Kâinata hiç dikkatli bakıyor muyuz? Kâinatta birçok şeyin küresel bir şekilde olduğunu görebiliyor muyuz?
Atom, yıldızlar, yağmur damlası, gezegenler, elektronlar, gezegen yörüngeleri, göz, eklemler, kafatası, inci, yumurta nereye bakarsak küresel bir şekil görüyoruz. Bunlar tesadüf mü, yoksa kâinatın sahibi Allah’ın (cc) bir hikmeti mi? Peki Allah (cc) kâinatta neden küresel şekillere bu kadar geniş yer vermiştir? Bu şekillerde hangi hikmetler vardır? İnsan, kusursuz bir daire çizmeye veya düzgün bir küre oluşturmaya çalıştığında bunun ne kadar hassas ölçüler gerektirdiğini fark eder. Bu ise kâinatta görülen sayısız küresel şeklin tesadüfen değil, sonsuz ilim ve kudret sahibi bir Yaratıcının eseri olduğunu daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
Küre olmasının bir başka sebebi ise küre en az sürtünme kat sayısına sahip cisimdir ve küre en az malzemeyle en çok hacim kaplayan kusursuz bir geometrik şekildir. Allahü Teala kâinatta bolca bu geometriyi kullandığı gibi vücudumuzda da bolca bu geometriyi kullanmıştır. Kanımızdaki eritrositler (alyuvarlar) damarlarda takılmadan akabilmesi için yuvarlak hatlara sahiptir. Vücudumuzdaki omuz ve kalça gibi eklemlerin yıllarca yüksek performansla, birbirine sürtünüp, aşınmadan çalışabilmesi bu sırra dayanıyor. Peki kâinatta ne tür örnekler var? Günümüzü aydınlatan Güneş neden köşeli bir küp ya da piramit şeklinde değildir? Çünkü Güneş’in, ürettiği ısıyı ve ışığı uzayın her yönüne, her gezegene eşit ve adil bir şekilde dağıtabilmesi için merkezden dışarıya doğru eşit mesafeye sahip (küresel) olması şarttır.

Sadece maddeler değil, hareketler de daireseldir. Evet, kâinattaki bu “yuvarlak” nizam sadece sabit cisimlerde değil, hareketlerde de geçerlidir. Elektronlar atom çekirdeği etrafında dairesel döner. Gezegenler Güneş’in etrafında dairesel/eliptik bir yörünge çizer. Koskoca galaksiler (Samanyolu gibi) sarmal bir girdap şeklinde, bir merkez etrafında döner. Yani kâinatta düz ve köşeli bir kaos değil; merkezî olan, bir ahenk etrafında pervane gibi dönen bir zikir hali vardır.
Ey insanoğlu hiç kafamızı kaldırıp etrafa baktık mı? Hiç düşündük mü? Peygamber Efendimizin (asm) dediği gibi “Bir saat tefekkür, bir yıl nafile ibadetten daha hayırlıdır.” 1 Hiç tefekkür ettik mi? Yazıyı Risale-i Nur’dan şu alıntı ile bitirmek istiyorum.
“Şu kâinatın mevcudatı, zerrelerden tâ seyyarata ve şümuslara kadar Sâni-i Zülcelâl’in ismini okuyorlar, tesbih ediyorlar. Hattâ zerrelerin hareketleri ve şu eşyadaki tahavvülât, Hâlık-ı Zülcelâl’in emriyle, izniyle, havl ve kuvvetiyle bir nevi zikirdir, tesbihtir. Nasıl ki muazzam bir meclis-i zikirde, bir halka-i tehlilde her bir zâkir kendi lisan-ı mahsusuyla zikreder, döner; fakat o zikrin ve dönüşün bütün zâkirlerin zikriyle kusursuz bir münasebeti ve bir âhengi vardır. Aynen öyle de; şu kâinattaki bütün zerrat ve mevcudat, muazzam bir hendese ve mizan içinde, Mevlevî gibi cezbeye gelmiş, kemal-i şevk ile pervane-vâr zikredip Sâni-i Hakîm’i tesbih ediyorlar. Hiçbir zerre ve hiçbir yıldız, o kusursuz dairesel nizamdan zerre miktar dışarı çıkamıyor.” 2
Dipnotlar:
1- Suyûtî, Câmiu’s-Sağîr.
2- Sözler, Otuzuncu Söz, Zerre Risalesi