"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman'ın adalet anlayışı, Kur'ân'ın adalet anlayışıdır

22 Mart 2015, Pazar 16:50
Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatının 55. yıldönümü münasebetiyle Gazetemiz İzmit Temsilciliği ve Risale-i Nur Enstitüsü işbirliği ile Turgut Özal Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Battal’ın konuşmacı olarak katıldığı “Bir Tecdid Hareketi Olarak Risale-i Nur ‘İslâmın Çağdaş Adalet Teorisi’ ” konulu konferans düzenlendi.

Sabancı Kültür Sitesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen programa Abdussamet Hocaefendinin okuduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlandı. Kur’an tilaveti’nin ardından Risale-i Nur Enstitüsü Genel Sekreteri Ahmet Dursun açılış konuşması yaptı. Dursun, “İslami literatürde dinle hayat arasındaki irtibatı aslına uygun olarak canlandırmak için kullanılan, dinin köklerine ve özüne sahip çıkmak amacını taşıyan, ‘esaslarına dokunmadan dini, asrın şartlarına göre yeni izah ve ispatlarla insanların anlayışına en uygun bir şekilde ortaya koyma’ anlamında bir ihya hareketi olarak düşünülen tecdid kavramı, son yıllarda bilhassa İslam aleminin bir çok alanda yaşadığı krizler nedeniyle tekrar gündemimize girmiştir.” dedi. 

Dursun, İslam toplumlarının genelini tehdit eden ve genel bir çöküşe işaret eden bozulma hali karşısında entelektüel ve kalıcı çözümler üretememek, geleceğimizi şekillendirebilecek yeni paradigmaların geliştirilmesi ihtiyacını beraberinde getirdiğini söyledi. 

Açılış konuşmasının ardından Türk Tasavvuf Müziği Sanatçısı Mehmet Akça tarafından ilahi dinletesi sunuldu. İlahi dinletisinin ardından Turgut Özal Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Ahmet Battal “Bir Tecdid Hareketi Olarak Risale-i Nur ‘İslâmın Çağdaş Adalet Teorisi’” konulu konferansını sunmak üzere kürsüye davet edildi. 

BEDİÜZZAMAN’IN ADALET ANLAYIŞI DA ASLINDA KUR’AN’IN ADALET ANLAYIŞIDIR

Ahmet Battal, “Bediüzzaman ferdin imanında, cemiyetin hayatında ve devletin adalet anlayışında yani hukukta tecdid yapmış bir müceddiddir. Esasen bütün diğer müceddidler ve Bediüzzaman yepyeni 

Battal: “Adaletin öncesi ve çerçevesi uhuvvettir” hukukta tecdid yapmış bir müceddiddir.” bir şey söylemiş değildir. 

Söyledikleri Kur’an’ın tekrarıdır. Sadece, ilham eseri olarak çağı doğru okumuş ve ihtiyaçlara uygun olarak mevcudu yenilemiştir. Bediüzzaman’ın adalet anlayışı da aslında Kur’an’ın adalet anlayışıdır. Yenilik bilhassa modern devletin ve çağdaş toplum yapısının gereklerine uygun bir devlet ve adalet teorisi geliştirmiş olmasıdır.” dedi. Battal, “Adalet hakikatinin madeni, Allah’ın isimlerinden biri olan Adl ismidir. Allah, “mutlak adil olan”dır. Adalet, insanlar alemiyle ve hatta bazılarının sandığı gibi “adliye sarayı” ile sınırlı bir hakikat değildir. Oysa bilhassa üç yüz yıldır dünyayı kasıp kavuran materyalist felsefenin maddeci adalet anlayışı, adaleti, semavî olmaktan çıkarıp arzîleştirmek ve böylece süflîleştirmekle kalmamış, aynı zamanda adliyeye hapsetmeye de kalkmıştır.” dedi. Battal, “Adaletin de bir sembolü vardır: Terazi. Kutsal kitaplarda ve Kur’an’da mizan olarak ifade edilen terazi, adaleti sembolize etmiştir. Terazi putlardan bir putun değil, Bir ve Biricik olan Allah’ın elinde ise bir mânâ ifade eder. Hayat veremeyen, hikmet sahibi olmayan, sıradan bir yontulmuş taş parçasının onu yontan oduna adalet vereceğini ya da bir fayda sağlayacağını ancak ruhları odunlaşmış olanlar kabul edebilir. O halde teraziyi putun elinden kurtarmaya çalışmak da adaleti tecelli ettirmek adına mühim bir vazifedir. O halde adalet için şirki reddetmek ve tevhidi elde etmek gerekir.” dedi.

ADALETİN ÖNCESİ VE ÇERÇEVESİ UHUVVETTİR

Battal, “Adaletin öncesi ve çerçevesi uhuvvettir. Ancak, uhuvvetle yetinmemek gerektiğini düşünen, lütufla ıslah etmeye çalışmanın faydalı olmayacağı kanaatine varan kişi kendisine karşı yapılan hatayı 

affetmez, adaleti ister ve istemelidir. Aslında bir toplumun sadece hukukla ayakta durabilmesi mümkün değildir. Her hatayı hukuka havale etmek, hem bir yandan devleti sosyal hayatın içine gereğinden fazla sokar ve ilişkileri resmileştirir hem de diğer taraftan adaletin basitleşmesine ve sıradanlaşmasına sebep Battal, “Demokrasi denilen çoğulcu ya da katılımcı yönetim biçiminde fıtrata uygun anayasayı ve kanunu yazmak halkın seçtiği meclisin işidir. Halkın çoğunluğu fıtrata uyma mecburiyetinin farkında ise onun seçeceği temsilciler de fıtrata ve vahye uygun kanun yapar. Demokrasi böylece vahyin 

halk tarafından içselleştirilmesini ve kanunların da vahye uygun olmasını sağlayan bir araç olur. Vatandaşlarının büyük çoğunluğun gönüllü olarak vahye uyduğu ve uymadığı hallerde de vahyin 

verdiği cezanın kendisine tatbikine gönüllü biçimde razı olduğu bu devlet, yukarıda da açıkladığımız gibi bir cazibe devleti olmanın asgari şartlarına ulaşmış olur ve hürriyetlerin de yardımıyla her gün daha iyiye gider. Dindar bir insan dürüst değil ise bu onun dindarlığının da eksik veya göstermelik olduğuna işaret eder. Zira ahirete ve büyük hesaba hakikaten inanan bir kişi, bir haksızlığı, ancak bilmeden ve istemeden ya da kendi içtihadınca adalet zannederek yapabilir.” dedi.

Programda, Yeni Asya gazetesi yazarlarından Halil Uslu'da Bediüzzaman üzerine kısa bir konuşma yaptı

* * *

Yeni Asya / İzmit

Haber Merkezi

Okunma Sayısı: 2204
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı