"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mücevherler ve balonlar

H. Muharrem OKUR
31 Ekim 2020, Cumartesi
Kemal TANER Eskişehir hapsinin Son Şahitlerinden birisidir. Kemal Taner o günlerde sanık olarak değil, stajyer avukat olarak bulunuyormuş. Ankara Hukuk Fakültesi’nde talebe iken Eskişehir Adliyesi’nde de avukatlık stajı yapıyormuş.

O yıllarda hukukta talebe olanlar aynı zamanda staj da yapabilirlerdi. Kemal Taner, gerek mahkemeye, gerekse hapishaneye rahatlıkla girip çıkıyordu. Hapishanede Bediüzzamanla aralarında geçen bir konuşmayı bize şu şekilde nakletti:

“Hapishaneye yanına görüşmeye gitmiştim. Namazı yeni kılmış, tesbih çekiyordu. Elini öptükten sonra kendilerine dedim ki: ‘Efendim, size birçok keramet gösterir diyorlar. Halbuki ben sizden herhangi bir harika hal ve vaziyet görmedim. Eğer böyle bir şey gösteriyorsanız, bana da gösterin, meselâ şu elinizdeki tesbih kendi kendine yürüsün.’

“Bediüzzaman tebessüm etti. Bana temsili şu hikâyeyi anlattı: “Bir adamın çok sevdiği, sevimli, sevgili bir tek oğlu varmış. Adam bu kıymetli yavrusuna, çok değerli bir hediye almak için, kuyumcu dükkânına götürmüş. Çok değerli elmas ve mücevherattan hangisini beğenir ve isterse oğluna alacakmış. Mücevherat dükkânında, kuyumcu adam, dükkânı süslemek için; tavana, çok çeşitli renklerde, kırmızı, yeşil, mavi, mor, pembe, sarı her renkte büyük balonlar asmış. Çocuk dükkâna girince mütemadiyen tavandaki balonlara bakarak, ‘Baba ben bu balonlardan isterim’ diye tutturmuş, başlamış ağlamaya. Adam, ‘Oğlum, ben sana çok pahalı ve kıymetli, elmas mücevher alacağım’ diyormuş. Çocuk ise, ‘Ben balon isterim’ diye ağlayıp duruyormuş. Bu misali bana anlatan Bediüzzaman, sözlerine devamla:

“Ben Kur’ân’ın elmas ve mücevherat dükkânının bekçisiyim, dellâlıyım. Ben baloncu değilim. Benim dükkânımda, benim pazarımda, Kur’ân’ın ebedî ve ölümsüz elmasları var. Ben bunlarla meşgulüm. Ben Kur’ân nurunu ilân ediyorum, balonculuk yapmıyorum’ dedi.

“Bediüzzaman’ın ne demek istediğini anlamıştım, yaptığım hareketten dolayı mahçup olmuştum.” (Son Şahitler 2, Yeni Asya Yayınları)

MEKTUP

Selâmünaleyküm,

Adım Ahmet, evli ve bir çocuk babasıyım. Dört yıldır ceza evinde yatıyorum. Bu size yazdığım ikinci mektup. İlk mektubumda Külliyat istemiştim, göndermiştiniz. Dışarıda Risale okuyordum, ancak kendime ait hiç Külliyatım olmamıştı. Bu zor zamanda bana gönderdiğiniz Külliyat, benim için dünyalar değerinde.

İmkânlarımız kısıtlı olduğu için, bu ikinci mektubumda da kitap isteyecektim. Üstadımız ve talebelerinin hayatı ilgili kitaplara çok ihtiyacım var. Ayrıca öğretmen olduğum için eğitime yönelik kitaplara ihtiyacım var. (Son gelen mektuplardan)

NOT: Mağdur yakınlarına Külliyat hediye ediyoruz.

Okunma Sayısı: 1751
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı