Türkiye İMSAD araştırmasına göre toplumun yüzde 58,3’ü deprem kaygısı taşıyor, yüzde 45,5’i ise kendisini depreme hazır hissetmiyor. Depreme hazırlık ve temel tedbirlerde de ciddi eksikler bulunuyor.
Deprem hazırlığı ahlaki sorumluluktur
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) tarafından yayımlanan “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci” başlıklı araştırma, vatandaşların deprem algısı, kaygı düzeyi ve somut tedbir alma pratiklerini göz önüne serdi.
Araştırmaya katılanların yüzde 58,3’ü deprem kaygısı taşıdığını belirtirken, yüzde 45,5’i olası bir afete karşı kendisini hazırlıksız hissediyor. Katılımcıların yüzde 54’ü ise yaşadığı bölgeyi deprem açısından “çok riskli” olarak tanımlıyor.
Tedbirler yetersiz
Dünya Gazetesi’nin haberine göre araştırma bulguları, afete hazırlık konusunda günlük yaşam pratiklerinde belirgin eksiklikler olduğunu gösteriyor.
Acil Toplanma Alanı: Katılımcıların yüzde 55,2’si yaşadığı bölgedeki acil toplanma alanının yerini bilmiyor.
Deprem Çantası: Katılımcıların yüzde 73,1’inin evinde deprem çantası yer almıyor.
Binaların güvenliği belirsiz
Çalışma, bina güvenliği konusundaki algı ile teknik tesbitler arasındaki çelişkiyi de ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 59,4’ü oturduğu yapıyı emniyetli bulduğunu ifade ederken, yüzde 74,5’i bugüne kadar konutu için herhangi bir risk tespiti yaptırmadığını kaydetti.
Somut adımlar atılmalı
Sonuçları değerlendiren Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Savcı, 2025’te Türkiye’de 53 bin 262 deprem meydana geldiğini belirterek, deprem farkındalığının somut tedbirlere dönüşmesi gerektiğini söyledi. İstanbul’da kentsel dönüşüme alınan 1 milyon 274 bin bağımsız bölümün 276 bininde çalışmalar sürerken, katılımcıların yüzde 57,7’si dönüşüm desteklerinden habersiz olduğunu, yüzde 71,2’si ise güvenilir bilgiye ulaşmakta zorlandığını belirtti.
***
İstanbul risk altında
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümünde İstanbul’un muhtemel büyük afete hazırlığı tartışılırken, Türk Deprem Araştırma Dergisi’nde yayımlanan bilimsel bir çalışma binalardaki gizli tehlikeye dikkat çekti.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Eşref Yalçınkaya tarafından yürütülen araştırmada, yapıların doğal titreşim frekansı ile bulundukları zeminin frekansının birbirine yaklaşması sonucu ortaya çıkan rezonans riski mercek altına alındı. Halkalı’daki bir binanın titreşim frekansı 1,33 Hz, zeminin hakim frekansı ise 1,1 Hz olarak ölçüldü.
Frekans Çakışma İndeksi’nin 0,88 çıkması, “güçlü rezonans çakışması” olarak değerlendirildi. Araştırmaya göre bu durum, deprem dalgalarının yapıya aktardığı enerjiyi artırabilir. Araştırmaya göre zemin ve binanın frekanslarının çakışması, deprem dalgalarının enerjisini binanın en hassas olduğu aralıkta büyüterek yapıya aktarıyor.
Haber Merkezi