H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİK
Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin ve Nur Talebelerinin hayatında pek çok ibretlik olaylar ve mekânlar olmakla birlikte Afyon Hapishanesinin yeri ayrıdır. Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte 1948 yılının Ocak ayında şiddetli bir kış vakti Afyon zindanlarına konulmuştur.
Afyon hapsinde, Bediüzzaman’ın “Bu beşinci koğuş bir nevî tecrithane…” 1 şeklinde bahsettiği tek hücreli dondurucu soğuk altında bir mekânda tutulması, bununla da kalınmayıp gizli düşmanlarınca zehirlenmesi yürekleri sızlatan bir hâdise olarak tarihe geçmiştir. Tüm bu zorluklara, imkânsızlıklara rağmen Afyon hapishanesi Kur’ân’ın nuruyla mucizevârî hâllere de zemin olmuştur.
Bediüzzaman, çok zor şartlar altında “Elhüccetüzzehra” ismini verdiği bir şâheseri telif ederek, ehl-i imanın istifadesine sunmuştur. Hayatta kalmanın bile güç olduğu bir zeminde böyle bir eserin telif edilmesi benzeri görülmemiş bir hâdisedir. Yine bu hapishanede katillerden namaza başlayanların olması, Nur talebelerinin fevkalâde yüksek sebat ve metanetleri, mahkeme safahatında donmuş kalplerin Üstad’ın ve Nur talebelerinin iman ateşiyle erimesi, Afyon’un sert kışında açan bahar çiçekleri gibidir. Her şart ve hâlde, en karanlık zamanlarda Kur’ân’a başvuran ve oradan süzülen hakikatleri eserlerine alan Üstad; o karanlık zindanda bulunan talebelerine seslenir: “Sizi taziye değil, belki tebrik ediyorum…” 2
Talebeleriyle birlikte geleceğe de sesleniştir bu. Yani o karanlık, soğuk, musibetli zindan altındayken felâket durumundaki üzüntüyü azaltacak sözler manasındaki taziye değil, kutlama manasında tebrik eder Said Nursî. Bu dehşetli hapishaneye yine Medrese-i Yusufiye namını verir ve pek çok hikmetlere binaen Nur talebelerinin orada bulunduklarını aktarır. Risale-i Nurların fütuhatının artarak devam ettiğinden ve hapis musibetinin pek çok hayırlara vesile olduğundan bahseder. Ve kıyamete kadar rehber olacak Kur’ân’dan bir düsturu da hatırlatır: “Umulur ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırdır.” (Bakara Suresi: 216)3 Neticede Afyon zindanlarının karanlığı ve soğuğu Nur’un aydınlığını ve ateşini söndürememiştir. Dolayısıyla, iman-Kur’ân hizmeti yolunda sevmekte zorlandığımız, hoşlanmadığımız, bizlere kötü görünen hâllerle ve olaylarla karşılaşabiliriz. Kadere teslim ve rızayla, mevcut durumdan istifadeye odaklanarak biraz da öz muhasebeyle sebat ve metanet bizleri hayra ulaştıracaktır inşaallah.
Dipnotlar:
1- Şualar, s. 631.
2- Age., s. 506.
3- Age., s. 506.