi japongibi alman gibi üretmekle ve dünyayı kendine Pazar yapmakla olur bunun yolu okuldan önce uygulamadır yoluda endüsri sanayi uygulama atelye çırak kalfa usta yolu sanayiden geçer çırakda lazım kalfada lazım işyerlerine hizmet sektöründe örnegin lokantacılık , berberlik gibi ,vb gibi yetişecek meslek erbabı olacak insanda lazım
    Oku oku çocular oyunu arkaşlıgı unutdu test manyagı olup çıktılar sosyaleşmeyi bilmiyorlar varsa yoksa dijital dünya dersane okul etüd birikde olmayı unutdu çocuklar insanları zorla okutma okuma sevdası ugruna oku mayacak ögrenciyide adamı da okulda tutarak gercekden ukuyacak ögrenciyide çürük elmanın sepetdeki saglam elmalrıda , digerlerini çürük yaptıgıbı saınıflarda okumayacak örgenci egitimi zehirliyor bırakın sanayide sanat örgensin hizmet sektörün de meslek belllesin herkes okuyup kalem efendisi olupda başımıza herkes valimi olacak sanki herkes kaymakamı olacak kitabı okumak kadar gelişen degişen dünyayı okuyan ,hayatı okuyan ,sanat ve ticareti bilen insanlarada ihtiyacımız var agaç yaşken egilir herkesi illada okutacagız diye deli dumrulun köprüsü gibi gecersen 5 akce geçmezsen döverim zorla köprüden geçirim 15 akçe alırım misali herkesi bu kadar uzun boylu zoraki taş duzarlar arsında hapsetmenin adı ne egitim nede ögretim nede fayda nede akılcılıkdır nede üretim saglar tüketim çılgını ve ülkemizi sömürgeci devletlerin pazarı yapmayalım .
    Bütün bu uygulamalar üzerinde yaşadıgımız vatan topragında ,insanlarımızın ihtiyaçları için mahalli Milet ve toplum tabanlı olmalıdır yoksa , batıda şöyle gelişmiş ülkelerde bu şekilde diye taklitci , ve ithal sürümlerden ziyade halkımızın beklentilri önemlidir, yosa klasik reflekslerimizde oldugu gini Necip fazıl Kısakürek in ifadesile İslamiyet batıdan gelse kabül edecekler,zihniyeti ile kendi kimlğimize ait her şeyi red ve inkar politikalarını ÖGRETİM SİSTEMİNE DAYATMAK VE DAHha sonrada akılcılık ve bilimselik ve batı ve gelişmiş ülkelerde böyle diyerek kendimize ait degerlerimize gözümüzü kapamak bunuda ,marifet saymak ögretim sistemimize yapılacak faydalı bir yenilik degildir.
    Açıkilkokul ,Açık ortaokul ile Açık Lise de ; İngilizce, Çince,arapca,Osmanlıca,farsca,kürtce,Süryanice,Çerkezce,Azerice,kazakca,Türkmence,taşkentce,abazca, vb Anadolu da Rumlardan ve Osmanlıdan kalan milletlere ait iki dil en az zorunlu seçmeli ders olarak okutulmalıdır.
    Açıkilkokul ,Açık ortaokul ile Açık Lise de ;seçmeli ders olarak kuranı kerim dersiile birlikde din egitimi mevcut uygulamadan farklı olarak din dersi yalnız Sünnilere yönelik olmamalı,Aleviler,Süryaniler,Hıristiyanlar, ve Museviler vebenzeri örgenciler için secmeli dersler getirilmeli,Alevi vatandaşlar için aleviliği anlatan seçmeli dersler müfredata konmalıdır.

  • Mustafa Bahadır FİDAN

    5.03.2012 00:00:00








    Yazan; Mustafa Bahadır FİDAN   cep:05052404948 TC:60916424888   - [email protected]





    4+4+4    yıllık ögretimin ZORUNLU ,SORUNLU, APOLETLİ ,TEL ÖRGÜLÜ, DAYATMACI, MECBURİ ,İŞKENCECİ, FİLTRE ÇALIŞIYOR YALNIZCA ;
    TEK TİP 6 OK STANDARDINDA artık ÜRETİM YAPMAMASI için HAYKIRIYORUM ,
    sayın: BAŞBAKANIM ; SİZDE LÜTFEN SÜLEYMAN DEMİREL GİBİ 40 YILLIK GEÇMİŞİNİZİN ÜZERİNE BİR TAS AYRAN İÇMEYİN ,vur fakat dinle ,idamdan önce yargılayın lütfen,
    Mevcut kesintisiz 8 YILLIK kesintisiz egitim 28 şubat zorbalarının ; Tek tipleştirici mantalitelerinin ürünü olan bir kışla düzeninedir bu düzene ivedİlikle son vermek lâzım.


    4+4+4    yıllık ögretim için yazıyorum
    1 nci ilk dört yıllık zorunlu ögretimdede örgün ögretimle birlikde uzakdan ,Açık ögretim seçenegide sunulmalı , 2 nci ve 3 nci 4 er yıllık ögretimler kesinlikle mecburi, zorunlu, olmamalı mecburi olmamalı , mecburi olmayan 2 nci ve 3 nci 4 er yıllık ögretimleride   okumak isteyenlere uzakdan egitim Açık ögretim seçenegide sunulmalı, örgün ögretimle birlikde dışardan bitirme Açık ögretim seçenegide sunulmalı 2 nci ve 3 nci 4 er yıllık ögretimleride   okumak isteyenlere    uzakdan ögretim fırsatıda verilmeli devlet dayatmacı değil, alternatif, seçenek sunmalı,tercihi vatandaşa bırakmalı.
    Aynı zamanda; çalışkan örgenciler cezalandırılmamalı bu uzakdan ögerim metoduyla; sınırsız şekilde ; sınıf geçme degil ;degıl ders geçme imkanı verilmelidir, bu şekilde   fazladan ders talep edip imtihanda Başarlı olanlar derslerini gecebilirlerse sınıfda atlamış olabılırler ve belirlene yıldan dahada önce mezun olma fırsatıda çalışkan örgencilere ,bu imkanda çalışkan örgencilere sunulmalıdır.
    Sınıf geçme degil ders geçme sisteminede hiç bir sınırlama olmadan   şu kadar yılda bitireceksin gibi   şart ve kayıt konmadan dersini verbilen örgenciye mezun olma imkanıda verilmelidir, uygulanmalıdır .
    uzakdan ,Açık ögretim seçenegininde : Örgün eğitime devamı azaltacağı gibi bir görüş var. Buna katılmıyorum. Okula devam etmek istemeyen öğrenciye devlet şu an bir yaptırım uygulayabiliyor mu? Yasal metinlerde yaptırıma kapı aralanmış, ama uygulamada bu ne kadar amacına ulaşıyor? Devamsızlık gösteren öğrenci ilköğretim yaşının dışına çıktığında ihtiyaç hissederse açık ilköğretimden tamamlama yoluna gidiyor.
    14 yaşını doldurana kadar arada geçen devamsızlık süresi kayıp yıl oluyor. Veliler çocuklarını devlet zorladığı için değil, daha iyi bir gelecek için okula göndermeli. Okuldaki eğitimi yetersiz bulan ve daha kaliteli eğitim verebileceğini düşünen varsa, buna da fırsat tanınmış olmalı. Avrupa’da ‘home-school’ uygulaması var. Amerika’da yüzde birlik bir kesim zorunlu kısım hariç çocuğunun eğitimini dışarıdan tamamlıyor. Devlet dayatmalar yapmamalı fırsatlar oluşturmalı. Demokratik devletin görevi bu…
    Nasıl olsa ölçme değerlendirmeyi yine Millî Eğitim yapacak. Millî Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı merkezî sınavlarda öğrenci geçer not alıyor ise, buna sen yüz yüze eğitim almalıydın denmesinin bir anlamı var mı? Açık İlköğretim, Açık Lise, Açık Öğretim Fakültesi üçünü de tamamlayan bir kişinin aldığı diplomalarla, örgün eğitimden alınan diplomalar arasında akreditasyon olarak ne fark var? Burada yapılan tartışmalar zihni bir altyapının dışavurumundan başka bir şey değil. Yani dün 8 yıl zorunlu eğitime bütün anlamsızlıklarına rağmen ses çıkarmayanların HİÇ TARTIŞMADAN 28 şubatda   parlementoda zamanın başbakanın türkiyenin etrafını kesintisiz egitime karşı imsa ile dolandırsanız dahi siyas, hayatıma mal olsa dahi çıkaracagım 8 yıllık kesintisiz egitimi diyerek   cumhuriyet    rejmini , MECBURİYET REJİMİ olarak tatbik eden zorbaların ;onbeşgünde 8 yıllık kesintisiz egitimi zorunlu bu millete mahkum edenlerin , MGK kararlarına sesini yükseltmeyenlerin ve bunu meşrû görenlerin gerekçesi ne ise şimdiki çokdan seçmeli ögretim metodlarından rahatsız olanlar; taslak ile ilgili tepki gösterenlerin gerekçesi aynı. Kız öğrencilerin okula devamını azaltır, çocuk gelinler sayısı artar gibi kulağa sempatik gelen eleştiriyi yapanlarla üniversite kapılarından kızları kampüse sokmayanlar ile JOPLAYANLAR aynı insanlar. Bunların derdi kızlar falan değil. ‘Haydi, kızlar okula!’ deyip okula gelen kızları kapıdan kovanların aynı insanlar olduğunu görmek şaşırtıcı değil.


    İlkökğretim birinci kademe sonrasında hangi programların açık öğretimle ilişkilendirileceği ve zorunlu eğitim kapsamına alınacağı Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir ifadesi teklif metninden çıkarılması demek    akp nin acziyetinin ve verdiği teklifin içini boşaltılması demektir aynı zamanda her alanda oldugu gibi eğitimdede hala CHP nin   alt okunun percinleşerek egitimde devbam etmesi anlamını taşır, bunun manası 28 şubat öncesine bile dönülemiyor   şayet 28 şubat öncesi haklara dönülse dahi bu 15 yıl öncsesi haklarımızın iadesi telafisi saglansa dahi 15 yıl öncesini kazanımlarını bu gün almak ileri gitmek degil kaybolan yılları ve bugun geride kalmış hakların telafisi demek + ARTI dahada ileri ve ihtiyac modeller üretememek demek 28 şubatın askeri vesayetin yalnızca imajının yıpratıldıgı hala 1000 yıl egitimde belirleyici mührünün 28 şubat markasının akp ye tokadı anlamından başka bir şey degildir. Zira sonuç ve özeti mevcut siyasi iktidar hiçbir şey yapamıyorsa gölge etmesin yeter başka ihsan istemiyoruz ne demek istiyoruz ,manası << 28 ŞUBAT ÖNCESİNDE OLDUGİBİ YALNIZCA 5 YILLIK İLKOKUL MECBURİ OLSUN YETER BAŞKA BİR İHSAN İSTEMİYORUZ veya adam gibi kendi getirdiği değişiklik teklifine AKP ,KENDİSİ TADİLAT YAPMASIN ODA YETER>>

    Mevcut kesintisiz 8 YILLIK kesintisiz egitim 28 şubat zorbalarının ; Tek tipleştirici mantalitelerinin ürünü olan bir kışla düzeninedir bu düzene ivedlikle son vermek lâzım.
    ilk 4 yıllık egitimden sonra ikinci dört yıllık egitimi vatandaş talep ederse ögrencisini kendi arzu ve talebi dogrultusunda uzakdan ögretim yolu ile okula devam zorunlulugu olmadan saglanmalıdır şayet ilk dört yıllık egitimden sonra Açık ögretim yolu ile isteyenler devam edemeyecekse AKP , CHP nin ayaları altında ezilmiş demektir bu kanun teklifinin içi boşaltılmış demektir neticesi millet iradesine temsil sahibi olan olan AKP nin ihanetidir ,ihanet demektir ; ilk dört yılık ögretim den sonra açık ögretim yolu ile devam etmek imkanı saglandıgı zaman karma ögretim mecburiyetide kalkıyor demektir, istemeyenlere aynı zamanda vatandaşa mecburi karma ögretim verme mecburiyetini ve despotlugunu zoraki karma ögretimi sana istesende istemesende ben devletim uygularım mantıgınıda ortadan kaldırır şayet AKP adam gibi   SAGLIK BAKANLIGINDA BİLİŞİM SEKTÖRÜNDE ULAŞIM VE SAGLIK DAKİ GİBİ   EGITIMDEDE CİDDİ İÇİ BOŞALTILMAYAN   BİR REFORM YAPACAKSA KESİNLİKLE İLK DÖRT YILLIK ÖGRETİMDEN SONRA İSTEYEN VATANDAŞ   AÇIK ÖGERTİM YOLU İLE   İKİNCİ DÖRT YILLIK ÖGRETİMİNİ   AÇIK ÖGRETİM YOLU İLE DEVAM EDEBİLMELİDİR.
    Aynı zamanda ikinci dört yıllık ögretimi Açıkögretim yolu ile devam etme imkanı bulan örgenciler okulunu hafızlık yaparak okuma imkanınada kavuşmuş olacaklardır bu 4+4+4 ün önenemli bel kemiği   projenin ayakları ikinci dört yılılık ögretimden sonra Açık ögretim olarakda devam edilebilme seçeneginin sunulmasıdır zira mevzu vatandaşı zaptı rapt altına alma değil köle muamelesi degil   vatandaşa tercih ve insiyatif sunulmasıdır şayet ülkemiz hür bir ülke ise seçtiğimiz iktidar bagımsızsa bundan daha dogal ne olabilir bu uygulama millet menfatıne ve memleketın ihtiyacına dönük bir kara olmakla kalmayıp aynı zamanda bu uygulama tarımın ,sanayının , hizmet sektörünün     sanatın ve tiçaretin gelişmesine ve vasıflı    elaman ihtiyacınında temini için verimli bir yöntem uygulama   olacaktır .
        Ülkemizde yetişecek   kalifiye ara elaman ihtiyacı ile tarım işcisi olarak calışmak zorunda kalanlar veya hayvancılık yapmak zorunda kalanlar veya sanayide çırak , kalfa olarak çalışmak zorunda kalanlar mevsimlik işcilerin cocukları , yörüklerin göçebelerin cocukları , türlü hizmet sektöründe calışanlar, karma ögretimden yana tercih koymayan vatandaşlar ile ve benzerleri ve diğer nedenlerden dolayı çocuguna hem hafızlık yaptırmak hemde uzakdan egitim metodu ile ikinci ögretimini tamamlamak isteyen ögrenciler ile ve benzerleri ile her türden vatandaş isterse ögrencisini herhangibir    meslek lisesine devam etmek istemiyorsa ikinci 4 yıllık ögretimini uzakdan ögretim yoluyla sözel bilimler agırlıkle   bir program uygulanarak ( programın içinde   labratuvar , atelye gibi uygulama imkanı olmayan mesleki bıranşlar dışında)
    sözel dersler agırlıklı ve genel kültür ve hayatın pratiğine gerekli bilgileri ihtiva eden ;   örnegin saglık bilgisi dersi ,trafik dersi gibi hayatda pratikde lazım olacak   temel hukuk dersi , idare hukuku dersi ,güzel konuşma hitabet diksiyon özgüven ve kişisel gelişim saglayan , hitabet ve edebiyat dersleri gibi ve benzeri dersler hayatda yaşamda kendisine lazım olacak hayat bilgisi muhteviyatında gerekli donanımları kazandıracak uygulama ve b u uygulama sonunda kazanım saglayabılecegi hayata dair olabilme vasfını ifade edebilecek bir   program ile donatılmıiş sözel muhteviyatın agırlıklı oldugu bir müfredat hazırlayarak   ikinci yanı ilk devam mecburıyeti olan temel 4 yıllık egitimden sonraki   ikinci    4 yıllık egitimi   şayet velisini   veya   vasisininin talebi üzerine sözel içerikli bir donanımla isteyen okula devam örgün ögertimle devam eder; isteyen bu programı secerek uzakdan ögretimle ikinci   ikinci   dört yıllık ögretimi verecek şekilde    ögretimin şekilendirilmesi   son derece elzem ve zarurıdır    yoksa yaşarken    ayakda da gezen ölüler yetiştirmek istemiyorsak   hepimiz    bu kaybolan nesiller ile birlikde   tarih sayfalarına gömülecek bir devlet ve bir miletin hesabını veremeyız bu mevzulara    millet devlet ALLAH VE KURAN HAKKI için acıl sahıp cıkmak ve gereken vazifeleri yapmak    EZANINI VE BAYRAGINI SEVEN VE BU degerler UGURDA HERTÜRLÜ BEDELLERİ ÖDEMEYE HAZIR OLAN   HELEL SÜT EMMİŞ İNSANLARIN EN BÜYÜK VAZİFESİDİR.
    Mecburi olası gereken yalnız ilk dört yıllık egitimdir insanları tüketim cılgını YETİŞTİRMEYELİM BABA BANKI    KEMİK İLİKLERİNE KADAR SÖMÜRTMEYELIM LÜTFEN doktora mastır derken 30 yaşına kadar oku babam oku   bu ailler için bir ömür ve servet demektir buna güç    kuvvet mi dayanır rusya gibi mühendis doktor   enaz 2 veya 3 dil biliyor ama nataşalık yapmaya başka ülkeye geliyorlar örngin Ankaranın   demirtepe Maltepe semtlerini akşamları bankamatik ATM lerinin önlrine bakın çıplak kadın resimlerinin basılı oldugu kart vizitler görürsünüz bunlar uslararası ilikiker tıp, hukuk, mühendislık mezunu ama Türkiye gelen nataşaların telefonları ile dolu kart vizitler vardır bunlar neyimi anlatıyor: her şey okumakla degil çin gibi japongibi alman gibi üretmekle ve dünyayı kendine Pazar yapmakla olur bunun yolu okuldan önce uygulamadır yoluda endüsri sanayi uygulama atelye çırak kalfa usta yolu sanayıden geçer    çırakda lazım kalfada lazım işyerlerine hizmet sektöründe örnegin lokantacılık vb gibi yetişecek meslek erbabı olacak insanda lazım
    Oku oku çocular oyunu arkaşlıgı unutdu test manyagı olup çıktılar sosyaleşmeyi bilmiyorlar varsa yoksa dijital dünya dersane okul etüd birikde olmayı unutdu çocuklar insanları zorla okutma okuma sevdası ugruna oku mayacak ögrenciyide adamı da okulda tutarak   gercekden ukuyacak ögrenciyide çürük elmanın sepetdeki saglam elmalrıda , digerlerini çürük yaptıgıbı   saınıflarda okumayacak örgenci egitimi zehirliyor bırakın sanayide sanat örgensin hizmet sektörün de meslek belllesin herkes okuyup kalem efendisi olupda başımıza herkes valimi olacak sanki herkes kaymakamı olacak kitabı okumak kadar gelişen degişen dünyayı okuyan ,hayatı okuyan    ,sanat ve ticareti bilen insanlarada ihtiyacımız var agaç yaşken egilir herkesi illada okutacagız diye deli dumrulun köprüsü gibi gecersen 5 akce geçmezsen   döverim zorla köprüden geçirim 15 akçe alırım misali herkesi bu kadar uzun boylu zoraki taş duzarlar arsında hapsetmenin adı ne egim nede fayda nede akılcılıkdır nede üretim saglar tüketim çılgını ve ülkemizi   sömürgeci devletlerin pazarı yapmayalım LÜTFEN   TEORİDEN ZİYADE PRATİKLERDE ÖNEMLİDİR KÜÇÜKKEN AGAÇ YAŞKEN EGİLİR YETİŞİR DAVET EDİN BENİ LÜTFEN BU MEVZULARDA SİZLER GÖNÜLLÜ OLARAK YARDIMCI OLMAK İSTİYORUM
    ilk 4 yıllık MECBURİ OLMALI DİĞER DÖRT YILLIKLARA GELİNCE VASİ VEYA VELİ İSTERSE ilk 4 yıllık    egitimden sonra ikinci dört yıllık egitimi vatandaş talep ederse ögrencisini kendi arzu ve talebi dogrultusunda uzakdan ögretim yolu ile okula devam zorunlulugu olmadan saglanmalıdır ; aynı zamanda ikinci dört yıllık ögretimi   tarım işcisi olarak calışmak zorunda kalanlar veya hayvancılık yapmak zorunda kalanlar veya sanayide çırak , kalfa olarak çalışmak zorunda kalanlar mevsimlik işcilerin cocukları , yörüklerin cocukları , türlü hizmet sektöründe calışanlar ile ve benzerleri ve diğer nedenlerden dolayı çocuguna hem hafızlık yaptırmak hemde uzakdan egitim metodu ile ikinci ögretimini tamamlamak isteyen ögrenciler ile ve benzerleri ile her türden vatandaş isterse ögrencisini herhangibir    meslek lisesine devam etmek istemiyorsa ikinci 4 yıllık ögretimini uzakdan ögretim yoluyla sözel bilimler agırlıkle   bir program uygulanarak ( programın içinde   labratuvar , atelye gibi uygulama imkanı olmayan mesleki bıranşlar dışında)
    sözel dersler agırlıklı ve genel kültür ve hayatın pratiğine dair gerekli bilgileri ihtiva eden ;   örnegin saglık bilgisi dersi ,trafik dersi gibi hayatda pratikde lazım olacak   temel hukuk dersi ,idare hukuku dersi, güzel konuşma dersi , bilgisayar oparetörlüğü dersi hitabet diksiyon özgüven ve kişisel gelişim saglayan , edebiyat dersleri gibi ve benzeri dersler hayatda yaşamda kendisine lazım olacak hayat bilgisi muhteviyatında gerekli donanımları kazandıracak uygulama ve bu uygulama sonunda kazanım saglayabılecegi hayata dair olabilme vasfını ifade edebilecek bir   program ile donatılmıiş sözel muhteviyatı ile zenginleştirilmiş oldugu bir müfredat hazırlayarak   ikinci 4 dört yıllık ögretimi ikinci    4 yıllık egitimi   şayet velisinin    veya   vasisininin talebi üzerine sözel içerikli bir donanımla isteyen okula devam edebilir örgün ögretimle tamamlar isteyen bu programı secerek uzakdan ögretimle ikinci     dört yıllık ögretimi verecek şekilde    ögretimin şekilendirilmesi   son derece elzem ve zaruridir    yoksa yaşarken    ayakda da gezen ölüler yetiştirmek istemiyorsak   hepimiz    bu boşuboşuna kaybolan nesiller ile birlikde   tarih sayfalarına gömülecek bir devlet ve bir miletin hesabını veremeyız bu mevzulara    millet devlet ALLAH VE KURAN HAKKI için acıl sahıp cıkmak ve gereken vazifeleri yapmak    EZANINI VE BAYRAGINI SEVEN VE BU degerler UGRUDA HERTÜRLÜ BEDELLERİ ÖDEMEYE HAZIR OLAN   HELA L SÜT EMMİŞ İNSANLARIN EN BÜYÜK VAZİFESİDİR.

    AD SOYAD: Mustafa Bahadır FİDAN
    CEP:    05052404948-






    MADDE 1:Orduda köklü reform şarttır.Askeri Egitime NEŞTER şart.Orduda reform okulda başlamalı.
    MADDE 2: İlk orta lise ve üniversite egitimi birden çok fazla istek ve ihtiyaca göre çok çeşitli ve kesintili olabilir bunu vatandaşın talebi o meslegin gerekliliği ve çağın ihtiyacları belirler ,katsayı faklılığı kaldırılmalıdır,bu hususları belirtecek şekilde bir aynasal düzenleme yapılmasını talep ediyorum.
    MADDE 3: Yeni Anayasa, ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu nitelikteki “Din dersi yanında, kendi inancının gereklerini öğrenme ve UYGULAMA imkânı verecek şekilde din dersler aracılığıyla din ve vicdan hürriyetini eğitim hakkıyla desteklemelidir. Devlet; tarih ve din işlerine kesinlikle müdahil ve taraf olamaz ayrıca net bir şekilde düzenlenmelidir.
    MADDE 4: ilkögretim ortaögretim lise ve üniversitelerde ögretimin her alanında yabancı dil mecburiyeti konulmalı mecburi dersler isteğe bağlı olarak şu derslerden bir adet örgenci istediği 1 tanesini mecburi seçebilmelidir Çince, japonca ,İngilizce, arapça, Osmanlıca , farsça , kürtçe ,dilerinden 1 tanesi zorunlu olmalıdır örgenci bu derslerden 1 tanasini zorunlu olarak secmelidir.
    MADDE 5: <<Devlet her kademedeki öğretim ve eğitim faliyetinde uzakdan egitimi destekler>>

    MADDE 6: Demokratik bir devletde karma egitim gibi karma olmayan bir egitim sistemini tecih imkanı ögretim her kademesinde saglanmalıdır.
    MADDE 7:Ders kitapları Kemalist milliyetcilikden arındırılmalı, Egitimde ESALI ve KÖKLÜ yapısal reform şarttır, egitime ciddi neşter vurulmalı , Eğitimden DARBE izleri silinmeli ,Kemalist egitim korku üretiyor ve halkını düşman ve potansiyel tehlike gösteriyor.İdeolojik Egitim AB süerecine engeldir.Okullardan milli güvenlik dersi kaldırılsın asker okulardan kışlasına çekilsin.Camide , okulda ,kışlada ,siyaset olmayacak
    MADDE 8 : Egitimin her aşamasında ; bilgi teknolojilerile ,uydu ile, internet ile ,görselmedya destekli egitim kanalları MEB -TRT –TELEKOM -tarafından uzakdan egitim her alanda desteklenecegine dair aynasal düzenleme yapılmalıdır.

    MADDE 9:

    Eğitimin her aşamasında M.Akif, Necip Fazıl ,Bediüzzaman Said Nursi, Orhan Pamuk,Nazım Hikmet mevlana yunus emre hacı Bektaşi veli gibi bu toprağa ve millete mal olmuş bütün her türlü görüşe ait insanlarıda ayırım yapmadan
    Önemine göre istifade edilmelidir .
    MADDE 10 – Devletin en çok fikir beyan etmemesi gereken iki mevzu <<Din ve Tarih>> Devlet nedense en çok bu iki alana müdahil olmuştur, Bu mevzular tarihçilere ve ilim adamlarına bırakılması gerekir.
       Tarih, resmi tarih ve ideolojisi ile degilde değişik anlatım ve mukayeseli her türlü birbirine zıt ve mukayeseli yazarların içinde olduğu muhtelifleri ile zenginleştirilmiş ,diğer görüşlerin sağdan soldan zenginleştirilmesi tarihçilerin çeşitliliği ile dolu bir tarih kitapları düzenlenmelidir.
    Örnegin yakın tarih yazılırken Dr. Rıza Nur hayatım ve hatıratım eserinden , Kadir mısırlıoglunu eserlerinden ,Necip fazıl kısaküregin eserlerinden , Mustafa
    islamoglunun eserlerinden, Yavuz Bahadır oglunun eserlerindende faydalanılmalıdır.
    Demokratik devletin resmi tarih anlayışı ve resmi din anlayışı olamaz.

    MADDE 11: Askeri okulların yapısı millet tabalı olmalı çok tabanlı bir mozaiğin parçası olmalı statükocu ihtilalci bir yapıda bir eğitim kurumu olmadan askeri okullar derhal çıkarılmalı kışla egitiminde de siyaset olmayacak şekılde egitim görmeleri gerekir.
    Çagın ihtiyaclar ıle donantılacak   yeni bir ordunu teşekkülü için kanun çıkarılmalı mevcut ordumuzunda kara kuvvetleri ve jandarma kuvvetleri personel sayısı azaltılmalı. . Kendi halkının   değerleriyle savaşan bir ordu durumundan çıkarılmasını saylayacak ve egitim verecek şekilde anayasal düzenleme yapmanızı istiyorum
                                                                                               

    MADDE 12: İlkokul , kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ,ançak uygulamada ögretimin ve egitimin her kademesinde karma egitimde alabilir ayrı, ayrıda olabilir, örgün egitimle de olabilir, uzakdan egitim modeli ile ilkögretim verilebilmelidir.Bu ilk öğretim ögretim özel ve devlet desteli kurslar ile ve internetle uydu ile ğörsel medya ile desteklide olabilir , Eğitimin her aşamasında ,vatandaş isterse uzakdan egitim modelinide   tercih edebilecek şekilde anayasal düzenleme yapılabilmelidir.
    .İlk öğretim , orta öğtetim lise ögretimi ve yüksek öğretim hem karma egitim hem karma olmayan egitim hem örgün egitim hem yaygın ve uzakdan egitim vasıtasıyla alanlarına ve imkanlarına göre uzakdan egitim şeklinde internet vasıtasıyla özel sektör marfetiylede verilebilir


















    EĞİTİMDE VE HAYATTA ‘ÖLÜM’ MESELESİ
    Eğitiminin bir amacının hayata hazırlamak olduğu sıkça söylenir.
    Fakat bizdeki eğitim her gün hayatın içinde karşılaştığımız ya da duyduğumuz inkarı imkansız olan ölüm ve kabir gerçeğini nedense görmezlikten gelmiştir.
    Eğitim sistemimizin ısrarla ölüm hadisesinden bahsetmekten kaçınması öğrenciliğimde pek farkına varamadığım ama öğretmen olduktan sonra gördüğüm ilginç bir durumdu.
    Hatta buna din dersi de dahil desek yeridir.
    Nasıl mı? Örneğin Din dersinde bile ders konularında ölüm diye bir başlık bulamazsınız.
    Asıl komedi bir kısım güzide eğitimcilerimizin ‘Aman ne ölümü, çocukları demoralize eder sakın bahsetmeyin’ demeleridir.
    Bizim eğitim sistemimiz adeta hayatın gerçeklerini inkar üzerine kurulmuş.
    Yeryüzünde her saniyede gerçekleşen ve zahiren üzücü bir hadise olan ölüm de bunlardan birisi.
    Doğum nasıl bir kaderle takdir-i ilahi ile oluyorsa ölümde öyledir.
    Bu konuda öğrencilerimden sık sık sorular gelirdi.
    ‘Hocam ölüm niçin var?’ ‘Öldükten sonra ruhlarımız nereye gidiyor’ ‘Kabirde neler oluyor’ ’Biz öldükten sonra kıyameti görecek miyiz?’ gibi sualler.
    Ölüm aslında dini anlamda birçok konunun da anahtarıdır.
    Ölümü öcü göstermemek lazım ya da garp kurnazlığı yapıp (Batıda çocuklara yönelik ölümü anlatan kitapların çok zayıf olduğunu gördüm ‘Çıtır Çıtır Felsefe - Yaşam ve Ölüm’, ‘Ördek, Ölüm ve Lale’ hatta İslami bir yayınevinin polemiğe girmemek için ismini vermeyeceğim batıdan tercüme ettiği çocuk ve ölüm üzerine -kendileri bu konuda bir şey bilmiyormuş ve kitap yazdıramazmış gibi- yayınladığı bir tercüme eser başta olmak üzere bir çok örnek verebilirim) hiçbir amelimizden sorulmayacakmışız gibi ‘Eh işte gitti üzülme boş ver sen yaşamana bak ’ gibi işi basite indirgememek lazım.
    Ölümün varoluş sebebini çözemeyen hayatın da anlamını çözemez.
    Özellikle yaşadığı çevrede intihar edenlerin durumu ve niçin intihar ettikleri de İslami açıdan öğrencilere izah edilmeli gereksiz bir hümanizme kaçarak Allahın merhametinden fazla bir merhamet gösterisiyle ölümü çocuklara yanlış tanımlamaktan kaçınmalıyız.
    Özellikle anne babasını kaybeden ya da kaybetmiş çocuklar ise bu konuda daha fazla şefkate ve teselliye muhtaçtır.
    Düşünün dünya nüfusunun hemen yarısını teşkil eden çocuklar, yalnız Cennet fikriyle, onlara dehşetli ve ağlatıcı görünen ölümlere ve vefatlara karşı dayanabilirler ve gayet zayıf ve nazik vücutlarında manevi bir güç bulabilirler ve her şeyden çabuk ağlayan gayet dayanıksız mizaçlarında, o Cennet ile bir ümit bulup mutlu yaşayabilirler. Meselâ Cennet fikriyle der: Benim küçük kardeşim veya arkadaşım öldü, Cennet’in bir kuşu oldu. Cennet’te gezer, bizden daha güzel yaşar. Yoksa her vakit etrafında kendi gibi çocukların ve büyüklerin ölümleri, o zayıf ve zarif ruhlu çocukların endişeli nazarlarına çarpması; psikolojilerini, maneviyatlarını paramparça ederek gözleriyle beraber ruh, kalb, akıl gibi bütün duygularını dahi öyle ağlattıracaktır ki ölümü korkunç bir son ve ayrılık olarak gören ruhları ve zihin dünyaları mahvolup gidecektir.
    Yine çokça şikayet edilen yeni nesil gençliğe bakalım.

    MEB müfredatında ölüm konusuna yer vermeli hatta orta öğretim öğrencilerine yönelik bir yakınları öldüğü zaman yapmaları gerekenlerin sırayla anlatıldığı bir bölümde Din dersinin içeriğinde yer almalıdır.
    İşin felsefesine gelince Bediüzzaman bu konuda şöyle der ‘İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin(sosyal hayat) en kuvvetli medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr(aşırılık) bulunan nefis ve hevalarını tecavüzattan ve zulümlerden ve tahribattan durduran ve hayat-ı içtimaiyenin hüsn-ü cereyanını temin eden; yalnız Cehennem fikridir. Yoksa Cehennem endişesi olmazsa, El-hükmü lil-galib kaidesiyle o sarhoş delikanlılar, hevesatları peşinde bîçare zaîflere, âcizlere, dünyayı Cehennem’e çevireceklerdi ve yüksek insaniyeti gayet süflî bir hayvaniyete döndüreceklerdi.’
    Allaha ve ahirete imanın kalpte manevi bir yasakçı bıraktığı ortada hatta bu anlamda Dostoyevski’nin ‘Tanrı yoksa her şey mübahtır’ sözü de çok manidardır.
    Doğrusu Milli Eğitim bakanı Ömer DİNÇER merkez teşkilatına yönelik yaptığı operasyonla sadece merkezde şekilsel bir değişiklik yaptı ama araziye yansıyan bir zihin devrimi yapmadı henüz.
    Sayın bakanım öğrenci derse ilgisiz çünkü sen bahsetmezsen her gün salasını duyduğu insanların gittiği alemden ya da evde bangır bangır bağıran TV’de tartışılan DERSİM’den e bunlar çocuksa da aptal değiller ya onlarda anlayacak bu eğitimin yalan-dolan olduğunu dışardaki hayatın ve gerçeklerin diliyle eğitimin dilinin farklı olduğunu. Malesef bu durum insanımızda iki yüzlülüğü besleyen bir zihin dünyası inşa etmekten başka bir işe yaramıyor.
    Artık TV’de duyduğu gazetelerde okuduğu evinde, mahallesinde şahit olduğu şeylerin iç yüzünü okullarda anlatmalıyız.
    Ölüm konusu bunların başında geliyor.
    İkinci dönemin başlangıcında Van depreminde kaybedilen öğretmenlerimiz anısına tüm okullarda ‘Hayat ve Ölüm’ temalı açılış dersleri yapılsa ne güzel olur.
    Milli eğitim ve eğitim dünyamızın hayatla, hayatın gerçekleriyle barışması anlamında ilk adım böylece atılmış olur.
    Dersime özür dileyerek tarihi bir açılım gerçekleştiren sayın başbakana da şunu söyleyerek bu yazıyı noktalayalım; Sayın başbakanım Fatih projesinin tanıtım toplantısında müfredatın değiştiğinden bahsettiğinizde gülümsedim. Evet, haklısınız müfredat değişti ama zihniyet değişmedi. Dersimden bahsetmeyen bir tarihten tarih dersi, ölümden bahsetmeyen bir dersten de din dersi olabilir mi?
    O zaman Ömer DİNÇER’in yapacağı ilk iş bu zihniyet devrimini gerçekleştirmektir göreceksiniz asıl kıyamet o zaman kopacak şimdi ki ek ödeme(me) sorunu, öğretmenlerle ilgili açıklamaları v.s devede kulak kalacaktır.
    Hakikatlerin üstünü örten bir eğitim sisteminde cebi dolu, sırtı pek bir öğretmen olmaktansa aç karnına öğrencilerine gerçeği öğreten bir öğretmen olmayı tercih ederim.
    Soldan sağa herkese ve her fikir sahibine de şunu derim; Korkmayın endişe etmeyin insanlara hükmetmek, iktidar sahibi olmak gibi bir derdimiz yok tek derdimiz bizim hakikate sahip olmak, Allahın rızasına uygun işler yapmaktır. Bize bu yeter.
    Adeta karlarla bembeyaz kefene bürünmüş o kıştan sonra haşrin yani yeniden yaratılışın bir numunesini her baharda bizlere gösteren yeryüzüne bakarak hayatı iyi okumalıyız.
    Hepimizi eşitleyen ölüm üzerine düşünmeli çocuklarımıza ölümün bir son, bir yokluk, ebedi bir ayrılık olmadığını Kuranın verdiği örnekler ışığında tabiata ve hayata bakıp oradan deliller getirerek anlatmalıyız.
    “Şimdi Allah’ın rahmet eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir. Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten diriltecektir. O, her şeye kadirdir.” (Rum Suresi: 50)
    Son not; Taklit ettiğimiz batıda bile eğitimin çöküşünü gösteren bir Fransız filmi var. Hani hep batıyı örnek verir orada işler yolundaymış gibi düşünürüz ya. İşte Fransızlara 21 yıl aradan sonra Cannes film festivalinde hasretle bekledikleri Altın Palmiyeyi kazandıran 2008 yapımı filmlerinin adı ne kadar manidar; “Entre Les Murs” yani ‘ Duvarlar Arasında’ .
    Artık şu dört duvar arasında eğitimden vazgeçelim duvarları yıkalım hayatın gerçekleriyle öğrencilerimizi karşılaştıralım. Ölüm konusu bu alanda atılmış ilk adım olsun.









    Yazan; Mustafa Bahadır FİDAN   Diyorki;cep:05052404948 TC:60916424888





    4+4+4    yıllık ögretimin ZORUNLU ,SORUNLU, APOLETLİ ,TEL ÖRGÜLÜ, DAYATMACI, MECBURİ ,İŞKENCECİ, FİLTRE ÇALIŞIYOR YALNIZCA ;
    TEK TİP 6 OK STANDARDINDA artık ÜRETİM YAPMAMASI için HAYKIRIYORUM ,
    sayın: BAŞBAKANIM ;,vur fakat dinle ,idamdan önce yargılayın lütfen,
    Mevcut kesintisiz 8 YILLIK kesintisiz egitim 28 şubat zorbalarının ; Tek tipleştirici mantalitelerinin ürünü olan bir kışla düzeninedir bu düzene ivedİlikle son vermek lâzım.


    4+4+4    yıllık ögretim için yazıyorum
    1 nci ilk dört yıllık zorunlu ögretimdede örgün ögretimle birlikde uzakdan ,Açık ögretim seçenegide sunulmalı , 2 nci ve 3 nci 4 er yıllık ögretimler kesinlikle mecburi, zorunlu, olmamalı mecburi olmamalı , mecburi olmayan 2 nci ve 3 nci 4 er yıllık ögretimleride   okumak isteyenlere uzakdan egitim Açık ögretim seçenegide sunulmalı, örgün ögretimle birlikde dışardan bitirme Açık ögretim seçenegide sunulmalı 2 nci ve 3 nci 4 er yıllık ögretimleride   okumak isteyenlere    uzakdan ögretim fırsatıda verilmeli devlet dayatmacı değil, alternatif, seçenek sunmalı,tercihi vatandaşa bırakmalı.
    Aynı zamanda; çalışkan örgenciler cezalandırılmamalı bu uzakdan ögerim metoduyla; sınırsız şekilde ; sınıf geçme degil ;degıl ders geçme imkanı verilmelidir, bu şekilde   fazladan ders talep edip imtihanda Başarlı olanlar derslerini gecebilirlerse sınıfda atlamış olabılırler ve belirlene yıldan dahada önce mezun olma fırsatıda çalışkan örgencilere ,bu imkanda çalışkan örgencilere sunulmalıdır.
    Sınıf geçme degil ders geçme sisteminede hiç bir sınırlama olmadan   şu kadar yılda bitireceksin gibi   şart ve kayıt konmadan dersini verbilen örgenciye mezun olma imkanıda verilmelidir, uygulanmalıdır .
    uzakdan ,Açık ögretim seçenegininde : Örgün eğitime devamı azaltacağı gibi bir görüş var. Buna katılmıyorum. Okula devam etmek istemeyen öğrenciye devlet şu an bir yaptırım uygulayabiliyor mu? Yasal metinlerde yaptırıma kapı aralanmış, ama uygulamada bu ne kadar amacına ulaşıyor? Devamsızlık gösteren öğrenci ilköğretim yaşının dışına çıktığında ihtiyaç hissederse açık ilköğretimden tamamlama yoluna gidiyor.
    14 yaşını doldurana kadar arada geçen devamsızlık süresi kayıp yıl oluyor. Veliler çocuklarını devlet zorladığı için değil, daha iyi bir gelecek için okula göndermeli. Okuldaki eğitimi yetersiz bulan ve daha kaliteli eğitim verebileceğini düşünen varsa, buna da fırsat tanınmış olmalı. Avrupa’da ‘home-school’ uygulaması var. Amerika’da yüzde birlik bir kesim zorunlu kısım hariç çocuğunun eğitimini dışarıdan tamamlıyor. Devlet dayatmalar yapmamalı fırsatlar oluşturmalı. Demokratik devletin görevi bu…
    Nasıl olsa ölçme değerlendirmeyi yine Millî Eğitim yapacak. Millî Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı merkezî sınavlarda öğrenci geçer not alıyor ise, buna sen yüz yüze eğitim almalıydın denmesinin bir anlamı var mı? Açık İlköğretim, Açık Lise, Açık Öğretim Fakültesi üçünü de tamamlayan bir kişinin aldığı diplomalarla, örgün eğitimden alınan diplomalar arasında akreditasyon olarak ne fark var? Burada yapılan tartışmalar zihni bir altyapının dışavurumundan başka bir şey değil. Yani dün 8 yıl zorunlu eğitime bütün anlamsızlıklarına rağmen ses çıkarmayanların HİÇ TARTIŞMADAN 28 şubatda   parlementoda zamanın başbakanın türkiyenin etrafını kesintisiz egitime karşı imsa ile dolandırsanız dahi siyas, hayatıma mal olsa dahi çıkaracagım 8 yıllık kesintisiz egitimi diyerek   cumhuriyet    rejmini , MECBURİYET REJİMİ olarak tatbik eden zorbaların ;onbeşgünde 8 yıllık kesintisiz egitimi zorunlu bu millete mahkum edenlerin , MGK kararlarına sesini yükseltmeyenlerin ve bunu meşrû görenlerin gerekçesi ne ise şimdiki çokdan seçmeli ögretim metodlarından rahatsız olanlar; taslak ile ilgili tepki gösterenlerin gerekçesi aynı. Kız öğrencilerin okula devamını azaltır, çocuk gelinler sayısı artar gibi kulağa sempatik gelen eleştiriyi yapanlarla üniversite kapılarından kızları kampüse sokmayanlar ile JOPLAYANLAR aynı insanlar. Bunların derdi kızlar falan değil. ‘Haydi, kızlar okula!’ deyip okula gelen kızları kapıdan kovanların aynı insanlar olduğunu görmek şaşırtıcı değil.


    İlkökğretim birinci kademe sonrasında hangi programların açık öğretimle ilişkilendirileceği ve zorunlu eğitim kapsamına alınacağı Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir ifadesi teklif metninden çıkarılması demek    akp nin acziyetinin ve verdiği teklifin içini boşaltılması demektir aynı zamanda her alanda oldugu gibi eğitimdede hala CHP nin   alt okunun percinleşerek egitimde devbam etmesi anlamını taşır, bunun manası 28 şubat öncesine bile dönülemiyor   şayet 28 şubat öncesi haklara dönülse dahi bu 15 yıl öncsesi haklarımızın iadesi telafisi saglansa dahi 15 yıl öncesini kazanımlarını bu gün almak ileri gitmek degil kaybolan yılları ve bugun geride kalmış hakların telafisi demek + ARTI dahada ileri ve ihtiyac modeller üretememek demek 28 şubatın askeri vesayetin yalnızca imajının yıpratıldıgı hala 1000 yıl egitimde belirleyici mührünün 28 şubat markasının akp ye tokadı anlamından başka bir şey degildir. Zira sonuç ve özeti mevcut siyasi iktidar hiçbir şey yapamıyorsa gölge etmesin yeter başka ihsan istemiyoruz ne demek istiyoruz ,manası << 28 ŞUBAT ÖNCESİNDE OLDUGİBİ YALNIZCA 5 YILLIK İLKOKUL MECBURİ OLSUN YETER BAŞKA BİR İHSAN İSTEMİYORUZ veya adam gibi kendi getirdiği değişiklik teklifine AKP ,KENDİSİ TADİLAT YAPMASIN ODA YETER>>

    Mevcut kesintisiz 8 YILLIK kesintisiz egitim 28 şubat zorbalarının ; Tek tipleştirici mantalitelerinin ürünü olan bir kışla düzeninedir bu düzene ivedlikle son vermek lâzım.
    ilk 4 yıllık egitimden sonra ikinci dört yıllık egitimi vatandaş talep ederse ögrencisini kendi arzu ve talebi dogrultusunda uzakdan ögretim yolu ile okula devam zorunlulugu olmadan saglanmalıdır şayet ilk dört yıllık egitimden sonra Açık ögretim yolu ile isteyenler devam edemeyecekse AKP , CHP nin ayaları altında ezilmiş demektir bu kanun teklifinin içi boşaltılmış demektir neticesi millet iradesine temsil sahibi olan olan AKP nin ihanetidir ,ihanet demektir ; ilk dört yılık ögretim den sonra açık ögretim yolu ile devam etmek imkanı saglandıgı zaman karma ögretim mecburiyetide kalkıyor demektir, istemeyenlere aynı zamanda vatandaşa mecburi karma ögretim verme mecburiyetini ve despotlugunu zoraki karma ögretimi sana istesende istemesende ben devletim uygularım mantıgınıda ortadan kaldırır şayet AKP adam gibi   SAGLIK BAKANLIGINDA BİLİŞİM SEKTÖRÜNDE ULAŞIM VE SAGLIK DAKİ GİBİ   EGITIMDEDE CİDDİ İÇİ BOŞALTILMAYAN   BİR REFORM YAPACAKSA KESİNLİKLE İLK DÖRT YILLIK ÖGRETİMDEN SONRA İSTEYEN VATANDAŞ   AÇIK ÖGERTİM YOLU İLE   İKİNCİ DÖRT YILLIK ÖGRETİMİNİ   AÇIK ÖGRETİM YOLU İLE DEVAM EDEBİLMELİDİR.
    Aynı zamanda ikinci dört yıllık ögretimi Açıkögretim yolu ile devam etme imkanı bulan örgenciler okulunu hafızlık yaparak okuma imkanınada kavuşmuş olacaklardır bu 4+4+4 ün önenemli bel kemiği   projenin ayakları ikinci dört yılılık ögretimden sonra Açık ögretim olarakda devam edilebilme seçeneginin sunulmasıdır zira mevzu vatandaşı zaptı rapt altına alma değil köle muamelesi degil   vatandaşa tercih ve insiyatif sunulmasıdır şayet ülkemiz hür bir ülke ise seçtiğimiz iktidar bagımsızsa bundan daha dogal ne olabilir bu uygulama millet menfatıne ve memleketın ihtiyacına dönük bir kara olmakla kalmayıp aynı zamanda bu uygulama tarımın ,sanayının , hizmet sektörünün     sanatın ve tiçaretin gelişmesine ve vasıflı    elaman ihtiyacınında temini için verimli bir yöntem uygulama   olacaktır .
        Ülkemizde yetişecek   kalifiye ara elaman ihtiyacı ile tarım işcisi olarak calışmak zorunda kalanlar veya hayvancılık yapmak zorunda kalanlar veya sanayide çırak , kalfa olarak çalışmak zorunda kalanlar mevsimlik işcilerin cocukları , yörüklerin göçebelerin cocukları , türlü hizmet sektöründe calışanlar, karma ögretimden yana tercih koymayan vatandaşlar ile ve benzerleri ve diğer nedenlerden dolayı çocuguna hem hafızlık yaptırmak hemde uzakdan egitim metodu ile ikinci ögretimini tamamlamak isteyen ögrenciler ile ve benzerleri ile her türden vatandaş isterse ögrencisini herhangibir    meslek lisesine devam etmek istemiyorsa ikinci 4 yıllık ögretimini uzakdan ögretim yoluyla sözel bilimler agırlıkle   bir program uygulanarak ( programın içinde   labratuvar , atelye gibi uygulama imkanı olmayan mesleki bıranşlar dışında)
    sözel dersler agırlıklı ve genel kültür ve hayatın pratiğine gerekli bilgileri ihtiva eden ;   örnegin saglık bilgisi dersi ,trafik dersi gibi hayatda pratikde lazım olacak   temel hukuk dersi , idare hukuku dersi ,güzel konuşma hitabet diksiyon özgüven ve kişisel gelişim saglayan , hitabet ve edebiyat dersleri gibi ve benzeri dersler hayatda yaşamda kendisine lazım olacak hayat bilgisi muhteviyatında gerekli donanımları kazandıracak uygulama ve b u uygulama sonunda kazanım saglayabılecegi hayata dair olabilme vasfını ifade edebilecek bir   program ile donatılmıiş sözel muhteviyatın agırlıklı oldugu bir müfredat hazırlayarak   ikinci yanı ilk devam mecburıyeti olan temel 4 yıllık egitimden sonraki   ikinci    4 yıllık egitimi   şayet velisini   veya   vasisininin talebi üzerine sözel içerikli bir donanımla isteyen okula devam örgün ögertimle devam eder; isteyen bu programı secerek uzakdan ögretimle ikinci   ikinci   dört yıllık ögretimi verecek şekilde    ögretimin şekilendirilmesi   son derece elzem ve zarurıdır    yoksa yaşarken    ayakda da gezen ölüler yetiştirmek istemiyorsak   hepimiz    bu kaybolan nesiller ile birlikde   tarih sayfalarına gömülecek bir devlet ve bir miletin hesabını veremeyız bu mevzulara    millet devlet ALLAH VE KURAN HAKKI için acıl sahıp cıkmak ve gereken vazifeleri yapmak    EZANINI VE BAYRAGINI SEVEN VE BU degerler UGURDA HERTÜRLÜ BEDELLERİ ÖDEMEYE HAZIR OLAN   HELEL SÜT EMMİŞ İNSANLARIN EN BÜYÜK VAZİFESİDİR.
    Mecburi olası gereken yalnız ilk dört yıllık egitimdir insanları tüketim cılgını YETİŞTİRMEYELİM BABA BANKI    KEMİK İLİKLERİNE KADAR SÖMÜRTMEYELIM LÜTFEN doktora mastır derken 30 yaşına kadar oku babam oku   bu ailler için bir ömür ve servet demektir buna güç    kuvvet mi dayanır rusya gibi mühendis doktor   enaz 2 veya 3 dil biliyor ama nataşalık yapmaya başka ülkeye geliyorlar örngin Ankaranın   demirtepe Maltepe semtlerini akşamları bankamatik ATM lerinin önlrine bakın çıplak kadın resimlerinin basılı oldugu kart vizitler görürsünüz bunlar uslararası ilikiker tıp, hukuk, mühendislık mezunu ama Türkiye gelen nataşaların telefonları ile dolu kart vizitler vardır bunlar neyimi anlatıyor: her şey okumakla degil çin gibi japongibi alman gibi üretmekle ve dünyayı kendine Pazar yapmakla olur bunun yolu okuldan önce uygulamadır yoluda endüsri sanayi uygulama atelye çırak kalfa usta yolu sanayıden geçer    çırakda lazım kalfada lazım işyerlerine hizmet sektöründe örnegin lokantacılık vb gibi yetişecek meslek erbabı olacak insanda lazım
    Oku oku çocular oyunu arkaşlıgı unutdu test manyagı olup çıktılar sosyaleşmeyi bilmiyorlar varsa yoksa dijital dünya dersane okul etüd birikde olmayı unutdu çocuklar insanları zorla okutma okuma sevdası ugruna oku mayacak ögrenciyide adamı da okulda tutarak   gercekden ukuyacak ögrenciyide çürük elmanın sepetdeki saglam elmalrıda , digerlerini çürük yaptıgıbı   saınıflarda okumayacak örgenci egitimi zehirliyor bırakın sanayide sanat örgensin hizmet sektörün de meslek belllesin herkes okuyup kalem efendisi olupda başımıza herkes valimi olacak sanki herkes kaymakamı olacak kitabı okumak kadar gelişen degişen dünyayı okuyan ,hayatı okuyan    ,sanat ve ticareti bilen insanlarada ihtiyacımız var agaç yaşken egilir herkesi illada okutacagız diye deli dumrulun köprüsü gibi gecersen 5 akce geçmezsen   döverim zorla köprüden geçirim 15 akçe alırım misali herkesi bu kadar uzun boylu zoraki taş duzarlar arsında hapsetmenin adı ne egim nede fayda nede akılcılıkdır nede üretim saglar tüketim çılgını ve ülkemizi   sömürgeci devletlerin pazarı yapmayalım LÜTFEN   TEORİDEN ZİYADE PRATİKLERDE ÖNEMLİDİR KÜÇÜKKEN AGAÇ YAŞKEN EGİLİR YETİŞİR DAVET EDİN BENİ LÜTFEN BU MEVZULARDA SİZLER GÖNÜLLÜ OLARAK YARDIMCI OLMAK İSTİYORUM
    ilk 4 yıllık MECBURİ OLMALI DİĞER DÖRT YILLIKLARA GELİNCE VASİ VEYA VELİ İSTERSE ilk 4 yıllık    egitimden sonra ikinci dört yıllık egitimi vatandaş talep ederse ögrencisini kendi arzu ve talebi dogrultusunda uzakdan ögretim yolu ile okula devam zorunlulugu olmadan saglanmalıdır ; aynı zamanda ikinci dört yıllık ögretimi   tarım işcisi olarak calışmak zorunda kalanlar veya hayvancılık yapmak zorunda kalanlar veya sanayide çırak , kalfa olarak çalışmak zorunda kalanlar mevsimlik işcilerin cocukları , yörüklerin cocukları , türlü hizmet sektöründe calışanlar ile ve benzerleri ve diğer nedenlerden dolayı çocuguna hem hafızlık yaptırmak hemde uzakdan egitim metodu ile ikinci ögretimini tamamlamak isteyen ögrenciler ile ve benzerleri ile her türden vatandaş isterse ögrencisini herhangibir    meslek lisesine devam etmek istemiyorsa ikinci 4 yıllık ögretimini uzakdan ögretim yoluyla sözel bilimler agırlıkle   bir program uygulanarak ( programın içinde   labratuvar , atelye gibi uygulama imkanı olmayan mesleki bıranşlar dışında)
    sözel dersler agırlıklı ve genel kültür ve hayatın pratiğine dair gerekli bilgileri ihtiva eden ;   örnegin saglık bilgisi dersi ,trafik dersi gibi hayatda pratikde lazım olacak   temel hukuk dersi ,idare hukuku dersi, güzel konuşma dersi , bilgisayar oparetörlüğü dersi hitabet diksiyon özgüven ve kişisel gelişim saglayan , edebiyat dersleri gibi ve benzeri dersler hayatda yaşamda kendisine lazım olacak hayat bilgisi muhteviyatında gerekli donanımları kazandıracak uygulama ve bu uygulama sonunda kazanım saglayabılecegi hayata dair olabilme vasfını ifade edebilecek bir   program ile donatılmıiş sözel muhteviyatı ile zenginleştirilmiş oldugu bir müfredat hazırlayarak   ikinci 4 dört yıllık ögretimi ikinci    4 yıllık egitimi   şayet velisinin    veya   vasisininin talebi üzerine sözel içerikli bir donanımla isteyen okula devam edebilir örgün ögretimle tamamlar isteyen bu programı secerek uzakdan ögretimle ikinci     dört yıllık ögretimi verecek şekilde    ögretimin şekilendirilmesi   son derece elzem ve zaruridir    yoksa yaşarken    ayakda da gezen ölüler yetiştirmek istemiyorsak   hepimiz    bu boşuboşuna kaybolan nesiller ile birlikde   tarih sayfalarına gömülecek bir devlet ve bir miletin hesabını veremeyız bu mevzulara    millet devlet ALLAH VE KURAN HAKKI için acıl sahıp cıkmak ve gereken vazifeleri yapmak    EZANINI VE BAYRAGINI SEVEN VE BU degerler UGRUDA HERTÜRLÜ BEDELLERİ ÖDEMEYE HAZIR OLAN   HELA L SÜT EMMİŞ İNSANLARIN EN BÜYÜK VAZİFESİDİR.

    AD SOYAD: Mustafa Bahadır FİDAN
    CEP:    05052404948-






    MADDE 1:Orduda köklü reform şarttır.Askeri Egitime NEŞTER şart.Orduda reform okulda başlamalı.
    MADDE 2: İlk orta lise ve üniversite egitimi birden çok fazla istek ve ihtiyaca göre çok çeşitli ve kesintili olabilir bunu vatandaşın talebi o meslegin gerekliliği ve çağın ihtiyacları belirler ,katsayı faklılığı kaldırılmalıdır,bu hususları belirtecek şekilde bir aynasal düzenleme yapılmasını talep ediyorum.
    MADDE 3: Yeni Anayasa, ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu nitelikteki “Din dersi yanında, kendi inancının gereklerini öğrenme ve UYGULAMA imkânı verecek şekilde din dersler aracılığıyla din ve vicdan hürriyetini eğitim hakkıyla desteklemelidir. Devlet; tarih ve din işlerine kesinlikle müdahil ve taraf olamaz ayrıca net bir şekilde düzenlenmelidir.
    MADDE 4: ilkögretim ortaögretim lise ve üniversitelerde ögretimin her alanında yabancı dil mecburiyeti konulmalı mecburi dersler isteğe bağlı olarak şu derslerden bir adet örgenci istediği 1 tanesini mecburi seçebilmelidir Çince, japonca ,İngilizce, arapça, Osmanlıca , farsça , kürtçe ,dilerinden 1 tanesi zorunlu olmalıdır örgenci bu derslerden 1 tanasini zorunlu olarak secmelidir.
    MADDE 5: <<Devlet her kademedeki öğretim ve eğitim faliyetinde uzakdan egitimi destekler>>

    MADDE 6: Demokratik bir devletde karma egitim gibi karma olmayan bir egitim sistemini tecih imkanı ögretim her kademesinde saglanmalıdır.
    MADDE 7:Ders kitapları Kemalist milliyetcilikden arındırılmalı, Egitimde ESALI ve KÖKLÜ yapısal reform şarttır, egitime ciddi neşter vurulmalı , Eğitimden DARBE izleri silinmeli ,Kemalist egitim korku üretiyor ve halkını düşman ve potansiyel tehlike gösteriyor.İdeolojik Egitim AB süerecine engeldir.Okullardan milli güvenlik dersi kaldırılsın asker okulardan kışlasına çekilsin.Camide , okulda ,kışlada ,siyaset olmayacak
    MADDE 8 : Egitimin her aşamasında ; bilgi teknolojilerile ,uydu ile, internet ile ,görselmedya destekli egitim kanalları MEB -TRT –TELEKOM -tarafından uzakdan egitim her alanda desteklenecegine dair aynasal düzenleme yapılmalıdır.

    MADDE 9:

    Eğitimin her aşamasında M.Akif, Necip Fazıl ,Bediüzzaman Said Nursi, Orhan Pamuk,Nazım Hikmet mevlana yunus emre hacı Bektaşi veli gibi bu toprağa ve millete mal olmuş bütün her türlü görüşe ait insanlarıda ayırım yapmadan
    Önemine göre istifade edilmelidir .
    MADDE 10 – Devletin en çok fikir beyan etmemesi gereken iki mevzu <<Din ve Tarih>> Devlet nedense en çok bu iki alana müdahil olmuştur, Bu mevzular tarihçilere ve ilim adamlarına bırakılması gerekir.
       Tarih, resmi tarih ve ideolojisi ile degilde değişik anlatım ve mukayeseli her türlü birbirine zıt ve mukayeseli yazarların içinde olduğu muhtelifleri ile zenginleştirilmiş ,diğer görüşlerin sağdan soldan zenginleştirilmesi tarihçilerin çeşitliliği ile dolu bir tarih kitapları düzenlenmelidir.
    Örnegin yakın tarih yazılırken Dr. Rıza Nur hayatım ve hatıratım eserinden , Kadir mısırlıoglunu eserlerinden ,Necip fazıl kısaküregin eserlerinden , Mustafa
    islamoglunun eserlerinden, Yavuz Bahadır oglunun eserlerindende faydalanılmalıdır.
    Demokratik devletin resmi tarih anlayışı ve resmi din anlayışı olamaz.

    MADDE 11: Askeri okulların yapısı millet tabalı olmalı çok tabanlı bir mozaiğin parcası olmalıdır
    Yazan; Mustafa Bahadır FİDAN   Diyorki;cep:05052404948 TC:60916424888


  • Mustafa Bahadır FİDAN

    12.01.2012 00:00:00

    YENİ ANAYASA YAPIM SÜRECİNE TEKLiFLERİM ŞUNLARDIR MADDERİN SIRALANIŞI


    MADDE 1: Devletin Şekli katılımcı cogulcu demokratik cumhuriyettir
    MADDE 2: Laiklik dünyada bir fıransa anayasasında var birde bizim anayasada var , laiklik kaldırılmalıdır.141-142-163 maddeler kaldırıldı ne oldu , bu laiklikde kaldırılsa bir şey olmaz, laiklik derhal aciliyetle laikligin kaldırılmasın istiyorum .Cumhuriyetin Nitelikleri ,yasama organının yerine , yargı kendisini oturtamaz ,yargı hüküm ihdas edemez, yasama faaliyetlerinin engeleyicisi, görevini yargı üstlenemez , karşısında olacak şekilde yargı irade sergiliyemez, yargı yasamaya engel teşkil edemez.
    MADDE 3: Değiştirilmeyecek Milet iradesi dogrultusunda anayasda hiçbir hüküm olamaz, zira egemenlik kayıtsız şartsız miletin ise demokrasi ve cumhuriyet bir kişinin isminden resminden lafzından öteye gidemez ise o cumhuriyet ölü dogar , bu nedenle her madde degiştirilebilir. Özellikle ;Milliyetcilik ,laiklik ilkeleri cumhuriyetin nitelikleri arasından çıkarılmalı çünkü çeşitli mozaiği katılmcılığı ve cogulculugu cok sesliliği engelliyor
    MADDE 4: Devletin Temel Amaç ve Görevleri devlete göre adam olacak Milet yaratmak degil mileti yaşatki devlet yaşasın anlayışı temel ilkedir.
    MADDE 5: Millet Egemenliginin TBMM nin yasama yetkisini ,tasarufunu   hiçbir kurum ,ve yargı dahil önüne gecemez yasamanın yerine yargı kendisini koyamaz ve hüküm irade ve ihdas edemez.
    MADDE 6:. MGK ve YAŞ başta olmak üzere HSYK, YÖK, TRT, RTÜK, Türk Tarih Kurumu ,Milli pyango,Bale, Devet opara ve balesi ve cumhurbaşkanlıgı senfoni orkestrası gibi anayasal kurum veya anaysal olmayan benzeri kurum sıfatıyla koruma altına alınan kurumların hiç birine Yeni Anayasa’da yer verilmemelidir, ve tamamen miletin sırtından kaldırılmalıdır.
    MADDE 7: Kanunlar önünde herkes eşittir bu nedenle kişiye özel konun olamaz
    bu nedenle 5816 sayılı kanun derhal kaldırılmasını istiyorum .
    MADDE 8: Devletin 70 yıldır yaptı gibi ayakkabı gömlek dikme işini sümerbankı kapatarak bitirmiştir ama 88 yıldır devlet kumar oynatma işini bırakmamıştır. kumarın milliyeti olmayacagından milli piyangonunda devletce işletilmemesi ğerek milli piyango kapatılmalı ve devlet vatandaşının duyguları ve hayalarini sömürmemelidir.Milli kumarcılık müessesi niçin kapatılmıyor şeker fabrikası satılıyor özelleşiyor memleket topragı yabancıya satılıyor Belediyelerimiz kerhaneleri satmıyor Devletimiz KUMARHANEYİ özeleştirmiyor kumarcı oyuncu üç beş kagıt işleri ile ugraşan devlet istemiyoruz
    MADDE 9: kamu görevlilerine getirilen siyaset yasağına son verilmelidir.
    MADDE 10: Milletin sanatı olur ve bu sanatı millet içra eder bu nedenle devletin sanatı olmaz ve devlet sanat yapacagım diye milletin parasını huvarda harcayamaz ; bundenle DEVLET OPERA VE BALESİ ve benzeri kamuya fazladan yük olan, muadil KURUMLAR kaldırılmalıdır ve miletin parasını bir an önce israf etmekden vazgecilmelidir.

    MADDE 11: Savaş vb durumlar dışında savunma bütcesi egitime ve saglıga ayrılan bütcen fazla olamaz.
    MADDE 12: Sayıştay orduyu denetleyebilecek ve ve denetimlerinin sonucunu kendi halkına hükümet   acıklayabilecektir.
    MADDE 13: Askeri okulların ders kitaplarını Milli Egitim bakanlıgı hazırlayacak .(harp sanatı ve teknik konular dışındaki kitapları MEB hazılamalıdır) hazırlanan bu kitapları okutacak ögretmenleride MEB belirleyecek ve MEB baglı okullardan milli ğüvenlik dersleri kaldırılmalı.
    MADDE 14: hükümetler NATO ile paylaştıgı savunma bilgilirini kendi halkı ilede paylaşacaktır.
    MADDE 15: İlk orta lise ve üniversite egitimi birden çok fazla istek ve ihtiyaca göre çok çeşitli ve kesintili olabilir bunu vatandaşın talebi o meslegin gerekliliği ve çagın ihtiyacları belirler bunu belirtecek şekilde bir aynasal düzenleme yapılmasını talep ediyorum.

    MADDE 16: Askerî yargı,İnkılap kanunları,Tevhid-i Tedrisat kanunu   Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) kaldırılmalıdır. 5816 sayılı kanun , tekke ve zaviyeler kanunu ve şapka kanunu kaldırılmalıdır.CHP parti tüzüğünü-CHP programını anayasa ,Atatürk ilkeleri diye koydular , Atatürk ilkelerinin tamamının anayasadan çıkarılmasını istiyorum.

    MADDE 17: Genel kurmay bütün demokratik ülkelerde oldugu gibi MSB lıgına   baglanmalıdır, ve milli ğüvenlik kurulu kaldırılmalıdır.
    MADDE 18: Askeri mahkemeler savaş hali dışında kaldırılmalı. Askeri Yargıtay askeri Sayıştay askeri yargı kaldırılmalıdır.
    MADDE 19: Askeri yargı ve askeri yükse mahkemeler tamamen kapatılmalı.

    MADDE 20: Küçük ruhlu insanlar yetişiyorBütün partilerin Atatürkçü olmak zorunda kaldıgı bir anayasa istemiyoruz ,herkesin aynı numara ayakkabı giymek zorunda bırakılmasından daha büyük zorbalıktır bu hür düşünce acısından , bu anlayışa göre fikri ve vicdanı hür insanlar nasıl hür olacak…???
    Zira özgür olmayan zihinler sorun çözmekten acizdir. Bu tip zihinler sorunları çözmek yerine, bir kurtarıcıya işi havale ederler” dedi.

    MADDE 21: Hiçbir parti ticaret ve bankacılık yapamaz örnegin CHP   gibi bu husus yazılı bir şekilde anayasada yer almalıdır. CHP nin İş Bankası ve İş bankasına bağlı olarak üç bankanın, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş,Arap Türk Bankası A.Ş gibi partilerin bankacılık yapmaması hususunda anayasaya madde konulması gerekmektedir.

    Hiçbir parti bankacılık yapamaz partiler, bankalara hissadar olamaz    (CHP ve iş bankası gibi) YA BANKACILIK YAPACAK YADA SİYASİ PARTİ OLACAK..CHP İŞBANKASINDAKİ VE DİĞER BANKALARINDAKİ HİSSELERİNİ HAZİNYE AKTARILACAK ŞEKİLDE ANAYASAL DÜZELLEME YAPILMALIDIR, CHP nin MİRASI   ve İŞBANKASINI N   HİSSEDARLARI YAPILACAK ANAYASAL DÜZENLEME İLE KAMUOYUNA AÇIKLANMALIDIR.




    MADDE 22: TSKnın ordunun holdingi olamaz ordu ticaret yapamaz siyaset yapamaz ordu bankacılık yapamaz ; herhalde OYAK holding gibi holdigi   olan tek ordu bizim ordu bu garabetler zinciri , yeni anayasa ile önlenmelidir.
    MADDE 23: Yeni Anayasa, ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu nitelikteki “Din dersi yanında, kendi inancının gereklerini öğrenme ve UYGULAMA imkânı verecek şekilde din dersler aracılığıyla din ve vicdan hürriyetini eğitim hakkıyla desteklemelidir. Devlet; tarih ve din işlerine kesinlikle müdahil ve taraf olamaz ayrıca net bir şekilde düzenlenmelidir.

    MADDE 24: Milli Güvenlik Kurulu, anayasal kurum olmaktan çıkarılmalı
    Bunun yanında, MGK ve YAŞ olmak üzere HSYK, YÖK, TRT, RTÜK, Türk Tarih Kurumu ve benzeri anayasal kurum sıfatıyla koruma altına alınan kurumların hiç birine Yeni Anayasa’da yer verilmemelidir

    MADDE 25: – Resmi tatil gününde cuma ve cumartesi olmasını istiyoruz. Cuma ve cumartesini haftasonu – Resmi tatil günü ilan edilmesini istiyoruz.

    Resmi tatil günü Cuma ve cumartesi olsun şayet ; toplum tabanlı bir anayasa yapılacaksa ekseriyetin tercihini dikkate alacaksak isek   çogunlugu yok sayamazsınız Resmi tatil günü Cuma ve cumartesi olacak şekilde aynasal düzenleme yapılması gerekmektedir
    (Cuma günü calışanlar içinde ; Cuma yani tatil günü olan Cuma günü çalışanlar içinde Cuma namazına namazına gidebilmek için isteyen gider cumaya , istemeyen gitmez cumaya ğöre ,mesailerin tanzimi yapılmalı,Bütün okullar ve devlet dairelerinde , üniversitelerde , tüm kamu ve özel sektörde çalışanların hakkı olarak Cuma günü Cuma namazı için mesai düzenlenmesi yapılması gerekir Cuma yani tatil günü olan Cuma günü; çalışanlar için ; çalışanların hakkı olarak yeni anayasaya bu hak belirtilmelidir, yazılmalıdır. )




    MADDE 26: İlk ögretim orta ögretim lise ve üniversitelerde defter kalem kalem KALDIRILMALI bunu yerine bilgisayar kılavyesi konmalı defter kalem yerine on parmak bilgisayar kılavyesi ögretilmelidir.Bilgisyar oparatörlüğü ve programları ögretilip kullandırılmalıdır .japonyada uygulama bu şekildedir.

    MADDE 27 : ilkögretim ortaögretim lise ve üniversitelerde kamunun her alanında en az iki yabancı dil mecburiyeti konulmalı mecburi dersler isteğe bağlı olarak şu derslerden iki adet örgenci istediği 2 tanesini mecburi seçebilmelidir Çince, japonca ,İngilizce, arapça, Osmanlıca , farsça , kürtçe ,dilerinden iki tanesi zorunlu olmalıdır örgenci bu derslerden iki tanasini zorunlu olarak secmelidir.
    MADDE 28:   Şeffaf ve    E –Devlet olmanın demokratik olmanın geregi olarak bütün arşivler ile birlikde geçmişe dönük   &lt;&lt;özellikle 21-27 Mart 1923 tarihleri arasındaki gizli meclis zabıtlarI açıklanmalı&gt;&gt; bütün meclis zabıtları acılmalı ve internet ortamında dijital bir şekilde yayınlanmalıdır .
    MADDE 29: Bütün geçmişe dönük ve şimdi verilmiş ve verilecek faili, mechul cinayetler ile ilgli gensoru ve öner geler tesbit edilmeli ve başta ALİ ŞÜKRÜ BEY CİNAYETİ olmak üzere açıklıga kavuşturacak şekilde aydınlatacak şekilde anayasal düzenleme yapılmalıdır.
    MADDE 30:, Cunta heveslilerinin   ihtilal yapmasını davetiyesi olan iç hizmet kanundaki 35 madde degiştirilmelidir.35 maddenin degişmesini mecburi kılacak şekilde anayasal metin hazırlanmalıdır, iç hizmet kanundaki 35 madde kaldırılmalıdır. Osmanlıdaki gibi yeniçeri ocagına mukabil kurulan ,nizami cedid gibi ; gerekli kanunlar çıkarılmalı yeni bir ordu ihtiyaçlara göre kurulmalıdır. Mevcut personelinde zaman içinde tasfiyesi acil gereklidir ve köklü bir yenilik yapılmalıdır , aynen sağlık bakanlığı gibi toki gibi yeni bir ordu kurulması mevzusundada   bir yenilik gereklidir, cagdaş yeni    bir ordu kurulması gerekmektedir bu yeni anayasadan beklediğimiz en önemli görevlerinden biri bu konu ile iğlili yapılacak düzenlemedir

    MADDE 31: İstanbuldaki Ayasofya cami hilal hakimiyetine derhal kavuşturulmalı ve cami olarak ibadete açılmalı İSTANBULUN fethinin manevi sembolü olan Ayasofya camii derhal ibadete açılmalı, ecdadımıza ihanetimiz daha fazla devam edemez yüreğiniz varsa bu ve ben zeri benim yazadığım bu maddelerin hepsini referanduma götürün lütfen.
    ADDE 32 Diyanet işleri özerk olmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumun inanç konusundaki tercihleri üzerinden hizmet sunabilecek, temsil kapasitesine sahip, özerk bir kurum haline getirilmelidir, tüm mezhep ve farklılıklara hizmet verebilecek bir donanımda olmalıdır.
    Osmanlı, selçuklu dönemlerinden beri Hazreti mevlana , yunus emre ve Hacı Bektaşı veli gibi insanlar yetiştiren tasavvufu –tarikatı-tekke ve zafiyeyi ve müntesiplerini günümüzde de yok sayamayız , bu nedenle tekke zaviye dergah gibi kurumların yasak olmak dan çıkarılmasını ve müdavimlerinin yapılacak anayasa degişikligi ile yasal olarak tescil edilmesini istiyorum.
    Yok saymakla vatandaş , yok ,olmuyor aksi halde cahil kalarak kan döken , şiddet yanlısı olabiliyor, yada yer altı ,merdiven altı mevcudiyetleri devam ediyor , toplum tabanlı anayasa kimseyi ötekileştirmemeli ve her fert kendisni ifade edecek bir oluşumun içerisinde bulmalıdır.

    MADDE 33: Bütün dokunuzmazlıkların kapsamından yargılama çıkarılmalı.

    MADDE 34: Anaysal düzenleme ile ön seçim parti içi demokrasi azınlığında temsil ğüçü, baraj poroblemi olmadan milletvekili çıkarabilen bir partide olsa parlemontoda temsil edilmesini istiyorum. Katılımcı demokrasinin güçlendirilmesini    yapılacak pek çok konu ile ilğli referandumun sık sık yapılmasını ve düşüncenin ucu kime dokunursa dokunsun şitdete teşvik etmedği müdetce suc olmakdan cıkarılmasını istiyorum.
    Millet vekillerini hür iradelerine ipotek konmamasını talep ediyorum vekillerinmiz birer   parmak kaldırıp indiren mekanizması gibi , milletvekillerinin birer aparat aygıt olmakdan kurtulmaları gerek partiçi demokrasinin kuvetlendirilmesni yeni anayasaile talep ediyorum parti içi çok seslilik lider hegomanyasını , lider sultasının son bulacagı bir düzenleme yapmanızı talep ediyorum
    MADDE 35: Birici dünya savaşında uçak kullanıldı ama yıl 1950 bizim ülkemizde   türk köylüsünün ayağında çarık var    eskilerin canik dediği lastik ayakkabı dahi yok   traktörü ise ne şehirli biliyor nede köylü görmüş varsa yoksa bizi sen var etdin misali millet yok ,millet iradesi yok bizi sen kurtardın    bizi millet var etdin kapalı bir rejim   insanlar kuzey kore misali   ağlıyarak yani tek adam hayranı bir egitim müfredatı hala devam ediyor ana okulundan üniversitesine kadar derhal   bu programların demokratıik yapıya uyarlanmasını ve   5816 sayılı kanun kaldırılacağı bir aynasal düzenlemenin yapılmasını istiyorum.


    MADDE 36: TBMM de vekillerimiz anayasaya, bağlı kalacaklarına dair yemini batı ülkelerinde ve ABD de yapıldığı gibi &lt;&lt;Yemini herkesi kendi kutsalına göre yapması gerekir&gt;&gt; , vekillerimiz örnek incile inanan incile göre yemin etsin ,Atatürk ilkelerine inanan, Atatürk ilkelerine   göre yemin etsin ,ateşe tapan ateşe yemin etsin, ineğe tapan ineğe yemin etsin ,Kuranı kerim şahsın kutsalı ise oda isterse Kurana göre yemin etmelidir, ülkemizde yaşayan bir Musevi vekil, veya bir ermeni vekil isterse &lt;&lt;Yeminini herkes kendi kutsalına göre isterse yapması gerekir&gt;&gt; ,    bu anayasal düzenleme yapılmalıdır.
    MADDE 34: Devlet bir Bütündür , Milettin Dili birden fazla dil olabilir   ama Bayrağı tekdir, Millî Marşı aynı olsun ama Başkenti ise; sanayide,ekonomide ticaretde, finansda , bankaların genel merkezlerinin İSTANBULDA olması bakımından,yabancı resmi ve sivil konuklar agırlamada, iç ve dış turizmde, basında, medyada, tarihi hafıza bakımından, kültürel hafıza bakımından, dini hafıza bakımından ,özellikle ğeçmişde ve günümüzdede önemi artarak devam ediyor; İslam ve türk dünyasın siyasi kıblesi olması bakımından anayasada yazılmasada , uygulamada başkent zaten İSTANBULdur .
    İstanbul , tarihde kültürde ve medeniyetde zaten fiili durumda başkent İSTANBULDUR.
    İSTANBULun taşıdıgı böyle bir mana ve böyle bir ruh hali ile birlikde İSTANBUL taşıdığı ulvi mananın yanında çoğrafi fiziki jeopolitik bakımlardanda bütün bu üstünlüleri ile zaten şehirlerin başı, başşehir İSTANBUL degilmidir,onu için gercekde şüphesizki başkent İSTANBULDUR, ancak yalnızca resmi bakımdan ve bakanlıkların TBMM nin ankarada olmsa bakımında resmiyetde başkent ankaradır.
    Bu nedenle ben devlete ve milletimize ek bir külfet masraf olmasın diye şöyle bir teklifde bulunuyorum kendimizi kandırmayalım   uyugulamada başkent zaten ekseri çoğunlukla İSTANBUL dur, bu nedenle devlete ek masraf olmasın diye MALİYET BİNMESİN DİYE ben bu anaysa ile başkentin İstanbul olarak degiştirilmesini fakat ek külfet masraf olmasın diye bakanlıkların ankarada kalmasına ankaranın eş başkanlık gibi eş başkent olasını fakat resmi olarak resmi başkentimiz İSTANBUL olsun Ankara eş başkent olarak kalsın bakanlıklar ,tbmm , başbakanlık yine ankarada kalsın Ankara eş başkent olsun   istiyorum bu uygulama ile şüphesizki İSTANBULUN başkent olması onun verdiği şeref ve misyonu   bizi bütün dünyaya dahada hakim kılacaktır, ortak geçmişimiz olan millet ve devletlerle bağımızı dahada kuvetlendirecektir. ,Ankara ise onun verdiği şeref ve misyondan kurtulmanın adıdır.

    MADDE 37: &lt;&lt;Devlet her kademedeki öğretim ve eğitim faliyetinde uzakdan egitimi destekler&gt;&gt;
    İletişim devrimi sayesinde bireysel özgürlük ve girişim fırsatı tarihte hiç görülmemiş derecede artmaktadır.İletişim devriminin odak noktasının “birey” olması, Global Paradoks’un özüdür.Büyük sistem,en küçük oyuncunun hizmetindedir. Bilgiye ulaşma ve kullanmadaki hız ile herkese her an ulaşabilme imkanı,global ögretimdede en küçük oyuncuyu çok güçlü hale getirmiştir
    :Her kademede Örgün; ögretim kurumlarına denk ,eşit yaşlarda olacak şekilde vatandaşlar talep ederlerse uzakdan egitim veren muadil kurumlara devam ederek hayat boyu ögrenme imkankarından yaşamdan ve üretimden kopmadan (tıpkı Anadolou üniversitesi acık ögretim fakültesi AOF deki gibi ilk ve orta ögrtetimdede vatandaşlar teknoloji ve internet ve uydu vasıtasıyla çagın imkanlarından faydalanarak okumak için üretmeden vazgeçmeyen bir toplum olmayı devlet azami derecede destekleyecektir, bu mevzu ile ilgili yani anayasada &lt;&lt;Devlet her kademedeki öğretim ve eğitim faliyetinde uzakdan egitimi destekler&gt;&gt;
    Bu şekilde anayasa degişikliği yapılmasını istiyorum. (konu ile ilgli detaylı acıklama için cep 05052404948)

    MADDE 38: Eğitim öğretim karma ile birlikde ilköğretimde ortaöğretimde ve lisedede karma egim ve öğretim ile birlikde aynı zamanda karma olmayan kız lisesi ve erkek lisesi gibi ayrı ayrı okular ögretimin herkademesinde ihtiyaca ve talebe göre okular yaygınlaştırılmalıdır, ABD ‘de &lt;&lt;egitim sırasında gebelik&gt;&gt; olaylarında büyük artış meydana gelmiş,Non-academic-or extra-academic-benefits ofsingle-sex education adlı araştırmanın sonuçlarına göre erkek örgenciler ,derslerde heycanlı teşebüscü ve hareketi arzu ediyor…
    Kız örgenciler ise daha sakin,sindire sindire ders ilerlemeyi ve teker teker not almayı tecih ediyor…   ikicins arasındaki anlayış ve üslüp farkıda müfredatı uygulamak zorunda olan egitimcileri bir hayli zorluyor…
    Yapılan araştırmalar sonucunda özelikle ergenlik döneminde örgencilerin dikkatlerinin daha da fazla azaldıgı tesbit edilmiştir
    ABD , bunun gibi tesbitler ışıgı altında &lt;&lt; kız ve erkek ayrı okullar modelini hızla yaygınlaştırmakta dır. Avrupa karma egitimden hızla vaz geciyor bizde ise körü körüne taklit yüzünden çagdaşlıgın bir gereği olarak sunuluyor. Toplumun değerleri ile çatışma halindeki bir karma yapıda ısrardan vaz geçilmeli ve anayasada yazılı bir metin halinde yer almalı ve alt yapı hazırlanıncaya kadar öğrncilerin aynı binada ve ayrı ayrı sınıflarda ders görmelerini de egitimde bir alt&#101;rnatif model olarak vatandaşın hizmetine sunulmasını bir anayasal gereklilik olarak yazılmasını arzu ediyorum.
    Demokratik bir devletde karma egitim gibi karma olmayan bir egitim sistemini tecih edecek anayasal düzenleme yapılmalısıdır, vatandaşların tabii haklarıdır.
    MADDE 39 :Din ve Vicdan Hürriyeti öyle yazılı metinle olmaz şayet bir hüriyet varsa tatbik edilebilmelidir, tatbik edilebilmelidirki ,tatbik edilmeyen bir hüriyet ancak afakidir yalandır, şair necip fazıl kısa kürekin ifadesi ile &lt;&lt;camiler serbest ama yolları yasak onlar meydana hakim , biz ise camide TUTSAK&gt;&gt;
    Bu nedenlede misal olarak namaz kılacaksın sana 5 km veya 15 km uzakdaki bir cami adresi tarif ediliyor bazı semtlerde yada bazı üniversitelerde vakit namazlarının arsasındaki vakitlerin kış aylarında bir bucuk saate kadar düştüğü bir ülkede vakit namazını ALLAH inancını mesainin dışınamı bırakmak gerek, bunun adı inanç hüriyeti olacak öylemi …???
    Uygulama imkanı olmayan   bir hüriyet   tek partili demokrasiye benzer, iş hanlarında mescit var   2 el araba pazarında mescit var otobüs terminallerinde mescit var ,pazaryerlerinde mescit var .ama başda valilik ve kamu kurumları ilk ögretimde lisede ve bazı üniversitelerde ısrarla mescit YOK yok .

    Devlet kurumunun oldugu cok yerde yok halkını ve inancını yok sayan göstermelik inanc hüriyetinin anayasada yazılı olması   bir anlam ifade edebilirmi …??? lütfen anayasal düzenlemeleri gercekçi ve halkın ihtiyaclarına göre yapalım yoksa bize alıştırdıkları zorbalıklara göre degil !!!... .
    Bütün kamu kurumları ve bütün okul ve üniversitelerinde kaymakam ve valiliklerde vatandaşların istekleri doğrultusunda mescit ve diğer ibadet mekanlarının talep olduğu zaman açılması gerekecek şekilde anayasal düzenleme yapılmasını istiyorum.Bu anayasada olmaz demeyin derseniz, gercekçi bir uygulamaya dönük bir anayasa yapmamış olursunuz.

    Günlük yaşamımızda şehirlerarası bir petrol istasyonunda mescit cami var,   bir yolboyu loantasıda bir mescit cami var , ancak bir valilikde bir kaymakamlıkda bir üniversiterde çoğunlukla olmuyor talep halınde her yerde mescit acılması hükmü yazılı olarak belirtilmeli yoruma acık kesinlikle bırakılmamalıdır vatandaş baş örtüsünü veya ibadetrini mesainin dışına bırakmak Allaha olan inancını ve o inancın gerekleri olan emirleri   DEVLET VE KAMU KURUMLARIDA ÜNİVERSDİTELERDE   Allaha inancını mesainin dışına bırakmak gibi bir uygulamaya mecbur kalacak ve anayasada yazan; din ve vicdan hüriyeti o zaman süs biberi olmadıgı nereden anlaşılacak onu için bu metinler gayet acık ve anlaşılır olması gerekmektedir. Özel sektör ve Bütün kamu kurumları ve bütün okul ve üniversitelerinde vatandaşların istekleri doğrultusunda mescitler ve diğer ibadet mekanlarını talep olduğu zaman açılması istiyoruz anayasada bu husus mutlaka yazılmalıdır .
    MADDE 40: Eğitimin her aşamasında M.Akif, Necip Fazıl ,Bediüzzaman Said Nursi, Orhan Pamuk,Nazım Hikmet mevlana yunus emre hacı Bektaşi veli gibi bu toprağa ve millete mal olmuş bütün her türlü görüşe ait insanlarıda ayırım yapmadan
    Önemine göre istifade edilmelidir .
    C HP-Memuru,CHP-Askeri, CHP- Hariciye CHP olacak şekilde ekseriyetini CHP yapacak bir eğitim sisteminin türkiyeden kaldırılması şehirde yaşayanlarnın eseriyetinin ve hariciyenin, memurun ekseriyetinin CHP li olması tasadüf degilddir çünkü marif bir partinin programına göre insan yetiştiriyor memurun ekseriyetle CHP li olmasının sebebi marif bir partinin programına göre insan yetiştiriyor, isbatı ise şudur; en son seçimde yüksek seçim kurulunun seçimden önce aldığı adrese dayalı oy kullanma kararına göre AKP son seçimden ; bir önceki seçimde; daha az oyla daha çok vekil çıkarmıştır AMA adrese dayalı oy kullanma kararına göre iki kişiden birinin oyunu AKP aldığı halde yani daha çok oy aldığı halde seçimde ; daha az millet vekili parlementoya taşımıştır.çünkü şehirde yaşayan insanlar kırsala göre daha çok maarifle tanışıktır.



    Devletin herkese eşit ve adil tarafsız olması gerekirken ;   eğitim programlarının bir partinin düşüncesine göre eğitim vermeyecek şekilde adil ve tarafsız anayasal eğiti ögretim metni oluşturulmalıdır.
    Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
    Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
    -Boğamazsın ki!
    -Hiçolmazsa yanımdan kovarım.
    Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
    Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Ecdadımıza söven ,osmanlıcayı ve kuran harflerini aşagılayan, eskiye küfreden, tesettürü hakir gören bir egitim müfredatından MEB nın ve Üniversitelerin vazgeçecegi taraf olmayacagı ögtretim müfredatının hazırlanması için anayasal düzenleme yapılmasını istiyoruz.

    MADDE 41: – Devletin en çok fikir beyan etmemesi gereken iki mevzu &lt;&lt;Din ve Tarih&gt;&gt; Devlet nedense en çok bu iki alana müdahil olmuştur, Bu mevzular tarihçilere ve ilim adamlarına bırakılması gerekir.
       Tarih, resmi tarih ve ideolojisi ile degilde değişik anlatım ve mukayeseli her türlü birbirine zıt ve mukayeseli yazarların içinde olduğu muhtelifleri ile zenginleştirilmiş ,diğer görüşlerin sağdan soldan zenginleştirilmesi tarihçilerin çeşitliliği ile dolu bir tarih kitapları düzenlenmelidir.
    Örnegin yakın tarih yazılırken Dr. Rıza Nur hayatım ve hatıratım eserinden , Kadir mısırlıoglunu eserlerinden ,Necip fazıl kısaküregin eserlerinden , Mustafa islamoglunun eserlerinden, Yavuz Bahadır oglunun eserlerindende faydalanılmalıdır.
    Demokratik devletin resmi tarih anlayışı ve resmi din anlayışı olamaz; demokratik devlet tarihi tarihçilere bırakmalıdır demokratik devlet tarafsız ve taraflara eşit mesafededir ,demokratik Devletin dini olamaz, vatandaşın dini olabilir, tarih ve din konularına demokratik devletin müdahil olmaması gerekir bu nedenlede Diyanet işeri başkanlıgınında özerkliğinin olması gerekmektedir.
    başda yakın tarih olmak   üzere halen şu anki okullarada okutuldugu gibi tarih yazıldıgı gibi degilde yaşandıgı gibi, ögretilmeli bunun içinde ; örnegin aynı hasta hakkında bazen teşhisde ve tedavide farklı doktarların farklı yorumları olabildigi gibi başda en başda son ikiyüzyıllık tarih olmak üzere farklı farklı tarihçilerin görüşleride mukayeseli olacak şekilde okutulmalıdır. Resmi tarih ve ideolojik tarih değil; değişik anlatım ve mukayeseli her türlü yazılanları değil yaşananların muhtelifleri ile zenginleştirilmiş diğer görüşlerin sağdan soldan zenginleştirilmesi sonucu her tarafında görüşlerininde yer aldıgı bir tarih okullarda ve üniversitelerde okutulmalıdır. Okullardaki ders kitaplarında,Dersimin mevzusu dahi geçmiyen yaşanan değil, yazılan bir tarih anlayışımız var &lt;&lt;Bahset tarih balıgın tırmandıgı kavakdan&gt;&gt; misali okullarımızda ise ölümden bahsetmeyen bir din dersimiz var; gerçekci yaklaşımlar ile müfredatımız yeniden düzenlenmelidir.

    MADDE 42: Askeri okulların yapısı millet tabalı olmalı çok tabanlı bir mozaiğin parçası olmalı statükocu ihtilalci bir yapıda bir eğitim kurumu olmadan askeri okullar derhal çıkarılmalı askeri okularda yetişen Harbiyeliler genelkurmay başkanlıgınıdan sonraki makamın   askeriyedeki son makamın ihtilal yaparak cumhurbaşkanı olacagını , ögrendiği egitim müesseleri olmakdan cıkarılmalı kışla egitiminde de siyaset olmayacak şekılde egitim görmeleri gerekir.
    Devlet içinde ikinci bir devlet gibi mahkeme kararlarını uygulamayan bir kurum olmakdan çıkarılmalıdır Türk silahlı kuvetleri, keyfe keder bir eğıtım müsesesi olmakdandan çıkarılmalı derhal acılıyetle tarihde oldugu gibi ;yeniden yeni çeriye   karşılık; bır nizami çedit gibi asrın ihtiyaclar ıle donantılacak   yeni bir ordunu teşekkülü için kanun çıkarılmalı mevcut ordumuzunda kara kuvvetleri ve jandarma kuvvetleri personel sayısı azaltılmalı , genel kurmay milli savunma bakanlıgına baglanmalıdır.

    Askeri okulların hepsi harpokuları harp akademisi dahil halkdan kopuk ayrı kozalar içerisinde kendilerine göre toplum çogunluguna yabani bir şekilde devlet içiğnde bagımsız bir devlet gibi , harcamaları denetlenemiyen bir kurumlar abidesi olmakdan cıkarılmalıdır. Kendi halkının   değerleriyle savaşan bir ordu durumundan çıkarılmasını saylayacak ve egitim verecek şekilde anayasal düzenleme yapmanızı istiyorum.
    MADDE 43: Ailenin Korunması çok önelidir çünkü bir ülkede   örnek batı gibi ABD gibi aile müessesi çökmüşse şayet bir devlet var ise onu 150-200 yılda düzeltip tekrar aile kurumunu kuramaz , ama bir ülkenin şayet ekonomisi bozuksa o ülke   kendisi çalışırsa 15 - 10 veya 20 senede ekonomisini düzeltebilir onu için   özel sekterde ve devlet de    çalışanlar şayet aile kurarlarsa evlenirlerse     aile tazminatı olarak maaşlarında   üçde bir oranıda artacagı ayrılısada üçtebir oranıda azalacagı belirtilmeli çünkü yapılan istatistik verilerine göre ülkemizde son zamanlarda iki evlilikden birtanesi boşanma ile neticeleniyor resmi nikahdan önce gençlerin aile okulu kurslarına katılması zorunlu belgeli olması gerekmektedir, tıpkı araç kullanmak için ehliyet belgesi gibi evlilik okulu kurslarınadan belgeli olması mecburi şart olmalıdır. Çocuk sayılarının ortalama dörtden aşagı düşmemesi yönünde tedbirler alınmalıdır atalarımız tek   coçugu yoksay ikiyi birsay demişler ölüm var yitim var,deprem var harp var vb leri var, bakın çin ekonmisi dünyaya meydan okuyor nüfus her zaman tarih den günümüze   bir güç dür Avrupa cçk cocuklu ve aileyi yasalar ile teşvık ediyor bizede az çocuk diyor .
    Bizler çok çocuklu ve çok , çok ahlaklı bir Milet olalım   daha az çocuk diyecegimize daha az HIRSIZLIK yapalım hakımıza razı olalım aç gözlü olmayalım, bu kadar aç gözlü olmayalım gelir dağılımında adaletli olalım zira dünya ne adar büyük olursa olsun deniz ne kadar büyük olursa olsun bizim nasibiz elimizdeki destimiz kadardır açlık ile tokluk arasındaki fark bir tast çorba kadardır unutmayalım . …
                                                                                                             

    MADDE 44: İlkokul , kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ,ançak uygulamada ögretimin ve egitimin her kademesinde karma egitimde alabilir ayrı, ayrıda olabilir, örgün egitimle de olabilir, uzakdan egitim modeli ile kurslar ile ve internetle uydu ile ğörsel medya ile desteklide olabilir , Eğitimin her aşamasında ,vatandaş isterse uzakdan egitim modelinide   tercih edebilecek şekilde anayasal düzenleme yapılabilmelidir.
    Orta öretim lise ögretimi de karma egitim ve karma olmayan egitim şeklinde vatandaşın isteğine bağlı şekilde verilebilir .İlk öğretim , orta öğtetim lise ögretimi ve yüksek öğretim hem karma egitim hem karma olmayan egitim hem örgün egitim hem yaygın ve uzakdan egitim vasıtasıyla alanlarına ve imkanlarına göre uzakdan egitim şeklinde internet vasıtasıyla özel sektör marfetiylede verilebilir. Unutmayalım yaklaık 45 yıl öncesi mektupla ögretim olarak başlayan açık ögretim fakültesi AOF Eskişehir Anadolu üniversiteswi acık ögretim fakültesi nin mektupla ögertimden bugünkü geldiği noktayı düşünürsek bu gün MEKTUPLA DEGİL , İNTERNETLE UYDUYLA BİLGİDAYAR VE AKILLI TAHTAYLA çok daha geniş imkanlar ile bu üniversitedeki AOF gibi   uzakdan egitim modelini ilk orta lise ögretimine başda sözel bilimlerde uygulama olmayan atelye labratuvar calışması olmayan    mesleki ve teknik egitim vb dışındaki sözel bilimlerde yaygınlaştırırsak; mektupla başladıgımız AOF den   çok daha iyi noktalara ilkögretimde lise ve orta ögretimdede gelebiliriz bunu yapmak için   özel sektörün desteğini alırız istihdam dam imkanı sağlamış oluruz devletin kamunun sırtından    bina techizat donanım kırtasiye personel yüklerinin çogunu almış özel sektöre vermiş oluruz   devlet sadece AOF oldugu gibi harcını alır imtihan sınavını yapar   isteyen aynı zaman da örgün egitime de devam eder isteyen uzakdan egitime devam ederek , yaygın ve uzakdan egitim     insanların    sanayinin çırak kalfa ihtiyacını karşılar tüketen baba parsı yiyen baba bankı sömüren bir toplumdan ziyade iş güçüne mesleki ve teknik egitime sanayiye ve özel sektörede destek vermiş oluruz   bu konu ile detaylı açıklama yapa bilirim bizat gelerek istenirse çok memnun olurum : cep 05052404948 bu uzakdan egitim çok önemli mektupla ögretim olarak başlayan bugun kü AOF NEREYE GELDİ millete ve devlete bir zararı varmı sorsunlar bakalım bu anayasa il ilgli calışma yapanlar AOF    devletin hazineye yılda ne kadar para aktarıyor nasıl ki AOF için MURAT KARCAN ACIK ÖRETİM KURLARI VAR İSE LİSE İÇİNDE AKSAMLARI   HAFTA SONU OLUR YAŞ SINIRI KALKMALI ÖRGÜN ÖGRETİMDE BİR ÖGRENCİ   HANGİ YAŞDA HANGİ SINIFA GİDİYORSA UZAKDAN EGITIMDE   DE AYNISI OLMALI DEVLETİN KARI   VE   MİLLETİN MENFATİ İÇİNN    SINIF GECME DEGİL UZAKDAN EGİTİMDE DERS GECME SİSTEMİ TEŞVİK EDİLMELİ, bu vesile ile çalışkan örgeciler   teşvik edilmeli bu işlerin yükünü millete kısmende olsa devredilmeli , Sümerbank kitler gibi geliri olmayan giderleri millete bırakalım istihdamın önünü yapacagınız aynasal düzenleme ile acın istiyorum.
    Bu uzakdan eğitimi yaygınlaştırmanız halınde gariban insanlar    örnegin güneydoguda hayvancılık yaparak köyde uzakdan bir bilgisayar ıle dag başında bir cobanlık yapan coçuk orta okulu rahatlıkla okuyabilecek   veye kardenizde tarım işcis çay topluyan bir kızımız liseyi uzakdan egitimle 19 yaşını beklemeden okuyup bitirebilecek, ve bu uzakdan egitim sayesinde   meslek örgenen bir çırak yada kalfa   ortaokulunu ve lisesini dışardan okuyarak çalışarak üretime istihdama katkıda bulunarak okuya bilecek devletede sadece sınav parsını alacak bu sayede internet bilgisayar kulanımınıda     çok daha yaygınlaştırmaya katkıda bulunmuş olacaksınız bu konu memlekıtimiz için kalkınmamız için çok elzemdir.Avusturalyada ve ABD denin bazı eyaletlerinde özelikle Katoliklik ailelerde çocukların okulda eroin kullanma ve hem cinsellik eş cinselik gibi homoseksüellik
    ve esrar içme gibi alışkanlıklar kazanmaması için yoğun bir şekilde uzakdan eğitimi uygulamaktadır .
    bizim ülkemizde ise yalnızca   uzakdan ögretim ,yüksek öğrenimde yaygındır AOF gibi ama ilköğretim ve orta öğretimde yaygın degildir. Avusturalyada ise yerleşim birimleri arsındaki mesafeler çok uzak ve çok maliyetli oldugu için tercih edilmektedir.
    İlköğretim ve lise öğretiminde uzaktan teşvik edilmesi bilgi teknolojileri internet ile okula bağlı kalmaksızın okul dışında eğitim imkanları ile açılması uyguluma olmayan dersler dışında uzaktan eğitimin teşvik ve desteklenmesi faaliyetleri uzaktan eğitime destek için özel sektör özel devlet yüksek öğrenimde olduğu gibi ilköğretim ve lisede de Eskişehir Anadolu üniversitesi AÖF gibi yalnız sade sınav yapmalı organize yapmalı kamu kurumları ile okulları ile desteklenmeli ancak devam şartı kaldırılarak ilk ilköğretimde sözelde özellikle yabancı dil ve v.b’ lerin de özel sektöre iş bırakılmalı Sümer bankın 70 yıl ayakkabı gömlek yaptığı gibi bu durum ögretimdede böyle gelmiş böyle gider misali devam etmemeli mevcut öğretim sistemi uygulamaları devam edebilir ançak zenginlik ve çeşitlilik olarak ile ilköğretim ve liselerde devam etsin ancak ; arabaların,beyaz eşyaların cep telefonların , markalar farklı farklı model ve türleri gibi alt&#101;rnatif zenginlik olarak uzaktan eğitim yalnızca üniversitede AÖF de olduğu gibi kalmamalı ilköğretim ve lisede de yaygınlaştırılmalıdır.

    genç ve diamik bir nüfus lisede sanki herkes düz lisede okuyup vali olacakmışgibi    türibinlere doldurulmuış gibi bekliyor lütfen gelecek neslimizi ideolojik körlüklere kurban etmeyelım lütfen nesillerin heba olmasına seyirci kalırsanız milletin önünü açamazsanız bu konu devletim ve milltim için çok önemli ALLAH rızası için bu konu ile ilgli bizat bilgivermek istiyorum kabul buyurmazsanız ahiretde sizlerden davacıyım bunu böyle bilesiz lüten…???!!! Cep:05052404948
    MADDE 45: PKK, KCK vb mücadele için özel olarak bir bakanlık acil kurulmalı başbakanlıga bağlı calışmalıdır o bölgede calışacak personel yazılı - sözlü –beden egitimi saglık taraması olan imtihanlar ile işe alınmalıdır, emekli olana kadar aynı bölgede calıştırılmalıdır, zafiyet gösterir ise calışan personel onun çalıştıgı bölgede PKK vukuat çıkarabilirse , olay olursa yaptırım uygulanmalı şayet calışan personel başarı gösterirse maaşının ; 5-10-20 katı ödüllendirilmelidir, ihbarcılar , ihbarın önemine konusunun büyüklüğüne ihbarlarına göre ; yüklü paralar verilmeli ve ödüllendirilmelidir, bölge halkına duyuru yapılmalıdır ihbarcıların para ile ödüllendirilecekleri duyurulmalıdır.                          Çalışacagı bölgesi belirli olan o bölgenin dilini bilen özel savunma ve istihbarat amaclı okullar acılmalı PKK oparesyonlarını olmadan haber ihbar eden şahıslara çok büyük PARA ödülleri verilmeli bölge halkından ihbarda bulunanlar   isterslerse ihbarlarından sonra , arzu ederlerse batıya göçe etmeli ve tokide batıdan hizmetlerine mukabıl konut verilmelidir bu şahıslara asğari üçretlede olsa işe girmelerinde devlet öncelik vermelidir
    .Genel kurmayın askeriyenin özellikle kara kuvetlerinin ve jandarmanın personel sayısı azaltılmalı ve başbakanlıga baglı özel modern teknık donanımı yüksek halk destekli millet tabanlı yeni bir ordu kurulmalı mevcut askeriyenın personel sayısı gittikçe azaltılmalı ve zamanla eritilmeli ve yeniçeri gibi zamana yayarak ilerliyen yıllarda miadı dolmuş birimler ya yeniden yapılandırılmalı yada tamamen kaldırılmalıdır . Askeriyenin elindeki tatil köyleri hizmet içi Eğitim adı altındaki bütün dinlenme amaclı millete yük kurumlar satılmalı ve özelleştirilmeli   tarihde oldugu gibi yeniçeriye karşı nizamı cedid vebenzerlerinin kuruldugu gibi yeni bir ordunun kurulma zamanı çokdan gelmiştir, aksi halde   mevcut askeriyedeki egitim sisteminin algıları sayesinde sivilleri basit ve hafif görmekde sivillere güvenmemektedirler ve sivilleri güdülecek koyun nazarıyla bakmaktadırlar; Ahmet şık nedim Şener ve haberal gibi devamlı ihtilalci bir ruh anlayışı hakimdir harbiyeden yetişenlerde aynı metodla egitildiklerınden aksi halde degişilik yapılıp önlem alınmaz ise şayet zaman içinde tasfiye edilmezlerse şayet ; ihtilal ve cunta hiçbir zaman gündemimizden düşmeyecektir gerçekci, olalım birbirimizi kandırmanın bir anlamı yoktur…!!!
    MADDE 46 : Egitimin her aşamasında ; bilgi teknolojilerile ,uydu ile, internet ile ,görselmedya destekli egitim kanalları MEB VE TRT tarafından yeterli sayı , yeterli talep uzakdan egitimde sınıf oluşması şart degıldir her alanda uzakdan egıtım verilmeli ,verilebilir ilköğretim orta ögretim lisede yaygınlaştırılması desteklenmelidir   örgün ögretime parel muadil yaşda olmalı ,denk yaşda herkes isterse okuyabilmelidir bu şekilde anadilde egitimde seçmeli ders olarak okutulabilmeli, kuranı kerm ögertim dersinde secmeli olarak okutulabilmeli ,Osmanlıcada secmeli ders olarakokutulabilmeli , arapca derside secmeli ders olarak okutulabilmeli , ingilzce Osmanlıcada secmeli ders olarakokutulabilmeli inğilizcede secmeli olarak isteyen herkes secebilmelidir. Sözel bilimlerde dayalı uzakdan egıtime dönük sözel agırlıklı ihtisalaşmış lise ve ilkögretim okulları ve ilk ögretimi uzakdan egitime uygun olarak müfredatları yeniden yapılandırımalıdır, böyle gelmiş böyle gitmemesi gerekir, çagın ve uzakdan egitimin imkanlarına göre yeniden yapılandırılmalıdır degişim olmazsa , olmaz bir şartdır.
    Örgün ögretime parelel denk olacak şekilde yaş şartı kaldırılmalıdır ,eşitlenmelidir uzakdan egitimle örgün egitimde okuyanların yaşlar denk olmalıdır ancak uzakdan egitim daha çok ferdin şahsi gayretini gerektirdiği için uzakdan egitimde sınıf geçme sistemi degilde ders geçme sistemi imkanı saglanarak uzakdan egitim teşvik edilmelidir.(Konu ile ilgli detaylı acıklama için cep 05052404948)

    MADDE 47: ERKEK VE ERKEK HAKLARINA YÖNELİK TEKLİFLER
    Herkes kadın hakkı savunuyoruz diye diye kadının çalışma hayatındaki yeri kadının statüsü gerekcesi ile kadının birinci vazifesi olan analık ve çocuk dogurma vazifesi ihmal edilerek fıtratın zıttı olacak şekilde kadın erkegine yardımcı olması gerirken kadın hakkı savunıyoruz diye aile parcalanması sürecine katkıda bulunulmasının önü yapılacak anayanasal düzenleme ile önlenmelidir.Hiç erkek hakkını savunan dernek varmı… Hiç erkek hakkını savuna bir medya varmı? Kadınlarda kadını savunuyor, erkeklerde kadını savunuyor PEŞİN HÜKÜMLE yalnız kadını bir cinsi , savunarak bir yere varamayız erkekde İNSANDIR KADINDA, Kim magdur ise onu savunmamız gerekir,cins ayrımcılığı yapmak doğru değildir, mağduriyeti mevzu bahistir.Magdur kimse ona taraf olmalıyız bu kadında olabilir ,çocukda yaşlıda, erkekde
    Bakınız batı ve ABD kadını evinden çıkardı şimdide kadını bir türlü evine döndüremiyor kadına analık yapması için türkiyeden çok daha fazla sosyal hak veriyor ama kadını bir türlü evine döndüremiyor dışarı çıkan kadın bir daha hiçbir şekilde gerekçesi ne olursa olsun bir türlü evine girmek istemiyor.
    Batıda nüfusun yaşlanması sonucuna karşı ; Avrupa çaresiz , bizde aynı yolda daha hızlı gidiyoruz bu anayasa ile önlem almalıyız. Yeni Anayasa, insan hak ve özgürlüklerinin bütün erkekler için için yaşanabilir bir durum olarak gerçekleşmesi için teminatla yetinmemeli, bu anlamda yasa koyucuyu bağlayıcı taahhütler de içermelidir. Eğitim hakkından çalışma hayatına, siyaset hakkından kamu hizmetlerine girme hakkına kadar, mevcut itibarıyla erkeklerin aleyhine olan fiili durumları “insan onuru” ekseninde ve kadın-erkek ve erkek-erkek eşitliğini sağlama hedefiyle erkege yönelik ayırımcılığa son vermelidir
    MADDE 48: Devrim kanunlarının   tamamı kaldırılmalıdır, Bu altı oku hiçbir zaman ,hiç bir zaman Bu altı oku milletin sectiği hiçbir meclis anayaysa yazmadı, 6 oku ısrarla üç darbeyi yapanlar çok lazımmış gibi anayasaya yazdı ,yazarkende   CHP ilkeleri diye yazmadı Atatürk ilkeleri diye yazdı . Birinci meclisi tavsiye edenler yazdılar ,1960 ihtilalini yapanlar anayasaya yazdı 12 eylül ihtilalin yapan Kenan evren de dahil ihtilalcilerin hepsi anayaysa bu altı oku yazdılar , milletin sectiği hiçbir meclis anayasaya yazmadı bu 6 oku, milletin secttiği meclisin degil ihtilal anayasalarının ortak ürünüdür bu 6 ok ,darbecilerin ortak ürünüdür.CHP nin 6 altı ilkesi ; 1921 anaysasını , 27 mart 1923de tırabzon milletvekili Ali Şükrü beyi ,Çankaya muhafız alay komutanı topal osmana cinayetle katlettirdik den sonra Anayasaya ; Atatürk ilkeleri diye tıpkı Latin harflerini türk harfleri ,İsviçre kanunlarını türk medeni kanunu diye yutturdukları gibi   millete sormadan böylesine önemli mevzuları referandum dahi yapmada milete güvenmiyenler silah zoruyla miletin başına geçirdiler.
    Dikta bir anlayışla CHP nin 6 okunu anayasaya ; CHP okları diye değilde Atatürk ilkeleri diye zorla koydular, başbakan Adnan menderesi asanlarda   tekrar anaysaya CHP nin 6 okunu koydular millete sormadan Kenan evrende anayaysa CHP nin altı okunu koydu , CHP anayasaya 6 oku millettin başına musallat etdiler. Milletin sectiği meclis olarak CHP nin bu 6 okunu ya kaldırın yada referandum ile millete sorulması gerekir, miletin kalbine saplanmış 6 ucu sivri oktan miletimizin derhal kurtulması gerekmektedir.
    Bütün vatandaşlar CHP li olmadıgına göre bütün vatandaşlar CHP parti tüzüğüne ğöre CHP parti programına göre yönetilmek zorunda bırakılabilirmi bu nasıl demokrasi bu nasıl katılımcı demokrasi bu nasıl çoğulcu demokrasi bu nasıl millet iradesinin temsıl edilmesi bu nasıl özgürlükdürki CHP nin 6 oku anyasa ıle ve bütün vatandaşların tüm ömürlerinin mayasının şekillenmesini belirliyor bu adaletmi cumhurıyetmi yoka MECBURİYETin adı cumhuriyetmi oldu böyle; cumhuriyet çindede var saddamında böyle cumhurıyeti vardı ,suriyeninde böyle cumhuriyeti hala var , cumhurun iradesinin yansımasını   hangi akıllıya bunları demokrasi diye anlatabılırsınız CHP nin 6 oku anayasadan kesinlikle derhal kaldırılmalıdır, değişimlere Libya lideri kadafi gibi Suriye yönetimi gibi taleplerimize ısrarla kulak tıkamayınız lütfen.
       Anayasadaki   ayrıca örnek; şapka giyme mecburiyeti gibi kılık kıyafete ait bay veya bayan devletin sivil resmi kamusal alan veya kamu dışı müdahalesi kabul edilemez tercih tamamen vatandaşın hür iradesindedir. Aksi durum lokantaya aç karnını doyurmak için gelen vatandaşa lokantacının   sen şu yemegi yemek mecburiyetindesin şu kebabıda sana yedirmem demesinin aynısıdır, veya ayakkabı satın almak isteyen ve 40 numara ayakkabı giyen bir vatandaşa ayakkabı satıcısının müşteriye zorla ; 35 numara müşterinin ayağına olmadığı halde 35 numarayı satması veya zorla müşterinin ayağına olmadığı halde 44 numara ayakkabı satmasından daha beter bir zorbalıktır, çünkü vatandaş bu ülkede ne giyip ne yiyecegini ne giyeceğni bilmiyormu ?
    Kimin veya hangi kurumun   vatandaşa hangi kıyafeti ne giyecegini ögretmesi haddimidir vatandaş bu ülkenin misafiri degil ev sahibidir. buna göre lütfen vatandaşı yok sayan bir anayasayı kim hazırlarsa hazırlasın makamı ne olursa olsun cunta anayasası olmakdan öteye gidemez.
    Bu gercek böyle biline…   bu ülke artık ;   cumhurbaşkanın aynı zaman da parti, başkanı olduğu tek parti kalıntılarından arındırılmalıdır ve çok seslilik esas kabul edilmelidir.
    Tek partinin parti tüzüğünün TC anayasası olduğu bir ülkede hangi parti iktidar olursa olsun onun o hükümetin muktedir olması imkansız olduğuna göre ,çok partilik çogulculuk bir aldatmadan öteye gidemez türkiyeyi ve mileti   tek parti cuntasının   prensiplerine göre idare etdir bütün hükümetler eğitimi ögretimi marifi üniversiteleri dahi buna göre şekillendirdiler, böyle geldi böyle devam edemez bu zulüm devlet taraf olamaz olmamalı.
    Millet kendi bünyesine göre elbise giyemedi CHP elbisesini millete zorla giydirdiler .
    Hayatımızı zoraki tanzim eden, elektrikli bir deli ğömlegini artık milletce silkinip atmak ve kurtulmak zorundayız.
    Tek partini parti programından arındırılmayan bir anayasa metninin adının sivil anayasa olması ile anayasa sivil olamaz bu nedenle ALTI OK YENİ ANAYSADAN ÇIKARMALIDIR. Atatürk laikliği , Atatürk milliyetciliği gibi   ,muz gibi ne niyetine yerseniz o tadı veren    kavramlar hayatımıza zulümle kışla nizamı veremez.



    MİLLET TANIMI TEKLİFİ
    Vatanlarının Türkiye Cumhuriyeti toprakları olduğu konusunda fikir ve tavır birliği bulunan farklı etnik kimliklere mensup insanlar topluluğu” şeklindeki millet tanımı yeni Yeni Anayasa’da esas alınmalıdır.

    BAŞLANGIÇ BÖLÜMÜ
    Ancak “insan”, “insan onuru”, “temel hak ve özgürlükler”, “hesap verebilir devlet”, “öncelenen birey”, “evrensel hukuk kuralları ve ilkeler” gibi Yeni Anayasanın temel dinamikleri olmasını önerdiğimiz kavramlara ev sahipliği yaparak, Yeni Anayasa’nın özgürlükçü kimliğine, bireyleri özgürleştirme ve insan onurunu yaşanabilir değer haline getirme amacına, demokratik, şeffaf ve hesap verir devlet idealine hizmet etmelidir.

    VATANDAŞLIK TANIMI TEKLİFLERİ
    Hem mevcuttaki sorunların çözümü hem de gelecekte bu alana ilişkin sorunların çıkmaması adına, herhangi bir etnik grubun adını referans almaksızın, aksine bütün etnik grupların ortak nesnesi olan devletin adını referans alan bir vatandaşlık tanımına Yeni Anayasada yer verilmelidir. Bu nitelikte bir tanım, vatandaşlığın birey-devlet arasındaki siyasi bağ ve hukuki ilişki olması gerçeğini dayanak aldığından herkesin desteğini alabilecektir. Yeni Anayasa açısından son derece önemli olan bu destek, “Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşlık bağı bulunan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.

    Din ve vicdan hüriyeti ve özgürlük boyutu ile ele almalı, devletin inanç özgürlüğü alanına müdahalede bulunmasını engelleyecek bir araç haline getirecek şekilde tanımlamalıdır. Bu kapsamda,

    .
    Yeni Anayasa, gerekli denetim süreçleri kanun tarafından belirlenmek üzere, sivil topluma din eğitimi ve öğretimi alanında faaliyet gösterme hakkı ve imkânı vermelidir. Yeni Anayasa bireye dinini öğrenme ve öğretme hakkı tanımalı, dini eğitim veren eğitim kurumları kurma-açma hakkı ile sivil alandaki dini örgütlenmelerin meşru hak oldugu kabüllenmelidir..

    EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASINA YÖNELİK TEKLİFLER
    Yeni Anayasa, hem mevcut eğitim sisteminin vesayet pınarlarını kurutmak hem de özgür birey ve demokratik devlet hedefine varmayı hızlandıracak sivilleşme damarlarını açmak işlevi gören bir hüküm tesis etmek zorundadır.

    Yeni Anayasa bunu, başörtülü giyimi temel anayasal hak olarak gösterecek bir hükümle değil, inançlarının gereği olarak başlarını örtenler dâhil, hiç kimsenin –toplumun ahlaki bulmayacağı tercihler hariç- kılık-kıyafeti gerekçe gösterilerek eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı mesajını içeren bir hükümle tesis etmelidir.


    SEÇME, SEÇİLME HAKKI VE TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ TEKLİFLER
    Seçme ve seçilme hakkına sahip olmak için 18 yaşını tamamlamış olmak yeterli olmalıdır.
    Diğer taraftan temsilde adaletin sağlanması noktasında, seçim barajına ilişkin oranla doğru orantılı olacak ve yönetimde istikrar ilkesi bakımından risk oluşturmayacak şekilde Türkiye milletvekilliğine ilişkin bir hükme yer verilmesi uygun olacaktır.
    MEMURLARA SİYASET HAKKI VERİLMESİNE YÖNELİK TEKLİFLER

    Kamu görevlilerine siyaset yasağı getirilmesi, siyaset kurumunun ve seçmen kitlesinin, yüksek donanımlı, ülke ve toplumun sorunlarını bilen bireylerden hem genel ve hem de yerel düzeyde yararlanmasının önüne geçildiği tartışmasızdır. Parti üyesi olması yasaklanarak siyaset hakkından yoksun bırakılan kamu görevlileri, siyasetin tarafı olmak yerine siyasi partilerin taraftarı olmak zorunda bırakılmıştır. Yeni Anayasa, demokrasi kültürüyle bağdaştırılması imkansız bu ayıptan kurtulmamıza aracılık edecek hükmü mutlaka barındırmalıdır. Daha somut bir ifadeyle kamu görevlilerine getirilen siyaset yasağına son verilmelidir.

    SENDİKAL HAKLARA İLİŞKİN TEKLİFLER

    Sınırlı mali imkanları ve üyelerinin sınır tanımayan fedakarlıkları ile Yeni Anayasa sürecinin start almasına büyük katkılar sağlayan sendika ve konfederasyonların, çalışma hayatı ve sendikal haklar (örgütlenme, toplu pazarlık ve grev hakkı) kapsamındaki Yeni Anayasaya dair talep ve beklentileri karşılanmalıdır. İşçi sendikacılığının yıllardır kullandığı gerçeğini görmezlikten gelmesi istenerek kamu görevlileri sendikacılığına sendikal haklar üçlüsünün sonuç getiren ve kazanım üretenleri olan “toplu sözleşme” ve “grev” haklarını çok gören anayasal tercih hatasından Yeni Anayasayla birlikte vazgeçilmelidir. 2010 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle elde edilen “toplu sözleşme” hakkının eksik yönü, Yeni Anayasada kamu görevlilerine de grev hakkı verilmesi suretiyle tamamlanmalıdır.

    .

    YARGI REFORMUNA İLİŞKİN TEKLİFLER
    . Bu çerçevede, HSYK kararlarına karşı, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kuruluna itiraz yoluna başvurma hakkı verilmelidir.

    Askeri yüksek yargı organları tasarımından vazgeçilerek iki başlı yargı sistemine son verilmeli, “askeri disiplin mahkemeleri” hariç, askeri mahkemeler kaldırılmalıdır. askeri disiplin mahkemelerinin kararların sivil yargıtayı temiz yolu açık olmalıdır.

    SİLAHLI KUVVETLERİN ANAYASAL KONUMU VE YÜRÜTME İLE İLİŞKİSİ
    Genelkurmay Başkanının ataması, Milli Savunma Bakanlığı’ndan başlayan bir süreçle ve üçlü kararnameyle gerçekleştirilmeli ve bu suretle Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmalıdır.


    ANAYASAL KURUMLARIN KALDIRILMASINA YÖNELİK ÖNERİLER
    Yüksek Askeri Şura, anayasal kurum olmaktan çıkarılmalı ve kaldılırılmalıdır , , devlet din ve tarih konularında taraf olamaz bu nedenle Türk tarih kurumu kapatılmalıdır, tarihi tarihçilere bırakmalıdır devlet.Diyanet işleri Başkanlığıda özerk olmalıdır.


    SONUÇ
    Konusu Yeni Anayasa, amacı Yeni Anayasa sürecine katkı sunmak olan bu raporu, Anayasa yapım sürecini ve bizzat Yeni Anayasayı esas alan içeriğe haiz sonuç bölümüyle tamamlamak çok anlamlı gözükmüyor.

    Sivil toplum kuruluşları ile bireyler tarafından dile getirilen görüşler çerçevesinde TBMM tarafından hazırlanacak ve kabul edilecek Yeni Anayasa metninin onayına sunulması sonrasında bizzat millet tarafından yazılacaktır.

  • Mustafa Bahadır FİDAN Telefon :0505 2404948

    12.01.2012 00:00:00

    YAPILACAK KATILIMCI SİVİL ANAYASA SÜRECİNDE MİLLETİN BİR FERDİ OLARAK TALEPLERİM ile TALEP ETMEDİKLERİM AŞAGIDADIR
    Türkiye Cumhuriyeti
    Sivil Anayasasından beklentilerim şunlardır
                                                      Hazırlayan Mustafa Bahadır FİDAN
    TC NO 60916424888 CEP:05052404948 –[email protected]:03122308123-
    ACIKLAMA ben bir hukukçu değilim;:

    YENİ ANAYASA YAPIMINDA USÜL VE TARZ MANA VE ŞEKİL VE İHTİYAÇ bakımından KAYNAK İNSANIN İHTİYAÇLARIDIR.

    BEN ANAYASA metni yazmadım ANAYASA YAPAMANIZA KATKI SAGLAMAK İÇİN ; ANAYSANIN, İHTİYACLARIMIZ DOGRULTUSUNDA , ANAYSANIN RUHUNUN , ANAYASAnın özünün içeriğinin mana ve muhteviyatının asıl derinliğine nüfuz ederek, anayasanın ruhunun nasıl olması gerektiğini ve fert ve cemiyet hayatına yönelik kendiside problemin bir parçası olan bir anayasa değil ,bilakis yaşanabilir bilir bir anayasa yapmanız sonucunda ,anayasadan beklentilerimizi çözecek bir mana ve ruhi yapıda olasını dilediğim arzumu yazdım; sizlerden beklentim anayasa hukuku acısından bu ruhun şeklini vermeniz bu ruha uygun elbise dikerek , giydirmenizi bekliyorum.
    MİLLET OLARAK BİZ YAŞIYORUZ BU RUHU ;SİZDE ŞEKLİNİ VERİNİZ LÜTFEN.
    Anayasa kısa öz olur deyip detayları ayrıntıları kanunla belirlenir diyerek laiklik gibi herkesin istediği gibi anlayacağı 90 yıl tartışacağımız şeyler yazmayın lütfen Anayasa yaparken demokratik devlet topluma halka sorar ne istiyorsunuz diye sonrada teknik ve şekil bakımdan uzmanlar halkın taleplerini hukukçular filan şekil ve içerik bakımdan düzenler Ben bir hukuk çu değılım ancak yapılacak sivil anayasadan beklentilerimi sonucdan hayata dönük yaşanabilir beklentilerimi   yazdım anayasa yapılınca çıkması gereken sonuçları elde etmek istedgim ürünler sizlere yazıyorum    ANAYSADAN NEYİ TEMİNETMEK İSTİYORUM DEMOKRATIK DEVLETDE MILLET BEKLENTİLERİNİ SÖYLER YASAL HUKUKİ TEKNIGI SİZE KALNMIŞTIR ZİRA HERKESİN HUKUKCU OLMASI BEKLENEMEZ, ŞEKİL BAKIMINDAN DÜZENLENMESİNİ SİZDEN BEKLIYORUM..
    Korkak ve çekimser olmanızı istemiyorum EN BÜYÜK ALLAHDIR , demokraside en büyük referans MİLLET İRADESİDİR , yeter söz gercekden milletin olsun…Bu hadise; yeni anayasa yapımı son ikiyüzyılın asıl kurucu iktidarın yani millet iradesini yasa yapıcı olarak yönetime taşıdıgı ve irade koyucu olarakda en büyük aktörün ihtiyaçlar olduğunun isbatı olmalıdır.
    SİYASİ PARTİ REJİMİ VE SİYASET HAKKINA YÖNELİK TEKLİFLER
    Mevcut siyasi parti rejimi, siyasi partileri “siyaset yapma isteksizliği”ne sevk etmiş, sistemi değiştirmek yerine uygulamaları değiştirmekle sınırlı bir düşünsel zemine mahkûm etmiştir.
    Uzunca bir süre “baraj yap, fabrika yap, yol yap” denilerek sisteme müdahale etmesi engellenen siyasi partiler ve siyasetçiler,
    bu durumun tatmin ediciliğini kaybetmesi ve yeniden sisteme odaklanmaları üzerine “yol yapmak yeterli gelmiyorsa, yolsuzluk yapabilirsin” sus payıyla tanıştırılmak istenmiştir.   

    Bu gerçeklerden hareketle Yeni Anayasa; ayrıntılı düzenlemelere yer vermeksizin siyasi partileri millet iradesinin seslendiricisi olmak yönüyle demokrasinin vazgeçilmez unsurları ve demokrasinin varlığının delili olarak gördüğünü kabul ve ifade etmelidir.

    Demokrasilerde Siyasi partileri Milet kapatır, millet acar binde bir, veya milyonda bir oy verir tabela partisi yapar.
    Demokrasilerde Siyasi partileri Yargıtay Cumhurityet Başsavcısı kapatamaz ona göre aynasal düzenleme yapılmalıdır

    Beklentilerim öncelikle şöyle bir anayasanın yazılmasından veya nasıl bir anayasa olacagından ziyade vatandaşı ilgilendiren uygulamalardır    yeni anayasın nasıl oldugundan ziyade ne işimize yarayacagı ve hayata ne katacagı daha önemli yoksa bir hukukcu okuyup bir mana verecek diğeri ayrı yorumluyacak örnek ;laiklik gibi böyle bir anayasa vatandaşın ne işine yarar daha hukukcular bile kendi aralarında bir mana veremedigi bir anayasaya vatandaş nasıl mana versin örnegin şu metin kötümü ama nasıl uygulamada yer bulacak net. net anlaşılması gerek yuvarlak ve güzel cümlelerden ziyade net anlaşılır ve faydaya dönük olması gerekir onun için yeni   ANAYASA İNSANI MERKEZE ALMALI, İNSAN ONURUNU ÖNCELİK YAPMALI ve ferdi merkeze alan demokratik yapılanma ile insan hak ve özgürlüklerini ortaya koyacak olan doğal hukuktan hareketle katılımcı demokrasiye ulaşmaya ve devlette yeniden ve demokratik yapılanmaya, sonuna kadar katkıda bulunacaktır” gibi yerinde olması gereken güzel ifadelerden ziyada vatandaş olarak yaşadıgımız 24 saat içerisinde bunların fertlere yansıması gerekir benim arzum nasıl bir anayasadan ziyade bana ve yaşama dair zorbalık yapan bir anayasamı yoksa özgürlük deyipde bu güzel süslü terimlerin arkasından uygulama imkanım olmayan fakat anayasada var olan özgürlükleri ben ne yapayım .
    Anayasa miletimizin gecirdiği süreclerden ve günümüz ihtiyaclarından miletin yaşadıgı bin yıllılk tarihden milletin ahlak ve örf anlayışından milletlerin kültüründen inancından bagımsız olamaz zira kanun anayasa yönetmelikler milletin örf adet gelenek göreneklerinin ortak akılca faydalı olanlarını vaz geçilmez olanlarının toplanarak sadece kınama ve ayıplamaya baglı kalmak sızın anayasa kanun   yönetmelikler ve nizamnameler ile   YAPTIRIM OLARAK pekiştirilerek uygulanmasıdır.
    Yoksa anayasalar millete rağmen dayatmalar degildır bu nedenle anayasalar   aslana , koyun koyunada,aslan elbisesi giydirmeye çalışan bir zorbalığın ; ruh ve libas arasındaki bir zıtlıklar manzumesi olamaz ANYASA ASLINDA MİLLETİN VAZ GECİLMEZLERİNİ   SÖZLÜ DEGILDE UYGULAMA İLE YAPTIRIM OLARAK PEKİŞTİRİLMESİ VE KUVETLENDİRİLMESİNDEN İBARETDİR MİLLET GÜVENMİYEREK MİLLLETE DAYANMIYARAK MİLETE İNANMIYARAK , İHTİYACLARINA CEVAP VERMIYEN BİR ANAYASA NEKADAR SİVİL ANYASA OLABILIR.olursa ; sözün gelişi şuna benzer ; adamın kavgada gözlüğünü kır 7 yıl ceza alacaksın ,adamın ırzına geç 7 AY ceza alacaksın VEYA DİĞER BİR İFADE İLE anyasa ve kanunlar    şöyle zıtlık carpıkllıklara gebe bırakacak şekilde tanzim edilmemelidir,anlatayım 1997 yılında baklava ile Antep fıstıgı çalan dört çocuk agır ceza mahkemesinde yargılanmış ve dokuz yıl hapis cezasına mahkum olmuştu kimse onları kurtarmaya kalkışmadı çünkü şike mafyasından degıllerdi çünkü illegal bahis oyunlarından şike yaparak trilyonlar götürmüyorlardı çünkü kara para aklamıyorlardı yoksul ve aclardı onun içinde meclisinde siyasetinde umurunda olmadılar halada degiller bunun için ahlak ve vicdan adına anyasa ihtiyac ve millet tabanlı olsun lütfen,
    Bunun manası şuna benzer van depreminde yaşadıgımız gib nitekim öylede olmuyormu
    &lt;&lt;salon güzel olsun&gt;&gt; diye binayı taşıyan ana taşıyıcı kolanları kesen   malsahipleri gibi toplumu ayakda tutan ana taşıyıcı kolankarı kesersenız   o yüzden en küçük depremlerde binalarımız yıkılır , ruhlareımız yıkılır , enkazın altyında kalırız; Zira devletin enküçük yapı taşı birimi ailedir siz anayasa yapıcılar siz milletin dinini yok sayar zinayı suç olmakdan çıkarırsanız insanın yetiştiği müessenin ailen kalbini    on ikiden vurmuş olursunuz miletin çok degerlerine baştada dinini yoksayan bir anyasa miletden kopuk olur ve miletin yarası kanamaya devam eder, yapılan anayasa yaraya merhem olmamış bilakıs yapılan anayasa yaraya tuz olmuş   olmazmı?
    Anayasayı çalışmalarında bulunan siz degerli hukuculardan beklediğim şudur; ben bir hukukcu degılim hukuk normlarına göre hangi başlık altında hangi talebim gelmesi gerek onu bilmiyorum anyasa hukuku bakımdan hangi kavramı nasıl yazabılırım bu mevzuda bir egitim almış degılım   bunları teknik ve içerik ve şekil bakımdan düzenlemesni sizlerin en iyi şekilde yapacagına inanıyorum
    Ben bir vatandaş olarak anayasa deyınce devlet ile millet arasındaki bir sözleşme metnı olarak yorumluyorum tıpkı kiracı ile kirayaveren arasındaki kira    konratı veya işci ile iş veren arsındaki   yazılı bir protokol gibi anlıyorum .
    Bu nedenlede : anayasada olmasını istediğim hususlar ile anayasada olmamasını istemedigim hususları ana ıkı kısım olarak olarak sizlere gönderiyorum hukukcu olmayan bir vatandaş olarak ancak sizlerden beklentimin en önemli bir kısmıda şudur ki anayasa tamam kısa ve öz olur detaylar girmez kısa öz sade özet ve anlaşılır olur lakın demokrası laiklik ve Atatürkçülük gibi her yöne çekilebilen   her yoruma açık tuzak kelimelerden ibaret bir anaysa istemiyoruz, herkesin yorumu ayrı nereye ceksen o raya geliyor ;
    herkese göre ayrı ayrı bir tadı olan bir muz gibi bir anayasa hazırlanmasını daha sonrada aynı konu ile igili ayrı ayrı hukukcuların ayrı ayrı farklı farklı yorum yapacagı bir anayasa hazırlansın istemiyorum :
    Lütfen aynı madde okununca lütfen ; herkes aynı şeyi anlasın istiyorum ;örnek olarak laiklik gibi herkesin kafasına göre aynı metınden farklı yorumlar olmasın anlaşılır olsun ilgili maddenin şekli için mana kurban edilmesin lütfen   ısrarla   kısa ve öz sade diye bır anaysa hazırlansın   daha sonrada aynı metne herkes farklı   yorum yapsın adamına göre muamele yoruma acık olsun nereyecek sen oraya gelen &lt;&lt; At sahibine böre kişner misali &gt;&gt; sizin hazırladıgınız anayasada oyle adamına göre mana veren, bir anayasa olsun istemiyorum, içeriği anlaşılamayan   bir metinler sıralamsı olsun arzu etmiyorum böyle bir anaysa hazırlamanızı ve miletce laiklik tatışmaları gibi daha cok nice 50 yıllarıda bu ugurda kurban vermeyelim lütfen.
    Bununla birlikde aşağıda yazdıgım; ve anayasa maddesi olmasını istediğim hususlardan bazıları sizler göre bir kanun yada ,tüzük, yönerge, yönetmenlik maddesi olması gerek , bunlardan anaysa maddesi olmaz diye yorumlamanız istemiyorum.
    Bu şeklinde benim , yani şahsımın hazırladıgı maddelerden ; anayasa maddesi olmaz diye yorumlaya bilırsiniz ama ben bir vatandaş olarak bu hususlar anayasalar kısa ve özet olacak anayasalar detaylara girmez diye sizler kısa metinler şeklinde bir anayasa hazırlarsanız şayet;    hazırladıgınız anayasa hukukı bakımdan güzel metınler içerebilir fakat biz vatandaşların yarasına merhem olmuyor yada problemlerimizi çözmüyorsaq ben sizin   o güzelim anayasa metninizi ne yapayım   oz zaman sivil anaysanın yalnızca adı sivil olmazmı bunu için anlatmak istediğim husus şudurki   vatandaşın ihtiyacı ne ise ; ise bu mevzu gayet açık net yorumsuz kör dahi okusa iki mana cıkaramıyacak şekılde bir mana cıkacak şekilde anlaşılır bir anayasa yapmanızı istiyorum kesinlikle manayı şekle rüşvet vermemenizi   şeki l için manadan taviz vermemenizi çok önemle talep ediyorum .
    Anyasa yaparken beklentilerimiz çagın gerekleri ve   halkın ihtiyaclarına cevap verilmesidir yoksa filan şahsa düşmanlık veya dostlugun, geregi örnegin M Kemalin muhabetinin anayasası olamaz milletin anayasası olmalıdır,ilkelerine tek parti zihniyetininin 6 okuna baglı kalmak yada M Kemale dostluka ve muhabete dayalı bir anayasa     elbetde toplum ihtiyac tabanlı bir anayasa olmayacak   yalnızca diktatörlük terbiyesi almış bir kısım insanların   bağlılık yemininden ve iç güdüsünden ibret bir metin olacaktır bu nedenle    türkiyede   yüzde yetmiş genelde insanların talepleri belli iken türkiyede bunları yok sayan bir anayasa    yapma değil   yazılmış bir anaysa olacaktır , anayasa yaparken şekilden ziyade gercekciliğe ve uygulana bilir olmasına önem verilmesi en büyük talebimiz ve halk olarak beklentimizdir.

    Kimse kendi mahkemesinde kadı olamaz.” Kendi mahkemesinde kadı olan kendini beraat ettirmiş olur.Yeni anayasa metninin “yapım” sürecine halkın katılması taleplerinin yer bulması çok önemlidir. Yeni bir anayasa hazırlanırken hiçbir hukuki kural olmamalıdır.Yeni anayasayı yapanlar mevcut anayasayı dikkate almak zorunda değildir.Millet kendini herkesten daha iyi tanır ve tarif eder.Kimliğini yazarken hukukçulara,bürokratlara ve filozoflara sorma zorunluluğu yoktur.Böyle bir anayasa zaten toplumun değil, Anayasa uzmanlarının anayasası olur.Yoksa buna,yeni bir anayasa denilmesi güç olacak, Yeni anayasa devleti değil bireyi esas almalı,devlet yurttaşını değil,yurttaş devletini şekillendirmeli. Anayasanın ruhu “insan onuru dokunulmazdır” olmalı sivil anayasa dediğin insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışı temel referans olmalıdır.

    Sizin en iyi anayasa yapmanız insanlara en faydalı; anayasa yapmanızdır diye düşündüğüm için çülüklerin, çiliklerin anayasası degil milletin talepleri hakım unsur bir anayasa olmalıdır.
    Anayasa tanımladığı hususu net bir şekilde açıkca yazılmalı, tanımlamadıgı şeyi de tam tanımlamalı,tanımlamadığı şeyide kesin dışarıda bırakmalı.
    Anayasa esnek,kuşatıcı,milletle barışık olmalı ,İdeolojik ve tarafgirlikten uzak, çeşitliliğe açık bir dil belirlenmelidir Devletin dini/ideolojisi olmaz,anayasa tüm din, inanç ve kanaatlerin güvencesi olmalıdır.Türkiye’de yaşayan tüm kimlikler, kültürler, diller, inançlar anayasal güvence altına alınmalıdır anayasada hiçbir şeye kutsiyet atfedilmemeli,her şey değiştirilebilir ve dokunulabilir olmalı. Türkiye toplumunun çok etnisiteli, çok kültürlü ve çok inançlı yapılardan oluşan çok kimlikli’ realitesi yeni anayasanın temel perspektifi olmalıdır. farklı etnik grupların kendi dilleri ile resmi kurumlara başvuru yapma ve anadilde eğitiminin hak olduğu vurgulanmalı,talep eden kişilere bu eğitimin verileceği güvence altına alınmalıdır. Her şeyin merkezden idare edildiği katı merkeziyetçi devlet idaresinin yerine, Ademi merkeziyetçilik (yerinden yönetim) güçlendirilmelidir.Seçilen kişiler,atanan kişilerden daha etkin yetkilere kavuşturulmalıdır.Bölgelerin temel sorunlarını çözmede halkın talepleri esas alınmalı, referandum yoğun şekilde uygulanmalıdır. milletin feryatlarını halk dal kavuklugu diye   anayasanın konuları ele alınmaması gerekir., taleplerimizin sivil anayasada   ciddiyetle yer bulmasını istiyoruz lütfen
                                     ANYASA USULÜ VE DAYANAGI
    Yeni Anayasa’nın hazırlanmasında katılımcılık esas alınmalı, süreç MİLLET merkezli olmalı ve aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.
    * Yeni Anayasa teklif ve talebinin sahibi konumundaki toplum, asli kurucu iktidar sahipliğiyle birlikte “anayasa koyucu” olarak kabul edilmeli,
    * Anayasa tarafından tasarlanacak bir nesne olarak Devlet, Anayasa yapım sürecinin tarafı olmamalı,
    * Uzlaşma Komisyonu, çalışma ve karar almaya ilişkin usul ve esaslarını uzlaşma hedefi doğrultusunda ve kamuoyunun beklentilerini esas alarak değiştirme esnekliğine sahip olmalı,
    * Toplumun ortak sorumluluğu ve katılımıyla yürütüldüğü algısı oluşturacak şekilde Yeni Anayasa yapım sürecine yönelik bir simge veya amblem tasarlanarak konuyla ilgili bütün yazışmalarda ve organizasyonlarda bu simge/amblem kullanılmalı, teması da uzlaşma olmalı,
    * Kamuoyunun taslak anayasa metni üzerindeki değişiklik talepleri dikkate alınarak son şekli verilen anayasa metni, TBMM’nin onayından sonra –oybirliğiyle kabul edilse dahi- mutlaka referanduma sunulmalıdır.

    Yeni Anayasa, insanı merkeze almalı. Öznesini devlet değil, millet oluşturmalı. Anayasanın “yeni” olarak nitelendirilebilmesi, temel dinamiklerinin ve ruhunun gerçekten yeni olmasına ve merkezinde insani değer ve duygular bulunan değerleri referans almasına bağlıdır.

    İnsanı esas alan Yeni Anayasa’nın;
    ** İnsan onuru,
    ** İnsan hak ve özgürlükleri,
    ** Evrensel insani duygu ve değerler,
    ** Evrensel hukuk ilkeleri,
    ** Özgürlükçü tam demokrasi,
    ** Adalet ve eşitlik,
    ** Emeğe saygı,
    ** Çoğulculuk ve katılımcılık,
    ** Sivilleşme ve sivil toplum,
    ** Hukukun üstünlüğü gibi temel dinamikleri referans alması gerekir.
    Geçmiş anayasaların ve mevcut anayasanın “vesayet davetçisi” ruhu, bu dinamiklerin anayasa hükümlerinin lafzi süslemeleri olmak dışında bir işlev gör(e)memesine neden olmuştur. Benzer bir durumun yinelenmesini istemiyorsak,
    ** herkese kendisi olabilme fırsatı veren,
    ** hiç kimseyi “öteki” ilan etmeyen,
    ** devlete, vatandaşını bir ideolojinin emir eri haline getirme hak ve fırsatı vermeyen,
    ** Egemenliğin tek ve asli sahibinin millet olduğunu kabul eden,
    Yeni anayasanın “özgürlük ve demokrasi destekçisi” bir ruhla yapılması ve yazılması şarttır.
    Bu çerçevede, anayasanın ilk hükümleri, mutlaka “insan ve toplum tasavvuru” noktasındaki anayasal tercihlerin ifade edileceği, bu doğrultuda “insan onuru” ile “insan hak ve özgürlüklerinin” varlığının ve teminatlarının kayıt altına alınacağı hükümler olmalıdır. Bu sayede, “insan yoksa devlet olamaz”, “insan yaşamazsa devletin bekası sorun yapılamaz” kabullerini barındıran “insanı yaşat ki; devlet yaşasın” hükmüne vücut veren bir medeniyetin mevcut müntesiplerine yakışan bir anayasal dizin ve içerik oluşturulabilir.






    YENİ ANAYASA YAPIM SÜRECİNE TEKLiFLERİM ŞUNLARDIR MADDERİN SIRALANIŞI


    MADDE 1: Devletin Şekli katılımcı cogulcu demokratik cumhuriyettir
    MADDE 2: Laiklik dünyada bir fıransa anayasasında var birde bizim anayasada var , laiklik kaldırılmalıdır.141-142-163 maddeler kaldırıldı ne oldu , bu laiklikde kaldırılsa bir şey olmaz, laiklik derhal aciliyetle laikligin kaldırılmasın istiyorum .Cumhuriyetin Nitelikleri ,yasama organının yerine , yargı kendisini oturtamaz ,yargı hüküm ihdas edemez, yasama faaliyetlerinin engeleyicisi, görevini yargı üstlenemez , karşısında olacak şekilde yargı irade sergiliyemez, yargı yasamaya engel teşkil edemez.
    MADDE 3: Değiştirilmeyecek Milet iradesi dogrultusunda anayasda hiçbir hüküm olamaz, zira egemenlik kayıtsız şartsız miletin ise demokrasi ve cumhuriyet bir kişinin isminden resminden lafzından öteye gidemez ise o cumhuriyet ölü dogar , bu nedenle her madde degiştirilebilir. Özellikle ;Milliyetcilik ,laiklik ilkeleri cumhuriyetin nitelikleri arasından çıkarılmalı çünkü çeşitli mozaiği katılmcılığı ve cogulculugu cok sesliliği engelliyor
    MADDE 4: Devletin Temel Amaç ve Görevleri devlete göre adam olacak Milet yaratmak degil mileti yaşatki devlet yaşasın anlayışı temel ilkedir.
    MADDE 5: Millet Egemenliginin TBMM nin yasama yetkisini ,tasarufunu   hiçbir kurum ,ve yargı dahil önüne gecemez yasamanın yerine yargı kendisini koyamaz ve hüküm irade ve ihdas edemez.
    MADDE 6:. MGK ve YAŞ başta olmak üzere HSYK, YÖK, TRT, RTÜK, Türk Tarih Kurumu ,Milli pyango,Bale, Devet opara ve balesi ve cumhurbaşkanlıgı senfoni orkestrası gibi anayasal kurum veya anaysal olmayan benzeri kurum sıfatıyla koruma altına alınan kurumların hiç birine Yeni Anayasa’da yer verilmemelidir, ve tamamen miletin sırtından kaldırılmalıdır.
    MADDE 7: Kanunlar önünde herkes eşittir bu nedenle kişiye özel konun olamaz
    bu nedenle 5816 sayılı kanun derhal kaldırılmasını istiyorum .
    MADDE 8: Devletin 70 yıldır yaptı gibi ayakkabı gömlek dikme işini sümerbankı kapatarak bitirmiştir ama 88 yıldır devlet kumar oynatma işini bırakmamıştır. kumarın milliyeti olmayacagından milli piyangonunda devletce işletilmemesi ğerek milli piyango kapatılmalı ve devlet vatandaşının duyguları ve hayalarini sömürmemelidir.Milli kumarcılık müessesi niçin kapatılmıyor şeker fabrikası satılıyor özelleşiyor memleket topragı yabancıya satılıyor Belediyelerimiz kerhaneleri satmıyor Devletimiz KUMARHANEYİ özeleştirmiyor kumarcı oyuncu üç beş kagıt işleri ile ugraşan devlet istemiyoruz
    MADDE 9: kamu görevlilerine getirilen siyaset yasağına son verilmelidir.
    MADDE 10: Milletin sanatı olur ve bu sanatı millet içra eder bu nedenle devletin sanatı olmaz ve devlet sanat yapacagım diye milletin parasını huvarda harcayamaz ; bundenle DEVLET OPERA VE BALESİ ve benzeri kamuya fazladan yük olan, muadil KURUMLAR kaldırılmalıdır ve miletin parasını bir an önce israf etmekden vazgecilmelidir.

    MADDE 11: Savaş vb durumlar dışında savunma bütcesi egitime ve saglıga ayrılan bütcen fazla olamaz.
    MADDE 12: Sayıştay orduyu denetleyebilecek ve ve denetimlerinin sonucunu kendi halkına hükümet   acıklayabilecektir.
    MADDE 13: Askeri okulların ders kitaplarını Milli Egitim bakanlıgı hazırlayacak .(harp sanatı ve teknik konular dışındaki kitapları MEB hazılamalıdır) hazırlanan bu kitapları okutacak ögretmenleride MEB belirleyecek ve MEB baglı okullardan milli ğüvenlik dersleri kaldırılmalı.
    MADDE 14: hükümetler NATO ile paylaştıgı savunma bilgilirini kendi halkı ilede paylaşacaktır.
    MADDE 15: İlk orta lise ve üniversite egitimi birden çok fazla istek ve ihtiyaca göre çok çeşitli ve kesintili olabilir bunu vatandaşın talebi o meslegin gerekliliği ve çagın ihtiyacları belirler bunu belirtecek şekilde bir aynasal düzenleme yapılmasını talep ediyorum.

    MADDE 16: Askerî yargı,İnkılap kanunları,Tevhid-i Tedrisat kanunu   Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) kaldırılmalıdır. 5816 sayılı kanun , tekke ve zaviyeler kanunu ve şapka kanunu kaldırılmalıdır.CHP parti tüzüğünü-CHP programını anayasa ,Atatürk ilkeleri diye koydular , Atatürk ilkelerinin tamamının anayasadan çıkarılmasını istiyorum.

    MADDE 17: Genel kurmay bütün demokratik ülkelerde oldugu gibi MSB lıgına   baglanmalıdır, ve milli ğüvenlik kurulu kaldırılmalıdır.
    MADDE 18: Askeri mahkemeler savaş hali dışında kaldırılmalı. Askeri Yargıtay askeri Sayıştay askeri yargı kaldırılmalıdır.
    MADDE 19: Askeri yargı ve askeri yükse mahkemeler tamamen kapatılmalı.

    MADDE 20: Küçük ruhlu insanlar yetişiyorBütün partilerin Atatürkçü olmak zorunda kaldıgı bir anayasa istemiyoruz ,herkesin aynı numara ayakkabı giymek zorunda bırakılmasından daha büyük zorbalıktır bu hür düşünce acısından , bu anlayışa göre fikri ve vicdanı hür insanlar nasıl hür olacak…???
    Zira özgür olmayan zihinler sorun çözmekten acizdir. Bu tip zihinler sorunları çözmek yerine, bir kurtarıcıya işi havale ederler” dedi.

    MADDE 21: Hiçbir parti ticaret ve bankacılık yapamaz örnegin CHP   gibi bu husus yazılı bir şekilde anayasada yer almalıdır. CHP nin İş Bankası ve İş bankasına bağlı olarak üç bankanın, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş,Arap Türk Bankası A.Ş gibi partilerin bankacılık yapmaması hususunda anayasaya madde konulması gerekmektedir.

    Hiçbir parti bankacılık yapamaz partiler, bankalara hissadar olamaz    (CHP ve iş bankası gibi) YA BANKACILIK YAPACAK YADA SİYASİ PARTİ OLACAK..CHP İŞBANKASINDAKİ VE DİĞER BANKALARINDAKİ HİSSELERİNİ HAZİNYE AKTARILACAK ŞEKİLDE ANAYASAL DÜZELLEME YAPILMALIDIR, CHP nin MİRASI   ve İŞBANKASINI N   HİSSEDARLARI YAPILACAK ANAYASAL DÜZENLEME İLE KAMUOYUNA AÇIKLANMALIDIR.




    MADDE 22: TSKnın ordunun holdingi olamaz ordu ticaret yapamaz siyaset yapamaz ordu bankacılık yapamaz ; herhalde OYAK holding gibi holdigi   olan tek ordu bizim ordu bu garabetler zinciri , yeni anayasa ile önlenmelidir.
    MADDE 23: Yeni Anayasa, ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu nitelikteki “Din dersi yanında, kendi inancının gereklerini öğrenme ve UYGULAMA imkânı verecek şekilde din dersler aracılığıyla din ve vicdan hürriyetini eğitim hakkıyla desteklemelidir. Devlet; tarih ve din işlerine kesinlikle müdahil ve taraf olamaz ayrıca net bir şekilde düzenlenmelidir.

    MADDE 24: Milli Güvenlik Kurulu, anayasal kurum olmaktan çıkarılmalı
    Bunun yanında, MGK ve YAŞ olmak üzere HSYK, YÖK, TRT, RTÜK, Türk Tarih Kurumu ve benzeri anayasal kurum sıfatıyla koruma altına alınan kurumların hiç birine Yeni Anayasa’da yer verilmemelidir

    MADDE 25: – Resmi tatil gününde cuma ve cumartesi olmasını istiyoruz. Cuma ve cumartesini haftasonu – Resmi tatil günü ilan edilmesini istiyoruz.

    Resmi tatil günü Cuma ve cumartesi olsun şayet ; toplum tabanlı bir anayasa yapılacaksa ekseriyetin tercihini dikkate alacaksak isek   çogunlugu yok sayamazsınız Resmi tatil günü Cuma ve cumartesi olacak şekilde aynasal düzenleme yapılması gerekmektedir
    (Cuma günü calışanlar içinde ; Cuma yani tatil günü olan Cuma günü çalışanlar içinde Cuma namazına namazına gidebilmek için isteyen gider cumaya , istemeyen gitmez cumaya ğöre ,mesailerin tanzimi yapılmalı,Bütün okullar ve devlet dairelerinde , üniversitelerde , tüm kamu ve özel sektörde çalışanların hakkı olarak Cuma günü Cuma namazı için mesai düzenlenmesi yapılması gerekir Cuma yani tatil günü olan Cuma günü; çalışanlar için ; çalışanların hakkı olarak yeni anayasaya bu hak belirtilmelidir, yazılmalıdır. )




    MADDE 26: İlk ögretim orta ögretim lise ve üniversitelerde defter kalem kalem KALDIRILMALI bunu yerine bilgisayar kılavyesi konmalı defter kalem yerine on parmak bilgisayar kılavyesi ögretilmelidir.Bilgisyar oparatörlüğü ve programları ögretilip kullandırılmalıdır .japonyada uygulama bu şekildedir.

    MADDE 27 : ilkögretim ortaögretim lise ve üniversitelerde kamunun her alanında en az iki yabancı dil mecburiyeti konulmalı mecburi dersler isteğe bağlı olarak şu derslerden iki adet örgenci istediği 2 tanesini mecburi seçebilmelidir Çince, japonca ,İngilizce, arapça, Osmanlıca , farsça , kürtçe ,dilerinden iki tanesi zorunlu olmalıdır örgenci bu derslerden iki tanasini zorunlu olarak secmelidir.
    MADDE 28:   Şeffaf ve    E –Devlet olmanın demokratik olmanın geregi olarak bütün arşivler ile birlikde geçmişe dönük   &lt;&lt;özellikle 21-27 Mart 1923 tarihleri arasındaki gizli meclis zabıtlarI açıklanmalı&gt;&gt; bütün meclis zabıtları acılmalı ve internet ortamında dijital bir şekilde yayınlanmalıdır .
    MADDE 29: Bütün geçmişe dönük ve şimdi verilmiş ve verilecek faili, mechul cinayetler ile ilgli gensoru ve öner geler tesbit edilmeli ve başta ALİ ŞÜKRÜ BEY CİNAYETİ olmak üzere açıklıga kavuşturacak şekilde aydınlatacak şekilde anayasal düzenleme yapılmalıdır.
    MADDE 30:, Cunta heveslilerinin   ihtilal yapmasını davetiyesi olan iç hizmet kanundaki 35 madde degiştirilmelidir.35 maddenin degişmesini mecburi kılacak şekilde anayasal metin hazırlanmalıdır, iç hizmet kanundaki 35 madde kaldırılmalıdır. Osmanlıdaki gibi yeniçeri ocagına mukabil kurulan ,nizami cedid gibi ; gerekli kanunlar çıkarılmalı yeni bir ordu ihtiyaçlara göre kurulmalıdır. Mevcut personelinde zaman içinde tasfiyesi acil gereklidir ve köklü bir yenilik yapılmalıdır , aynen sağlık bakanlığı gibi toki gibi yeni bir ordu kurulması mevzusundada   bir yenilik gereklidir, cagdaş yeni    bir ordu kurulması gerekmektedir bu yeni anayasadan beklediğimiz en önemli görevlerinden biri bu konu ile iğlili yapılacak düzenlemedir

    MADDE 31: İstanbuldaki Ayasofya cami hilal hakimiyetine derhal kavuşturulmalı ve cami olarak ibadete açılmalı İSTANBULUN fethinin manevi sembolü olan Ayasofya camii derhal ibadete açılmalı, ecdadımıza ihanetimiz daha fazla devam edemez yüreğiniz varsa bu ve ben zeri benim yazadığım bu maddelerin hepsini referanduma götürün lütfen.
    ADDE 32 Diyanet işleri özerk olmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumun inanç konusundaki tercihleri üzerinden hizmet sunabilecek, temsil kapasitesine sahip, özerk bir kurum haline getirilmelidir, tüm mezhep ve farklılıklara hizmet verebilecek bir donanımda olmalıdır.
    Osmanlı, selçuklu dönemlerinden beri Hazreti mevlana , yunus emre ve Hacı Bektaşı veli gibi insanlar yetiştiren tasavvufu –tarikatı-tekke ve zafiyeyi ve müntesiplerini günümüzde de yok sayamayız , bu nedenle tekke zaviye dergah gibi kurumların yasak olmak dan çıkarılmasını ve müdavimlerinin yapılacak anayasa degişikligi ile yasal olarak tescil edilmesini istiyorum.
    Yok saymakla vatandaş , yok ,olmuyor aksi halde cahil kalarak kan döken , şiddet yanlısı olabiliyor, yada yer altı ,merdiven altı mevcudiyetleri devam ediyor , toplum tabanlı anayasa kimseyi ötekileştirmemeli ve her fert kendisni ifade edecek bir oluşumun içerisinde bulmalıdır.

    MADDE 33: Bütün dokunuzmazlıkların kapsamından yargılama çıkarılmalı.

    MADDE 34: Anaysal düzenleme ile ön seçim parti içi demokrasi azınlığında temsil ğüçü, baraj poroblemi olmadan milletvekili çıkarabilen bir partide olsa parlemontoda temsil edilmesini istiyorum. Katılımcı demokrasinin güçlendirilmesini    yapılacak pek çok konu ile ilğli referandumun sık sık yapılmasını ve düşüncenin ucu kime dokunursa dokunsun şitdete teşvik etmedği müdetce suc olmakdan cıkarılmasını istiyorum.
    Millet vekillerini hür iradelerine ipotek konmamasını talep ediyorum vekillerinmiz birer   parmak kaldırıp indiren mekanizması gibi , milletvekillerinin birer aparat aygıt olmakdan kurtulmaları gerek partiçi demokrasinin kuvetlendirilmesni yeni anayasaile talep ediyorum parti içi çok seslilik lider hegomanyasını , lider sultasının son bulacagı bir düzenleme yapmanızı talep ediyorum
    MADDE 35: Birici dünya savaşında uçak kullanıldı ama yıl 1950 bizim ülkemizde   türk köylüsünün ayağında çarık var    eskilerin canik dediği lastik ayakkabı dahi yok   traktörü ise ne şehirli biliyor nede köylü görmüş varsa yoksa bizi sen var etdin misali millet yok ,millet iradesi yok bizi sen kurtardın    bizi millet var etdin kapalı bir rejim   insanlar kuzey kore misali   ağlıyarak yani tek adam hayranı bir egitim müfredatı hala devam ediyor ana okulundan üniversitesine kadar derhal   bu programların demokratıik yapıya uyarlanmasını ve   5816 sayılı kanun kaldırılacağı bir aynasal düzenlemenin yapılmasını istiyorum.


    MADDE 36: TBMM de vekillerimiz anayasaya, bağlı kalacaklarına dair yemini batı ülkelerinde ve ABD de yapıldığı gibi &lt;&lt;Yemini herkesi kendi kutsalına göre yapması gerekir&gt;&gt; , vekillerimiz örnek incile inanan incile göre yemin etsin ,Atatürk ilkelerine inanan, Atatürk ilkelerine   göre yemin etsin ,ateşe tapan ateşe yemin etsin, ineğe tapan ineğe yemin etsin ,Kuranı kerim şahsın kutsalı ise oda isterse Kurana göre yemin etmelidir, ülkemizde yaşayan bir Musevi vekil, veya bir ermeni vekil isterse &lt;&lt;Yeminini herkes kendi kutsalına göre isterse yapması gerekir&gt;&gt; ,    bu anayasal düzenleme yapılmalıdır.
    MADDE 34: Devlet bir Bütündür , Milettin Dili birden fazla dil olabilir   ama Bayrağı tekdir, Millî Marşı aynı olsun ama Başkenti ise; sanayide,ekonomide ticaretde, finansda , bankaların genel merkezlerinin İSTANBULDA olması bakımından,yabancı resmi ve sivil konuklar agırlamada, iç ve dış turizmde, basında, medyada, tarihi hafıza bakımından, kültürel hafıza bakımından, dini hafıza bakımından ,özellikle ğeçmişde ve günümüzdede önemi artarak devam ediyor; İslam ve türk dünyasın siyasi kıblesi olması bakımından anayasada yazılmasada , uygulamada başkent zaten İSTANBULdur .
    İstanbul , tarihde kültürde ve medeniyetde zaten fiili durumda başkent İSTANBULDUR.
    İSTANBULun taşıdıgı böyle bir mana ve böyle bir ruh hali ile birlikde İSTANBUL taşıdığı ulvi mananın yanında çoğrafi fiziki jeopolitik bakımlardanda bütün bu üstünlüleri ile zaten şehirlerin başı, başşehir İSTANBUL degilmidir,onu için gercekde şüphesizki başkent İSTANBULDUR, ancak yalnızca resmi bakımdan ve bakanlıkların TBMM nin ankarada olmsa bakımında resmiyetde başkent ankaradır.
    Bu nedenle ben devlete ve milletimize ek bir külfet masraf olmasın diye şöyle bir teklifde bulunuyorum kendimizi kandırmayalım   uyugulamada başkent zaten ekseri çoğunlukla İSTANBUL dur, bu nedenle devlete ek masraf olmasın diye MALİYET BİNMESİN DİYE ben bu anaysa ile başkentin İstanbul olarak degiştirilmesini fakat ek külfet masraf olmasın diye bakanlıkların ankarada kalmasına ankaranın eş başkanlık gibi eş başkent olasını fakat resmi olarak resmi başkentimiz İSTANBUL olsun Ankara eş başkent olarak kalsın bakanlıklar ,tbmm , başbakanlık yine ankarada kalsın Ankara eş başkent olsun   istiyorum bu uygulama ile şüphesizki İSTANBULUN başkent olması onun verdiği şeref ve misyonu   bizi bütün dünyaya dahada hakim kılacaktır, ortak geçmişimiz olan millet ve devletlerle bağımızı dahada kuvetlendirecektir. ,Ankara ise onun verdiği şeref ve misyondan kurtulmanın adıdır.

    MADDE 37: &lt;&lt;Devlet her kademedeki öğretim ve eğitim faliyetinde uzakdan egitimi destekler&gt;&gt;
    İletişim devrimi sayesinde bireysel özgürlük ve girişim fırsatı tarihte hiç görülmemiş derecede artmaktadır.İletişim devriminin odak noktasının “birey” olması, Global Paradoks’un özüdür.Büyük sistem,en küçük oyuncunun hizmetindedir. Bilgiye ulaşma ve kullanmadaki hız ile herkese her an ulaşabilme imkanı,global ögretimdede en küçük oyuncuyu çok güçlü hale getirmiştir
    :Her kademede Örgün; ögretim kurumlarına denk ,eşit yaşlarda olacak şekilde vatandaşlar talep ederlerse uzakdan egitim veren muadil kurumlara devam ederek hayat boyu ögrenme imkankarından yaşamdan ve üretimden kopmadan (tıpkı Anadolou üniversitesi acık ögretim fakültesi AOF deki gibi ilk ve orta ögrtetimdede vatandaşlar teknoloji ve internet ve uydu vasıtasıyla çagın imkanlarından faydalanarak okumak için üretmeden vazgeçmeyen bir toplum olmayı devlet azami derecede destekleyecektir, bu mevzu ile ilgili yani anayasada &lt;&lt;Devlet her kademedeki öğretim ve eğitim faliyetinde uzakdan egitimi destekler&gt;&gt;
    Bu şekilde anayasa degişikliği yapılmasını istiyorum. (konu ile ilgli detaylı acıklama için cep 05052404948)

    MADDE 38: Eğitim öğretim karma ile birlikde ilköğretimde ortaöğretimde ve lisedede karma egim ve öğretim ile birlikde aynı zamanda karma olmayan kız lisesi ve erkek lisesi gibi ayrı ayrı okular ögretimin herkademesinde ihtiyaca ve talebe göre okular yaygınlaştırılmalıdır, ABD ‘de &lt;&lt;egitim sırasında gebelik&gt;&gt; olaylarında büyük artış meydana gelmiş,Non-academic-or extra-academic-benefits ofsingle-sex education adlı araştırmanın sonuçlarına göre erkek örgenciler ,derslerde heycanlı teşebüscü ve hareketi arzu ediyor…
    Kız örgenciler ise daha sakin,sindire sindire ders ilerlemeyi ve teker teker not almayı tecih ediyor…   ikicins arasındaki anlayış ve üslüp farkıda müfredatı uygulamak zorunda olan egitimcileri bir hayli zorluyor…
    Yapılan araştırmalar sonucunda özelikle ergenlik döneminde örgencilerin dikkatlerinin daha da fazla azaldıgı tesbit edilmiştir
    ABD , bunun gibi tesbitler ışıgı altında &lt;&lt; kız ve erkek ayrı okullar modelini hızla yaygınlaştırmakta dır. Avrupa karma egitimden hızla vaz geciyor bizde ise körü körüne taklit yüzünden çagdaşlıgın bir gereği olarak sunuluyor. Toplumun değerleri ile çatışma halindeki bir karma yapıda ısrardan vaz geçilmeli ve anayasada yazılı bir metin halinde yer almalı ve alt yapı hazırlanıncaya kadar öğrncilerin aynı binada ve ayrı ayrı sınıflarda ders görmelerini de egitimde bir alt&#101;rnatif model olarak vatandaşın hizmetine sunulmasını bir anayasal gereklilik olarak yazılmasını arzu ediyorum.
    Demokratik bir devletde karma egitim gibi karma olmayan bir egitim sistemini tecih edecek anayasal düzenleme yapılmalısıdır, vatandaşların tabii haklarıdır.
    MADDE 39 :Din ve Vicdan Hürriyeti öyle yazılı metinle olmaz şayet bir hüriyet varsa tatbik edilebilmelidir, tatbik edilebilmelidirki ,tatbik edilmeyen bir hüriyet ancak afakidir yalandır, şair necip fazıl kısa kürekin ifadesi ile &lt;&lt;camiler serbest ama yolları yasak onlar meydana hakim , biz ise camide TUTSAK&gt;&gt;
    Bu nedenlede misal olarak namaz kılacaksın sana 5 km veya 15 km uzakdaki bir cami adresi tarif ediliyor bazı semtlerde yada bazı üniversitelerde vakit namazlarının arsasındaki vakitlerin kış aylarında bir bucuk saate kadar düştüğü bir ülkede vakit namazını ALLAH inancını mesainin dışınamı bırakmak gerek, bunun adı inanç hüriyeti olacak öylemi …???
    Uygulama imkanı olmayan   bir hüriyet   tek partili demokrasiye benzer, iş hanlarında mescit var   2 el araba pazarında mescit var otobüs terminallerinde mescit var ,pazaryerlerinde mescit var .ama başda valilik ve kamu kurumları ilk ögretimde lisede ve bazı üniversitelerde ısrarla mescit YOK yok .

    Devlet kurumunun oldugu cok yerde yok halkını ve inancını yok sayan göstermelik inanc hüriyetinin anayasada yazılı olması   bir anlam ifade edebilirmi …??? lütfen anayasal düzenlemeleri gercekçi ve halkın ihtiyaclarına göre yapalım yoksa bize alıştırdıkları zorbalıklara göre degil !!!... .
    Bütün kamu kurumları ve bütün okul ve üniversitelerinde kaymakam ve valiliklerde vatandaşların istekleri doğrultusunda mescit ve diğer ibadet mekanlarının talep olduğu zaman açılması gerekecek şekilde anayasal düzenleme yapılmasını istiyorum.Bu anayasada olmaz demeyin derseniz, gercekçi bir uygulamaya dönük bir anayasa yapmamış olursunuz.

    Günlük yaşamımızda şehirlerarası bir petrol istasyonunda mescit cami var,   bir yolboyu loantasıda bir mescit cami var , ancak bir valilikde bir kaymakamlıkda bir üniversiterde çoğunlukla olmuyor talep halınde her yerde mescit acılması hükmü yazılı olarak belirtilmeli yoruma acık kesinlikle bırakılmamalıdır vatandaş baş örtüsünü veya ibadetrini mesainin dışına bırakmak Allaha olan inancını ve o inancın gerekleri olan emirleri   DEVLET VE KAMU KURUMLARIDA ÜNİVERSDİTELERDE   Allaha inancını mesainin dışına bırakmak gibi bir uygulamaya mecbur kalacak ve anayasada yazan; din ve vicdan hüriyeti o zaman süs biberi olmadıgı nereden anlaşılacak onu için bu metinler gayet acık ve anlaşılır olması gerekmektedir. Özel sektör ve Bütün kamu kurumları ve bütün okul ve üniversitelerinde vatandaşların istekleri doğrultusunda mescitler ve diğer ibadet mekanlarını talep olduğu zaman açılması istiyoruz anayasada bu husus mutlaka yazılmalıdır .
    MADDE 40: Eğitimin her aşamasında M.Akif, Necip Fazıl ,Bediüzzaman Said Nursi, Orhan Pamuk,Nazım Hikmet mevlana yunus emre hacı Bektaşi veli gibi bu toprağa ve millete mal olmuş bütün her türlü görüşe ait insanlarıda ayırım yapmadan
    Önemine göre istifade edilmelidir .
    C HP-Memuru,CHP-Askeri, CHP- Hariciye CHP olacak şekilde ekseriyetini CHP yapacak bir eğitim sisteminin türkiyeden kaldırılması şehirde yaşayanlarnın eseriyetinin ve hariciyenin, memurun ekseriyetinin CHP li olması tasadüf degilddir çünkü marif bir partinin programına göre insan yetiştiriyor memurun ekseriyetle CHP li olmasının sebebi marif bir partinin programına göre insan yetiştiriyor, isbatı ise şudur; en son seçimde yüksek seçim kurulunun seçimden önce aldığı adrese dayalı oy kullanma kararına göre AKP son seçimden ; bir önceki seçimde; daha az oyla daha çok vekil çıkarmıştır AMA adrese dayalı oy kullanma kararına göre iki kişiden birinin oyunu AKP aldığı halde yani daha çok oy aldığı halde seçimde ; daha az millet vekili parlementoya taşımıştır.çünkü şehirde yaşayan insanlar kırsala göre daha çok maarifle tanışıktır.



    Devletin herkese eşit ve adil tarafsız olması gerekirken ;   eğitim programlarının bir partinin düşüncesine göre eğitim vermeyecek şekilde adil ve tarafsız anayasal eğiti ögretim metni oluşturulmalıdır.
    Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
    Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
    -Boğamazsın ki!
    -Hiçolmazsa yanımdan kovarım.
    Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
    Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Ecdadımıza söven ,osmanlıcayı ve kuran harflerini aşagılayan, eskiye küfreden, tesettürü hakir gören bir egitim müfredatından MEB nın ve Üniversitelerin vazgeçecegi taraf olmayacagı ögtretim müfredatının hazırlanması için anayasal düzenleme yapılmasını istiyoruz.

    MADDE 41: – Devletin en çok fikir beyan etmemesi gereken iki mevzu &lt;&lt;Din ve Tarih&gt;&gt; Devlet nedense en çok bu iki alana müdahil olmuştur, Bu mevzular tarihçilere ve ilim adamlarına bırakılması gerekir.
       Tarih, resmi tarih ve ideolojisi ile degilde değişik anlatım ve mukayeseli her türlü birbirine zıt ve mukayeseli yazarların içinde olduğu muhtelifleri ile zenginleştirilmiş ,diğer görüşlerin sağdan soldan zenginleştirilmesi tarihçilerin çeşitliliği ile dolu bir tarih kitapları düzenlenmelidir.
    Örnegin yakın tarih yazılırken Dr. Rıza Nur hayatım ve hatıratım eserinden , Kadir mısırlıoglunu eserlerinden ,Necip fazıl kısaküregin eserlerinden , Mustafa islamoglunun eserlerinden, Yavuz Bahadır oglunun eserlerindende faydalanılmalıdır.
    Demokratik devletin resmi tarih anlayışı ve resmi din anlayışı olamaz; demokratik devlet tarihi tarihçilere bırakmalıdır demokratik devlet tarafsız ve taraflara eşit mesafededir ,demokratik Devletin dini olamaz, vatandaşın dini olabilir, tarih ve din konularına demokratik devletin müdahil olmaması gerekir bu nedenlede Diyanet işeri başkanlıgınında özerkliğinin olması gerekmektedir.
    başda yakın tarih olmak   üzere halen şu anki okullarada okutuldugu gibi tarih yazıldıgı gibi degilde yaşandıgı gibi, ögretilmeli bunun içinde ; örnegin aynı hasta hakkında bazen teşhisde ve tedavide farklı doktarların farklı yorumları olabildigi gibi başda en başda son ikiyüzyıllık tarih olmak üzere farklı farklı tarihçilerin görüşleride mukayeseli olacak şekilde okutulmalıdır. Resmi tarih ve ideolojik tarih değil; değişik anlatım ve mukayeseli her türlü yazılanları değil yaşananların muhtelifleri ile zenginleştirilmiş diğer görüşlerin sağdan soldan zenginleştirilmesi sonucu her tarafında görüşlerininde yer aldıgı bir tarih okullarda ve üniversitelerde okutulmalıdır. Okullardaki ders kitaplarında,Dersimin mevzusu dahi geçmiyen yaşanan değil, yazılan bir tarih anlayışımız var &lt;&lt;Bahset tarih balıgın tırmandıgı kavakdan&gt;&gt; misali okullarımızda ise ölümden bahsetmeyen bir din dersimiz var; gerçekci yaklaşımlar ile müfredatımız yeniden düzenlenmelidir.

    MADDE 42: Askeri okulların yapısı millet tabalı olmalı çok tabanlı bir mozaiğin parçası olmalı statükocu ihtilalci bir yapıda bir eğitim kurumu olmadan askeri okullar derhal çıkarılmalı askeri okularda yetişen Harbiyeliler genelkurmay başkanlıgınıdan sonraki makamın   askeriyedeki son makamın ihtilal yaparak cumhurbaşkanı olacagını , ögrendiği egitim müesseleri olmakdan cıkarılmalı kışla egitiminde de siyaset olmayacak şekılde egitim görmeleri gerekir.
    Devlet içinde ikinci bir devlet gibi mahkeme kararlarını uygulamayan bir kurum olmakdan çıkarılmalıdır Türk silahlı kuvetleri, keyfe keder bir eğıtım müsesesi olmakdandan çıkarılmalı derhal acılıyetle tarihde oldugu gibi ;yeniden yeni çeriye   karşılık; bır nizami çedit gibi asrın ihtiyaclar ıle donantılacak   yeni bir ordunu teşekkülü için kanun çıkarılmalı mevcut ordumuzunda kara kuvvetleri ve jandarma kuvvetleri personel sayısı azaltılmalı , genel kurmay milli savunma bakanlıgına baglanmalıdır.

    Askeri okulların hepsi harpokuları harp akademisi dahil halkdan kopuk ayrı kozalar içerisinde kendilerine göre toplum çogunluguna yabani bir şekilde devlet içiğnde bagımsız bir devlet gibi , harcamaları denetlenemiyen bir kurumlar abidesi olmakdan cıkarılmalıdır. Kendi halkının   değerleriyle savaşan bir ordu durumundan çıkarılmasını saylayacak ve egitim verecek şekilde anayasal düzenleme yapmanızı istiyorum.
    MADDE 43: Ailenin Korunması çok önelidir çünkü bir ülkede   örnek batı gibi ABD gibi aile müessesi çökmüşse şayet bir devlet var ise onu 150-200 yılda düzeltip tekrar aile kurumunu kuramaz , ama bir ülkenin şayet ekonomisi bozuksa o ülke   kendisi çalışırsa 15 - 10 veya 20 senede ekonomisini düzeltebilir onu için   özel sekterde ve devlet de    çalışanlar şayet aile kurarlarsa evlenirlerse     aile tazminatı olarak maaşlarında   üçde bir oranıda artacagı ayrılısada üçtebir oranıda azalacagı belirtilmeli çünkü yapılan istatistik verilerine göre ülkemizde son zamanlarda iki evlilikden birtanesi boşanma ile neticeleniyor resmi nikahdan önce gençlerin aile okulu kurslarına katılması zorunlu belgeli olması gerekmektedir, tıpkı araç kullanmak için ehliyet belgesi gibi evlilik okulu kurslarınadan belgeli olması mecburi şart olmalıdır. Çocuk sayılarının ortalama dörtden aşagı düşmemesi yönünde tedbirler alınmalıdır atalarımız tek   coçugu yoksay ikiyi birsay demişler ölüm var yitim var,deprem var harp var vb leri var, bakın çin ekonmisi dünyaya meydan okuyor nüfus her zaman tarih den günümüze   bir güç dür Avrupa cçk cocuklu ve aileyi yasalar ile teşvık ediyor bizede az çocuk diyor .
    Bizler çok çocuklu ve çok , çok ahlaklı bir Milet olalım   daha az çocuk diyecegimize daha az HIRSIZLIK yapalım hakımıza razı olalım aç gözlü olmayalım, bu kadar aç gözlü olmayalım gelir dağılımında adaletli olalım zira dünya ne adar büyük olursa olsun deniz ne kadar büyük olursa olsun bizim nasibiz elimizdeki destimiz kadardır açlık ile tokluk arasındaki fark bir tast çorba kadardır unutmayalım . …
                                                                                                             

    MADDE 44: İlkokul , kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ,ançak uygulamada ögretimin ve egitimin her kademesinde karma egitimde alabilir ayrı, ayrıda olabilir, örgün egitimle de olabilir, uzakdan egitim modeli ile kurslar ile ve internetle uydu ile ğörsel medya ile desteklide olabilir , Eğitimin her aşamasında ,vatandaş isterse uzakdan egitim modelinide   tercih edebilecek şekilde anayasal düzenleme yapılabilmelidir.
    Orta öretim lise ögretimi de karma egitim ve karma olmayan egitim şeklinde vatandaşın isteğine bağlı şekilde verilebilir .İlk öğretim , orta öğtetim lise ögretimi ve yüksek öğretim hem karma egitim hem karma olmayan egitim hem örgün egitim hem yaygın ve uzakdan egitim vasıtasıyla alanlarına ve imkanlarına göre uzakdan egitim şeklinde internet vasıtasıyla özel sektör marfetiylede verilebilir. Unutmayalım yaklaık 45 yıl öncesi mektupla ögretim olarak başlayan açık ögretim fakültesi AOF Eskişehir Anadolu üniversiteswi acık ögretim fakültesi nin mektupla ögertimden bugünkü geldiği noktayı düşünürsek bu gün MEKTUPLA DEGİL , İNTERNETLE UYDUYLA BİLGİDAYAR VE AKILLI TAHTAYLA çok daha geniş imkanlar ile bu üniversitedeki AOF gibi   uzakdan egitim modelini ilk orta lise ögretimine başda sözel bilimlerde uygulama olmayan atelye labratuvar calışması olmayan    mesleki ve teknik egitim vb dışındaki sözel bilimlerde yaygınlaştırırsak; mektupla başladıgımız AOF den   çok daha iyi noktalara ilkögretimde lise ve orta ögretimdede gelebiliriz bunu yapmak için   özel sektörün desteğini alırız istihdam dam imkanı sağlamış oluruz devletin kamunun sırtından    bina techizat donanım kırtasiye personel yüklerinin çogunu almış özel sektöre vermiş oluruz   devlet sadece AOF oldugu gibi harcını alır imtihan sınavını yapar   isteyen aynı zaman da örgün egitime de devam eder isteyen uzakdan egitime devam ederek , yaygın ve uzakdan egitim     insanların    sanayinin çırak kalfa ihtiyacını karşılar tüketen baba parsı yiyen baba bankı sömüren bir toplumdan ziyade iş güçüne mesleki ve teknik egitime sanayiye ve özel sektörede destek vermiş oluruz   bu konu ile detaylı açıklama yapa bilirim bizat gelerek istenirse çok memnun olurum : cep 05052404948 bu uzakdan egitim çok önemli mektupla ögretim olarak başlayan bugun kü AOF NEREYE GELDİ millete ve devlete bir zararı varmı sorsunlar bakalım bu anayasa il ilgli calışma yapanlar AOF    devletin hazineye yılda ne kadar para aktarıyor nasıl ki AOF için MURAT KARCAN ACIK ÖRETİM KURLARI VAR İSE LİSE İÇİNDE AKSAMLARI   HAFTA SONU OLUR YAŞ SINIRI KALKMALI ÖRGÜN ÖGRETİMDE BİR ÖGRENCİ   HANGİ YAŞDA HANGİ SINIFA GİDİYORSA UZAKDAN EGITIMDE   DE AYNISI OLMALI DEVLETİN KARI   VE   MİLLETİN MENFATİ İÇİNN    SINIF GECME DEGİL UZAKDAN EGİTİMDE DERS GECME SİSTEMİ TEŞVİK EDİLMELİ, bu vesile ile çalışkan örgeciler   teşvik edilmeli bu işlerin yükünü millete kısmende olsa devredilmeli , Sümerbank kitler gibi geliri olmayan giderleri millete bırakalım istihdamın önünü yapacagınız aynasal düzenleme ile acın istiyorum.
    Bu uzakdan eğitimi yaygınlaştırmanız halınde gariban insanlar    örnegin güneydoguda hayvancılık yaparak köyde uzakdan bir bilgisayar ıle dag başında bir cobanlık yapan coçuk orta okulu rahatlıkla okuyabilecek   veye kardenizde tarım işcis çay topluyan bir kızımız liseyi uzakdan egitimle 19 yaşını beklemeden okuyup bitirebilecek, ve bu uzakdan egitim sayesinde   meslek örgenen bir çırak yada kalfa   ortaokulunu ve lisesini dışardan okuyarak çalışarak üretime istihdama katkıda bulunarak okuya bilecek devletede sadece sınav parsını alacak bu sayede internet bilgisayar kulanımınıda     çok daha yaygınlaştırmaya katkıda bulunmuş olacaksınız bu konu memlekıtimiz için kalkınmamız için çok elzemdir.Avusturalyada ve ABD denin bazı eyaletlerinde özelikle Katoliklik ailelerde çocukların okulda eroin kullanma ve hem cinsellik eş cinselik gibi homoseksüellik
    ve esrar içme gibi alışkanlıklar kazanmaması için yoğun bir şekilde uzakdan eğitimi uygulamaktadır .
    bizim ülkemizde ise yalnızca   uzakdan ögretim ,yüksek öğrenimde yaygındır AOF gibi ama ilköğretim ve orta öğretimde yaygın degildir. Avusturalyada ise yerleşim birimleri arsındaki mesafeler çok uzak ve çok maliyetli oldugu için tercih edilmektedir.
    İlköğretim ve lise öğretiminde uzaktan teşvik edilmesi bilgi teknolojileri internet ile okula bağlı kalmaksızın okul dışında eğitim imkanları ile açılması uyguluma olmayan dersler dışında uzaktan eğitimin teşvik ve desteklenmesi faaliyetleri uzaktan eğitime destek için özel sektör özel devlet yüksek öğrenimde olduğu gibi ilköğretim ve lisede de Eskişehir Anadolu üniversitesi AÖF gibi yalnız sade sınav yapmalı organize yapmalı kamu kurumları ile okulları ile desteklenmeli ancak devam şartı kaldırılarak ilk ilköğretimde sözelde özellikle yabancı dil ve v.b’ lerin de özel sektöre iş bırakılmalı Sümer bankın 70 yıl ayakkabı gömlek yaptığı gibi bu durum ögretimdede böyle gelmiş böyle gider misali devam etmemeli mevcut öğretim sistemi uygulamaları devam edebilir ançak zenginlik ve çeşitlilik olarak ile ilköğretim ve liselerde devam etsin ancak ; arabaların,beyaz eşyaların cep telefonların , markalar farklı farklı model ve türleri gibi alt&#101;rnatif zenginlik olarak uzaktan eğitim yalnızca üniversitede AÖF de olduğu gibi kalmamalı ilköğretim ve lisede de yaygınlaştırılmalıdır.

    genç ve diamik bir nüfus lisede sanki herkes düz lisede okuyup vali olacakmışgibi    türibinlere doldurulmuış gibi bekliyor lütfen gelecek neslimizi ideolojik körlüklere kurban etmeyelım lütfen nesillerin heba olmasına seyirci kalırsanız milletin önünü açamazsanız bu konu devletim ve milltim için çok önemli ALLAH rızası için bu konu ile ilgli bizat bilgivermek istiyorum kabul buyurmazsanız ahiretde sizlerden davacıyım bunu böyle bilesiz lüten…???!!! Cep:05052404948
    MADDE 45: PKK, KCK vb mücadele için özel olarak bir bakanlık acil kurulmalı başbakanlıga bağlı calışmalıdır o bölgede calışacak personel yazılı - sözlü –beden egitimi saglık taraması olan imtihanlar ile işe alınmalıdır, emekli olana kadar aynı bölgede calıştırılmalıdır, zafiyet gösterir ise calışan personel onun çalıştıgı bölgede PKK vukuat çıkarabilirse , olay olursa yaptırım uygulanmalı şayet calışan personel başarı gösterirse maaşının ; 5-10-20 katı ödüllendirilmelidir, ihbarcılar , ihbarın önemine konusunun büyüklüğüne ihbarlarına göre ; yüklü paralar verilmeli ve ödüllendirilmelidir, bölge halkına duyuru yapılmalıdır ihbarcıların para ile ödüllendirilecekleri duyurulmalıdır.                          Çalışacagı bölgesi belirli olan o bölgenin dilini bilen özel savunma ve istihbarat amaclı okullar acılmalı PKK oparesyonlarını olmadan haber ihbar eden şahıslara çok büyük PARA ödülleri verilmeli bölge halkından ihbarda bulunanlar   isterslerse ihbarlarından sonra , arzu ederlerse batıya göçe etmeli ve tokide batıdan hizmetlerine mukabıl konut verilmelidir bu şahıslara asğari üçretlede olsa işe girmelerinde devlet öncelik vermelidir
    .Genel kurmayın askeriyenin özellikle kara kuvetlerinin ve jandarmanın personel sayısı azaltılmalı ve başbakanlıga baglı özel modern teknık donanımı yüksek halk destekli millet tabanlı yeni bir ordu kurulmalı mevcut askeriyenın personel sayısı gittikçe azaltılmalı ve zamanla eritilmeli ve yeniçeri gibi zamana yayarak ilerliyen yıllarda miadı dolmuş birimler ya yeniden yapılandırılmalı yada tamamen kaldırılmalıdır . Askeriyenin elindeki tatil köyleri hizmet içi Eğitim adı altındaki bütün dinlenme amaclı millete yük kurumlar satılmalı ve özelleştirilmeli   tarihde oldugu gibi yeniçeriye karşı nizamı cedid vebenzerlerinin kuruldugu gibi yeni bir ordunun kurulma zamanı çokdan gelmiştir, aksi halde   mevcut askeriyedeki egitim sisteminin algıları sayesinde sivilleri basit ve hafif görmekde sivillere güvenmemektedirler ve sivilleri güdülecek koyun nazarıyla bakmaktadırlar; Ahmet şık nedim Şener ve haberal gibi devamlı ihtilalci bir ruh anlayışı hakimdir harbiyeden yetişenlerde aynı metodla egitildiklerınden aksi halde degişilik yapılıp önlem alınmaz ise şayet zaman içinde tasfiye edilmezlerse şayet ; ihtilal ve cunta hiçbir zaman gündemimizden düşmeyecektir gerçekci, olalım birbirimizi kandırmanın bir anlamı yoktur…!!!
    MADDE 46 : Egitimin her aşamasında ; bilgi teknolojilerile ,uydu ile, internet ile ,görselmedya destekli egitim kanalları MEB VE TRT tarafından yeterli sayı , yeterli talep uzakdan egitimde sınıf oluşması şart degıldir her alanda uzakdan egıtım verilmeli ,verilebilir ilköğretim orta ögretim lisede yaygınlaştırılması desteklenmelidir   örgün ögretime parel muadil yaşda olmalı ,denk yaşda herkes isterse okuyabilmelidir bu şekilde anadilde egitimde seçmeli ders olarak okutulabilmeli, kuranı kerm ögertim dersinde secmeli olarak okutulabilmeli ,Osmanlıcada secmeli ders olarakokutulabilmeli , arapca derside secmeli ders olarak okutulabilmeli , ingilzce Osmanlıcada secmeli ders olarakokutulabilmeli inğilizcede secmeli olarak isteyen herkes secebilmelidir. Sözel bilimlerde dayalı uzakdan egıtime dönük sözel agırlıklı ihtisalaşmış lise ve ilkögretim okulları ve ilk ögretimi uzakdan egitime uygun olarak müfredatları yeniden yapılandırımalıdır, böyle gelmiş böyle gitmemesi gerekir, çagın ve uzakdan egitimin imkanlarına göre yeniden yapılandırılmalıdır degişim olmazsa , olmaz bir şartdır.
    Örgün ögretime parelel denk olacak şekilde yaş şartı kaldırılmalıdır ,eşitlenmelidir uzakdan egitimle örgün egitimde okuyanların yaşlar denk olmalıdır ancak uzakdan egitim daha çok ferdin şahsi gayretini gerektirdiği için uzakdan egitimde sınıf geçme sistemi degilde ders geçme sistemi imkanı saglanarak uzakdan egitim teşvik edilmelidir.(Konu ile ilgli detaylı acıklama için cep 05052404948)

    MADDE 47: ERKEK VE ERKEK HAKLARINA YÖNELİK TEKLİFLER
    Herkes kadın hakkı savunuyoruz diye diye kadının çalışma hayatındaki yeri kadının statüsü gerekcesi ile kadının birinci vazifesi olan analık ve çocuk dogurma vazifesi ihmal edilerek fıtratın zıttı olacak şekilde kadın erkegine yardımcı olması gerirken kadın hakkı savunıyoruz diye aile parcalanması sürecine katkıda bulunulmasının önü yapılacak anayanasal düzenleme ile önlenmelidir.Hiç erkek hakkını savunan dernek varmı… Hiç erkek hakkını savuna bir medya varmı? Kadınlarda kadını savunuyor, erkeklerde kadını savunuyor PEŞİN HÜKÜMLE yalnız kadını bir cinsi , savunarak bir yere varamayız erkekde İNSANDIR KADINDA, Kim magdur ise onu savunmamız gerekir,cins ayrımcılığı yapmak doğru değildir, mağduriyeti mevzu bahistir.Magdur kimse ona taraf olmalıyız bu kadında olabilir ,çocukda yaşlıda, erkekde
    Bakınız batı ve ABD kadını evinden çıkardı şimdide kadını bir türlü evine döndüremiyor kadına analık yapması için türkiyeden çok daha fazla sosyal hak veriyor ama kadını bir türlü evine döndüremiyor dışarı çıkan kadın bir daha hiçbir şekilde gerekçesi ne olursa olsun bir türlü evine girmek istemiyor.
    Batıda nüfusun yaşlanması sonucuna karşı ; Avrupa çaresiz , bizde aynı yolda daha hızlı gidiyoruz bu anayasa ile önlem almalıyız. Yeni Anayasa, insan hak ve özgürlüklerinin bütün erkekler için için yaşanabilir bir durum olarak gerçekleşmesi için teminatla yetinmemeli, bu anlamda yasa koyucuyu bağlayıcı taahhütler de içermelidir. Eğitim hakkından çalışma hayatına, siyaset hakkından kamu hizmetlerine girme hakkına kadar, mevcut itibarıyla erkeklerin aleyhine olan fiili durumları “insan onuru” ekseninde ve kadın-erkek ve erkek-erkek eşitliğini sağlama hedefiyle erkege yönelik ayırımcılığa son vermelidir
    MADDE 48: Devrim kanunlarının   tamamı kaldırılmalıdır, Bu altı oku hiçbir zaman ,hiç bir zaman Bu altı oku milletin sectiği hiçbir meclis anayaysa yazmadı, 6 oku ısrarla üç darbeyi yapanlar çok lazımmış gibi anayasaya yazdı ,yazarkende   CHP ilkeleri diye yazmadı Atatürk ilkeleri diye yazdı . Birinci meclisi tavsiye edenler yazdılar ,1960 ihtilalini yapanlar anayasaya yazdı 12 eylül ihtilalin yapan Kenan evren de dahil ihtilalcilerin hepsi anayaysa bu altı oku yazdılar , milletin sectiği hiçbir meclis anayasaya yazmadı bu 6 oku, milletin secttiği meclisin degil ihtilal anayasalarının ortak ürünüdür bu 6 ok ,darbecilerin ortak ürünüdür.CHP nin 6 altı ilkesi ; 1921 anaysasını , 27 mart 1923de tırabzon milletvekili Ali Şükrü beyi ,Çankaya muhafız alay komutanı topal osmana cinayetle katlettirdik den sonra Anayasaya ; Atatürk ilkeleri diye tıpkı Latin harflerini türk harfleri ,İsviçre kanunlarını türk medeni kanunu diye yutturdukları gibi   millete sormadan böylesine önemli mevzuları referandum dahi yapmada milete güvenmiyenler silah zoruyla miletin başına geçirdiler.
    Dikta bir anlayışla CHP nin 6 okunu anayasaya ; CHP okları diye değilde Atatürk ilkeleri diye zorla koydular, başbakan Adnan menderesi asanlarda   tekrar anaysaya CHP nin 6 okunu koydular millete sormadan Kenan evrende anayaysa CHP nin altı okunu koydu , CHP anayasaya 6 oku millettin başına musallat etdiler. Milletin sectiği meclis olarak CHP nin bu 6 okunu ya kaldırın yada referandum ile millete sorulması gerekir, miletin kalbine saplanmış 6 ucu sivri oktan miletimizin derhal kurtulması gerekmektedir.
    Bütün vatandaşlar CHP li olmadıgına göre bütün vatandaşlar CHP parti tüzüğüne ğöre CHP parti programına göre yönetilmek zorunda bırakılabilirmi bu nasıl demokrasi bu nasıl katılımcı demokrasi bu nasıl çoğulcu demokrasi bu nasıl millet iradesinin temsıl edilmesi bu nasıl özgürlükdürki CHP nin 6 oku anyasa ıle ve bütün vatandaşların tüm ömürlerinin mayasının şekillenmesini belirliyor bu adaletmi cumhurıyetmi yoka MECBURİYETin adı cumhuriyetmi oldu böyle; cumhuriyet çindede var saddamında böyle cumhurıyeti vardı ,suriyeninde böyle cumhuriyeti hala var , cumhurun iradesinin yansımasını   hangi akıllıya bunları demokrasi diye anlatabılırsınız CHP nin 6 oku anayasadan kesinlikle derhal kaldırılmalıdır, değişimlere Libya lideri kadafi gibi Suriye yönetimi gibi taleplerimize ısrarla kulak tıkamayınız lütfen.
       Anayasadaki   ayrıca örnek; şapka giyme mecburiyeti gibi kılık kıyafete ait bay veya bayan devletin sivil resmi kamusal alan veya kamu dışı müdahalesi kabul edilemez tercih tamamen vatandaşın hür iradesindedir. Aksi durum lokantaya aç karnını doyurmak için gelen vatandaşa lokantacının   sen şu yemegi yemek mecburiyetindesin şu kebabıda sana yedirmem demesinin aynısıdır, veya ayakkabı satın almak isteyen ve 40 numara ayakkabı giyen bir vatandaşa ayakkabı satıcısının müşteriye zorla ; 35 numara müşterinin ayağına olmadığı halde 35 numarayı satması veya zorla müşterinin ayağına olmadığı halde 44 numara ayakkabı satmasından daha beter bir zorbalıktır, çünkü vatandaş bu ülkede ne giyip ne yiyecegini ne giyeceğni bilmiyormu ?
    Kimin veya hangi kurumun   vatandaşa hangi kıyafeti ne giyecegini ögretmesi haddimidir vatandaş bu ülkenin misafiri degil ev sahibidir. buna göre lütfen vatandaşı yok sayan bir anayasayı kim hazırlarsa hazırlasın makamı ne olursa olsun cunta anayasası olmakdan öteye gidemez.
    Bu gercek böyle biline…   bu ülke artık ;   cumhurbaşkanın aynı zaman da parti, başkanı olduğu tek parti kalıntılarından arındırılmalıdır ve çok seslilik esas kabul edilmelidir.
    Tek partinin parti tüzüğünün TC anayasası olduğu bir ülkede hangi parti iktidar olursa olsun onun o hükümetin muktedir olması imkansız olduğuna göre ,çok partilik çogulculuk bir aldatmadan öteye gidemez türkiyeyi ve mileti   tek parti cuntasının   prensiplerine göre idare etdir bütün hükümetler eğitimi ögretimi marifi üniversiteleri dahi buna göre şekillendirdiler, böyle geldi böyle devam edemez bu zulüm devlet taraf olamaz olmamalı.
    Millet kendi bünyesine göre elbise giyemedi CHP elbisesini millete zorla giydirdiler .
    Hayatımızı zoraki tanzim eden, elektrikli bir deli ğömlegini artık milletce silkinip atmak ve kurtulmak zorundayız.
    Tek partini parti programından arındırılmayan bir anayasa metninin adının sivil anayasa olması ile anayasa sivil olamaz bu nedenle ALTI OK YENİ ANAYSADAN ÇIKARMALIDIR. Atatürk laikliği , Atatürk milliyetciliği gibi   ,muz gibi ne niyetine yerseniz o tadı veren    kavramlar hayatımıza zulümle kışla nizamı veremez.



    MİLLET TANIMI TEKLİFİ
    Vatanlarının Türkiye Cumhuriyeti toprakları olduğu konusunda fikir ve tavır birliği bulunan farklı etnik kimliklere mensup insanlar topluluğu” şeklindeki millet tanımı yeni Yeni Anayasa’da esas alınmalıdır.

    BAŞLANGIÇ BÖLÜMÜ
    Ancak “insan”, “insan onuru”, “temel hak ve özgürlükler”, “hesap verebilir devlet”, “öncelenen birey”, “evrensel hukuk kuralları ve ilkeler” gibi Yeni Anayasanın temel dinamikleri olmasını önerdiğimiz kavramlara ev sahipliği yaparak, Yeni Anayasa’nın özgürlükçü kimliğine, bireyleri özgürleştirme ve insan onurunu yaşanabilir değer haline getirme amacına, demokratik, şeffaf ve hesap verir devlet idealine hizmet etmelidir.

    VATANDAŞLIK TANIMI TEKLİFLERİ
    Hem mevcuttaki sorunların çözümü hem de gelecekte bu alana ilişkin sorunların çıkmaması adına, herhangi bir etnik grubun adını referans almaksızın, aksine bütün etnik grupların ortak nesnesi olan devletin adını referans alan bir vatandaşlık tanımına Yeni Anayasada yer verilmelidir. Bu nitelikte bir tanım, vatandaşlığın birey-devlet arasındaki siyasi bağ ve hukuki ilişki olması gerçeğini dayanak aldığından herkesin desteğini alabilecektir. Yeni Anayasa açısından son derece önemli olan bu destek, “Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşlık bağı bulunan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.

    Din ve vicdan hüriyeti ve özgürlük boyutu ile ele almalı, devletin inanç özgürlüğü alanına müdahalede bulunmasını engelleyecek bir araç haline getirecek şekilde tanımlamalıdır. Bu kapsamda,

    .
    Yeni Anayasa, gerekli denetim süreçleri kanun tarafından belirlenmek üzere, sivil topluma din eğitimi ve öğretimi alanında faaliyet gösterme hakkı ve imkânı vermelidir. Yeni Anayasa bireye dinini öğrenme ve öğretme hakkı tanımalı, dini eğitim veren eğitim kurumları kurma-açma hakkı ile sivil alandaki dini örgütlenmelerin meşru hak oldugu kabüllenmelidir..

    EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASINA YÖNELİK TEKLİFLER
    Yeni Anayasa, hem mevcut eğitim sisteminin vesayet pınarlarını kurutmak hem de özgür birey ve demokratik devlet hedefine varmayı hızlandıracak sivilleşme damarlarını açmak işlevi gören bir hüküm tesis etmek zorundadır.

    Yeni Anayasa bunu, başörtülü giyimi temel anayasal hak olarak gösterecek bir hükümle değil, inançlarının gereği olarak başlarını örtenler dâhil, hiç kimsenin –toplumun ahlaki bulmayacağı tercihler hariç- kılık-kıyafeti gerekçe gösterilerek eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı mesajını içeren bir hükümle tesis etmelidir.


    SEÇME, SEÇİLME HAKKI VE TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ TEKLİFLER
    Seçme ve seçilme hakkına sahip olmak için 18 yaşını tamamlamış olmak yeterli olmalıdır.
    Diğer taraftan temsilde adaletin sağlanması noktasında, seçim barajına ilişkin oranla doğru orantılı olacak ve yönetimde istikrar ilkesi bakımından risk oluşturmayacak şekilde Türkiye milletvekilliğine ilişkin bir hükme yer verilmesi uygun olacaktır.
    MEMURLARA SİYASET HAKKI VERİLMESİNE YÖNELİK TEKLİFLER

    Kamu görevlilerine siyaset yasağı getirilmesi, siyaset kurumunun ve seçmen kitlesinin, yüksek donanımlı, ülke ve toplumun sorunlarını bilen bireylerden hem genel ve hem de yerel düzeyde yararlanmasının önüne geçildiği tartışmasızdır. Parti üyesi olması yasaklanarak siyaset hakkından yoksun bırakılan kamu görevlileri, siyasetin tarafı olmak yerine siyasi partilerin taraftarı olmak zorunda bırakılmıştır. Yeni Anayasa, demokrasi kültürüyle bağdaştırılması imkansız bu ayıptan kurtulmamıza aracılık edecek hükmü mutlaka barındırmalıdır. Daha somut bir ifadeyle kamu görevlilerine getirilen siyaset yasağına son verilmelidir.

    SENDİKAL HAKLARA İLİŞKİN TEKLİFLER

    Sınırlı mali imkanları ve üyelerinin sınır tanımayan fedakarlıkları ile Yeni Anayasa sürecinin start almasına büyük katkılar sağlayan sendika ve konfederasyonların, çalışma hayatı ve sendikal haklar (örgütlenme, toplu pazarlık ve grev hakkı) kapsamındaki Yeni Anayasaya dair talep ve beklentileri karşılanmalıdır. İşçi sendikacılığının yıllardır kullandığı gerçeğini görmezlikten gelmesi istenerek kamu görevlileri sendikacılığına sendikal haklar üçlüsünün sonuç getiren ve kazanım üretenleri olan “toplu sözleşme” ve “grev” haklarını çok gören anayasal tercih hatasından Yeni Anayasayla birlikte vazgeçilmelidir. 2010 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle elde edilen “toplu sözleşme” hakkının eksik yönü, Yeni Anayasada kamu görevlilerine de grev hakkı verilmesi suretiyle tamamlanmalıdır.

    .

    YARGI REFORMUNA İLİŞKİN TEKLİFLER
    . Bu çerçevede, HSYK kararlarına karşı, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kuruluna itiraz yoluna başvurma hakkı verilmelidir.

    Askeri yüksek yargı organları tasarımından vazgeçilerek iki başlı yargı sistemine son verilmeli, “askeri disiplin mahkemeleri” hariç, askeri mahkemeler kaldırılmalıdır. askeri disiplin mahkemelerinin kararların sivil yargıtayı temiz yolu açık olmalıdır.

    SİLAHLI KUVVETLERİN ANAYASAL KONUMU VE YÜRÜTME İLE İLİŞKİSİ
    Genelkurmay Başkanının ataması, Milli Savunma Bakanlığı’ndan başlayan bir süreçle ve üçlü kararnameyle gerçekleştirilmeli ve bu suretle Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmalıdır.


    ANAYASAL KURUMLARIN KALDIRILMASINA YÖNELİK ÖNERİLER
    Yüksek Askeri Şura, anayasal kurum olmaktan çıkarılmalı ve kaldılırılmalıdır , , devlet din ve tarih konularında taraf olamaz bu nedenle Türk tarih kurumu kapatılmalıdır, tarihi tarihçilere bırakmalıdır devlet.Diyanet işleri Başkanlığıda özerk olmalıdır.


    SONUÇ
    Konusu Yeni Anayasa, amacı Yeni Anayasa sürecine katkı sunmak olan bu raporu, Anayasa yapım sürecini ve bizzat Yeni Anayasayı esas alan içeriğe haiz sonuç bölümüyle tamamlamak çok anlamlı gözükmüyor.

    Sivil toplum kuruluşları ile bireyler tarafından dile getirilen görüşler çerçevesinde TBMM tarafından hazırlanacak ve kabul edilecek Yeni Anayasa metninin onayına sunulması sonrasında bizzat millet tarafından yazılacaktır.

    AD SOYAD: Mustafa Bahadır FİDAN

            Telefon :0505 2404948   EMAİL: [email protected]




    o

  • 0Mustafa Bahadır FİDAN CEP 505 2404948

    12.01.2012 00:00:00

    YAPILACAK KATILIMCI SİVİL ANAYASA SÜRECİNDE MİLLETİN BİR FERDİ OLARAK TALEPLERİM ile TALEP ETMEDİKLERİM AŞAGIDADIR
    Türkiye Cumhuriyeti
    Sivil Anayasasından beklentilerim şunlardır
                                                      Hazırlayan Mustafa Bahadır FİDAN
    TC NO 60916424888 CEP:05052404948 –[email protected]:03122308123-
    ACIKLAMA ben bir hukukçu değilim;:

    YENİ ANAYASA YAPIMINDA USÜL VE TARZ MANA VE ŞEKİL VE İHTİYAÇ bakımından KAYNAK İNSANIN İHTİYAÇLARIDIR.

    BEN ANAYASA metni yazmadım ANAYASA YAPAMANIZA KATKI SAGLAMAK İÇİN ; ANAYSANIN, İHTİYACLARIMIZ DOGRULTUSUNDA , ANAYSANIN RUHUNUN , ANAYASAnın özünün içeriğinin mana ve muhteviyatının asıl derinliğine nüfuz ederek, anayasanın ruhunun nasıl olması gerektiğini ve fert ve cemiyet hayatına yönelik kendiside problemin bir parçası olan bir anayasa değil ,bilakis yaşanabilir bilir bir anayasa yapmanız sonucunda ,anayasadan beklentilerimizi çözecek bir mana ve ruhi yapıda olasını dilediğim arzumu yazdım; sizlerden beklentim anayasa hukuku acısından bu ruhun şeklini vermeniz bu ruha uygun elbise dikerek , giydirmenizi bekliyorum.
    MİLLET OLARAK BİZ YAŞIYORUZ BU RUHU ;SİZDE ŞEKLİNİ VERİNİZ LÜTFEN.
    Anayasa kısa öz olur deyip detayları ayrıntıları kanunla belirlenir diyerek laiklik gibi herkesin istediği gibi anlayacağı 90 yıl tartışacağımız şeyler yazmayın lütfen Anayasa yaparken demokratik devlet topluma halka sorar ne istiyorsunuz diye sonrada teknik ve şekil bakımdan uzmanlar halkın taleplerini hukukçular filan şekil ve içerik bakımdan düzenler Ben bir hukuk çu değılım ancak yapılacak sivil anayasadan beklentilerimi sonucdan hayata dönük yaşanabilir beklentilerimi   yazdım anayasa yapılınca çıkması gereken sonuçları elde etmek istedgim ürünler sizlere yazıyorum    ANAYSADAN NEYİ TEMİNETMEK İSTİYORUM DEMOKRATIK DEVLETDE MILLET BEKLENTİLERİNİ SÖYLER YASAL HUKUKİ TEKNIGI SİZE KALNMIŞTIR ZİRA HERKESİN HUKUKCU OLMASI BEKLENEMEZ, ŞEKİL BAKIMINDAN DÜZENLENMESİNİ SİZDEN BEKLIYORUM..
    Korkak ve çekimser olmanızı istemiyorum EN BÜYÜK ALLAHDIR , demokraside en büyük referans MİLLET İRADESİDİR , yeter söz gercekden milletin olsun…Bu hadise; yeni anayasa yapımı son ikiyüzyılın asıl kurucu iktidarın yani millet iradesini yasa yapıcı olarak yönetime taşıdıgı ve irade koyucu olarakda en büyük aktörün ihtiyaçlar olduğunun isbatı olmalıdır.
    SİYASİ PARTİ REJİMİ VE SİYASET HAKKINA YÖNELİK TEKLİFLER
    Mevcut siyasi parti rejimi, siyasi partileri “siyaset yapma isteksizliği”ne sevk etmiş, sistemi değiştirmek yerine uygulamaları değiştirmekle sınırlı bir düşünsel zemine mahkûm etmiştir.
    Uzunca bir süre “baraj yap, fabrika yap, yol yap” denilerek sisteme müdahale etmesi engellenen siyasi partiler ve siyasetçiler,
    bu durumun tatmin ediciliğini kaybetmesi ve yeniden sisteme odaklanmaları üzerine “yol yapmak yeterli gelmiyorsa, yolsuzluk yapabilirsin” sus payıyla tanıştırılmak istenmiştir.   

    Bu gerçeklerden hareketle Yeni Anayasa; ayrıntılı düzenlemelere yer vermeksizin siyasi partileri millet iradesinin seslendiricisi olmak yönüyle demokrasinin vazgeçilmez unsurları ve demokrasinin varlığının delili olarak gördüğünü kabul ve ifade etmelidir.

    Demokrasilerde Siyasi partileri Milet kapatır, millet acar binde bir, veya milyonda bir oy verir tabela partisi yapar.
    Demokrasilerde Siyasi partileri Yargıtay Cumhurityet Başsavcısı kapatamaz ona göre aynasal düzenleme yapılmalıdır

    Beklentilerim öncelikle şöyle bir anayasanın yazılmasından veya nasıl bir anayasa olacagından ziyade vatandaşı ilgilendiren uygulamalardır    yeni anayasın nasıl oldugundan ziyade ne işimize yarayacagı ve hayata ne katacagı daha önemli yoksa bir hukukcu okuyup bir mana verecek diğeri ayrı yorumluyacak örnek ;laiklik gibi böyle bir anayasa vatandaşın ne işine yarar daha hukukcular bile kendi aralarında bir mana veremedigi bir anayasaya vatandaş nasıl mana versin örnegin şu metin kötümü ama nasıl uygulamada yer bulacak net. net anlaşılması gerek yuvarlak ve güzel cümlelerden ziyade net anlaşılır ve faydaya dönük olması gerekir onun için yeni   ANAYASA İNSANI MERKEZE ALMALI, İNSAN ONURUNU ÖNCELİK YAPMALI ve ferdi merkeze alan demokratik yapılanma ile insan hak ve özgürlüklerini ortaya koyacak olan doğal hukuktan hareketle katılımcı demokrasiye ulaşmaya ve devlette yeniden ve demokratik yapılanmaya, sonuna kadar katkıda bulunacaktır” gibi yerinde olması gereken güzel ifadelerden ziyada vatandaş olarak yaşadıgımız 24 saat içerisinde bunların fertlere yansıması gerekir benim arzum nasıl bir anayasadan ziyade bana ve yaşama dair zorbalık yapan bir anayasamı yoksa özgürlük deyipde bu güzel süslü terimlerin arkasından uygulama imkanım olmayan fakat anayasada var olan özgürlükleri ben ne yapayım .
    Anayasa miletimizin gecirdiği süreclerden ve günümüz ihtiyaclarından miletin yaşadıgı bin yıllılk tarihden milletin ahlak ve örf anlayışından milletlerin kültüründen inancından bagımsız olamaz zira kanun anayasa yönetmelikler milletin örf adet gelenek göreneklerinin ortak akılca faydalı olanlarını vaz geçilmez olanlarının toplanarak sadece kınama ve ayıplamaya baglı kalmak sızın anayasa kanun   yönetmelikler ve nizamnameler ile   YAPTIRIM OLARAK pekiştirilerek uygulanmasıdır.
    Yoksa anayasalar millete rağmen dayatmalar degildır bu nedenle anayasalar   aslana , koyun koyunada,aslan elbisesi giydirmeye çalışan bir zorbalığın ; ruh ve libas arasındaki bir zıtlıklar manzumesi olamaz ANYASA ASLINDA MİLLETİN VAZ GECİLMEZLERİNİ   SÖZLÜ DEGILDE UYGULAMA İLE YAPTIRIM OLARAK PEKİŞTİRİLMESİ VE KUVETLENDİRİLMESİNDEN İBARETDİR MİLLET GÜVENMİYEREK MİLLLETE DAYANMIYARAK MİLETE İNANMIYARAK , İHTİYACLARINA CEVAP VERMIYEN BİR ANAYASA NEKADAR SİVİL ANYASA OLABILIR.olursa ; sözün gelişi şuna benzer ; adamın kavgada gözlüğünü kır 7 yıl ceza alacaksın ,adamın ırzına geç 7 AY ceza alacaksın VEYA DİĞER BİR İFADE İLE anyasa ve kanunlar    şöyle zıtlık carpıkllıklara gebe bırakacak şekilde tanzim edilmemelidir,anlatayım 1997 yılında baklava ile Antep fıstıgı çalan dört çocuk agır ceza mahkemesinde yargılanmış ve dokuz yıl hapis cezasına mahkum olmuştu kimse onları kurtarmaya kalkışmadı çünkü şike mafyasından degıllerdi çünkü illegal bahis oyunlarından şike yaparak trilyonlar götürmüyorlardı çünkü kara para aklamıyorlardı yoksul ve aclardı onun içinde meclisinde siyasetinde umurunda olmadılar halada degiller bunun için ahlak ve vicdan adına anyasa ihtiyac ve millet tabanlı olsun lütfen,
    Bunun manası şuna benzer van depreminde yaşadıgımız gib nitekim öylede olmuyormu
    &lt;&lt;salon güzel olsun&gt;&gt; diye binayı taşıyan ana taşıyıcı kolanları kesen   malsahipleri gibi toplumu ayakda tutan ana taşıyıcı kolankarı kesersenız   o yüzden en küçük depremlerde binalarımız yıkılır , ruhlareımız yıkılır , enkazın altyında kalırız; Zira devletin enküçük yapı taşı birimi ailedir siz anayasa yapıcılar siz milletin dinini yok sayar zinayı suç olmakdan çıkarırsanız insanın yetiştiği müessenin ailen kalbini    on ikiden vurmuş olursunuz miletin çok degerlerine baştada dinini yoksayan bir anyasa miletden kopuk olur ve miletin yarası kanamaya devam eder, yapılan anayasa yaraya merhem olmamış bilakıs yapılan anayasa yaraya tuz olmuş   olmazmı?
    Anayasayı çalışmalarında bulunan siz degerli hukuculardan beklediğim şudur; ben bir hukukcu degılim hukuk normlarına göre hangi başlık altında hangi talebim gelmesi gerek onu bilmiyorum anyasa hukuku bakımdan hangi kavramı nasıl yazabılırım bu mevzuda bir egitim almış degılım   bunları teknik ve içerik ve şekil bakımdan düzenlemesni sizlerin en iyi şekilde yapacagına inanıyorum
    Ben bir vatandaş olarak anayasa deyınce devlet ile millet arasındaki bir sözleşme metnı olarak yorumluyorum tıpkı kiracı ile kirayaveren arasındaki kira    konratı veya işci ile iş veren arsındaki   yazılı bir protokol gibi anlıyorum .
    Bu nedenlede : anayasada olmasını istediğim hususlar ile anayasada olmamasını istemedigim hususları ana ıkı kısım olarak olarak sizlere gönderiyorum hukukcu olmayan bir vatandaş olarak ancak sizlerden beklentimin en önemli bir kısmıda şudur ki anayasa tamam kısa ve öz olur detaylar girmez kısa öz sade özet ve anlaşılır olur lakın demokrası laiklik ve Atatürkçülük gibi her yöne çekilebilen   her yoruma açık tuzak kelimelerden ibaret bir anaysa istemiyoruz, herkesin yorumu ayrı nereye ceksen o raya geliyor ;
    herkese göre ayrı ayrı bir tadı olan bir muz gibi bir anayasa hazırlanmasını daha sonrada aynı konu ile igili ayrı ayrı hukukcuların ayrı ayrı farklı farklı yorum yapacagı bir anayasa hazırlansın istemiyorum :
    Lütfen aynı madde okununca lütfen ; herkes aynı şeyi anlasın istiyorum ;örnek olarak laiklik gibi herkesin kafasına göre aynı metınden farklı yorumlar olmasın anlaşılır olsun ilgili maddenin şekli için mana kurban edilmesin lütfen   ısrarla   kısa ve öz sade diye bır anaysa hazırlansın   daha sonrada aynı metne herkes farklı   yorum yapsın adamına göre muamele yoruma acık olsun nereyecek sen oraya gelen &lt;&lt; At sahibine böre kişner misali &gt;&gt; sizin hazırladıgınız anayasada oyle adamına göre mana veren, bir anayasa olsun istemiyorum, içeriği anlaşılamayan   bir metinler sıralamsı olsun arzu etmiyorum böyle bir anaysa hazırlamanızı ve miletce laiklik tatışmaları gibi daha cok nice 50 yıllarıda bu ugurda kurban vermeyelim lütfen.
    Bununla birlikde aşağıda yazdıgım; ve anayasa maddesi olmasını istediğim hususlardan bazıları sizler göre bir kanun yada ,tüzük, yönerge, yönetmenlik maddesi olması gerek , bunlardan anaysa maddesi olmaz diye yorumlamanız istemiyorum.
    Bu şeklinde benim , yani şahsımın hazırladıgı maddelerden ; anayasa maddesi olmaz diye yorumlaya bilırsiniz ama ben bir vatandaş olarak bu hususlar anayasalar kısa ve özet olacak anayasalar detaylara girmez diye sizler kısa metinler şeklinde bir anayasa hazırlarsanız şayet;    hazırladıgınız anayasa hukukı bakımdan güzel metınler içerebilir fakat biz vatandaşların yarasına merhem olmuyor yada problemlerimizi çözmüyorsaq ben sizin   o güzelim anayasa metninizi ne yapayım   oz zaman sivil anaysanın yalnızca adı sivil olmazmı bunu için anlatmak istediğim husus şudurki   vatandaşın ihtiyacı ne ise ; ise bu mevzu gayet açık net yorumsuz kör dahi okusa iki mana cıkaramıyacak şekılde bir mana cıkacak şekilde anlaşılır bir anayasa yapmanızı istiyorum kesinlikle manayı şekle rüşvet vermemenizi   şeki l için manadan taviz vermemenizi çok önemle talep ediyorum .
    Anyasa yaparken beklentilerimiz çagın gerekleri ve   halkın ihtiyaclarına cevap verilmesidir yoksa filan şahsa düşmanlık veya dostlugun, geregi örnegin M Kemalin muhabetinin anayasası olamaz milletin anayasası olmalıdır,ilkelerine tek parti zihniyetininin 6 okuna baglı kalmak yada M Kemale dostluka ve muhabete dayalı bir anayasa     elbetde toplum ihtiyac tabanlı bir anayasa olmayacak   yalnızca diktatörlük terbiyesi almış bir kısım insanların   bağlılık yemininden ve iç güdüsünden ibret bir metin olacaktır bu nedenle    türkiyede   yüzde yetmiş genelde insanların talepleri belli iken türkiyede bunları yok sayan bir anayasa    yapma değil   yazılmış bir anaysa olacaktır , anayasa yaparken şekilden ziyade gercekciliğe ve uygulana bilir olmasına önem verilmesi en büyük talebimiz ve halk olarak beklentimizdir.

    Kimse kendi mahkemesinde kadı olamaz.” Kendi mahkemesinde kadı olan kendini beraat ettirmiş olur.Yeni anayasa metninin “yapım” sürecine halkın katılması taleplerinin yer bulması çok önemlidir. Yeni bir anayasa hazırlanırken hiçbir hukuki kural olmamalıdır.Yeni anayasayı yapanlar mevcut anayasayı dikkate almak zorunda değildir.Millet kendini herkesten daha iyi tanır ve tarif eder.Kimliğini yazarken hukukçulara,bürokratlara ve filozoflara sorma zorunluluğu yoktur.Böyle bir anayasa zaten toplumun değil, Anayasa uzmanlarının anayasası olur.Yoksa buna,yeni bir anayasa denilmesi güç olacak, Yeni anayasa devleti değil bireyi esas almalı,devlet yurttaşını değil,yurttaş devletini şekillendirmeli. Anayasanın ruhu “insan onuru dokunulmazdır” olmalı sivil anayasa dediğin insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışı temel referans olmalıdır.

    Sizin en iyi anayasa yapmanız insanlara en faydalı; anayasa yapmanızdır diye düşündüğüm için çülüklerin, çiliklerin anayasası degil milletin talepleri hakım unsur bir anayasa olmalıdır.
    Anayasa tanımladığı hususu net bir şekilde açıkca yazılmalı, tanımlamadıgı şeyi de tam tanımlamalı,tanımlamadığı şeyide kesin dışarıda bırakmalı.
    Anayasa esnek,kuşatıcı,milletle barışık olmalı ,İdeolojik ve tarafgirlikten uzak, çeşitliliğe açık bir dil belirlenmelidir Devletin dini/ideolojisi olmaz,anayasa tüm din, inanç ve kanaatlerin güvencesi olmalıdır.Türkiye’de yaşayan tüm kimlikler, kültürler, diller, inançlar anayasal güvence altına alınmalıdır anayasada hiçbir şeye kutsiyet atfedilmemeli,her şey değiştirilebilir ve dokunulabilir olmalı. Türkiye toplumunun çok etnisiteli, çok kültürlü ve çok inançlı yapılardan oluşan çok kimlikli’ realitesi yeni anayasanın temel perspektifi olmalıdır. farklı etnik grupların kendi dilleri ile resmi kurumlara başvuru yapma ve anadilde eğitiminin hak olduğu vurgulanmalı,talep eden kişilere bu eğitimin verileceği güvence altına alınmalıdır. Her şeyin merkezden idare edildiği katı merkeziyetçi devlet idaresinin yerine, Ademi merkeziyetçilik (yerinden yönetim) güçlendirilmelidir.Seçilen kişiler,atanan kişilerden daha etkin yetkilere kavuşturulmalıdır.Bölgelerin temel sorunlarını çözmede halkın talepleri esas alınmalı, referandum yoğun şekilde uygulanmalıdır. milletin feryatlarını halk dal kavuklugu diye   anayasanın konuları ele alınmaması gerekir., taleplerimizin sivil anayasada   ciddiyetle yer bulmasını istiyoruz lütfen
                                     ANYASA USULÜ VE DAYANAGI
    Yeni Anayasa’nın hazırlanmasında katılımcılık esas alınmalı, süreç MİLLET merkezli olmalı ve aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.
    * Yeni Anayasa teklif ve talebinin sahibi konumundaki toplum, asli kurucu iktidar sahipliğiyle birlikte “anayasa koyucu” olarak kabul edilmeli,
    * Anayasa tarafından tasarlanacak bir nesne olarak Devlet, Anayasa yapım sürecinin tarafı olmamalı,
    * Uzlaşma Komisyonu, çalışma ve karar almaya ilişkin usul ve esaslarını uzlaşma hedefi doğrultusunda ve kamuoyunun beklentilerini esas alarak değiştirme esnekliğine sahip olmalı,
    * Toplumun ortak sorumluluğu ve katılımıyla yürütüldüğü algısı oluşturacak şekilde Yeni Anayasa yapım sürecine yönelik bir simge veya amblem tasarlanarak konuyla ilgili bütün yazışmalarda ve organizasyonlarda bu simge/amblem kullanılmalı, teması da uzlaşma olmalı,
    * Kamuoyunun taslak anayasa metni üzerindeki değişiklik talepleri dikkate alınarak son şekli verilen anayasa metni, TBMM’nin onayından sonra –oybirliğiyle kabul edilse dahi- mutlaka referanduma sunulmalıdır.

    Yeni Anayasa, insanı merkeze almalı. Öznesini devlet değil, millet oluşturmalı. Anayasanın “yeni” olarak nitelendirilebilmesi, temel dinamiklerinin ve ruhunun gerçekten yeni olmasına ve merkezinde insani değer ve duygular bulunan değerleri referans almasına bağlıdır.

    İnsanı esas alan Yeni Anayasa’nın;
    ** İnsan onuru,
    ** İnsan hak ve özgürlükleri,
    ** Evrensel insani duygu ve değerler,
    ** Evrensel hukuk ilkeleri,
    ** Özgürlükçü tam demokrasi,
    ** Adalet ve eşitlik,
    ** Emeğe saygı,
    ** Çoğulculuk ve katılımcılık,
    ** Sivilleşme ve sivil toplum,
    ** Hukukun üstünlüğü gibi temel dinamikleri referans alması gerekir.
    Geçmiş anayasaların ve mevcut anayasanın “vesayet davetçisi” ruhu, bu dinamiklerin anayasa hükümlerinin lafzi süslemeleri olmak dışında bir işlev gör(e)memesine neden olmuştur. Benzer bir durumun yinelenmesini istemiyorsak,
    ** herkese kendisi olabilme fırsatı veren,
    ** hiç kimseyi “öteki” ilan etmeyen,
    ** devlete, vatandaşını bir ideolojinin emir eri haline getirme hak ve fırsatı vermeyen,
    ** Egemenliğin tek ve asli sahibinin millet olduğunu kabul eden,
    Yeni anayasanın “özgürlük ve demokrasi destekçisi” bir ruhla yapılması ve yazılması şarttır.
    Bu çerçevede, anayasanın ilk hükümleri, mutlaka “insan ve toplum tasavvuru” noktasındaki anayasal tercihlerin ifade edileceği, bu doğrultuda “insan onuru” ile “insan hak ve özgürlüklerinin” varlığının ve teminatlarının kayıt altına alınacağı hükümler olmalıdır. Bu sayede, “insan yoksa devlet olamaz”, “insan yaşamazsa devletin bekası sorun yapılamaz” kabullerini barındıran “insanı yaşat ki; devlet yaşasın” hükmüne vücut veren bir medeniyetin mevcut müntesiplerine yakışan bir anayasal dizin ve içerik oluşturulabilir.






    YENİ ANAYASA YAPIM SÜRECİNE TEKLiFLERİM ŞUNLARDIR MADDERİN SIRALANIŞI


    MADDE 1: Devletin Şekli katılımcı cogulcu demokratik cumhuriyettir
    MADDE 2: Laiklik dünyada bir fıransa anayasasında var birde bizim anayasada var , laiklik kaldırılmalıdır.141-142-163 maddeler kaldırıldı ne oldu , bu laiklikde kaldırılsa bir şey olmaz, laiklik derhal aciliyetle laikligin kaldırılmasın istiyorum .Cumhuriyetin Nitelikleri ,yasama organının yerine , yargı kendisini oturtamaz ,yargı hüküm ihdas edemez, yasama faaliyetlerinin engeleyicisi, görevini yargı üstlenemez , karşısında olacak şekilde yargı irade sergiliyemez, yargı yasamaya engel teşkil edemez.
    MADDE 3: Değiştirilmeyecek Milet iradesi dogrultusunda anayasda hiçbir hüküm olamaz, zira egemenlik kayıtsız şartsız miletin ise demokrasi ve cumhuriyet bir kişinin isminden resminden lafzından öteye gidemez ise o cumhuriyet ölü dogar , bu nedenle her madde degiştirilebilir. Özellikle ;Milliyetcilik ,laiklik ilkeleri cumhuriyetin nitelikleri arasından çıkarılmalı çünkü çeşitli mozaiği katılmcılığı ve cogulculugu cok sesliliği engelliyor
    MADDE 4: Devletin Temel Amaç ve Görevleri devlete göre adam olacak Milet yaratmak degil mileti yaşatki devlet yaşasın anlayışı temel ilkedir.
    MADDE 5: Millet Egemenliginin TBMM nin yasama yetkisini ,tasarufunu   hiçbir kurum ,ve yargı dahil önüne gecemez yasamanın yerine yargı kendisini koyamaz ve hüküm irade ve ihdas edemez.
    MADDE 6:. MGK ve YAŞ başta olmak üzere HSYK, YÖK, TRT, RTÜK, Türk Tarih Kurumu ,Milli pyango,Bale, Devet opara ve balesi ve cumhurbaşkanlıgı senfoni orkestrası gibi anayasal kurum veya anaysal olmayan benzeri kurum sıfatıyla koruma altına alınan kurumların hiç birine Yeni Anayasa’da yer verilmemelidir, ve tamamen miletin sırtından kaldırılmalıdır.
    MADDE 7: Kanunlar önünde herkes eşittir bu nedenle kişiye özel konun olamaz
    bu nedenle 5816 sayılı kanun derhal kaldırılmasını istiyorum .
    MADDE 8: Devletin 70 yıldır yaptı gibi ayakkabı gömlek dikme işini sümerbankı kapatarak bitirmiştir ama 88 yıldır devlet kumar oynatma işini bırakmamıştır. kumarın milliyeti olmayacagından milli piyangonunda devletce işletilmemesi ğerek milli piyango kapatılmalı ve devlet vatandaşının duyguları ve hayalarini sömürmemelidir.Milli kumarcılık müessesi niçin kapatılmıyor şeker fabrikası satılıyor özelleşiyor memleket topragı yabancıya satılıyor Belediyelerimiz kerhaneleri satmıyor Devletimiz KUMARHANEYİ özeleştirmiyor kumarcı oyuncu üç beş kagıt işleri ile ugraşan devlet istemiyoruz
    MADDE 9: kamu görevlilerine getirilen siyaset yasağına son verilmelidir.
    MADDE 10: Milletin sanatı olur ve bu sanatı millet içra eder bu nedenle devletin sanatı olmaz ve devlet sanat yapacagım diye milletin parasını huvarda harcayamaz ; bundenle DEVLET OPERA VE BALESİ ve benzeri kamuya fazladan yük olan, muadil KURUMLAR kaldırılmalıdır ve miletin parasını bir an önce israf etmekden vazgecilmelidir.

    MADDE 11: Savaş vb durumlar dışında savunma bütcesi egitime ve saglıga ayrılan bütcen fazla olamaz.
    MADDE 12: Sayıştay orduyu denetleyebilecek ve ve denetimlerinin sonucunu kendi halkına hükümet   acıklayabilecektir.
    MADDE 13: Askeri okulların ders kitaplarını Milli Egitim bakanlıgı hazırlayacak .(harp sanatı ve teknik konular dışındaki kitapları MEB hazılamalıdır) hazırlanan bu kitapları okutacak ögretmenleride MEB belirleyecek ve MEB baglı okullardan milli ğüvenlik dersleri kaldırılmalı.
    MADDE 14: hükümetler NATO ile paylaştıgı savunma bilgilirini kendi halkı ilede paylaşacaktır.
    MADDE 15: İlk orta lise ve üniversite egitimi birden çok fazla istek ve ihtiyaca göre çok çeşitli ve kesintili olabilir bunu vatandaşın talebi o meslegin gerekliliği ve çagın ihtiyacları belirler bunu belirtecek şekilde bir aynasal düzenleme yapılmasını talep ediyorum.

    MADDE 16: Askerî yargı,İnkılap kanunları,Tevhid-i Tedrisat kanunu   Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) kaldırılmalıdır. 5816 sayılı kanun , tekke ve zaviyeler kanunu ve şapka kanunu kaldırılmalıdır.CHP parti tüzüğünü-CHP programını anayasa ,Atatürk ilkeleri diye koydular , Atatürk ilkelerinin tamamının anayasadan çıkarılmasını istiyorum.

    MADDE 17: Genel kurmay bütün demokratik ülkelerde oldugu gibi MSB lıgına   baglanmalıdır, ve milli ğüvenlik kurulu kaldırılmalıdır.
    MADDE 18: Askeri mahkemeler savaş hali dışında kaldırılmalı. Askeri Yargıtay askeri Sayıştay askeri yargı kaldırılmalıdır.
    MADDE 19: Askeri yargı ve askeri yükse mahkemeler tamamen kapatılmalı.

    MADDE 20: Küçük ruhlu insanlar yetişiyorBütün partilerin Atatürkçü olmak zorunda kaldıgı bir anayasa istemiyoruz ,herkesin aynı numara ayakkabı giymek zorunda bırakılmasından daha büyük zorbalıktır bu hür düşünce acısından , bu anlayışa göre fikri ve vicdanı hür insanlar nasıl hür olacak…???
    Zira özgür olmayan zihinler sorun çözmekten acizdir. Bu tip zihinler sorunları çözmek yerine, bir kurtarıcıya işi havale ederler” dedi.

    MADDE 21: Hiçbir parti ticaret ve bankacılık yapamaz örnegin CHP   gibi bu husus yazılı bir şekilde anayasada yer almalıdır. CHP nin İş Bankası ve İş bankasına bağlı olarak üç bankanın, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş,Arap Türk Bankası A.Ş gibi partilerin bankacılık yapmaması hususunda anayasaya madde konulması gerekmektedir.

    Hiçbir parti bankacılık yapamaz partiler, bankalara hissadar olamaz    (CHP ve iş bankası gibi) YA BANKACILIK YAPACAK YADA SİYASİ PARTİ OLACAK..CHP İŞBANKASINDAKİ VE DİĞER BANKALARINDAKİ HİSSELERİNİ HAZİNYE AKTARILACAK ŞEKİLDE ANAYASAL DÜZELLEME YAPILMALIDIR, CHP nin MİRASI   ve İŞBANKASINI N   HİSSEDARLARI YAPILACAK ANAYASAL DÜZENLEME İLE KAMUOYUNA AÇIKLANMALIDIR.




    MADDE 22: TSKnın ordunun holdingi olamaz ordu ticaret yapamaz siyaset yapamaz ordu bankacılık yapamaz ; herhalde OYAK holding gibi holdigi   olan tek ordu bizim ordu bu garabetler zinciri , yeni anayasa ile önlenmelidir.
    MADDE 23: Yeni Anayasa, ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu nitelikteki “Din dersi yanında, kendi inancının gereklerini öğrenme ve UYGULAMA imkânı verecek şekilde din dersler aracılığıyla din ve vicdan hürriyetini eğitim hakkıyla desteklemelidir. Devlet; tarih ve din işlerine kesinlikle müdahil ve taraf olamaz ayrıca net bir şekilde düzenlenmelidir.

    MADDE 24: Milli Güvenlik Kurulu, anayasal kurum olmaktan çıkarılmalı
    Bunun yanında, MGK ve YAŞ olmak üzere HSYK, YÖK, TRT, RTÜK, Türk Tarih Kurumu ve benzeri anayasal kurum sıfatıyla koruma altına alınan kurumların hiç birine Yeni Anayasa’da yer verilmemelidir

    MADDE 25: – Resmi tatil gününde cuma ve cumartesi olmasını istiyoruz. Cuma ve cumartesini haftasonu – Resmi tatil günü ilan edilmesini istiyoruz.

    Resmi tatil günü Cuma ve cumartesi olsun şayet ; toplum tabanlı bir anayasa yapılacaksa ekseriyetin tercihini dikkate alacaksak isek   çogunlugu yok sayamazsınız Resmi tatil günü Cuma ve cumartesi olacak şekilde aynasal düzenleme yapılması gerekmektedir
    (Cuma günü calışanlar içinde ; Cuma yani tatil günü olan Cuma günü çalışanlar içinde Cuma namazına namazına gidebilmek için isteyen gider cumaya , istemeyen gitmez cumaya ğöre ,mesailerin tanzimi yapılmalı,Bütün okullar ve devlet dairelerinde , üniversitelerde , tüm kamu ve özel sektörde çalışanların hakkı olarak Cuma günü Cuma namazı için mesai düzenlenmesi yapılması gerekir Cuma yani tatil günü olan Cuma günü; çalışanlar için ; çalışanların hakkı olarak yeni anayasaya bu hak belirtilmelidir, yazılmalıdır. )




    MADDE 26: İlk ögretim orta ögretim lise ve üniversitelerde defter kalem kalem KALDIRILMALI bunu yerine bilgisayar kılavyesi konmalı defter kalem yerine on parmak bilgisayar kılavyesi ögretilmelidir.Bilgisyar oparatörlüğü ve programları ögretilip kullandırılmalıdır .japonyada uygulama bu şekildedir.

    MADDE 27 : ilkögretim ortaögretim lise ve üniversitelerde kamunun her alanında en az iki yabancı dil mecburiyeti konulmalı mecburi dersler isteğe bağlı olarak şu derslerden iki adet örgenci istediği 2 tanesini mecburi seçebilmelidir Çince, japonca ,İngilizce, arapça, Osmanlıca , farsça , kürtçe ,dilerinden iki tanesi zorunlu olmalıdır örgenci bu derslerden iki tanasini zorunlu olarak secmelidir.
    MADDE 28:   Şeffaf ve    E –Devlet olmanın demokratik olmanın geregi olarak bütün arşivler ile birlikde geçmişe dönük   &lt;&lt;özellikle 21-27 Mart 1923 tarihleri arasındaki gizli meclis zabıtlarI açıklanmalı&gt;&gt; bütün meclis zabıtları acılmalı ve internet ortamında dijital bir şekilde yayınlanmalıdır .
    MADDE 29: Bütün geçmişe dönük ve şimdi verilmiş ve verilecek faili, mechul cinayetler ile ilgli gensoru ve öner geler tesbit edilmeli ve başta ALİ ŞÜKRÜ BEY CİNAYETİ olmak üzere açıklıga kavuşturacak şekilde aydınlatacak şekilde anayasal düzenleme yapılmalıdır.
    MADDE 30:, Cunta heveslilerinin   ihtilal yapmasını davetiyesi olan iç hizmet kanundaki 35 madde degiştirilmelidir.35 maddenin degişmesini mecburi kılacak şekilde anayasal metin hazırlanmalıdır, iç hizmet kanundaki 35 madde kaldırılmalıdır. Osmanlıdaki gibi yeniçeri ocagına mukabil kurulan ,nizami cedid gibi ; gerekli kanunlar çıkarılmalı yeni bir ordu ihtiyaçlara göre kurulmalıdır. Mevcut personelinde zaman içinde tasfiyesi acil gereklidir ve köklü bir yenilik yapılmalıdır , aynen sağlık bakanlığı gibi toki gibi yeni bir ordu kurulması mevzusundada   bir yenilik gereklidir, cagdaş yeni    bir ordu kurulması gerekmektedir bu yeni anayasadan beklediğimiz en önemli görevlerinden biri bu konu ile iğlili yapılacak düzenlemedir

    MADDE 31: İstanbuldaki Ayasofya cami hilal hakimiyetine derhal kavuşturulmalı ve cami olarak ibadete açılmalı İSTANBULUN fethinin manevi sembolü olan Ayasofya camii derhal ibadete açılmalı, ecdadımıza ihanetimiz daha fazla devam edemez yüreğiniz varsa bu ve ben zeri benim yazadığım bu maddelerin hepsini referanduma götürün lütfen.
    ADDE 32 Diyanet işleri özerk olmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumun inanç konusundaki tercihleri üzerinden hizmet sunabilecek, temsil kapasitesine sahip, özerk bir kurum haline getirilmelidir, tüm mezhep ve farklılıklara hizmet verebilecek bir donanımda olmalıdır.
    Osmanlı, selçuklu dönemlerinden beri Hazreti mevlana , yunus emre ve Hacı Bektaşı veli gibi insanlar yetiştiren tasavvufu –tarikatı-tekke ve zafiyeyi ve müntesiplerini günümüzde de yok sayamayız , bu nedenle tekke zaviye dergah gibi kurumların yasak olmak dan çıkarılmasını ve müdavimlerinin yapılacak anayasa degişikligi ile yasal olarak tescil edilmesini istiyorum.
    Yok saymakla vatandaş , yok ,olmuyor aksi halde cahil kalarak kan döken , şiddet yanlısı olabiliyor, yada yer altı ,merdiven altı mevcudiyetleri devam ediyor , toplum tabanlı anayasa kimseyi ötekileştirmemeli ve her fert kendisni ifade edecek bir oluşumun içerisinde bulmalıdır.

    MADDE 33: Bütün dokunuzmazlıkların kapsamından yargılama çıkarılmalı.

    MADDE 34: Anaysal düzenleme ile ön seçim parti içi demokrasi azınlığında temsil ğüçü, baraj poroblemi olmadan milletvekili çıkarabilen bir partide olsa parlemontoda temsil edilmesini istiyorum. Katılımcı demokrasinin güçlendirilmesini    yapılacak pek çok konu ile ilğli referandumun sık sık yapılmasını ve düşüncenin ucu kime dokunursa dokunsun şitdete teşvik etmedği müdetce suc olmakdan cıkarılmasını istiyorum.
    Millet vekillerini hür iradelerine ipotek konmamasını talep ediyorum vekillerinmiz birer   parmak kaldırıp indiren mekanizması gibi , milletvekillerinin birer aparat aygıt olmakdan kurtulmaları gerek partiçi demokrasinin kuvetlendirilmesni yeni anayasaile talep ediyorum parti içi çok seslilik lider hegomanyasını , lider sultasının son bulacagı bir düzenleme yapmanızı talep ediyorum
    MADDE 35: Birici dünya savaşında uçak kullanıldı ama yıl 1950 bizim ülkemizde   türk köylüsünün ayağında çarık var    eskilerin canik dediği lastik ayakkabı dahi yok   traktörü ise ne şehirli biliyor nede köylü görmüş varsa yoksa bizi sen var etdin misali millet yok ,millet iradesi yok bizi sen kurtardın    bizi millet var etdin kapalı bir rejim   insanlar kuzey kore misali   ağlıyarak yani tek adam hayranı bir egitim müfredatı hala devam ediyor ana okulundan üniversitesine kadar derhal   bu programların demokratıik yapıya uyarlanmasını ve   5816 sayılı kanun kaldırılacağı bir aynasal düzenlemenin yapılmasını istiyorum.


    MADDE 36: TBMM de vekillerimiz anayasaya, bağlı kalacaklarına dair yemini batı ülkelerinde ve ABD de yapıldığı gibi &lt;&lt;Yemini herkesi kendi kutsalına göre yapması gerekir&gt;&gt; , vekillerimiz örnek incile inanan incile göre yemin etsin ,Atatürk ilkelerine inanan, Atatürk ilkelerine   göre yemin etsin ,ateşe tapan ateşe yemin etsin, ineğe tapan ineğe yemin etsin ,Kuranı kerim şahsın kutsalı ise oda isterse Kurana göre yemin etmelidir, ülkemizde yaşayan bir Musevi vekil, veya bir ermeni vekil isterse &lt;&lt;Yeminini herkes kendi kutsalına göre isterse yapması gerekir&gt;&gt; ,    bu anayasal düzenleme yapılmalıdır.
    MADDE 34: Devlet bir Bütündür , Milettin Dili birden fazla dil olabilir   ama Bayrağı tekdir, Millî Marşı aynı olsun ama Başkenti ise; sanayide,ekonomide ticaretde, finansda , bankaların genel merkezlerinin İSTANBULDA olması bakımından,yabancı resmi ve sivil konuklar agırlamada, iç ve dış turizmde, basında, medyada, tarihi hafıza bakımından, kültürel hafıza bakımından, dini hafıza bakımından ,özellikle ğeçmişde ve günümüzdede önemi artarak devam ediyor; İslam ve türk dünyasın siyasi kıblesi olması bakımından anayasada yazılmasada , uygulamada başkent zaten İSTANBULdur .
    İstanbul , tarihde kültürde ve medeniyetde zaten fiili durumda başkent İSTANBULDUR.
    İSTANBULun taşıdıgı böyle bir mana ve böyle bir ruh hali ile birlikde İSTANBUL taşıdığı ulvi mananın yanında çoğrafi fiziki jeopolitik bakımlardanda bütün bu üstünlüleri ile zaten şehirlerin başı, başşehir İSTANBUL degilmidir,onu için gercekde şüphesizki başkent İSTANBULDUR, ancak yalnızca resmi bakımdan ve bakanlıkların TBMM nin ankarada olmsa bakımında resmiyetde başkent ankaradır.
    Bu nedenle ben devlete ve milletimize ek bir külfet masraf olmasın diye şöyle bir teklifde bulunuyorum kendimizi kandırmayalım   uyugulamada başkent zaten ekseri çoğunlukla İSTANBUL dur, bu nedenle devlete ek masraf olmasın diye MALİYET BİNMESİN DİYE ben bu anaysa ile başkentin İstanbul olarak degiştirilmesini fakat ek külfet masraf olmasın diye bakanlıkların ankarada kalmasına ankaranın eş başkanlık gibi eş başkent olasını fakat resmi olarak resmi başkentimiz İSTANBUL olsun Ankara eş başkent olarak kalsın bakanlıklar ,tbmm , başbakanlık yine ankarada kalsın Ankara eş başkent olsun   istiyorum bu uygulama ile şüphesizki İSTANBULUN başkent olması onun verdiği şeref ve misyonu   bizi bütün dünyaya dahada hakim kılacaktır, ortak geçmişimiz olan millet ve devletlerle bağımızı dahada kuvetlendirecektir. ,Ankara ise onun verdiği şeref ve misyondan kurtulmanın adıdır.

    MADDE 37: &lt;&lt;Devlet her kademedeki öğretim ve eğitim faliyetinde uzakdan egitimi destekler&gt;&gt;
    İletişim devrimi sayesinde bireysel özgürlük ve girişim fırsatı tarihte hiç görülmemiş derecede artmaktadır.İletişim devriminin odak noktasının “birey” olması, Global Paradoks’un özüdür.Büyük sistem,en küçük oyuncunun hizmetindedir. Bilgiye ulaşma ve kullanmadaki hız ile herkese her an ulaşabilme imkanı,global ögretimdede en küçük oyuncuyu çok güçlü hale getirmiştir
    :Her kademede Örgün; ögretim kurumlarına denk ,eşit yaşlarda olacak şekilde vatandaşlar talep ederlerse uzakdan egitim veren muadil kurumlara devam ederek hayat boyu ögrenme imkankarından yaşamdan ve üretimden kopmadan (tıpkı Anadolou üniversitesi acık ögretim fakültesi AOF deki gibi ilk ve orta ögrtetimdede vatandaşlar teknoloji ve internet ve uydu vasıtasıyla çagın imkanlarından faydalanarak okumak için üretmeden vazgeçmeyen bir toplum olmayı devlet azami derecede destekleyecektir, bu mevzu ile ilgili yani anayasada &lt;&lt;Devlet her kademedeki öğretim ve eğitim faliyetinde uzakdan egitimi destekler&gt;&gt;
    Bu şekilde anayasa degişikliği yapılmasını istiyorum. (konu ile ilgli detaylı acıklama için cep 05052404948)

    MADDE 38: Eğitim öğretim karma ile birlikde ilköğretimde ortaöğretimde ve lisedede karma egim ve öğretim ile birlikde aynı zamanda karma olmayan kız lisesi ve erkek lisesi gibi ayrı ayrı okular ögretimin herkademesinde ihtiyaca ve talebe göre okular yaygınlaştırılmalıdır, ABD ‘de &lt;&lt;egitim sırasında gebelik&gt;&gt; olaylarında büyük artış meydana gelmiş,Non-academic-or extra-academic-benefits ofsingle-sex education adlı araştırmanın sonuçlarına göre erkek örgenciler ,derslerde heycanlı teşebüscü ve hareketi arzu ediyor…
    Kız örgenciler ise daha sakin,sindire sindire ders ilerlemeyi ve teker teker not almayı tecih ediyor…   ikicins arasındaki anlayış ve üslüp farkıda müfredatı uygulamak zorunda olan egitimcileri bir hayli zorluyor…
    Yapılan araştırmalar sonucunda özelikle ergenlik döneminde örgencilerin dikkatlerinin daha da fazla azaldıgı tesbit edilmiştir
    ABD , bunun gibi tesbitler ışıgı altında &lt;&lt; kız ve erkek ayrı okullar modelini hızla yaygınlaştırmakta dır. Avrupa karma egitimden hızla vaz geciyor bizde ise körü körüne taklit yüzünden çagdaşlıgın bir gereği olarak sunuluyor. Toplumun değerleri ile çatışma halindeki bir karma yapıda ısrardan vaz geçilmeli ve anayasada yazılı bir metin halinde yer almalı ve alt yapı hazırlanıncaya kadar öğrncilerin aynı binada ve ayrı ayrı sınıflarda ders görmelerini de egitimde bir alt&#101;rnatif model olarak vatandaşın hizmetine sunulmasını bir anayasal gereklilik olarak yazılmasını arzu ediyorum.
    Demokratik bir devletde karma egitim gibi karma olmayan bir egitim sistemini tecih edecek anayasal düzenleme yapılmalısıdır, vatandaşların tabii haklarıdır.
    MADDE 39 :Din ve Vicdan Hürriyeti öyle yazılı metinle olmaz şayet bir hüriyet varsa tatbik edilebilmelidir, tatbik edilebilmelidirki ,tatbik edilmeyen bir hüriyet ancak afakidir yalandır, şair necip fazıl kısa kürekin ifadesi ile &lt;&lt;camiler serbest ama yolları yasak onlar meydana hakim , biz ise camide TUTSAK&gt;&gt;
    Bu nedenlede misal olarak namaz kılacaksın sana 5 km veya 15 km uzakdaki bir cami adresi tarif ediliyor bazı semtlerde yada bazı üniversitelerde vakit namazlarının arsasındaki vakitlerin kış aylarında bir bucuk saate kadar düştüğü bir ülkede vakit namazını ALLAH inancını mesainin dışınamı bırakmak gerek, bunun adı inanç hüriyeti olacak öylemi …???
    Uygulama imkanı olmayan   bir hüriyet   tek partili demokrasiye benzer, iş hanlarında mescit var   2 el araba pazarında mescit var otobüs terminallerinde mescit var ,pazaryerlerinde mescit var .ama başda valilik ve kamu kurumları ilk ögretimde lisede ve bazı üniversitelerde ısrarla mescit YOK yok .

    Devlet kurumunun oldugu cok yerde yok halkını ve inancını yok sayan göstermelik inanc hüriyetinin anayasada yazılı olması   bir anlam ifade edebilirmi …??? lütfen anayasal düzenlemeleri gercekçi ve halkın ihtiyaclarına göre yapalım yoksa bize alıştırdıkları zorbalıklara göre degil !!!... .
    Bütün kamu kurumları ve bütün okul ve üniversitelerinde kaymakam ve valiliklerde vatandaşların istekleri doğrultusunda mescit ve diğer ibadet mekanlarının talep olduğu zaman açılması gerekecek şekilde anayasal düzenleme yapılmasını istiyorum.Bu anayasada olmaz demeyin derseniz, gercekçi bir uygulamaya dönük bir anayasa yapmamış olursunuz.

    Günlük yaşamımızda şehirlerarası bir petrol istasyonunda mescit cami var,   bir yolboyu loantasıda bir mescit cami var , ancak bir valilikde bir kaymakamlıkda bir üniversiterde çoğunlukla olmuyor talep halınde her yerde mescit acılması hükmü yazılı olarak belirtilmeli yoruma acık kesinlikle bırakılmamalıdır vatandaş baş örtüsünü veya ibadetrini mesainin dışına bırakmak Allaha olan inancını ve o inancın gerekleri olan emirleri   DEVLET VE KAMU KURUMLARIDA ÜNİVERSDİTELERDE   Allaha inancını mesainin dışına bırakmak gibi bir uygulamaya mecbur kalacak ve anayasada yazan; din ve vicdan hüriyeti o zaman süs biberi olmadıgı nereden anlaşılacak onu için bu metinler gayet acık ve anlaşılır olması gerekmektedir. Özel sektör ve Bütün kamu kurumları ve bütün okul ve üniversitelerinde vatandaşların istekleri doğrultusunda mescitler ve diğer ibadet mekanlarını talep olduğu zaman açılması istiyoruz anayasada bu husus mutlaka yazılmalıdır .
    MADDE 40: Eğitimin her aşamasında M.Akif, Necip Fazıl ,Bediüzzaman Said Nursi, Orhan Pamuk,Nazım Hikmet mevlana yunus emre hacı Bektaşi veli gibi bu toprağa ve millete mal olmuş bütün her türlü görüşe ait insanlarıda ayırım yapmadan
    Önemine göre istifade edilmelidir .
    C HP-Memuru,CHP-Askeri, CHP- Hariciye CHP olacak şekilde ekseriyetini CHP yapacak bir eğitim sisteminin türkiyeden kaldırılması şehirde yaşayanlarnın eseriyetinin ve hariciyenin, memurun ekseriyetinin CHP li olması tasadüf degilddir çünkü marif bir partinin programına göre insan yetiştiriyor memurun ekseriyetle CHP li olmasının sebebi marif bir partinin programına göre insan yetiştiriyor, isbatı ise şudur; en son seçimde yüksek seçim kurulunun seçimden önce aldığı adrese dayalı oy kullanma kararına göre AKP son seçimden ; bir önceki seçimde; daha az oyla daha çok vekil çıkarmıştır AMA adrese dayalı oy kullanma kararına göre iki kişiden birinin oyunu AKP aldığı halde yani daha çok oy aldığı halde seçimde ; daha az millet vekili parlementoya taşımıştır.çünkü şehirde yaşayan insanlar kırsala göre daha çok maarifle tanışıktır.



    Devletin herkese eşit ve adil tarafsız olması gerekirken ;   eğitim programlarının bir partinin düşüncesine göre eğitim vermeyecek şekilde adil ve tarafsız anayasal eğiti ögretim metni oluşturulmalıdır.
    Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
    Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!...
    -Boğamazsın ki!
    -Hiçolmazsa yanımdan kovarım.
    Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
    Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Ecdadımıza söven ,osmanlıcayı ve kuran harflerini aşagılayan, eskiye küfreden, tesettürü hakir gören bir egitim müfredatından MEB nın ve Üniversitelerin vazgeçecegi taraf olmayacagı ögtretim müfredatının hazırlanması için anayasal düzenleme yapılmasını istiyoruz.

    MADDE 41: – Devletin en çok fikir beyan etmemesi gereken iki mevzu &lt;&lt;Din ve Tarih&gt;&gt; Devlet nedense en çok bu iki alana müdahil olmuştur, Bu mevzular tarihçilere ve ilim adamlarına bırakılması gerekir.
       Tarih, resmi tarih ve ideolojisi ile degilde değişik anlatım ve mukayeseli her türlü birbirine zıt ve mukayeseli yazarların içinde olduğu muhtelifleri ile zenginleştirilmiş ,diğer görüşlerin sağdan soldan zenginleştirilmesi tarihçilerin çeşitliliği ile dolu bir tarih kitapları düzenlenmelidir.
    Örnegin yakın tarih yazılırken Dr. Rıza Nur hayatım ve hatıratım eserinden , Kadir mısırlıoglunu eserlerinden ,Necip fazıl kısaküregin eserlerinden , Mustafa islamoglunun eserlerinden, Yavuz Bahadır oglunun eserlerindende faydalanılmalıdır.
    Demokratik devletin resmi tarih anlayışı ve resmi din anlayışı olamaz; demokratik devlet tarihi tarihçilere bırakmalıdır demokratik devlet tarafsız ve taraflara eşit mesafededir ,demokratik Devletin dini olamaz, vatandaşın dini olabilir, tarih ve din konularına demokratik devletin müdahil olmaması gerekir bu nedenlede Diyanet işeri başkanlıgınında özerkliğinin olması gerekmektedir.
    başda yakın tarih olmak   üzere halen şu anki okullarada okutuldugu gibi tarih yazıldıgı gibi degilde yaşandıgı gibi, ögretilmeli bunun içinde ; örnegin aynı hasta hakkında bazen teşhisde ve tedavide farklı doktarların farklı yorumları olabildigi gibi başda en başda son ikiyüzyıllık tarih olmak üzere farklı farklı tarihçilerin görüşleride mukayeseli olacak şekilde okutulmalıdır. Resmi tarih ve ideolojik tarih değil; değişik anlatım ve mukayeseli her türlü yazılanları değil yaşananların muhtelifleri ile zenginleştirilmiş diğer görüşlerin sağdan soldan zenginleştirilmesi sonucu her tarafında görüşlerininde yer aldıgı bir tarih okullarda ve üniversitelerde okutulmalıdır. Okullardaki ders kitaplarında,Dersimin mevzusu dahi geçmiyen yaşanan değil, yazılan bir tarih anlayışımız var &lt;&lt;Bahset tarih balıgın tırmandıgı kavakdan&gt;&gt; misali okullarımızda ise ölümden bahsetmeyen bir din dersimiz var; gerçekci yaklaşımlar ile müfredatımız yeniden düzenlenmelidir.

    MADDE 42: Askeri okulların yapısı millet tabalı olmalı çok tabanlı bir mozaiğin parçası olmalı statükocu ihtilalci bir yapıda bir eğitim kurumu olmadan askeri okullar derhal çıkarılmalı askeri okularda yetişen Harbiyeliler genelkurmay başkanlıgınıdan sonraki makamın   askeriyedeki son makamın ihtilal yaparak cumhurbaşkanı olacagını , ögrendiği egitim müesseleri olmakdan cıkarılmalı kışla egitiminde de siyaset olmayacak şekılde egitim görmeleri gerekir.
    Devlet içinde ikinci bir devlet gibi mahkeme kararlarını uygulamayan bir kurum olmakdan çıkarılmalıdır Türk silahlı kuvetleri, keyfe keder bir eğıtım müsesesi olmakdandan çıkarılmalı derhal acılıyetle tarihde oldugu gibi ;yeniden yeni çeriye   karşılık; bır nizami çedit gibi asrın ihtiyaclar ıle donantılacak   yeni bir ordunu teşekkülü için kanun çıkarılmalı mevcut ordumuzunda kara kuvvetleri ve jandarma kuvvetleri personel sayısı azaltılmalı , genel kurmay milli savunma bakanlıgına baglanmalıdır.

    Askeri okulların hepsi harpokuları harp akademisi dahil halkdan kopuk ayrı kozalar içerisinde kendilerine göre toplum çogunluguna yabani bir şekilde devlet içiğnde bagımsız bir devlet gibi , harcamaları denetlenemiyen bir kurumlar abidesi olmakdan cıkarılmalıdır. Kendi halkının   değerleriyle savaşan bir ordu durumundan çıkarılmasını saylayacak ve egitim verecek şekilde anayasal düzenleme yapmanızı istiyorum.
    MADDE 43: Ailenin Korunması çok önelidir çünkü bir ülkede   örnek batı gibi ABD gibi aile müessesi çökmüşse şayet bir devlet var ise onu 150-200 yılda düzeltip tekrar aile kurumunu kuramaz , ama bir ülkenin şayet ekonomisi bozuksa o ülke   kendisi çalışırsa 15 - 10 veya 20 senede ekonomisini düzeltebilir onu için   özel sekterde ve devlet de    çalışanlar şayet aile kurarlarsa evlenirlerse     aile tazminatı olarak maaşlarında   üçde bir oranıda artacagı ayrılısada üçtebir oranıda azalacagı belirtilmeli çünkü yapılan istatistik verilerine göre ülkemizde son zamanlarda iki evlilikden birtanesi boşanma ile neticeleniyor resmi nikahdan önce gençlerin aile okulu kurslarına katılması zorunlu belgeli olması gerekmektedir, tıpkı araç kullanmak için ehliyet belgesi gibi evlilik okulu kurslarınadan belgeli olması mecburi şart olmalıdır. Çocuk sayılarının ortalama dörtden aşagı düşmemesi yönünde tedbirler alınmalıdır atalarımız tek   coçugu yoksay ikiyi birsay demişler ölüm var yitim var,deprem var harp var vb leri var, bakın çin ekonmisi dünyaya meydan okuyor nüfus her zaman tarih den günümüze   bir güç dür Avrupa cçk cocuklu ve aileyi yasalar ile teşvık ediyor bizede az çocuk diyor .
    Bizler çok çocuklu ve çok , çok ahlaklı bir Milet olalım   daha az çocuk diyecegimize daha az HIRSIZLIK yapalım hakımıza razı olalım aç gözlü olmayalım, bu kadar aç gözlü olmayalım gelir dağılımında adaletli olalım zira dünya ne adar büyük olursa olsun deniz ne kadar büyük olursa olsun bizim nasibiz elimizdeki destimiz kadardır açlık ile tokluk arasındaki fark bir tast çorba kadardır unutmayalım . …
                                                                                                             

    MADDE 44: İlkokul , kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ,ançak uygulamada ögretimin ve egitimin her kademesinde karma egitimde alabilir ayrı, ayrıda olabilir, örgün egitimle de olabilir, uzakdan egitim modeli ile kurslar ile ve internetle uydu ile ğörsel medya ile desteklide olabilir , Eğitimin her aşamasında ,vatandaş isterse uzakdan egitim modelinide   tercih edebilecek şekilde anayasal düzenleme yapılabilmelidir.
    Orta öretim lise ögretimi de karma egitim ve karma olmayan egitim şeklinde vatandaşın isteğine bağlı şekilde verilebilir .İlk öğretim , orta öğtetim lise ögretimi ve yüksek öğretim hem karma egitim hem karma olmayan egitim hem örgün egitim hem yaygın ve uzakdan egitim vasıtasıyla alanlarına ve imkanlarına göre uzakdan egitim şeklinde internet vasıtasıyla özel sektör marfetiylede verilebilir. Unutmayalım yaklaık 45 yıl öncesi mektupla ögretim olarak başlayan açık ögretim fakültesi AOF Eskişehir Anadolu üniversiteswi acık ögretim fakültesi nin mektupla ögertimden bugünkü geldiği noktayı düşünürsek bu gün MEKTUPLA DEGİL , İNTERNETLE UYDUYLA BİLGİDAYAR VE AKILLI TAHTAYLA çok daha geniş imkanlar ile bu üniversitedeki AOF gibi   uzakdan egitim modelini ilk orta lise ögretimine başda sözel bilimlerde uygulama olmayan atelye labratuvar calışması olmayan    mesleki ve teknik egitim vb dışındaki sözel bilimlerde yaygınlaştırırsak; mektupla başladıgımız AOF den   çok daha iyi noktalara ilkögretimde lise ve orta ögretimdede gelebiliriz bunu yapmak için   özel sektörün desteğini alırız istihdam dam imkanı sağlamış oluruz devletin kamunun sırtından    bina techizat donanım kırtasiye personel yüklerinin çogunu almış özel sektöre vermiş oluruz   devlet sadece AOF oldugu gibi harcını alır imtihan sınavını yapar   isteyen aynı zaman da örgün egitime de devam eder isteyen uzakdan egitime devam ederek , yaygın ve uzakdan egitim     insanların    sanayinin çırak kalfa ihtiyacını karşılar tüketen baba parsı yiyen baba bankı sömüren bir toplumdan ziyade iş güçüne mesleki ve teknik egitime sanayiye ve özel sektörede destek vermiş oluruz   bu konu ile detaylı açıklama yapa bilirim bizat gelerek istenirse çok memnun olurum : cep 05052404948 bu uzakdan egitim çok önemli mektupla ögretim olarak başlayan bugun kü AOF NEREYE GELDİ millete ve devlete bir zararı varmı sorsunlar bakalım bu anayasa il ilgli calışma yapanlar AOF    devletin hazineye yılda ne kadar para aktarıyor nasıl ki AOF için MURAT KARCAN ACIK ÖRETİM KURLARI VAR İSE LİSE İÇİNDE AKSAMLARI   HAFTA SONU OLUR YAŞ SINIRI KALKMALI ÖRGÜN ÖGRETİMDE BİR ÖGRENCİ   HANGİ YAŞDA HANGİ SINIFA GİDİYORSA UZAKDAN EGITIMDE   DE AYNISI OLMALI DEVLETİN KARI   VE   MİLLETİN MENFATİ İÇİNN    SINIF GECME DEGİL UZAKDAN EGİTİMDE DERS GECME SİSTEMİ TEŞVİK EDİLMELİ, bu vesile ile çalışkan örgeciler   teşvik edilmeli bu işlerin yükünü millete kısmende olsa devredilmeli , Sümerbank kitler gibi geliri olmayan giderleri millete bırakalım istihdamın önünü yapacagınız aynasal düzenleme ile acın istiyorum.
    Bu uzakdan eğitimi yaygınlaştırmanız halınde gariban insanlar    örnegin güneydoguda hayvancılık yaparak köyde uzakdan bir bilgisayar ıle dag başında bir cobanlık yapan coçuk orta okulu rahatlıkla okuyabilecek   veye kardenizde tarım işcis çay topluyan bir kızımız liseyi uzakdan egitimle 19 yaşını beklemeden okuyup bitirebilecek, ve bu uzakdan egitim sayesinde   meslek örgenen bir çırak yada kalfa   ortaokulunu ve lisesini dışardan okuyarak çalışarak üretime istihdama katkıda bulunarak okuya bilecek devletede sadece sınav parsını alacak bu sayede internet bilgisayar kulanımınıda     çok daha yaygınlaştırmaya katkıda bulunmuş olacaksınız bu konu memlekıtimiz için kalkınmamız için çok elzemdir.Avusturalyada ve ABD denin bazı eyaletlerinde özelikle Katoliklik ailelerde çocukların okulda eroin kullanma ve hem cinsellik eş cinselik gibi homoseksüellik
    ve esrar içme gibi alışkanlıklar kazanmaması için yoğun bir şekilde uzakdan eğitimi uygulamaktadır .
    bizim ülkemizde ise yalnızca   uzakdan ögretim ,yüksek öğrenimde yaygındır AOF gibi ama ilköğretim ve orta öğretimde yaygın degildir. Avusturalyada ise yerleşim birimleri arsındaki mesafeler çok uzak ve çok maliyetli oldugu için tercih edilmektedir.
    İlköğretim ve lise öğretiminde uzaktan teşvik edilmesi bilgi teknolojileri internet ile okula bağlı kalmaksızın okul dışında eğitim imkanları ile açılması uyguluma olmayan dersler dışında uzaktan eğitimin teşvik ve desteklenmesi faaliyetleri uzaktan eğitime destek için özel sektör özel devlet yüksek öğrenimde olduğu gibi ilköğretim ve lisede de Eskişehir Anadolu üniversitesi AÖF gibi yalnız sade sınav yapmalı organize yapmalı kamu kurumları ile okulları ile desteklenmeli ancak devam şartı kaldırılarak ilk ilköğretimde sözelde özellikle yabancı dil ve v.b’ lerin de özel sektöre iş bırakılmalı Sümer bankın 70 yıl ayakkabı gömlek yaptığı gibi bu durum ögretimdede böyle gelmiş böyle gider misali devam etmemeli mevcut öğretim sistemi uygulamaları devam edebilir ançak zenginlik ve çeşitlilik olarak ile ilköğretim ve liselerde devam etsin ancak ; arabaların,beyaz eşyaların cep telefonların , markalar farklı farklı model ve türleri gibi alt&#101;rnatif zenginlik olarak uzaktan eğitim yalnızca üniversitede AÖF de olduğu gibi kalmamalı ilköğretim ve lisede de yaygınlaştırılmalıdır.

    genç ve diamik bir nüfus lisede sanki herkes düz lisede okuyup vali olacakmışgibi    türibinlere doldurulmuış gibi bekliyor lütfen gelecek neslimizi ideolojik körlüklere kurban etmeyelım lütfen nesillerin heba olmasına seyirci kalırsanız milletin önünü açamazsanız bu konu devletim ve milltim için çok önemli ALLAH rızası için bu konu ile ilgli bizat bilgivermek istiyorum kabul buyurmazsanız ahiretde sizlerden davacıyım bunu böyle bilesiz lüten…???!!! Cep:05052404948
    MADDE 45: PKK, KCK vb mücadele için özel olarak bir bakanlık acil kurulmalı başbakanlıga bağlı calışmalıdır o bölgede calışacak personel yazılı - sözlü –beden egitimi saglık taraması olan imtihanlar ile işe alınmalıdır, emekli olana kadar aynı bölgede calıştırılmalıdır, zafiyet gösterir ise calışan personel onun çalıştıgı bölgede PKK vukuat çıkarabilirse , olay olursa yaptırım uygulanmalı şayet calışan personel başarı gösterirse maaşının ; 5-10-20 katı ödüllendirilmelidir, ihbarcılar , ihbarın önemine konusunun büyüklüğüne ihbarlarına göre ; yüklü paralar verilmeli ve ödüllendirilmelidir, bölge halkına duyuru yapılmalıdır ihbarcıların para ile ödüllendirilecekleri duyurulmalıdır.                          Çalışacagı bölgesi belirli olan o bölgenin dilini bilen özel savunma ve istihbarat amaclı okullar acılmalı PKK oparesyonlarını olmadan haber ihbar eden şahıslara çok büyük PARA ödülleri verilmeli bölge halkından ihbarda bulunanlar   isterslerse ihbarlarından sonra , arzu ederlerse batıya göçe etmeli ve tokide batıdan hizmetlerine mukabıl konut verilmelidir bu şahıslara asğari üçretlede olsa işe girmelerinde devlet öncelik vermelidir
    .Genel kurmayın askeriyenin özellikle kara kuvetlerinin ve jandarmanın personel sayısı azaltılmalı ve başbakanlıga baglı özel modern teknık donanımı yüksek halk destekli millet tabanlı yeni bir ordu kurulmalı mevcut askeriyenın personel sayısı gittikçe azaltılmalı ve zamanla eritilmeli ve yeniçeri gibi zamana yayarak ilerliyen yıllarda miadı dolmuş birimler ya yeniden yapılandırılmalı yada tamamen kaldırılmalıdır . Askeriyenin elindeki tatil köyleri hizmet içi Eğitim adı altındaki bütün dinlenme amaclı millete yük kurumlar satılmalı ve özelleştirilmeli   tarihde oldugu gibi yeniçeriye karşı nizamı cedid vebenzerlerinin kuruldugu gibi yeni bir ordunun kurulma zamanı çokdan gelmiştir, aksi halde   mevcut askeriyedeki egitim sisteminin algıları sayesinde sivilleri basit ve hafif görmekde sivillere güvenmemektedirler ve sivilleri güdülecek koyun nazarıyla bakmaktadırlar; Ahmet şık nedim Şener ve haberal gibi devamlı ihtilalci bir ruh anlayışı hakimdir harbiyeden yetişenlerde aynı metodla egitildiklerınden aksi halde degişilik yapılıp önlem alınmaz ise şayet zaman içinde tasfiye edilmezlerse şayet ; ihtilal ve cunta hiçbir zaman gündemimizden düşmeyecektir gerçekci, olalım birbirimizi kandırmanın bir anlamı yoktur…!!!
    MADDE 46 : Egitimin her aşamasında ; bilgi teknolojilerile ,uydu ile, internet ile ,görselmedya destekli egitim kanalları MEB VE TRT tarafından yeterli sayı , yeterli talep uzakdan egitimde sınıf oluşması şart degıldir her alanda uzakdan egıtım verilmeli ,verilebilir ilköğretim orta ögretim lisede yaygınlaştırılması desteklenmelidir   örgün ögretime parel muadil yaşda olmalı ,denk yaşda herkes isterse okuyabilmelidir bu şekilde anadilde egitimde seçmeli ders olarak okutulabilmeli, kuranı kerm ögertim dersinde secmeli olarak okutulabilmeli ,Osmanlıcada secmeli ders olarakokutulabilmeli , arapca derside secmeli ders olarak okutulabilmeli , ingilzce Osmanlıcada secmeli ders olarakokutulabilmeli inğilizcede secmeli olarak isteyen herkes secebilmelidir. Sözel bilimlerde dayalı uzakdan egıtime dönük sözel agırlıklı ihtisalaşmış lise ve ilkögretim okulları ve ilk ögretimi uzakdan egitime uygun olarak müfredatları yeniden yapılandırımalıdır, böyle gelmiş böyle gitmemesi gerekir, çagın ve uzakdan egitimin imkanlarına göre yeniden yapılandırılmalıdır degişim olmazsa , olmaz bir şartdır.
    Örgün ögretime parelel denk olacak şekilde yaş şartı kaldırılmalıdır ,eşitlenmelidir uzakdan egitimle örgün egitimde okuyanların yaşlar denk olmalıdır ancak uzakdan egitim daha çok ferdin şahsi gayretini gerektirdiği için uzakdan egitimde sınıf geçme sistemi degilde ders geçme sistemi imkanı saglanarak uzakdan egitim teşvik edilmelidir.(Konu ile ilgli detaylı acıklama için cep 05052404948)

    MADDE 47: ERKEK VE ERKEK HAKLARINA YÖNELİK TEKLİFLER
    Herkes kadın hakkı savunuyoruz diye diye kadının çalışma hayatındaki yeri kadının statüsü gerekcesi ile kadının birinci vazifesi olan analık ve çocuk dogurma vazifesi ihmal edilerek fıtratın zıttı olacak şekilde kadın erkegine yardımcı olması gerirken kadın hakkı savunıyoruz diye aile parcalanması sürecine katkıda bulunulmasının önü yapılacak anayanasal düzenleme ile önlenmelidir.Hiç erkek hakkını savunan dernek varmı… Hiç erkek hakkını savuna bir medya varmı? Kadınlarda kadını savunuyor, erkeklerde kadını savunuyor PEŞİN HÜKÜMLE yalnız kadını bir cinsi , savunarak bir yere varamayız erkekde İNSANDIR KADINDA, Kim magdur ise onu savunmamız gerekir,cins ayrımcılığı yapmak doğru değildir, mağduriyeti mevzu bahistir.Magdur kimse ona taraf olmalıyız bu kadında olabilir ,çocukda yaşlıda, erkekde
    Bakınız batı ve ABD kadını evinden çıkardı şimdide kadını bir türlü evine döndüremiyor kadına analık yapması için türkiyeden çok daha fazla sosyal hak veriyor ama kadını bir türlü evine döndüremiyor dışarı çıkan kadın bir daha hiçbir şekilde gerekçesi ne olursa olsun bir türlü evine girmek istemiyor.
    Batıda nüfusun yaşlanması sonucuna karşı ; Avrupa çaresiz , bizde aynı yolda daha hızlı gidiyoruz bu anayasa ile önlem almalıyız. Yeni Anayasa, insan hak ve özgürlüklerinin bütün erkekler için için yaşanabilir bir durum olarak gerçekleşmesi için teminatla yetinmemeli, bu anlamda yasa koyucuyu bağlayıcı taahhütler de içermelidir. Eğitim hakkından çalışma hayatına, siyaset hakkından kamu hizmetlerine girme hakkına kadar, mevcut itibarıyla erkeklerin aleyhine olan fiili durumları “insan onuru” ekseninde ve kadın-erkek ve erkek-erkek eşitliğini sağlama hedefiyle erkege yönelik ayırımcılığa son vermelidir
    MADDE 48: Devrim kanunlarının   tamamı kaldırılmalıdır, Bu altı oku hiçbir zaman ,hiç bir zaman Bu altı oku milletin sectiği hiçbir meclis anayaysa yazmadı, 6 oku ısrarla üç darbeyi yapanlar çok lazımmış gibi anayasaya yazdı ,yazarkende   CHP ilkeleri diye yazmadı Atatürk ilkeleri diye yazdı . Birinci meclisi tavsiye edenler yazdılar ,1960 ihtilalini yapanlar anayasaya yazdı 12 eylül ihtilalin yapan Kenan evren de dahil ihtilalcilerin hepsi anayaysa bu altı oku yazdılar , milletin sectiği hiçbir meclis anayasaya yazmadı bu 6 oku, milletin secttiği meclisin degil ihtilal anayasalarının ortak ürünüdür bu 6 ok ,darbecilerin ortak ürünüdür.CHP nin 6 altı ilkesi ; 1921 anaysasını , 27 mart 1923de tırabzon milletvekili Ali Şükrü beyi ,Çankaya muhafız alay komutanı topal osmana cinayetle katlettirdik den sonra Anayasaya ; Atatürk ilkeleri diye tıpkı Latin harflerini türk harfleri ,İsviçre kanunlarını türk medeni kanunu diye yutturdukları gibi   millete sormadan böylesine önemli mevzuları referandum dahi yapmada milete güvenmiyenler silah zoruyla miletin başına geçirdiler.
    Dikta bir anlayışla CHP nin 6 okunu anayasaya ; CHP okları diye değilde Atatürk ilkeleri diye zorla koydular, başbakan Adnan menderesi asanlarda   tekrar anaysaya CHP nin 6 okunu koydular millete sormadan Kenan evrende anayaysa CHP nin altı okunu koydu , CHP anayasaya 6 oku millettin başına musallat etdiler. Milletin sectiği meclis olarak CHP nin bu 6 okunu ya kaldırın yada referandum ile millete sorulması gerekir, miletin kalbine saplanmış 6 ucu sivri oktan miletimizin derhal kurtulması gerekmektedir.
    Bütün vatandaşlar CHP li olmadıgına göre bütün vatandaşlar CHP parti tüzüğüne ğöre CHP parti programına göre yönetilmek zorunda bırakılabilirmi bu nasıl demokrasi bu nasıl katılımcı demokrasi bu nasıl çoğulcu demokrasi bu nasıl millet iradesinin temsıl edilmesi bu nasıl özgürlükdürki CHP nin 6 oku anyasa ıle ve bütün vatandaşların tüm ömürlerinin mayasının şekillenmesini belirliyor bu adaletmi cumhurıyetmi yoka MECBURİYETin adı cumhuriyetmi oldu böyle; cumhuriyet çindede var saddamında böyle cumhurıyeti vardı ,suriyeninde böyle cumhuriyeti hala var , cumhurun iradesinin yansımasını   hangi akıllıya bunları demokrasi diye anlatabılırsınız CHP nin 6 oku anayasadan kesinlikle derhal kaldırılmalıdır, değişimlere Libya lideri kadafi gibi Suriye yönetimi gibi taleplerimize ısrarla kulak tıkamayınız lütfen.
       Anayasadaki   ayrıca örnek; şapka giyme mecburiyeti gibi kılık kıyafete ait bay veya bayan devletin sivil resmi kamusal alan veya kamu dışı müdahalesi kabul edilemez tercih tamamen vatandaşın hür iradesindedir. Aksi durum lokantaya aç karnını doyurmak için gelen vatandaşa lokantacının   sen şu yemegi yemek mecburiyetindesin şu kebabıda sana yedirmem demesinin aynısıdır, veya ayakkabı satın almak isteyen ve 40 numara ayakkabı giyen bir vatandaşa ayakkabı satıcısının müşteriye zorla ; 35 numara müşterinin ayağına olmadığı halde 35 numarayı satması veya zorla müşterinin ayağına olmadığı halde 44 numara ayakkabı satmasından daha beter bir zorbalıktır, çünkü vatandaş bu ülkede ne giyip ne yiyecegini ne giyeceğni bilmiyormu ?
    Kimin veya hangi kurumun   vatandaşa hangi kıyafeti ne giyecegini ögretmesi haddimidir vatandaş bu ülkenin misafiri degil ev sahibidir. buna göre lütfen vatandaşı yok sayan bir anayasayı kim hazırlarsa hazırlasın makamı ne olursa olsun cunta anayasası olmakdan öteye gidemez.
    Bu gercek böyle biline…   bu ülke artık ;   cumhurbaşkanın aynı zaman da parti, başkanı olduğu tek parti kalıntılarından arındırılmalıdır ve çok seslilik esas kabul edilmelidir.
    Tek partinin parti tüzüğünün TC anayasası olduğu bir ülkede hangi parti iktidar olursa olsun onun o hükümetin muktedir olması imkansız olduğuna göre ,çok partilik çogulculuk bir aldatmadan öteye gidemez türkiyeyi ve mileti   tek parti cuntasının   prensiplerine göre idare etdir bütün hükümetler eğitimi ögretimi marifi üniversiteleri dahi buna göre şekillendirdiler, böyle geldi böyle devam edemez bu zulüm devlet taraf olamaz olmamalı.
    Millet kendi bünyesine göre elbise giyemedi CHP elbisesini millete zorla giydirdiler .
    Hayatımızı zoraki tanzim eden, elektrikli bir deli ğömlegini artık milletce silkinip atmak ve kurtulmak zorundayız.
    Tek partini parti programından arındırılmayan bir anayasa metninin adının sivil anayasa olması ile anayasa sivil olamaz bu nedenle ALTI OK YENİ ANAYSADAN ÇIKARMALIDIR. Atatürk laikliği , Atatürk milliyetciliği gibi   ,muz gibi ne niyetine yerseniz o tadı veren    kavramlar hayatımıza zulümle kışla nizamı veremez.



    MİLLET TANIMI TEKLİFİ
    Vatanlarının Türkiye Cumhuriyeti toprakları olduğu konusunda fikir ve tavır birliği bulunan farklı etnik kimliklere mensup insanlar topluluğu” şeklindeki millet tanımı yeni Yeni Anayasa’da esas alınmalıdır.

    BAŞLANGIÇ BÖLÜMÜ
    Ancak “insan”, “insan onuru”, “temel hak ve özgürlükler”, “hesap verebilir devlet”, “öncelenen birey”, “evrensel hukuk kuralları ve ilkeler” gibi Yeni Anayasanın temel dinamikleri olmasını önerdiğimiz kavramlara ev sahipliği yaparak, Yeni Anayasa’nın özgürlükçü kimliğine, bireyleri özgürleştirme ve insan onurunu yaşanabilir değer haline getirme amacına, demokratik, şeffaf ve hesap verir devlet idealine hizmet etmelidir.

    VATANDAŞLIK TANIMI TEKLİFLERİ
    Hem mevcuttaki sorunların çözümü hem de gelecekte bu alana ilişkin sorunların çıkmaması adına, herhangi bir etnik grubun adını referans almaksızın, aksine bütün etnik grupların ortak nesnesi olan devletin adını referans alan bir vatandaşlık tanımına Yeni Anayasada yer verilmelidir. Bu nitelikte bir tanım, vatandaşlığın birey-devlet arasındaki siyasi bağ ve hukuki ilişki olması gerçeğini dayanak aldığından herkesin desteğini alabilecektir. Yeni Anayasa açısından son derece önemli olan bu destek, “Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşlık bağı bulunan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.

    Din ve vicdan hüriyeti ve özgürlük boyutu ile ele almalı, devletin inanç özgürlüğü alanına müdahalede bulunmasını engelleyecek bir araç haline getirecek şekilde tanımlamalıdır. Bu kapsamda,

    .
    Yeni Anayasa, gerekli denetim süreçleri kanun tarafından belirlenmek üzere, sivil topluma din eğitimi ve öğretimi alanında faaliyet gösterme hakkı ve imkânı vermelidir. Yeni Anayasa bireye dinini öğrenme ve öğretme hakkı tanımalı, dini eğitim veren eğitim kurumları kurma-açma hakkı ile sivil alandaki dini örgütlenmelerin meşru hak oldugu kabüllenmelidir..

    EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASINA YÖNELİK TEKLİFLER
    Yeni Anayasa, hem mevcut eğitim sisteminin vesayet pınarlarını kurutmak hem de özgür birey ve demokratik devlet hedefine varmayı hızlandıracak sivilleşme damarlarını açmak işlevi gören bir hüküm tesis etmek zorundadır.

    Yeni Anayasa bunu, başörtülü giyimi temel anayasal hak olarak gösterecek bir hükümle değil, inançlarının gereği olarak başlarını örtenler dâhil, hiç kimsenin –toplumun ahlaki bulmayacağı tercihler hariç- kılık-kıyafeti gerekçe gösterilerek eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı mesajını içeren bir hükümle tesis etmelidir.


    SEÇME, SEÇİLME HAKKI VE TÜRKİYE MİLLETVEKİLLİĞİ TEKLİFLER
    Seçme ve seçilme hakkına sahip olmak için 18 yaşını tamamlamış olmak yeterli olmalıdır.
    Diğer taraftan temsilde adaletin sağlanması noktasında, seçim barajına ilişkin oranla doğru orantılı olacak ve yönetimde istikrar ilkesi bakımından risk oluşturmayacak şekilde Türkiye milletvekilliğine ilişkin bir hükme yer verilmesi uygun olacaktır.
    MEMURLARA SİYASET HAKKI VERİLMESİNE YÖNELİK TEKLİFLER

    Kamu görevlilerine siyaset yasağı getirilmesi, siyaset kurumunun ve seçmen kitlesinin, yüksek donanımlı, ülke ve toplumun sorunlarını bilen bireylerden hem genel ve hem de yerel düzeyde yararlanmasının önüne geçildiği tartışmasızdır. Parti üyesi olması yasaklanarak siyaset hakkından yoksun bırakılan kamu görevlileri, siyasetin tarafı olmak yerine siyasi partilerin taraftarı olmak zorunda bırakılmıştır. Yeni Anayasa, demokrasi kültürüyle bağdaştırılması imkansız bu ayıptan kurtulmamıza aracılık edecek hükmü mutlaka barındırmalıdır. Daha somut bir ifadeyle kamu görevlilerine getirilen siyaset yasağına son verilmelidir.

    SENDİKAL HAKLARA İLİŞKİN TEKLİFLER

    Sınırlı mali imkanları ve üyelerinin sınır tanımayan fedakarlıkları ile Yeni Anayasa sürecinin start almasına büyük katkılar sağlayan sendika ve konfederasyonların, çalışma hayatı ve sendikal haklar (örgütlenme, toplu pazarlık ve grev hakkı) kapsamındaki Yeni Anayasaya dair talep ve beklentileri karşılanmalıdır. İşçi sendikacılığının yıllardır kullandığı gerçeğini görmezlikten gelmesi istenerek kamu görevlileri sendikacılığına sendikal haklar üçlüsünün sonuç getiren ve kazanım üretenleri olan “toplu sözleşme” ve “grev” haklarını çok gören anayasal tercih hatasından Yeni Anayasayla birlikte vazgeçilmelidir. 2010 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle elde edilen “toplu sözleşme” hakkının eksik yönü, Yeni Anayasada kamu görevlilerine de grev hakkı verilmesi suretiyle tamamlanmalıdır.

    .

    YARGI REFORMUNA İLİŞKİN TEKLİFLER
    . Bu çerçevede, HSYK kararlarına karşı, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kuruluna itiraz yoluna başvurma hakkı verilmelidir.

    Askeri yüksek yargı organları tasarımından vazgeçilerek iki başlı yargı sistemine son verilmeli, “askeri disiplin mahkemeleri” hariç, askeri mahkemeler kaldırılmalıdır. askeri disiplin mahkemelerinin kararların sivil yargıtayı temiz yolu açık olmalıdır.

    SİLAHLI KUVVETLERİN ANAYASAL KONUMU VE YÜRÜTME İLE İLİŞKİSİ
    Genelkurmay Başkanının ataması, Milli Savunma Bakanlığı’ndan başlayan bir süreçle ve üçlü kararnameyle gerçekleştirilmeli ve bu suretle Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmalıdır.


    ANAYASAL KURUMLARIN KALDIRILMASINA YÖNELİK ÖNERİLER
    Yüksek Askeri Şura, anayasal kurum olmaktan çıkarılmalı ve kaldılırılmalıdır , , devlet din ve tarih konularında taraf olamaz bu nedenle Türk tarih kurumu kapatılmalıdır, tarihi tarihçilere bırakmalıdır devlet.Diyanet işleri Başkanlığıda özerk olmalıdır.


    SONUÇ
    Konusu Yeni Anayasa, amacı Yeni Anayasa sürecine katkı sunmak olan bu raporu, Anayasa yapım sürecini ve bizzat Yeni Anayasayı esas alan içeriğe haiz sonuç bölümüyle tamamlamak çok anlamlı gözükmüyor.

    Sivil toplum kuruluşları ile bireyler tarafından dile getirilen görüşler çerçevesinde TBMM tarafından hazırlanacak ve kabul edilecek Yeni Anayasa metninin onayına sunulması sonrasında bizzat millet tarafından yazılacaktır.

    AD SOYAD: Mustafa Bahadır FİDAN

            Telefon : EMAİL: [email protected]




    o

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı