Haber7.com’da Ramazan Dengiz imzasıyla yayımlanan “FETÖ’nün Türkiye’de yayın yapan borazanı 15 Temmuz üzerinden hesaplaşma çağrısında bulundu” başlıklı haber ne insanidir ne de ahlakidir.
Birinci Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz
İkinci Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (2)
Üçüncü Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (3)
Dördüncü Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (4)
Beşinci Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (5)
Altıncı Bölüm: On yılın ardından 15 Temmuz (6)
İlgili haberde, gazetemiz Yeni Asya’ya yönelik asılsız ve mesnetsiz ithamlarda bulunulmuş; “On Yılın Ardından 15 Temmuz” başlıklı beş günlük yazı dizimizden alınan bazı cümleler bağlamından koparılarak kamuoyuna bütünüyle farklı bir anlamla sunulmuştur.
Haberdeki değerlendirmeler, yazı dizisinin ana mesajını yansıtmadığı gibi, metnin bütününde açıkça reddedilen görüşleri Yeni Asya’ya isnat etmektedir. Bu okuduğunu anlayamamaktan kaynaklanan bir çarpıtma ise bir yönüyle mazur görülebilir; ancak bir kast-ı mahsus söz konusu ise doğuracağı dünyevi ve uhrevi sonuçlar nedeniyle tekzip sorumluluğunu gerektirir. Bu noktada kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki hususların açıklanması zarurî hale gelmiştir.

Darbelere, darbecilere öteden beri karşı olan Yeni Asya darbecileri değil, hakkı ve hukuku savunmuştur.
Haber7’nin, Yeni Asya’nın “cuntacıları savunmayı bir vazife olarak gördüğü” yönündeki iddiası Yeni Asya’nın varlık sebebiyle örtüşmeyen bir çarpıtmadır ve tarihi gerçeklere aykırıdır.
Dizi yazımızın ana fikirlerinden biri de darbe ve darbeci karşıtlığıdır. Yazı dizisinin daha ilk bölümünde 15 Temmuz teşebbüsü, “demokrasi tarihimize kara bir sayfa halinde geçen kanlı bir darbe teşebbüsü” olarak nitelendirilmiş; seçilmiş idareyi silah zoruyla devirmeye yönelik her teşebbüsün millet iradesine, anayasal düzene, hukuka, meşruiyete ve insan hayatına saldırı olduğu açıkça belirtilmiştir.
Aynı bölümde, darbe teşebbüsüne karşı hayatını kaybeden şehitlerimiz rahmetle yâd edilmiş, gazilerimize şükran ifade edilmiş ve Yeni Asya’nın 15 Temmuz gecesinde millet iradesinin ve anayasal düzenin yanında yer aldığı açıkça vurgulanmıştır.
Yazı dizisinde anlamı ve bağlamı son derece açık olan “Darbeciler ve suça iştirak edenler hukuk içinde cezalandırılmalı; fakat masumların hukukunu zayi edecek toptancı ve genelleyici uygulamalardan uzak durulmalıdır.” ifadesinin “cuntacılığı savunmak” olarak nasıl anlaşılabildiği hakikaten merak uyandırıcıdır.
Burada savunulan hususun darbeciler değil; suçun şahsiliği, masumiyet karinesi, kanunilik ilkesi ve adil yargılanma hakkı olduğu son derece açıktır. Darbeyi planlayan, yöneten, emir veren, silah kullanan ve insanların ölümüne sebep olan kişilerin yargılanarak cezalandırılmasını istemek ile somut suçu bulunmayan insanların topluca cezalandırılmasına itiraz etmek birbirinin alternatifi değildir. Hukuk devleti her ikisini aynı anda gerçekleştirmek zorundadır.
“FETÖ’nün borazanı” şeklindeki yakışıksız ithamını metnin kendisi çürütmektedir
Haberde kullanılan “FETÖ’nün Türkiye’deki borazanı” ve “FETÖ’nün kliklerinden Yeni Asya” ifadeleri, en basit ifadeyle yakışıksız, tahkir edici ve maksatlı isnatlardır. Yeni Asya tarihinin ispat ettiği şekilde, “FETÖ borazanlığı” Türkiye’deki birçok şahıs, kurum ve kuruluşa teşmil edilebilir; ancak Yeni Asya’ya asla!
Haber7’nin hedef aldığı yazı dizisinde Gülen yapılanmasının devletçi, gizli, hiyerarşik ve bürokratik güç merkezli yöntemi açıkça eleştirilirken yazıda böyle bir çarpıtmaya başvurulması ayrıca düşündürücüdür. Ayrıca metinde, Risale-i Nur hizmetinin gizli gündem taşıyan, devleti ele geçirmeyi hedefleyen ve bürokratik kadrolaşmayı hizmet metodu haline getiren bir anlayışla bağdaştırılamayacağı da açıkça belirtilmiştir. Böyle bir seri yazıyı yayımlayan gazeteyi, eleştirdiği yapılanmanın “borazanı” olarak göstermek habercilik olarak kabul edilebilir mi?

“Takiyye ” iddiası tam bir tahriftir
Haber7, yazı dizisindeki “Haklı bir dava, yanlış bir üslupla, aşırı tekrarlarla, tek cepheli bir anlatımla…” şeklindeki ifadeyi bağlamından koparmış ve burada “cuntacıların hakkını savunurken nasıl takiyye yapılacağının anlatıldığını” ileri sürmüştür.
Bu iddia hem cümlenin yer aldığı bölümün konusu hem de yazı dizisinin bütünü bakımından gerçek dışıdır.
Söz konusu bölüm, asla darbecileri veya herhangi bir yapılanmayı savunmamaktadır. Dikkatli bir okumayla bu bölümde Yeni Asya’nın kendi yayın politikası bakımından adalet talebi ile iman hizmeti arasındaki gündeminin sıklık, üslup ve tesir dengesinin tartışıldığı anlaşılacaktır. Metinde, bir haksızlığın sürekli ve neredeyse tek gündem haline getirilmesinin, gazetenin iman, ahlâk, gençlik, aile, eğitim, demokrasi ve hürriyet gibi diğer vazifelerini gölgeleme riski taşıdığı ifade edilmekte, aslında Türkiye’nin ve İslam dünyasının daha kronik ve derin problemlerine işaret edilmektedir.
Metinde “Gülen Yapılanması ve Nurculuk Tartışması” bölümünde; aidiyeti gizlemek, dindarlığı saklamak, kimlik gizlemeyi veya taktiksel davranışı hizmet yöntemi haline getirmek açıkça reddedilirken ve bunların Risale-i Nur’un ahlâkî ölçüleriyle bağdaşmadığı belirtilirken gazetemize “takıyye” ithamında bulunabilmek en basit ifadeyle dürüstlük sınırlarını aşmaktır.
“Hesaplaşma” çağrısı kin ve intikam çağrısı değil, bir muhasebe çağrısıdır
Haberde, yazı dizisindeki “hesaplaşma” kelimesi de bağlamından koparılmıştır. Metnin tam cümlesi şöyledir:
“Türkiye’nin yeni krizler yaşamaması için hem darbe zihniyetiyle hem de darbe sonrasında ortaya çıkan uygulamalarla aynı anda ve aynı ilkesel tutarlılıkla hesaplaşması gerekir.”
Burada kullanılan “hesaplaşma”; intikam, öfke, sokak hareketi veya toplumsal çatışma çağrısı değil, tam tersine bir muhasebe çağrısıdır. Gazetemizi itham edenlerin yetiştikleri çatışma, kutuplaşma kültürü içinde her “hesaplaşma” ifadesini rövanş ve hesap sorma duygusu içinde değerlendirmeleri bir noktaya kadar anlaşılabilir, fakat Yeni Asya’nın müsbet hareket; hakkı hukuk içinde savunmak, asayişi bozmadan hakikati söylemek, adalet istemek ve intikam, tahrip ve menfi hareket yoluna sapmamak bağlamından kullandığı kelimeyi bu derece çarpıtmak kabul edilemez.
Nitekim seri yazının temel çağrısı, “intikam değil adalet, tasfiye değil hukuk, dışlama değil ıslah” şeklindedir. Haber7’nin bu ifadeleri bir “hesaplaşma çağrısı” başlığıyla sunması, kelimeyi bağlamından ve metnin açıkça benimsediği müsbet hareket ilkesinden koparmaktadır.
Bir hükümet sistemini eleştirmek milleti karalamak değildir
Haberde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilerin “vatandaşın iradesini karalamak” anlamına geldiği de hayret verici bir şekilde ileri sürülmektedir.
Bir yönetim sisteminin kuvvetler ayrılığı, Meclis denetimi, yargı bağımsızlığı ve yürütme gücünün yoğunlaşması bakımından eleştirilmesi, millet iradesini karalamak değildir. Demokratik tercihlerin ve anayasal düzenlemelerin eleştirilmesi de demokratik hayatın tabiî bir parçasıdır. Yeni Asya’ya bu noktada bir eleştiri getirilmesi, Siyasal İslamcılık anlayışının bu anlayışın hala çok uzağında olduklarını göstermesi bakımından esef vericidir.
Seri yazımızı okuyanlar, vatandaşlara, seçmenlere veya onların tercihlerine yönelik herhangi bir hakaret ya da küçümseme bulunmadığını rahatlıkla göreceklerdir. Aksine metin, demokrasiyi ve millet iradesini yüceltmektedir. Eleştiri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurumsal sonuçlarına yöneliktir ve bu durum bugün Türkiye’deki temel tartışma konularından biridir.
Yeni Asya ne demiştir?
Yeni Asya’nın beş günlük yazı dizisindeki tavrı son bölümde açıkça özetlenmiştir:
Yeni Asya darbeye ve darbecilere karşı çıkmış, suça iştirak edenlerin hukuk önünde hesap vermesini istemiştir. Bununla birlikte toptancı aklama yapmadığı gibi toptancı suçlamaları da reddetmiş; suçun şahsiliğini, delillerin bireyselleştirilmesini ve adil yargılama hakkını savunmuştur.
Gülen yapılanmasının gizli, devletçi, hiyerarşik ve bürokratik güç merkezli anlayışıyla Yeni Asya’nın sivil, şeffaf ve meşverete dayanan hizmet çizgisinin birbirinden farklı olduğunu belirtmiştir. Darbeyi “tiyatro” veya “senaryo” olarak nitelendirmemiş; 15 Temmuz’u kanlı ve hain bir darbe teşebbüsü olarak tanımlamıştır. İntikamı, tahrip dilini, hukuk dışı tasfiyeyi ve yeni kamplaşmaları çözüm olarak görmemiştir.
Bütün bunları görmezden gelerek birkaç cümleyi seri yazının bütünüyle ilgisiz başlıklar altında sunmak, okuyucuyu bilgilendirmek değil, menfi bir şekilde yönlendirmektir.
Haber7.com’u, Yeni Asya’ya yönelik delilsiz ve tahkir edici “FETÖ’nün borazanı” ve “FETÖ’nün kliki” ifadelerini geri çekmeye; yazı dizimizin anlamını tersine çeviren değerlendirmelerini düzeltmeye ve bu cevap metnini aynı görünürlükte yayımlamaya davet ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
YENİ ASYA